Yaşlılık Sosyolojisinin İnsan Hakları Perspektifinden Okunması

Author :  

Year-Number: 2026-Cilt 12 Sayı 5
Language : Türkçe
Subject : Sosyoloji
Number of pages: 804-815
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Bu çalışma yaşlılığı “sorunlu bir yaşam evresi” olarak değil, hak temelli bir yurttaşlık meselesi olarak yeniden ele alma amacındadır. Günümüzde dünya nüfusunun hızla yaşlanması, yaşlılık olgusunu yalnızca demografik bir dönüşüm değil, aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve normatif boyutları olan çok katmanlı bir süreç haline getirmiştir. UNFPA (2026) verilerine göre 65 yaş ve üzeri nüfus oranı küresel ölçekte hızla artmakta, bu durum yaşlılığın sosyal politika alanının ötesine geçerek insan hakları tartışmalarının merkezine yerleşmesine yol açmaktadır. Çalışma, yaşlılığın tarihsel olarak değişen anlamlarını, kuramsal yaklaşımlarını ve güncel toplumsal sorunlarını ele alarak, bu süreci hak temelli bir çerçevede yeniden yorumlamaktadır. Araştırma, klasik yaşlılık sosyolojisinin çoğunlukla yoksulluk, bakım ihtiyacı, sosyal dışlanma ve bağımlılık gibi sorun odaklı yaklaşımlarına karşılık, insan hakları perspektifinin yaşlı bireyi pasif bir yardım nesnesi değil, aktif bir hak öznesi olarak konumlandırdığını ileri sürmektedir. Bu bağlamda eşitlik ve ayrımcılık yasağı, sosyal güvenlik hakkı, sağlık ve bakım hakkı ile katılım hakkı gibi temel insan hakları alanları yaşlılık deneyimiyle ilişkilendirilmiştir. Ayrıca yaş ayrımcılığı, dijital eşitsizlikler ve yapısal dışlanma gibi güncel sorunların, yalnızca sosyal politika değil, aynı zamanda hak ihlali bağlamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda çalışma, yaşlılığın yalnızca biyolojik veya ekonomik bir süreç değil, aynı zamanda insan onuru, eşit yurttaşlık ve sosyal adalet ilkeleriyle doğrudan ilişkili bir insan hakları alanı olduğunu ortaya koymaktadır.

Keywords

Abstract

This study aims to re-examine old age not as a "problematic stage of life," but as a rights-based civic issue. In today’s world, the rapid increase in the elderly population has transformed aging from a purely demographic shift into a multidimensional phenomenon with social, economic, and normative implications. According to UNFPA (2026), the proportion of people aged 65 and over is increasing significantly worldwide, making aging not only a matter of social policy but also a central issue within human rights debates. The study explores the historical meanings of aging, major theoretical approaches in the sociology of aging, and contemporary social problems, and reinterprets these dimensions within a rights-based framework. The research argues that classical approaches in the sociology of aging tend to focus on problems such as poverty, care dependency, social exclusion, and vulnerability, whereas a human rights perspective reconceptualizes older individuals as active rights-holders rather than passive recipients of care. In this context, key human rights domains—such as equality and non-discrimination, social security, the right to health and care, and participation rights—are directly linked to the lived experience of aging. Furthermore, contemporary issues such as ageism, digital inequality, and structural exclusion are interpreted not merely as social policy concerns but as potential human rights violations. In conclusion, the study demonstrates that aging is not only a biological or economic process but also a fundamental human rights field closely associated with human dignity, equal citizenship, and social justice.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics