Türkiye, Suriye'deki iç savaş nedeni ile büyük bir sığınmacı akınına uğramış ve bu durum, devletin göç yönetimi kapasitesini test eden bir süreç olmuştur. Başlangıçta açık kapı politikası benimseyerek sığınmacıları kabul etmiş ancak zamanla bu politika daha kontrollü ve seçici bir yaklaşıma dönüşmüştür. Bu dönüşüm, devlet kapasitesinin yalnızca idari değil, aynı zamanda hukuki, kurumsal ve toplumsal boyutlarının da yeniden yapılandırılmasını gerektirmiştir. Türkiye’nin göç yönetimi, çok aktörlü bir yönetişim yapısına evrilmiş ve hem yerel hem de merkezi düzeydeki aktörler arasında koordinasyon ve iş birliği önem kazanmıştır. Ancak göç yönetimindeki kapasite artışı, her düzeyde eşit şekilde gerçekleşmemiş ve yerel yönetimlerin yetersiz kaynaklar ve yasal yetkilerle mücadele ettiği durumlar ortaya çıkmıştır. Göç yönetiminin etkinliğini sınırlayan bir diğer unsur da merkezi ve yerel aktörler arasındaki koordinasyon eksiklikleridir. Ayrıca Türkiye’nin göç yönetimi politikaları, iç politikada önemli bir tartışma konusu haline gelmiş ve toplumun göçmenlere yönelik tutumları da bu süreçte belirleyici bir rol oynamıştır. Bu çalışma, Türkiye’nin devlet kapasitesinin çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ve bu yapının göç yönetimi bağlamında nasıl evrildiğini incelemektedir. Arap Baharı sonrasında Türkiye’de devlet kapasitesi zorluklar ve sınırlarla karşı karşıya kalmasına rağmen esneklik, uyum ve adaptasyon kapasitesinde olumlu bir ivme kazanmıştır.
Turkey has experienced a massive influx of refugees due to the civil war in Syria, and this situation has put the state’s migration management capacity to the test. Initially, Turkey adopted an open-door policy to accept refugees, but over time, this policy evolved into a more controlled and selective approach. This transformation required the restructuring of state capacity not only in administrative terms but also in legal, institutional, and social dimensions. Turkey’s migration management has evolved into a multi-stakeholder governance structure, and coordination and cooperation between actors at both the local and central levels have gained importance. However, the increase in migration management capacity has not occurred equally at all levels, leading to situations where local administrations have struggled with insufficient resources and legal authority. Another factor limiting the effectiveness of migration management is the lack of coordination between central and local actors. Furthermore, Turkey’s migration management policies have become a major topic of debate in domestic politics, and public attitudes toward migrants have also played a decisive role in this process. This study examines the multidimensional nature of Turkey’s state capacity and how this structure has evolved within the context of migration management. Despite facing challenges and limitations following the Arab Spring, Turkey’s state capacity has gained positive momentum in terms of flexibility, adaptability, and the ability to adjust.