|
Bu çalışma, geç modern dönemin belirleyici özelliklerinden biri olan akışkanlık koşulları içerisinde Z kuşağının zaman tüketimi pratiklerini sosyolojik bir perspektiften incelemektedir. Modern toplumlarda zaman, bireysel planlamaya konu olan nötr bir kaynak olmaktan çıkarak; üretkenlik, hız ve performans beklentileri doğrultusunda yapılandırılan, denetlenen ve tüketilen bir toplumsal olguya dönüşmektedir. Bu çerçevede zaman tüketimi, bireylerin zamanı nasıl kullandıklarından ziyade, zamanın hangi toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar altında bireyler için kaçınılmaz biçimde tüketildiğini görünür kılan analitik bir kavram olarak ele alınmaktadır. Çalışmanın kuramsal arka planı, Bauman’ın akışkan modernite yaklaşımına dayanmaktadır. Araştırma, Kırıkkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören ve Z kuşağına mensup 21 öğrenciyle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelere dayalı nitel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinin gündelik yaşamlarında zamanlarını büyük ölçüde eğitim süreçleri, ekonomik kaygılar doğrultusunda çalışma pratikleri ve dijital mecralar arasında bölüştürdüklerini ortaya koymaktadır. Boş zamanın, dinlenme, sosyalleşme ve kendini gerçekleştirme alanı olmaktan giderek uzaklaştığı; sınırlı mekânsal, ekonomik ve kültürel imkânlar nedeniyle internet ve sosyal medya aracılığıyla telafi edilmeye çalışılan bir zaman dilimine dönüştüğü görülmektedir. Akışkan modernitenin ürettiği belirsizlik, güvencesizlik ve hız kültürü, gençlerin zaman algısını parçalamakta; zaman üzerinde denetim kuramama hissini derinleştirmektedir. Bu durum, Z kuşağının zaman tüketimi pratiklerinin bireysel tercihlerden ziyade yapısal koşullar tarafından belirlendiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, üniversite öğrencilerinin zaman tüketiminin ahlaki, bireysel ya da kuşaksal bir sorun olarak değil; geç modern toplumun gençlere sunduğu imkânlar ve çizdiği sınırlarla ilişkili bir toplumsal olgu olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. |
This study examines Generation Z's time consumption practices from a sociological perspective within the fluid conditions that characterize the late modern era. In modern societies, time has ceased to be a neutral resource subject to individual planning; it has become a social phenomenon that is structured, controlled, and consumed in line with expectations of productivity, speed, and performance. Within this framework, time consumption is approached as an analytical concept that reveals not so much how individuals use time, but rather the social, economic, and cultural conditions under which time is inevitably consumed by individuals. The theoretical background of the study is based on Bauman's approach to liquid modernity. The research is designed as a qualitative study based on semi-structured interviews with 21 students belonging to Generation Z who are studying at the Faculty of Humanities and Social Sciences at Kırıkkale University. The findings reveal that university students largely divide their time in their daily lives between educational processes, work practices driven by economic concerns, and digital platforms. It is observed that free time is increasingly moving away from being an area for rest, socialization, and self-actualization; it is transforming into a time period that is attempted to be compensated for through the internet and social media due to limited spatial, economic, and cultural opportunities. The uncertainty, insecurity, and culture of speed produced by liquid modernity fragment young
|
people's perception of time; it deepens the feeling of not being able to control time. This situation reveals that Generation Z's time consumption practices are determined by structural conditions rather than individual preferences. The study shows that university students' time consumption should be evaluated not as a moral, individual, or generational problem, but as a social phenomenon related to the opportunities offered to young people by late modern society and the boundaries it draws. |