Bu çalışma, aşk kavramını psikanalitik kuram çerçevesinde ele alan kuramsal bir derleme niteliğindedir. Psikanalitik literatürde aşk, tekil bir açıklama modeliyle kavramsallaştırılmaktan ziyade, farklı kuramsal yönelimler doğrultusunda öznenin ruhsal yapılanması, arzu dinamikleri ve nesneyle kurduğu ilişkinin niteliği üzerinden yeniden düşünülmüştür. Bu bağlamda çalışmada, Freudcu metapsikolojide aşkın narsisizm ve libidinal yatırım ile ilişkisi, nesne ilişkileri kuramlarında sevgi, ambivalans ve onarım süreçleriyle bağlantısı ve Lacancı yaklaşımda aşkın eksiklik ve arzu ekseninde nasıl kavramsallaştırıldığı tartışılmıştır. Ayrıca klinik yazın ışığında, narsisistik, histerik ve sınır örüntülerde aşkın farklı yaşantı biçimleri ele alınmıştır. Bu derleme, aşkı ne bütünüyle doyum sağlayan bir birleşme ne de başlı başına patolojik bir bağlanma olarak ele almakta; aksine, öznenin kendilik değeri, bağımlılık kapasitesi ve ötekiyle kurduğu ilişkiyi görünür kılan çok katmanlı bir deneyim alanı olarak değerlendirmektedir. Çalışmanın amacı, psikanalitik kuramın farklı hatları arasında bir okuma zemini oluşturarak, aşkın klinik ve kuramsal düzeyde daha bütüncül biçimde anlaşılmasına katkı sağlamaktır.
This study is a theoretical narrative review that examines love within psychoanalytic theory. Rather than relying on a single explanatory model, psychoanalytic approaches conceptualize love through the subject’s psychic structure, dynamics of desire, and modes of relating to the object. Accordingly, love is discussed in Freudian metapsychology in relation to narcissism and libidinal investment, in object relations theories through ambivalence and reparation, and in Lacanian theory through lack and desire. Clinical literature is further considered to highlight the experiential forms of love in narcissistic, hysterical, and borderline configurations. Love is approached neither as a fully gratifying union nor as inherently pathological attachment, but as a multilayered domain revealing self-esteem regulation, dependency capacity, and the subject’s relation to the Other. The aim is to offer an integrative psychoanalytic framework that supports a more comprehensive understanding of love at both theoretical and clinical levels.