Michele Roberts'ın In the Red Kitchen Romanının Radikal Feminizm ve Ataerkil Söylem Bağlamında İncelenmesi

Author :  

Year-Number: 2026-Cilt 12 Sayı 6
Language : İngilizce
Subject : Diğer...
Number of pages: 857-864
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Bu makale, ikinci dalga feminizm çerçevesinde Michèle Roberts’ın In the Red Kitchen adlı romanını inceleyerek, romanın feminist yazı eylemini ataerkil söyleme karşı-anlatı olarak nasıl kullandığını ortaya koymaktadır. Çalışma, Roberts’ın yazarlığı erkek merkezli ve otoriter söylemden uzaklaştırarak, parçalı, kolektif ve spiritüel olarak aracılanmış kadın ifade biçimlerine doğru yeniden yapılandırdığını göstermeyi amaçlamaktadır. Ouija tahtası, bastırılmış kadın tarihlerinin yeniden ortaya çıkmasına olanak tanıyan alternatif bir epistemolojik araç görevi görmektedir. Bu sürecin merkezinde, susturulmuş kadın tarihlerinin yeniden ortaya çıkmasını ve baskın, doğrusal tarih yazımına meydan okumasını sağlayan alternatif bir epistemolojik araç olarak işlev gören ouija tahtası yer almaktadır. Bu çerçevede bu çalışma ayrıca romanı, özellikle bilgi, dil ve kadın öznelliğini düzenleyen sembolik bir otorite yapısı olarak baba/pater kavramı olmak üzere, ataerkilliğin radikal feminist eleştirileriyle ilişkilendirerek okumaktadır. Roberts'ın anlatısı, kadın seslerinin tarihsel olarak ataerkil anlam oluşturma sistemleri içinde nasıl silindiğini ve kısıtlandığını ortaya koyarak, bu ataerkil sembolik düzenin yıkılmasını yansıtır. Bu bağlamda roman radikal feminizm çerçevesinde incelenerek kadın maneviyatıyla erkek otorite figürlerinin baskısından sıyrılabilmeyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu çalışma, susturulmuş kadın deneyimlerinin yeniden keşfedilmesini vurgulayarak ontolojik ve zamansal sınırların ötesinde kadınların nasıl bağlantı kurarak daha geniş bir feminist ses ve görünürlük politikası kazandıklarını göstermeyi hedefler.

 

Keywords

Abstract

This article examines Michèle Roberts' novel In the Red Kitchen within the framework of second-wave feminism, revealing how the novel utilizes feminist writing as a counter-narrative against patriarchal discourse. The study aims to demonstrate how Roberts restructures writing, moving away from male-centered and authoritarian discourse towards fragmented, collective, and spiritually mediated forms of female expression. At the heart of this process is the Ouija board, functioning as an alternative epistemological tool that enables the re-emergence of silenced women's histories and challenges dominnant, linear historiography. Within this framework, this study aims to analyz the novel in relation to radical feminist critiques of patriarchy, particularly the concept of the father/pater as a symbolic authority structure that regulates knowledge, language, and female subjectivity. Roberts' narrative reveals how women's voices have historically been silenced and restricted within patriarchal systems of meaning-making, reflecting the dismantling of this patriarchal symbolic order. In this context, the novel is examined within the framework of radical feminism, aiming to demonstrate how women can break free from the oppression of male authority figures through their spirituality. Therefore, this study aims to demonstrate the rediscovery of silenced women's experiences, demonstrating how women connect beyond ontological and temporal boundaries to gain a broader feminist voice and visibility.

 

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics