|
Depremler, ani ortaya çıkmaları, kontrol edilemez olmaları ve geniş kitleleri etkilemeleri nedeniyle bireylerin ruh sağlığı üzerinde derin ve kalıcı etkiler yaratabilen travmatik yaşantılar arasında yer almaktadır. Büyük ölçekli depremler sonrasında en sık bildirilen psikolojik sonuçlardan biri travma sonrası stres bozukluğudur. Bu alanda yürütülen bilimsel çalışmaların sayısında son yıllarda belirgin bir artış gözlenmesine karşın, deprem sonrası travma sonrası stres bozukluğu literatürünün yapısal özelliklerini, bilgi üretim merkezlerini ve araştırma eğilimlerini bütüncül biçimde ortaya koyan çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Araştırma, bibliyometrik analiz yöntemiyle yürütülmüştür. Çalışma kapsamında Web of Science ve Scopus veri tabanlarında indekslenen yayınlar incelenmiştir. Deprem ve travma sonrası stres bozukluğu ilişkisini ele alan çalışmalar, belirlenen anahtar sözcükler doğrultusunda taranmış; yayın yılı, dergi, yazar, ülke, kurum, atıf sayıları ve anahtar kelime örüntüleri analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerden ve ağ temelli analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular, deprem sonrası travma sonrası stres bozukluğu alanındaki yayın sayısının özellikle son yıllarda belirgin biçimde arttığını ve çalışmaların ağırlıklı olarak psikoloji, psikiyatri ve sağlık bilimleri alanlarında yoğunlaştığını göstermiştir. En fazla atıf alan yayınların stresle başa çıkma biçimleri, sosyal destek, psikolojik dayanıklılık ve risk faktörleri temalarında kümelendiği; uluslararası iş birliklerinin belirli ülkeler ve kurumlar etrafında yoğunlaştığı saptanmıştır. Ayrıca anahtar kelime analizleri, alanın zaman içinde klinik belirtilerden çok boyutlu psikososyal süreçlere doğru genişlediğine işaret etmektedir. Bu araştırma, deprem sonrası travma sonrası stres bozukluğu literatürünün bibliyometrik haritasını sunarak alanın gelişim dinamiklerini görünür kılmakta ve gelecekte yürütülecek kuramsal ve uygulamalı çalışmalara yön gösterici bir çerçeve sağlamaktadır. |
|
Earthquakes are considered among traumatic events that can create profound and long-lasting effects on individuals’ mental health due to their sudden onset, uncontrollable nature, and impact on large populations. One of the most frequently reported psychological outcomes following large-scale earthquakes is post-traumatic stress disorder. Although the number of scientific studies conducted in this field has increased markedly in recent years, research that comprehensively reveals the structural characteristics, knowledge production centers, and research trends of the post-earthquake post-traumatic stress disorder literature remains limited. This study was conducted using a bibliometric analysis approach. Within the scope of the research, publications indexed in the Web of Science and Scopus databases were examined. Studies addressing the relationship between earthquakes and post-traumatic stress disorder were identified through predefined keywords, and analyses were performed according to publication year, journal, author, country, institution, citation counts, and keyword patterns. Descriptive statistics and network-based analysis techniques were used in the analysis of the data. The findings indicate that the number of publications on post-earthquake post-traumatic stress disorder has increased substantially in recent years and that these studies are predominantly concentrated in the fields of psychology, psychiatry, and health sciences. The most highly cited publications were found to cluster around themes such as coping strategies, social support, psychological resilience, and risk factors, while international collaborations were observed to be concentrated around specific countries and institutions. In addition, keyword analyses suggest that the field has expanded over time from a primary focus on clinical symptoms toward multidimensional psychosocial processes. This study presents a bibliometric map of the post-earthquake post-traumatic stress disorder literature, making the developmental dynamics of the field visible and providing a guiding framework for future theoretical and applied research. |