






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2026 Sayı Cilt 12 Sayı 3</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3940</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Azerbaycan'da Çağdaş Görsel Sanat: Sovyet Mirasları, Konformist Süreklilikler ve Bağımsızlık Sonrası Dönüşümler</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89460</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89460</guid>
      <author>Vahid Novruzov</author>
      <description>&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 14.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;This article analyzes the development of contemporary visual art in Azerbaijan from the late Soviet period to the present, foregrounding the reciprocal entanglement of official aesthetics, nonconformist practices, and post‑independence transformations. Drawing on cultural‑historical methods and close readings of emblematic artists and projects, the study traces how Soviet cultural policy standardized visual languages under the rubric of socialist realism while simultaneously enabling specific local articulations&amp;mdash;notably the “severe style” associated with Tair Salakhov. The article highlights the emergence of nonconformist strategies in the 1960s&amp;ndash;70s (Mirjavad Javad, Ashraf Murad, Gorkhmaz Effendiyev, Kamal Akhmed, Rasim Babayev, Muslim Abbasov) and the subsequent turn, in the late 1980s and 1990s, toward conceptual, installation, and performance‑based practices among a new generation (Sabina Shikhlinskaya, Chingiz Babayev, Babi Badalov, Teymur Daimi). Particular attention is paid to the consolidation of a contemporary art infrastructure in the 2000s&amp;mdash;through curatorial initiatives such as “Zamanyn Ganadlary” (“Wings of Time”) and the participation of young artists in the Azerbaijani pavilion at the 2007 Venice Biennale&amp;mdash;along with case studies that exemplify the reconfiguration of national tradition in a global idiom (Faig Ahmed, Rashad Alekperov/Alakbarov, Farid Rasulov, Orkhan Huseynov, Jeyhun Ojadov). Rather than framing the Soviet past through nostalgia or negation, the article proposes an analytic model of cultural memory wherein inherited visual grammars are critically reworked to produce forward‑looking forms. The Azerbaijani case thus contributes to broader debates about how post‑Soviet visual cultures negotiate between local legacies and the demands of global contemporaneity.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İki Kültür Arasında Bir Eşik: Varoşların Buda’sı Adlı Romanda Melez Kimlik ve Aidiyet Arayışı</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89969</guid>
      <author>Kadir ÖgenMemet Metin Barlık </author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table style="height: 323px; width: 100.085%;" cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr style="height: 323px;"&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt; width: 100%;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -.5pt;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-no-proof: yes;"&gt;Sömürgecilik sadece siyasi ve ekonomik bir tahakküm biçimi değil, aynı zamanda kültürel ve psikolojik düzeylerde kalıcı izler bırakan tarihsel bir süreçtir. Klasik sömürge yapıları II. Dünya Savaşı’ndan sonra ortadan kalkmış olsa da kimlik, aidiyet ve temsil sorunları sömürgecilik sonrası dönemde farklı biçimlerde varlığını sürdürmüştür. Bu durum, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında gelişen sömürgecilik sonrası edebiyatta belirgin hale gelmiştir. Sömürgecilik sonrası metinler, Homi K. Bhabha’nın kültürel melezlik, kimlik krizi, ikirciklilik ve taklit gibi kavramları aracılığıyla sömürgecilik sonrası öznenin parçalı ve müzakere edilebilir doğasını ortaya koymaktadır. Hanif Kureishi’nin &lt;em&gt;Varoşların Budası&lt;/em&gt; adlı romanı, bu tartışmaların merkezinde yer alan önemli eserlerden biridir. 1980’ler İngiltere’sinde geçen roman, melez bir kimliğe sahip olan Karim Amir’in deneyimleri aracılığıyla kültürel çatışmaları ve aidiyet arayışını yansıtarak hem postmodern hem de sömürgecilik sonrası dinamikleri bir araya getirmektedir. Bu çalışma, postkolonyal kuram çerçevesinde bahsi geçen romanı inceleyerek kültürel emperyalizmin bireysel kimlik üzerindeki dönüştürücü ve bazen yıkıcı etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Melezlik, ikirciklilik, taklit ve kimlik krizi kavramları üzerinden yürütülen bu analiz, romanın postkolonyal öznenin sürekli yeniden inşa edilen ve performatif yapısını nasıl görünür kıldığını ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin OVP (2026–2028) Binalara Yönelik Politikalarının Uygulanabilirliğinin Analizi: Neredeyse Sıfır Enerjili Binalara (nZEB) Giden Yol</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90022</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90022</guid>
      <author>MERVE TUNA KAYILI</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;" align="justify"&gt;Bu çalışma, 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında binalarda enerji verimliliğine yönelik planlanan politika ve uygulamaları incelemektedir. Program, yeni binalarda "neredeyse sıfır enerjili bina" (nZEB) standartlarının yaygınlaştırılmasını, böylece enerji talebinin minimize edilmesini ve kalan enerji ihtiyacının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmasını hedeflemektedir. Özellikle güneş enerjisi gibi sistemlerin genişletilmesiyle yenilenebilir enerji entegrasyonunun artırılması, enerji arz güvenliğini iyileştirmek için stratejik bir önlem olarak vurgulanmaktadır. Finansal teşvik mekanizmalarının çeşitlendirilmesi, bu sektördeki yatırımların hızlandırılması için kritik görülmektedir. Son olarak, dijital izleme ve kontrol sistemlerinin geliştirilmesi, enerji tüketiminin gerçek zamanlı takibini ve yönetimini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, söz konusu politika araçlarının uygulanabilirliğini analiz etmekte, potansiyel uygulama engellerini belirlemekte ve Türkiye’nin enerji verimliliği hedeflerine ulaşma sürecini desteklemek için öneriler sunmaktadır.&#13;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tüketici Etnosentrizmi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88761</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88761</guid>
      <author>Ebru Özkan</author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt 0cm 7.05pt;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -.5pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-no-proof: yes;"&gt;Etnosentrizm, bireylerin kendi kültürlerini diğer kültürlerden üstün görme eğilimi olarak tanımlanabilir. Bu eğilim, bireylerin farklı kültürleri anlamasını ve onlarla etkileşimde bulunmasını zorlaştırabilir. Makale, etnosentrizmin tanımını, toplumsal ve kültürel boyutlarını, birey ve toplum üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Ayrıca etnosentrizmin eğitim, iletişim ve kültürel farkındalık üzerindeki rolü tartışılmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -.5pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-no-proof: yes;"&gt;Etnosentrizm, bireylerin kendi kültürlerini evrensel norm olarak görmesi ve diğer kültürleri bu normlara göre değerlendirmesi şeklinde tanımlanmaktadır (Sumner, 1906). Bu bakış açısı, toplumsal etkileşimlerde ve kültürel değerlendirmelerde önemli rol oynar. İnsanlar, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi değer yargılarını diğer kültürlere uygular ve bu durum çoğu zaman önyargı ve yanlış anlamalara yol açabilir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -.5pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-no-proof: yes;"&gt;Etnosentrizmin etkisi sadece bireysel algı ile sınırlı kalmaz; toplumsal normlar, eğitim sistemleri ve medya aracılığıyla da pekiştirilebilir. Kültürel normların merkezi olarak kabul edilmesi, farklı kültürel ifadelerin bastırılmasına veya yanlış anlaşılmasına neden olabilir. Bu bağlamda, etnosentrizm toplumsal bütünlük ve çeşitlilik arasındaki dengeyi doğrudan etkileyen bir olgudur (Banks, 2016).&lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Duyu Verisi ve Tanışıklık Bilgisi Problemi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88833</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88833</guid>
      <author>Damla Pınar Kürkçüoğlu</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;“Varlık nedir” sorusu “varlığın bilgisinin ne olduğu” sorusuyla beraber sorulur ve çoğunlukla ikinci soru birincisinin yerine geçer. Çünkü bir şeyin varlığından söz edebilmek için onun nasıl bilindiğini ortaya koymak önceliklidir ve bu yüzden varlığın ne olduğu sorusundan daha önemli hale gelebilir. Bu cevaplandırılması oldukça zor ontoloji sorusu aslında varlığı bilememekten değil varlığın ne olduğunu bilememekten ötürü sorulur ve sorunun anlamı cevabını vermeye çalışırken yitirilir. Öyle ki bilinemezliğe çıkan yollarda sorunun kaynağından, yani varlığın kendisinden şüpheye dahi yol açabilir. Oysa “önümde duranın bilgisine” dair şüphe “önümde durana” dair şüphenin kaynağı olmamalıdır. Burada şeylerin bilgisiyle, bu bilgiyi edinmeye çalışan özne arasına giren, özellikle duyu verisi ve tanışıklık probleminin yarattığı engellerle, şeylerin bağımsız varlığının basit anlamda bilinmesine neden engel teşkil etmemesi gerektiği sorgulanacaktır. Bu anlamda duyu verisine güven problemi ve tanışıklık bilgisinin kapsamı ele alınacaktır. Problemin çözümü için “ben” ve “öteki” karşıtlığı olarak özne-nesne ayrımı yapılırken “bilen özne”nin "ben" nesnesinden farklı olduğu gösterilmeye çalışılacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aşk Üzerine Psikanalitik Bir Okuma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89544</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89544</guid>
      <author>Baran Şeker</author>
      <description>&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 11.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışma, aşk kavramını psikanalitik kuram çerçevesinde ele alan kuramsal bir derleme niteliğindedir. Psikanalitik literatürde aşk, tekil bir açıklama modeliyle kavramsallaştırılmaktan ziyade, farklı kuramsal yönelimler doğrultusunda öznenin ruhsal yapılanması, arzu dinamikleri ve nesneyle kurduğu ilişkinin niteliği üzerinden yeniden düşünülmüştür. Bu bağlamda çalışmada, Freudcu metapsikolojide aşkın narsisizm ve libidinal yatırım ile ilişkisi, nesne ilişkileri kuramlarında sevgi, ambivalans ve onarım süreçleriyle bağlantısı ve Lacancı yaklaşımda aşkın eksiklik ve arzu ekseninde nasıl kavramsallaştırıldığı tartışılmıştır. Ayrıca klinik yazın ışığında, narsisistik, histerik ve sınır örüntülerde aşkın farklı yaşantı biçimleri ele alınmıştır. Bu derleme, aşkı ne bütünüyle doyum sağlayan bir birleşme ne de başlı başına patolojik bir bağlanma olarak ele almakta; aksine, öznenin kendilik değeri, bağımlılık kapasitesi ve ötekiyle kurduğu ilişkiyi görünür kılan çok katmanlı bir deneyim alanı olarak değerlendirmektedir. Çalışmanın amacı, psikanalitik kuramın farklı hatları arasında bir okuma zemini oluşturarak, aşkın klinik ve kuramsal düzeyde daha bütüncül biçimde anlaşılmasına katkı sağlamaktır.&lt;br style="mso-special-character: line-break;"&gt;&lt;!-- [if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;br style="mso-special-character: line-break;"&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Ekonomi Paradigması: Kavramsal Çerçeve, Yapısal Özellikler ve Makro Ekonomik Dönüşüm </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89680</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89680</guid>
      <author>Levent Aksu</author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt 0cm 7.05pt;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, dijital ekonomi paradigmasını kavramsal, yapısal ve makroekonomik boyutlarıyla ele alarak, dijitalleşmenin iktisadi sistemler üzerindeki dönüştürücü etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler; üretim, dağıtım, tüketim ve yönetişim süreçlerini köklü biçimde yeniden şekillendirmiş, veriyi stratejik bir üretim faktörü haline getirmiştir. Dijital ekonomi, yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil; aynı zamanda yeni iş modelleri, rekabet yapıları ve değer yaratma mekanizmalarıyla karakterize edilen bütüncül bir iktisadi dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Çalışmada, dijital ekonomi kavramının literatürdeki farklı tanımları ve yaklaşımları sistematik biçimde ele alınmakta; veri ekonomisi, platform ekonomisi, dijital para sistemleri ve siber-fiziksel altyapılar gibi temel bileşenler açıklanmaktadır. Bunun yanı sıra dijital ekonominin ölçülmesine ilişkin metodolojik sorunlar ve geleneksel milli gelir hesaplama sistemlerinin sınırlılıkları tartışılmaktadır. Dijital faaliyetlerin büyük ölçüde maddi olmayan varlıklara dayanması, dijital ekonominin makroekonomik göstergelere eksik yansımasına neden olmaktadır. Çalışmanın önemli bir boyutu, dijital ekonominin iktisadi büyüme, istihdam yapısı, gelir dağılımı ve beşerî sermaye üzerindeki etkileridir. Otomasyon, yapay zekâ ve algoritmik üretim süreçleri, beceri yapısında dönüşüm yaratırken; dijital eşitsizlik ve dijital bölünme risklerini de beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede çalışma, dijital dönüşümün kapsayıcı politikalarla desteklenmediği durumda ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri derinleştirebileceğini vurgulamaktadır. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Afetzedelerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Bibliyometrik Analiz Çalışması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89695</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89695</guid>
      <author>Zeynep Tekkuş Set</author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt 0cm 7.05pt;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -.5pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-no-proof: yes;"&gt;Depremler, ani ortaya çıkmaları, kontrol edilemez olmaları ve geniş kitleleri etkilemeleri nedeniyle bireylerin ruh sağlığı üzerinde derin ve kalıcı etkiler yaratabilen travmatik yaşantılar arasında yer almaktadır. Büyük ölçekli depremler sonrasında en sık bildirilen psikolojik sonuçlardan biri travma sonrası stres bozukluğudur. Bu alanda yürütülen bilimsel çalışmaların sayısında son yıllarda belirgin bir artış gözlenmesine karşın, deprem sonrası travma sonrası stres bozukluğu literatürünün yapısal özelliklerini, bilgi üretim merkezlerini ve araştırma eğilimlerini bütüncül biçimde ortaya koyan çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Araştırma, bibliyometrik analiz yöntemiyle yürütülmüştür. Çalışma kapsamında Web of Science ve Scopus veri tabanlarında indekslenen yayınlar incelenmiştir. Deprem ve travma sonrası stres bozukluğu ilişkisini ele alan çalışmalar, belirlenen anahtar sözcükler doğrultusunda taranmış; yayın yılı, dergi, yazar, ülke, kurum, atıf sayıları ve anahtar kelime örüntüleri analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerden ve ağ temelli analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular, deprem sonrası travma sonrası stres bozukluğu alanındaki yayın sayısının özellikle son yıllarda belirgin biçimde arttığını ve çalışmaların ağırlıklı olarak psikoloji, psikiyatri ve sağlık bilimleri alanlarında yoğunlaştığını göstermiştir. En fazla atıf alan yayınların stresle başa çıkma biçimleri, sosyal destek, psikolojik dayanıklılık ve risk faktörleri temalarında kümelendiği; uluslararası iş birliklerinin belirli ülkeler ve kurumlar etrafında yoğunlaştığı saptanmıştır. Ayrıca anahtar kelime analizleri, alanın zaman içinde klinik belirtilerden çok boyutlu psikososyal süreçlere doğru genişlediğine işaret etmektedir. Bu araştırma, deprem sonrası travma sonrası stres bozukluğu literatürünün bibliyometrik haritasını sunarak alanın gelişim dinamiklerini görünür kılmakta ve gelecekte yürütülecek kuramsal ve uygulamalı çalışmalara yön gösterici bir çerçeve sağlamaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Turizminin Dünyadaki ve Türkiye’deki Önemi;  Türkiye’nin Swot Analizi </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89832</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89832</guid>
      <author>Gülay Tamer</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 3.0pt; mso-para-margin-bottom: .25gd; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışma, sağlık turizminin dünyadaki yükselen önemini ve Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu inceleyerek Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini stratejik bir bakışla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite beklentilerindeki artış; tıbbi tedaviden termal ve wellness hizmetlerine, yaşlı ve engelli bakımına uzanan geniş bir sağlık turizmi pazarının oluşmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle sağlık turizminin tanımı, kapsamı ve tarihsel gelişimi ele alınmış; ardından küresel pazar büyüklüğü, öne çıkan ülkeler ve sektördeki güncel trendler değerlendirilmiştir. Türkiye özelinde ise sağlık altyapısı, maliyet avantajı, coğrafi konum, nitelikli insan kaynağı ve kamu teşvikleri gibi unsurlar üzerinden sektörün mevcut durumu analiz edilmiştir. Araştırmanın temel yöntemi SWOT analizi olup, Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri sistematik biçimde ortaya konmuştur. Çalışma, TÜİK verileri, OECD Health Statistics raporları ve güncel akademik kaynaklar ışığında yürütülmüştür. Bulgular, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırabilmesi için tanıtım ve pazarlama kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet standardizasyonu ve yasal çerçevenin geliştirilmesi, yabancı dil ve hasta iletişimi yetkinliklerinin artırılması, telemedicine/dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yıl boyu talebi destekleyecek bölgesel çeşitlendirme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sağlık turizmi Türkiye için yüksek katma değerli bir döviz ve istihdam kaynağı olma potansiyeli taşımakta; sürdürülebilir büyüme için bütüncül ve kalite odaklı politika setlerine ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Türk Toplumlarında Kutsal Mekân Anlayışının Üretken Yapay Zekâ ile Metin Girdileri Üzerinden Görselleştirilmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89871</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89871</guid>
      <author>Ali Ateş Firdevs Kulak Torun </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family: 'Times New Roman',serif; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Bu çalışma Asya Hun, Göktürk ve Uygur dönemlerinde Türk toplumlarının kutsal mekân anlayışlarının geçirdiği değişim ve dönüşümü literatür verilerden elde edilen bilgilerle metin girdileri oluşturulmasına ve metin girdileri yardımıyla üretken yapay zekada görselleştirilmesi kurgusuna sahiptir. Çalışma kapsamında öncelikle Asya Hun, Göktürk ve Uygur dönemlerine ait kutsal mekân kullanım ve anlayışlarına dair literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ile her dönem için metin girdileri oluşturulmuştur. Oluşturulan metin girdileri Midjourney isimli üretken yapay zekâ desteği ile görselleştirilmiştir. Her döneme ait 6 adet görsel elde edilmiştir. Ardından bu görseller dönemsellik, mekân tipi, mekânsal organizasyon ve somut öge kullanımı kapsamında değerlendirilmiştir. Böylece hem yapay zekâ destekli oluşturulan görseller hem de görselleri üretmek için oluşturulan metin girdileri değerlendirmeye alınmıştır. Bulgular, üç dönem için oluşturulan görsellerde dönemselliğin genel olarak sağlandığını; ancak kimi tarihsel detayların farklı dönemlere ait unsurlarla karışabildiğini göstermektedir. Mekân tipi ve mekânsal kurgu çoğunlukla başarılı biçimde elde edilmekle birlikte, özellikle Göktürk dönemine ait iç mekân kurgularında metinsel girdiler güçlendirilse dahi istenen iç mekân organizasyonlarının üretilemediği görülmüştür. Somut ögeler görsellerde büyük ölçüde yer alsa da bu ögelerin boyut ve konum doğruluğunda sapmalar oluştuğu saptanmıştır. Sonuç olarak çalışma, üretken yapay zekânın tarihsel kutsal mekânların kavramsal düzeyde temsilinde güçlü bir araç olduğunu; ancak tarihsel doğruluk ve dönemsel ayrışmayı artırmak için metin girdilerinin daha detaylı, açık sınırlarla tanımlanmış, akıcı ve aşamalı biçimde kurgulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca gelecek çalışmalarda uzman doğrulaması ve farklı araçlarla karşılaştırma gibi değerlendirme çerçeveleriyle çıktının bilimsel güvenilirliğinin artırılması önerilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijitalleşme ve E-Dönüşüm Sürecinin Muhasebe Meslek Etiği Açısından Değerlendirilmesi: Kavramsal Bir İnceleme</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89977</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89977</guid>
      <author>Dilek Küçük</author>
      <description>&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-no-proof: yes;"&gt;E-Dönüşüm ile kâğıt ortamındaki süreçler dijitalleşerek hız, şeffaflık ve doğruluk kazanmaktadır. Günümüzde muhasebe mesleğinde dijital uygulamaların hızla yaygınlaşması, bu dönüşümün mesleki etik ve veri güvenliği açısından değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada dijital dönüşüm ve e-dönüşüm kavramları açıklanmış; e-fatura, e-defter, e-beyanname ve e-devlet uygulamaları bağlamında muhasebe mesleğinin dönüşümü ele alınmıştır. Literatür taramasına dayalı olarak, dijitalleşmenin muhasebe süreçlerinde şeffaflık ve verimliliği artırdığı; buna karşın veri güvenliği, yetkisiz erişim ve mesleki sorumluluğun sınırlarının belirsizleşmesi gibi etik riskler doğurduğu tespit edilmiştir. Bununla beraber, teknolojik altyapı farklılıkları ve uyum maliyetleri işletmeler için önemli zorluklara sebep olabilmektedir. E-dönüşümün başarısı, dolayısıyla teknik altyapı kadar kurumsal kapasite, eğitim ve etik standartların güçlendirilmesine de bağlıdır. Çalışma, e-dönüşüm sürecinin yalnızca teknik değil, aynı zamanda etik ve yönetişim boyutlarıyla bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, muhasebe mesleğinin sürdürülebilirliği açısından etik temelli dijital dönüşüm yaklaşımlarının önemine dikkat çekmektedir&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Z Kuşağının Zaman Tüketim Alışkanlıkları Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89989</guid>
      <author>Dolunay Şenol Yeter Nursu Çelebi </author>
      <description>&lt;div&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td align="left" valign="top"&gt;&#13;
Bu çalışma, geç modern dönemin belirleyici özelliklerinden biri olan akışkanlık koşulları içerisinde Z kuşağının zaman tüketimi pratiklerini sosyolojik bir perspektiften incelemektedir. Modern toplumlarda zaman, bireysel planlamaya konu olan nötr bir kaynak olmaktan çıkarak; üretkenlik, hız ve performans beklentileri doğrultusunda yapılandırılan, denetlenen ve tüketilen bir toplumsal olguya dönüşmektedir. Bu çerçevede zaman tüketimi, bireylerin zamanı nasıl kullandıklarından ziyade, zamanın hangi toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar altında bireyler için kaçınılmaz biçimde tüketildiğini görünür kılan analitik bir kavram olarak ele alınmaktadır. Çalışmanın kuramsal arka planı, Bauman’ın akışkan modernite yaklaşımına dayanmaktadır. Araştırma, Kırıkkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören ve Z kuşağına mensup 21 öğrenciyle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelere dayalı nitel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinin gündelik yaşamlarında zamanlarını büyük ölçüde eğitim süreçleri, ekonomik kaygılar doğrultusunda çalışma pratikleri ve dijital mecralar arasında bölüştürdüklerini ortaya koymaktadır. Boş zamanın, dinlenme, sosyalleşme ve kendini gerçekleştirme alanı olmaktan giderek uzaklaştığı; sınırlı mekânsal, ekonomik ve kültürel imkânlar nedeniyle internet ve sosyal medya aracılığıyla telafi edilmeye çalışılan bir zaman dilimine dönüştüğü görülmektedir. Akışkan modernitenin ürettiği belirsizlik, güvencesizlik ve hız kültürü, gençlerin zaman algısını parçalamakta; zaman üzerinde denetim kuramama hissini derinleştirmektedir. Bu durum, Z kuşağının zaman tüketimi pratiklerinin bireysel tercihlerden ziyade yapısal koşullar tarafından belirlendiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, üniversite öğrencilerinin zaman tüketiminin ahlaki, bireysel ya da kuşaksal bir sorun olarak değil; geç modern toplumun gençlere sunduğu imkânlar ve çizdiği sınırlarla ilişkili bir toplumsal olgu olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Narın Simgesel Gücü: Gastronomi Diplomasisi ve Yumuşak Güç Bağlamında Kültürel Bir Okuma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90050</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90050</guid>
      <author>Mehmet BiçiciElif Zülal Saygın </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 1.0cm; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, narın (Punica granatum L.) insanlık tarihindeki serüvenini botanik bir nesnenin ötesine taşıyarak, onu kültürel, mitolojik, dinsel ve ritüel bağlamlarıyla çok katmanlı bir sembol olarak ele almaktadır. Antik Yakındoğu’dan Akdeniz havzasına, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan geniş bir coğrafyada nar; bereket, doğurganlık, süreklilik, kutsallık ve ölümsüzlük gibi temel kavramlarla ilişkilendirilmiş, bu yönüyle kolektif hafızanın güçlü taşıyıcılarından biri hâline gelmiştir. Çalışmanın temel amacı, narın tarihsel sürekliliğini ve kültürlerarası dolaşımını, sembolizm, kültürel bellek ve ritüel kuramları çerçevesinde bütüncül bir perspektifle analiz etmektir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 1.0cm; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Araştırmada nitel yöntem benimsenmiş; tarihsel metinler, mitolojik anlatılar, kutsal kitaplar, halk inanışları, ritüeller ve maddi kültür örnekleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Mircea Eliade’nin kutsal-profân ayrımı, Jan Assmann’ın kültürel bellek kuramı ve Victor Turner’ın ritüel ve eşiksellik (liminalite) yaklaşımı çalışmanın kuramsal zeminini oluşturmaktadır. Bu bağlamda nar, yalnızca estetik ya da folklorik bir motif olarak değil, kutsal ile gündelik olan arasında anlam kuran dinamik bir sembol olarak değerlendirilmiştir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 1.0cm; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Elde edilen bulgular, narın farklı toplumlarda benzer sembolik anlamlar taşımasına rağmen, her kültürde tarihsel deneyimlere bağlı olarak yeniden üretildiğini göstermektedir. Doğum, evlilik, bereket ve ölüm ritüellerinde narın yoğun biçimde kullanılması, bu meyvenin toplumsal sürekliliği ve kozmik düzen algısını pekiştiren bir işlev üstlendiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, narın botanik özellikleri ile sembolik düşünce arasındaki etkileşimi görünür kılarak, doğa-kültür ilişkisine dair disiplinler arası katkı sunmaktadır. Bu yönüyle makale, kültürel tarih, mitoloji ve halkbilimi literatürüne özgün bir perspektif kazandırmayı amaçlamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Emeğin Perdesi: Yeşilçam’da Çalışma Hayatının Temsili</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90052</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90052</guid>
      <author>Eray Karagöz</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Türkiye’de toplumsal yapı tüm sanat eserlerini ve özellikle sinemayı şekillendirmiştir. 1960’lı yıllarda meydana gelen değişikliklerle apolitik sinema anlayışı ortadan kalkmış ve çeşitli filmlerle işçi sınıfının varoluşsal mücadelesinin yansımaları görülmeye başlamıştır. Sinemada, işçilerin örgütlenme sürecinden hak arayışına kadar pek çok tema işlenmiş, Türkiye’de sınıf bilincinin izdüşümlerini de yansıtmaya başlamıştır. &amp;nbsp;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bu çalışma kapsamında incelenen “Karanlıkta Uyananlar”, “Diyet” ve “Çark” gibi filmler ise simgesel olarak oldukça değerlidir. Yeşilçam’da ilk grev filmi olan “Karanlıkta Uyananlar”, sinemanın sahip olduğu politik potansiyeli ortaya koyarken sendikal mücadele vurgusunu işlemiştir. “Diyet” filminde, işlenen “sömürü” teması, çeşitli dramlarla bir araya getirilmiş ve yabancılaşma ile kadının ikincil konumu yansıtılmıştır “Çark” filminde ise 1980 sonrasında meydana gelen neoliberal dönüşüm incelenmiş ve bu dönüşümün işçi sınıfı üzerinde nasıl bir etki yarattığı trajik bir şekilde anlatılmıştır.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İncelenen bu üç film de farklı yıllarda perdeye yansımış olsa da emek mücadelesi ve toplumun gerçekleri ekseninde birleşmektedir. Bu üç filmde de sınıfsal çatışmalar, yabancılaşma, kentleşme ve Türkiye’deki geleneksel bakış açılarını açık bir dille ortaya koyulmuştur.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Yeşilçam tarafından öne çıkarılan emek temsili Türkiye’nin modernleşme sürecinde meydana gelen eşitsizliklerin, geciken sanayileşmenin ve sınıf bilinci gelişiminin ideolojik bir temsilini yansıtmaktadır. Bu sebeple Yeşilçam’ın sadece kültürel ve mazide kalmış bir hafıza olmadığı aynı zamanda Türkiye’de emek tarihinin arka planını yansıtan önemli bir figür olduğunu söylemek mümkündür.</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Post-İnternet Çağında Hito Steyerl’in Video Pratiklerinde Veri-Beden ve Dijital Gözetim</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90136</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90136</guid>
      <author>Engin Aslan</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Hito Steyerl, dijital teknolojiler, medya altyapıları ve sanat-politika ekseninde küresel sermaye ilişkilerini eleştirel yaklaşımla ele alan bir sanatçıdır. Post-İnternet politikaları bağlamında görüntüler, artık bir şeyi göstermekten çok, dolaşıma giren, gözetimi olanaklı hale getiren ve veriye dayalı emek biçimlerini üreten işlevsel alanlar olarak tanımlanabilir&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt;. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Sanatçının eserleri, bu dönüşümün merkezinde konumlanarak bedeni, veriye indirgeyen mekanizmaları, dijital gözetim sistemlerini ve görüntünün dolaşım ağlarını sorgulayıcı bir perspektifle tartışmaya açmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR;"&gt; Steyerl&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;, izleyiciyi gözleyen ve gözetlenen bir konuma yerleştirerek; estetik deneyim, politik bir bilinç ve direniş öznesi haline getirmektedir. Bu bağlamda ele alınan Steyerl’in 2013&amp;ndash;2015 yılları arasında ürettiği&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; &lt;/em&gt;“&lt;em&gt;How Not to Be Seen”&lt;/em&gt;&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; &lt;/em&gt;ve&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; &lt;/em&gt;“&lt;em&gt;Factory of the Sun”&lt;/em&gt; gibi eserleri, Post-İnternet çağında bedenin veriye ve dijital ağlara dönüşümünü ve yeniden tanımlanmasını ele alan; video-essay ve video enstalasyon çalışmalarıdır&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;. Steyerl’in veri-beden kavramı, bireysel gözetim ve izlenme meselelerini ekonomik ve politik yapıların bedeni biçimlendirme ve düzenleme modellerini açığa çıkaran bir çözümleme aracıdır esasen. Bu makalede, Post-İnternet çağında Hito Steyerl’in çalışmaları; dijital altyapılar, gözetim mekanizmaları ve veri dolaşım ağları ile iç içe gelişen politik bir düşünme biçimi çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu bağlamda, Michel Foucault’nun disipliner iktidar, panoptik gözetim ve görünürlük aracılığıyla işleyen iktidar analizleriyle ilişkilendirilerek, dijital gözetimin özneyi kuran, yönlendiren ve üreten bir iktidar teknolojisi olarak nasıl işlediği Steyerl’in video pratikleri üzerinden incelenmektedir. Çalışma, sanatçının eserlerinde belirginleşen veri-beden kavrayışını, görünürlük ve görünmezlik düzeneklerini ve görsel iktidar yapılarını, bedenin, görüntünün ve bilginin dijital kültür içindeki dönüşümü üzerinden kuramsal olarak tartışmaktadır. Bu çerçevede sanatçının politik-estetik üretimleri, güncel dijital kültür ve gözetim toplumuna yönelik eleştirel bir katkı olarak değerlendirilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-03-28</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


