






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2025 Sayı Cilt 11 Sayı 2</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3260</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Çeviri Eleştirisi: Albert Camus’nün ‘Yabancı’ Adlı Eserinin Türkçe Çevirileri Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79381</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79381</guid>
      <author>Recep Hatipoğlu </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;" align="justify"&gt;Çeviri eleştirisi, özellikle çeviri ürünle alakalı olup kaynak metin ve çeviri metnin karşılaştırmalı bir analizini kapsamaktadır. &amp;nbsp;Karşılaştırmalı analizin amacı ise, hedef metni etkileyen unsurlar ile kaynak metnin hedef metin üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. &amp;nbsp;Bu çalışmanın amacı, varoluşçu yazar Albert Camus tarafından yazılan ve 1942 yılında yayınlanan ‘&lt;em&gt;L’Etranger&lt;/em&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;’ (&lt;/span&gt;&lt;em&gt;Yabancı&lt;/em&gt;) adlı eserinin iki farklı Türkçe çevirisini, çeviri eleştirisi açısından incelemektir. &amp;nbsp;İlk aşamada, metnin daha iyi anlaşılması için eserin yazıldığı dönem, yazarın kişiliği, edebi kimliği, üslubu ve vermek istediği mesaj açıklanmış; ikinci aşamada, kitabın tarihi, türü, içeriği ve dili, sözcük seçimi ve yazılış amacı açıklanmış ve üçüncü aşamada ise, metinden rastgele 11 cümle seçilmiş ve bunların iki farklı çevirideki karşılıkları bulunmuş, daha sonra kaynak ve çeviri metinlerde yer alan bu cümleler &amp;nbsp;Gideon Toury’nin &lt;em&gt;Erek-Odaklı Yaklaşımı &lt;/em&gt;çerçevesinde incelenmiştir. &amp;nbsp;Yapılan inceleme sonunda, Ç1’in kaynak metne daha yakın olduğu, Ç2’de ise daha fazla modülasyon stratejisi uygulandığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Somali ile Diğer Doğu Afrika Topluluğu Ülkeleri Arasındaki İkili Ticaret İlişkilerinin Panel Çekim Modeli ile İncelenmesi </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80362</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80362</guid>
      <author>Abdirahman Mohamed Ali  Fatma Feyza Gündüz </author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt 0cm 7.05pt;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; line-height: 150%; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-no-proof: yes;"&gt;Bu araştırmanın amacı, 2015'ten 2022'ye kadar olan dönemlerde Somali ile diğer Doğu Afrika Topluluğu ülkeleri arasındaki İkili ticareti panel çekim modeli &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ile analiz etmektir. Çalışma, Somali ile ticaret yapan muhatapları arasındaki ticaret dinamiklerini şekillendiren faktörleri ve ilişkileri incelemektedir. Bu çalışma, Somali'nin diğer EAC üye ülkeleriyle ikili toplam ticaretini analiz etmek için rastgele etki yöntemi'ni (REM) kullanmıştır. Dünya Bankası ve Global-Economy aracılığı ile toplanan panel verileri kullanılmıştır. Çalışmada bağımlı değişken olarak toplam ticaret kullanılırken, gayri safi yurtiçi hasıla, doğrudan yabancı yatırım , ticaret açıklığı, işsizlik, nüfus ve mesafe bu çalışmanın bağımsız değişkenleridir. Çalışmada kukla değişkenler olarak ortak dil, ortak sınır ve kara sınırı kullanılmıştır. Çalışma, Somali ile ticaret ortağı ülkeler arasındaki GSYİH oranının&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bağımlı değişken üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etki gösterdiğini bulmuştur&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Ticaret açıklığı oranı bağımlı değişkenle güçlü bir pozitif ilişki göstermektedir, nüfus oranı bağımlı değişkenle istatistiksel olarak anlamlı pozitif korelasyona sahiptir, işsizlik oranı istatistiksel olarak negatif anlamlı bir etki göstermektedir. Doğrudan yabancı yatırımın bağımlı değişken üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki göstermediği bulunmuştur. Ayrıca ortak dilin ikili ticaret akışlarını önemli ölçüde kolaylaştırdığı, şaşırtıcı bir şekilde ortak sınırların ikili ticaret akışları üzerinde önemli ve beklenmedik bir olumsuz etki gösterdiği bulunmuştur. Bu bulgu, paylaşılan bir sınırın varlığının ikili ticaretin artmasını garantilemediğini ve sınır ötesi ticaret dinamiklerini etkileyen belirli ekonomik, politik ve kurumsal faktörlerin daha fazla araştırılması gerektiğini öne sürmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Azerbaycan'da Klan Siyaseti: Eleştirel bir Bakış</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80404</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80404</guid>
      <author>Gökhan Alper Ataşer </author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt 0cm 7.05pt;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -.5pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: EN-US; mso-no-proof: yes;"&gt;Bu makale Azerbaycan siyasetindeki sözde "klanlar" konusuna odaklanmaktadır. Modern siyasi kurumların yanında gayriresmi ağlar gerekli veya kaçınılmaz olabilse de, bölgesel veya akrabalık bağları resmi hak ve görevlerden önce geldiğinde sorunlu hale gelebilir. Azerbaycan'da ve Orta Asya ve Kafkasya'daki diğer eski Sovyet Cumhuriyetlerinde demokratikleşmenin başarısızlığı kısmen "klan siyaseti" ile açıklanmaktadır. Azerbaycan'daki klan siyasetinin, 1991'den sonraki bağımsızlığa odaklanarak tarihsel bir genel bakışını sunarak, klan teriminin dikkatli kullanılması konusunda ısrar ediyorum. Literatür taramasına ve bir saha çalışmasına dayanarak, bölgesel ve akrabalık bağlarının Azerbaycan siyasetini anlamada önemli bir unsur olmadığını, ancak bunların varlığının göz ardı edilmemesi gerektiğini öne sürüyorum.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Caryl Churchill’in Serious Money Oyunu: Küreselleşen Finansın ve İnsani Bedelinin Eleştirisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80608</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80608</guid>
      <author>Sedat Bay</author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt 0cm 7.05pt;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; margin-top: 0cm; mso-margin-bottom-alt: 8.0pt; mso-margin-top-alt: 0cm; mso-add-space: auto; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Caryl Churchill'in 1987'de yayımladığı &lt;em&gt;Serious Money&lt;/em&gt;, küreselleşmiş kapitalizmin, özellikle de Britanya'daki Thatcher dönemi sırasında, temelini oluşturan kontrolsüz açgözlülük ve sistematik yolsuzluğun eleştirel bir analizidir. Bu makalenin amacı, Churchill'in oyununun finansal spekülasyon alanında var olan etik boşluğu nasıl sorguladığını araştırmaktır. Kâr odaklı sistemlerin insanlık dışı etkilerine, hükümet gücü ile kurumsal çıkarlar arasındaki iş birliğine ve marjinalleştirilmiş insanların döngüsel sömürüsüne ışık tutmaya çalışılmıştır. &lt;em&gt;Serious Money&lt;/em&gt;, parçalı yapısı, hızlı diyalogları ve hicivli dizeleriyle, kuralsızlaşmış piyasaların kaotik dinamizmini yansıtırken, kurumsal yağmacı Corman ve hayal kırıklığına uğramış tüccar Scilla gibi karakterler kapitalizmin ahlaki iflasını somutlaştırmaktadır. Analiz, Churchill'in küreselleşmeyi, Küresel Güney'in kırılganlıklarından kâr elde eden Jacinta Condor ve Nigel Ajibala gibi figürlerle örneklendirilen yeni sömürgeci bir güç olarak tasvirini vurgulamaktadır. Aynı zamanda oyun, Scilla'nın adalet arayan bir figürden kâr odaklı bir katılımcıya dönüşümü yoluyla bu sistemin yabancılaşma, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kederin metalaşması ile ortaya çıkan insani bedelinin altını çizmektedir. Churchill, anlatı ağlarını çözülmemiş bırakarak katarsisi reddeder ve izleyicileri kapitalizmin kalıcı şiddetiyle yüzleşmeye zorlar. Makale, &lt;em&gt;Serious Money&lt;/em&gt;'nin 2008 sonrası finansal krizler, artan eşitsizlik ve kurumsal hakimiyet dünyasında hala şaşırtıcı derecede alakalı olduğunu ve hem bir uyarı hem de öz sermaye ve kolektif refah temellerine dayanan ekonomik çerçeveleri yeniden tasarlama çağrısı olarak hizmet ettiğini savunmaktadır. Bu çalışma, edebi analizi sosyo-politik eleştiriyle birleştirerek, Churchill'in izleyicileri kapitalizmin etik temellerini sorgulamaya ve sistemik değişim için savunuculuk yapmaya davet eden bir oyun yazarı olarak mirasını yeniden teyit etmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şehirde Siyah ve Beyazın Yankıları:Dijital Fotoğrafçılık ve Kentsel Hafızanın Görsel İnşası</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80633</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80633</guid>
      <author>İsmail Erim Gülaçtı </author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt 0cm 7.05pt;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -.5pt;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: EN-US; mso-no-proof: yes;"&gt;Bu makale, siyah-beyaz fotoğrafçılığın kent belleği, estetik ve sosyo-mekânsal dönüşümler üzerindeki rolünü, çağdaş dijital müdahaleler bağlamında incelemektedir. Siyah-beyaz fotoğrafçılığı disiplinlerarası bir çerçevede ele alan çalışma, sosyoloji, kent çalışmaları ve görsel kültür teorilerinden yararlanarak konuyu derinlemesine analiz etmektedir. Henri Cartier-Bresson’un &lt;em&gt;karar anı&lt;/em&gt;, Walter Benjamin’in &lt;em&gt;aura&lt;/em&gt; ve Roland Barthes’ın &lt;em&gt;punctum&lt;/em&gt; kavramları, fotoğrafın kentsel zamansallığı damıtma ve duygusal etkileşimi sağlama kapasitesini değerlendirmek için kritik bir perspektif sunmaktadır. Ayrıca, Zygmunt Bauman’ın &lt;em&gt;akışkan modernite&lt;/em&gt; kavramı, kent yaşamının geçiciliği ve bu olgunun fotoğrafik temsili üzerine değerli bir bakış açısı sunmaktadır. Çalışma, yapay zekâ (YZ), artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) gibi dijital teknolojilerin siyah-beyaz kent fotoğrafçılığı üzerindeki etkisini inceleyerek, bu gelişmelerin geleneksel fotoğraf pratiğini nasıl genişlettiğini ve yeniden tanımladığını tartışmaktadır. Algoritmik işlemleme, yüksek dinamik aralık (HDR) görüntüleme ve NFT'lerin entegrasyonu, fotoğrafçılığın ekonomik ve estetik paradigmalarını değiştirerek erişilebilirliği artırırken özgünlük ve sanatsal değer kavramlarını yeniden şekillendirmektedir. Tarihsel teori ile gelişen teknolojik çerçevelerin kesişim noktalarını ele alan bu çalışma, siyah-beyaz fotoğrafçılığın çağdaş kent söyleminde süregelen önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, siyah-beyaz fotoğrafçılığın, geçmiş ve günümüz, analog ve dijital, gelenek ve yenilik arasındaki köprü işlevini sürdürdüğü ileri sürülmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitim Yönetiminde Kaos ve Kaos Teorileri</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79815</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79815</guid>
      <author>Levent KaraağaçSevda Bedür Karaağaç ,Züleyha Yeşim Ümmetoğlu ,Erengül Özkan ,Hakan Öztürk </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman','serif';"&gt;Hayatın olağan akışında ve örgütlerde genellikle zor ve karmaşık görünen birçok olay ya da durum, esasen o an itibariyle gerçekleşmekte olan sorumluluklar zincirinin bir halkasını temsil ederken, bazen de plansız, öngörülememiş ve küçük bir dikkatsizlikten ya da hatadan ötürü ortaya çıkan insanların başa çıkmakta zorlandıkları, birbiriyle etkileşim halinde zincirleme devam ederken en başta önemsiz ve küçük olarak algılanan ancak büyüyerek devam eden durumların ta kendisi olabilmektedir. Kainatta plansız ve öngörülemeyen yaşamın bünyesinde birçok olay ya da durumla karşı karşıya kalırken aslında tüm bu olanların bir plan üzere oluştuğu hiç akla gelmemektedir. Uygun zemini sağlayabilmek için gayret gösteren, düzenli, planlı, gerçekleşmesi muhtemeli ihtimalleri öngörebilen, vizyona sahip, sorumluluk bilinci taşıyan bireylerin kaotik durumlardan en az zararla etkilenmeleri normaldir. Buna bağlı olarak hazırlanan bu çalışmada eğitim yönetiminde kaosun ve kaos teorilerinin bilinmesinin önemi açıklanmaya çalışılmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özdüzenlemeyi Artıran Öğretim Uygulamalarının Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79816</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79816</guid>
      <author>Caner YalçınAli Ülker ,Yavuz Dalkılıç ,Cansu Arıkan Sezginer ,Mehmet Erdal </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6pt; text-align: justify;"&gt;19.yüzyılda öğrenme formal olarak görülmekte ve öğrencilerin başarısızlıklarının sebeplerinin sahip oldukları zeka ya da bireysel farklılıklar olduğu düşünülmekteydi.Öğrencilerin kendi sahip oldukları bireysel farklılıkların getirmiş olduğu sınırlılıkların üstesinden gelerek başarılı olmalrı beklenmekteydi.20.yüzyıla gelindiğinde ise psikolojinin bir bilim dalı olarak görülmesiyle birlikte öğrenmede bireysel sınırlılıklar konusu Dewey,Thorndike,Montessori gibi bilim insanlarınca başlı başına bir konu olmaya başladı&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;.&lt;/span&gt;&amp;nbsp;Kendi kendini düzenleyen öğrenme (SRL), öğrenmenin bilişsel, motivasyonel ve duygusal yönlerini anlamak için temel bir kavramsal çerçevedir. SRL, bilim insanlarının SRL ile meta biliş arasında ayrım yapmaya başladığı ilk makalelerden bu yana eğitim psikolojisine önemli bir katkıda bulunmuştur. O zamandan beri, SRL teorisi alanındaki yayınlar kavramsal gelişim açısından artmış ve genişlemiştir ve şu anda birkaç SRL modeli bulunmaktadır. 2001 yılında, o zamanın en alakalı modelleri olan Boekaerts, Borkowski, Pintrich, Winne ve Zimmerman tarafından ortaya atılan modelleri içeren teorik bir inceleme yayınlandı. Ancak, alan 2001'den bu yana önemli ölçüde gelişti. Bu evrimin ilk işareti, şu anda SRL'nin etkilerine ilişkin üç meta-analizin olmasıdır: Dignath ve Büttner (2008) İkinci bir gösterge, eğitim psikolojisi alanında 2001'de mevcut olmayan yeni SRL modellerinin olmasıdır&amp;nbsp; Ve son olarak, üçüncü bir husus, SRL'yi değerlendirmek için çeşitli yerleşik yöntemler sunan yeni bir el kitabının (Zimmerman ve Schunk, 2011) olmasıdır. Önceki el kitabıyla karşılaştırıldığında, son el kitabında yeni modeller sunmaya ayrılmış bölümler yoktur, SRL'nin belirli yönlerine (örn. temel alanlar, öğretim sorunları, metodolojik sorunlar) odaklanmıştır, bu da alanın evrildiğini ve daha olgun bir aşamaya ulaştığını göstermektedir. O halde, SRL modellerinin geliştirilmesine dayalı olarak bilinenleri karşılaştırarak ve teorik ve pratik çıkarımların ne olduğunu çıkararak yeniden analiz etmenin zamanı geldi. Bu nedenle, bu incelemenin amacı, farklı SRL modellerini mevcut sanat durumu ve mevcut yeni ampirik verilerle uygun şekilde analiz etmek ve karşılaştırmaktır.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-indent: 35.4pt; mso-layout-grid-align: none; text-autospace: none;"&gt;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Projeye Dayalı Öğrenme Yöntemi ile İlkokulda Çevre Eğitimi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80154</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80154</guid>
      <author>Hatice Ateş Kadriye Gürdağ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Projeye dayalı öğrenme yöntemi, okul öncesinden üniversiteye kadar her eğitim aşamasında kullanılabilecek bir çağdaş öğrenme yöntemidir. Bu yöntemle öğrencilerin akran öğrenmesi, sınıf içinde ve gerçek hayatta diğer insanlarla etkileşim kurarak sosyalleşmesini, araştırma inceleme yapmasını, sunum uygulamalarını icra etmesini mümkün kılmaktadır. Neyi-nasıl öğreneceğine kendisi karar veren öğrenciler, öğretmenlerinin rehberliğinde raporlaştırdığı ürünleri okuldaki ve sınıftaki diğer arkadaşlarına, tüm okul çalışanlarına, öğretmenlere, velilere sunma fırsatı bulurlar. Projeye dayalı öğrenme bilimsel bilginin üretilme aşamalarını içerdiği gibi ortaya çıkan ürünlerin sergilenerek sunulmasını da sağlar. Proje çalışmalarında öğrenciler yaşadıkları aksaklıkları, iletişim sorunlarını, süreç değerlendirme toplantılarında dile getirerek çözüm odaklı yeni arayışlar içinde olabilirler. Projeye dayalı öğrenme yönteminde problemin hissedilmesi tüm süreci başlatan en önemli basamaktır. Gelecek nesillerin çevre okuryazarı öğrenciler olarak yetiştirilmesi isteniyorsa öğrencilere yapması ve yapmaması gerekenlerin dikte edildiği öğrenme durumlarının ötesine geçilmesi gerekmektedir. Davranışçı öğrenme yaklaşımına göre “çevreyi kirletmemeliyiz.”, “ağaçları kesmemeliyiz.”, “yerlere çöp atma”, “sınıfı kirletme” vb. davranışlar ne kadar sık tekrar edilir ve ödül-ceza uygulanırsa davranış değişikliği istenilen şekilde gerçekleşmiş ve öğrenme meydana gelmiş sayılmaktadır. 21. Yüzyılda Dünyadaki çevre sorunlarına bakıldığında hem yakın çevrede hem uzak çevrede bu yöntemin etkililiğinin tartışmaya açık olduğu ortadadır. Demek ki eğitim kurumlarında doğru ve yanlış davranışı çocuğa aktarmanın ötesinde onun var olan çevre problemlerini hissetmesini ve çözüm yolları arayarak harekete geçmesini sağlayacak alternatif öğrenme yöntemleri kullanılmalıdır. İlgili çalışmada ilkokul öğrencilerinin projeye dayalı öğrenme ile bir problem tanımlayıp bu probleme çözüm üretmesine ilişkin örnekler yer almıştır. İlkokul fen dersinde çevre eğitimine ilişkin projeye dayalı öğrenme yönteminin örnek kullanımı aşamalarıyla verilmiştir. İlkokul öğretmenlerinin kullanabilecekleri bu yöntemle öğrencilerine alternatif bir öğrenci merkezli öğrenme deneyimi yaşatabilmeleri hedeflenmiştir. Kaynakların hızla tükendiği, üzerinde yaşanılan dünyanın git gide kirletildiği, gelecek nesillerin yetersizlik içinde pek çok sorunla karşılaşacağının açıkça ortada olduğu bir problem havuzunda ilkokul öğrencilerinin çevrelerindeki problemleri kolaylıkla tanımlayıp çözüm üretecekleri düşünülmektedir. Çevre bilincini küçük yaşta edinen bireyin de tam da istenildiği gibi örnek bir çevre okuryazarı vatandaş olarak diğerlerine de ilham vermesi beklenebilir. İlkokul öğretmeninin gücünün farkında olması bu açıdan oldukça önemlidir. Çevresini kirletmeyen, sürdürülebilirlik bilincine ulaşmış, geri dönüşüm ve atıklar açısından duyarlı bir nesil eğitme hedefi içindeki öğretmenlerin azmi ve kararlılığıyla bir ülkede çevre sorunları açısından oldukça önemli gelişmeler yaşanabilir. Öğrenciler ailelerini, komşularını, tüm ilçeyi, yaşanılan ili hatta bölgeyi harekete geçirip çevre duyarlılığı yüksek vatandaşları bir araya getirerek o bölgenin çevre sorunlarının çözümüne büyük katkılar sağlayabilirler. Bir dünya vatandaşı olarak çevre sorunlarının farkına varıp sorumluluk hissetmesi için ilkokulda öğretmenlerce projeye dayalı öğrenme yöntemini kullanarak öğrencilerin çözüm üretmelerini sağlamak dünyayı değiştirecek yeniliklere zemin hazırlayabilir. Çalışmada öğretmenlere rehber olacak projeye dayalı öğrenme etkinlikleri yer almaktadır. Araştırma nitel bir çalışmadır. Nitel desenlerden doküman analizi yöntemine göre yapılmıştır. YÖK ulusal tez merkezi, Google akademik, üniversite kütüphaneleri, SCOPUS, SOBİAD, Google Akademik vb veritabanları taranmıştır. İlkokul öğretmenlerinin kullanabileceği özgün çalışmalar üretilmiştir. Çalışma önerilerle sonlandırılmıştır. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çoklu Tehlike Erken Uyarıları Sistemlerine Yönelik Araştırmaların Bibliyometrik Analizi </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80219</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80219</guid>
      <author>Bilal Gürsoy Sevil Cengiz </author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt 0cm 7.05pt;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -.5pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-no-proof: yes;"&gt;Afetler meydana geliş hızına göre sınıflandırıldığında ani ve yavaş gelişen olarak ikiye ayrılmaktadır. Ani gelişen doğa kaynaklı afetlere deprem, sel örnekleri verilebilirken, yavaş gelişen afetlere kuraklık, iklim değişikliği örnekleri verilebilir. Deprem afetini önceden tahmin etmek henüz mümkün değildir. Ancak sel, toprak kayması, fırtına gibi doğa kaynaklı afetler için erken uyarı sistemleri kurulması mümkündür. Teknolojik ekipmanlar ile doğruluk payı oldukça yüksek olan tahminler yapılabilmektedir. Bu çalışmada literatürde yer alan erken uyarı sistemi konusunda akademik çalışmaların incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma ile 2000-2025 yılları arasında uluslararası bir veri tabanı olan Web of Science’de yayınlanan “erken uyarı sistemleri” kavramına ilişkin belgelerin (makale, bildiri, kitap vb.) belirli kriterler çerçevesinde incelenmesi amacıyla bibliyometrik uygulaması yapılmıştır. Erken uyarı sistemleri kavramıyla ilgili yapılan bilimsel çalışmaların ortaya çıkarılması amacıyla 6 Ocak 2025 tarihinde Web of Science veri tabanından yararlanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda 5265 akademik çalışmaya ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında bibliyometrik analizlere ulaşmak ve sonuçların görselleştirilmesi için “VOSviewer” yazılımı kullanılmıştır. Çalışmada, erken uyarı sistemleri temalı yayınlarda ön plana çıkan ülkelerin, anahtar kelimelerin, yazarların, atıfların ve terimlerin bir atıf analizi tekniği olan “Co-authorship, Co-occurence ve Citation” teknikleri sayesinde ortaya konulmuştur. Çalışma neticesinde, 2000 &amp;ndash; 2025 yılları arasında yapılmış olan toplam 5265 çalışmanın 3967’si makale olarak,718’i Bildiri,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;80’i kitap bölümü, 1’i kitap olarak yayımlandığı tespit edilmiştir. 2010 yılından itibaren çalışma sayısında artış olduğu ve 2024 yılında zirve noktasına ulaştığı tespit edilmiştir. Bu çalışmaların 3299 çalışma SCI Index listesi içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti ülkeleri en çok çalışma yayınlandığı ülkeler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Türkiye’de 62 adet çalışma yayınlanmıştır. Çalışma veri toplama aşamasında sadece Web of Science veri tabanı kullanıldığı için, sonraki çalışmalarda diğer veri tabanları üzerinde de veri toplama yapılması önerilmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Endüstriyel Tasarım Eğitiminde “Uygulamalı Yaklaşımlara” Tasarımca Düşünme Pratiğinin Etkisi </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80308</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80308</guid>
      <author>Çınar NarterPınar Öztürk Demirtaş ,Burcu Torum </author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt 0cm 7.05pt;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -.5pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-no-proof: yes;"&gt;21. yüzyıl güncel tasarlama eylemi, temel anlamda kullanıcı merkezli bir bakış açısıyla özgün, yaratıcı yinelemeli ve döngüsel bir üretim süreci olarak tarif edilebilir. Tasarım düşüncesi, bir kişiyi deney yapma, maket ve modeller yaratma, geri bildirim toplama ve yeniden tasarım yapma fırsatlarına dahil eden analitik ve yaratıcı bir süreç olarak da ifade edilmektedir. Tasarım süreci özellikle kullanıcıya odaklı olarak ihtiyaç, beklenti ve davranışlara yönelik problemleri anlamak için tasarımca düşünce motivasyonlarına yönelmektedir. Tasarımca düşünme pratiğinin en öncelikli aksiyonu empati kurmak yoluyla kullanıcıyı anlamak ve etüt etmekten geçmektedir. Bunun yanında tasarımca düşünme pratiği birçok farklı tasarım metodunun aksine doğrudan kullanıcıyı merkeze almaktadır. Endüstriyel tasarım eğitimindeki güncel yaklaşımlara baktığımızda çeşitli uygulamalı yaklaşımların tasarımcı adayında yaratığı olumlu etkiler içinde kullanıcı merkezlilik, biçim ile iletişim kurmak ve tasarım ifade yöntemleri sayılabilir. Günümüz tasarım çıktıları daha fazla son kullanıcı etkileşimi içermektedir. Son kullanıcılar için ürünler, uygulamalar ve sistemler tasarlamak için tasarımcılar, tasarım süreci boyunca kullanıcıları tüm süreç aktivitelerine de dahil etmeleri gerekmektedir. Bu makalede endüstriyel tasarım eğitimi kapsamında uygulanan uygulamalı yaklaşımlar incelerek tasarlama süreçlerde tasarımca düşünme pratiğinin etkisi irdelenmektedir. Bunun yanında uygulamalı yaklaşımlarda kullanıcı merkezliliğin nasıl ele alındığı da ortaya konulmaktadır. Bunun yanında güncel endüstriyel tasarım eğitiminin iç gelişmelerine katkı sağlamak da amaçlanmaktadır. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hz. Peygamber’in (sas) torunu ümmü külsûm bnt. Ali’nin hayatı </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80351</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80351</guid>
      <author>Mevlüt Poyraz  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışma, Hz. Peygamber’in (sas) torunu, İslâm devletinin ilk halifelerinden Halife Hz. Ali’nin kızı ve 2. Halife Hz. Ömer’in eşi olması hasebiyle alan araştırmaları açısından önem arz ettiğini düşündüğümüz Ümmü Külsûm bnt. Alî’nin hayatını konu edinmektedir. Klasik İslâm tarihi ve terâcim eserlerindeki rivayetlere göre; Ümmü Külsûm 6/627 yılında Medine’de dünyaya gelmiştir. Çocukluk çağında iken Halife Hz. Ömer ile evlenmiştir. Halifenin şehadetine kadar yanında kalmış ve halife Hz. Ömer’den biri kız diğeri erkek olmak üzere iki çocuk dünyaya getirmiştir. Halife Ömer’in şehadetinden sonra üç evlilik daha yapmıştır. Abdullah b. Ca‘fer’ın nikâhı altındayken vefat etmiştir. Medine valisi Saîd b. âs ile de gerçekleşmemiş bir evlilik mevzusu rivayetlere yansımıştır. Evlatlığı konumundaki Abdullah b. Ömer’in biâtı yahut isyanı hususunda babası Halife Ali’ye teminat vererek siyasi olaylara dâhil olan Ümmü Külsûm, siyasi olaylar muvacehesinde Kûfe’ye gitmiş ve orada babası Hz. Ali’nin şehadetine şahit olmuştur. Kerbelâ hadisesinde bulunduğu zikredilse de bunun doğru olmadığı, isim benzerliği sebebiyle üvey kardeşi Ümmü Külsûm ile karıştırıldığı kanaatindeyiz. Rivayetlerde oğlu Zeyd ile aynı günde vefat ettiği bilgisi olmasına rağmen vefat tarihi hakkında; 41/661, 50/672 ve Kerbelâ olayı 61/680 sonrası gibi farklı bilgiler mevcuttur. Ancak Muâviye’nin hilafetinin ilk yıllarında (41/661) vefatı bilgisi daha sıhhatli gözükmektedir&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Evli Bireylerin Çift Uyumları ve Dindarlığı Arasındaki İlişkide Çatışma Çözme Stillerinin Aracı Rolü</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80496</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80496</guid>
      <author>G. Deniz Derin Yeliz Kindap Tepe </author>
      <description>&lt;span lang="TR" style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Evli çiftlerde uyum, çatışma çözme stilleri ve dindarlık düzeyi gibi çeşitli faktörlerden etkilenebilir. Literatürde dindarlığın, evlilik uyumunu artırıcı bir etkisi olduğu; aynı zamanda çatışma çözme stillerinin, ilişki memnuniyeti ve uyum üzerinde belirleyici olduğu belirtilmiştir. Ancak, dindarlık, evlilik uyumu ve çatışma çözme stilleri arasındaki ilişkiyi bütüncül olarak ele alan bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışma, Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan evli bireylerin çift uyumları ile dindarlık düzeyleri arasındaki ilişkiye odaklanarak, çatışma çözme stillerinin (pozitif, negatif, geri çekilme ve boyun eğme) bu ilişkideki aracılık rolünü incelemiştir. Araştırmaya toplamda 445 kişi katılmış olup, bunların 222’si kadın, 223’ü erkektir (&lt;em&gt;M&lt;/em&gt;&lt;sub&gt;yaş&lt;/sub&gt;= 35.25 , yaş aralığı = 18-75). Çalışmada kullanılan ölçüm araçları arasında Çift Uyum Ölçeği, Çatışma Çözüm Stilleri Ölçeği ve Geleneksel Dindarlık Ölçeği bulunmaktadır. Korelasyon analizleri sonucunda dindarlık negatif çatışma çözme stiliyle olumsuz yönde ve geri kalan tüm değişkenlerle olumlu yönde anlamlı ilişkiler göstermiştir. Çift uyumu ise negatif çatışma çözme stiliyle olumsuz yönde ve geri çekilme haricinde diğer tüm değişkenlerle olumlu yönde ilişkili bulunmuştur. Process macro basit aracılık modeli sonuçları çift uyumları ile dindarlık düzeyleri arasındaki ilişkide pozitif, negatif ve itaat ederek çatışma çözme stillerinin kısmi aracılık sağladığı görülmüştür&lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Bu bulgular, özellikle, çiftlerin pozitif çatışma çözme becerilerini geliştiren müdahalelerin, evlilik memnuniyetini ve uyumunu artırabileceği vurgulanmıştır. İtaat etmenin olumlu etkisi ise kültürel bağlamda uzlaşının bir parçası olarak okunabilir. Ek olarak, toplumsal inanç sistemleri üzerinden değerlendirildiğinde dindarlığın ilişkiler üzerindeki olumlu etkisi de şaşırtıcı değildir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fal ve Falcılık Geleneğinin X,Y,Z Kuşağı Üzerindeki Etkileri Eskişehir Örneği </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80512</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80512</guid>
      <author>Banu Onat </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Sosyo-kültürel olarak bir nevi falcılığa karşı tabu oluşsa da insanoğlu bu geleneği devam ettirmiştir. Bunun başlıca nedenini de sorgulayacak olursak bir nevi merak duygusudur. Merak duygusunun içinde yetişen bilinmezlik, geleceği anlamlandıramama duyguları insanları umut taciri arayışına sürüklemiştir. Bu umut taciri arayışı bir nevi “umut, fakirin ekmeğidir.” anlayışını da destekleyerek günümüze kadar ulaşan X, Y, Z kuşağı üzerindeki falcılık geleneğinin Eskişehir’deki gelişimi ele alınmıştır.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Eskişehir’in x, y, z kuşağı üzerindeki falcılık geleneğini inceleyen makale; falcılığın kültürel, sosyolojik ve psikolojik boyutları ele alınmış, nitel araştırma yöntemleri (gözlem, mülakat, anket) kullanılarak kuşaklar arasındaki falcılık geleneğinin gelişimi ve kuşaklar arasında falcılık geleneğine inanış araştırılarak veriler toplanmıştır. Falcılığın kültürel bir miras olarak modern dünyada da evrensel bir bağ kurma, umut arayışı işlevini sürdürdüğünü ortaya koymuştur. Ancak, kuşaklar arasındaki bu farklılıklar geleneğinin yorumlanmasında çeşitlilik yaratmıştır.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Araştırmada falın insanlık tarihi boyunca bilinmeyene duyulan merak ve umut arayışıyla şekillenmiş bir kültürel olgu olduğuna dikkat çekilmiştir. X kuşağı için falcılık, ev ortamında gerçekleşen bir gelenek ve dayanışma unsurudur. Kahve falı ve yıldızname gibi geleneksel yöntemlerin öne çıktığı bu kuşak, falı ailevi bağları güçlendiren bir ritüel olarak değerlendirilmiştir. Y kuşağı ise sosyal alanlarda fal baktırmayı tercih etmekte, tarot ve astroloji gibi modern yöntemlere yönelmekte ve falı hem bireysel hem de sosyal bir etkinlik olarak görülmektedir. Z kuşağı, dijital dünyanın etkisiyle falcılığa daha eleştirel yaklaşsa da dijital platformlar ve mobil uygulamalar üzerinden fal baktırmayı tercih etmektedir. Tarot ve astroloji bu kuşak için daha popülerdir, çünkü bilimsel bir altyapıya sahip oldukları düşünülmektedir.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Falcılığın kuşaklar arasında farklılaşan bir kültürel deneyim olduğunu göstermiştir. Geçmişte bir gelenek olarak değerlendirilen bu olgu, günümüzde eğlence, rehberlik ve sosyal bağlar kurma gibi işlevlerle varlığını sürdürmektedir. Makale, falcılığın toplumsal değişimlere ve teknolojik yeniliklere adapte olduğunu, böylece kuşaklar arasında farklı işlevler üstlenerek evrensel bir fenomen haline geldiğini ortaya koymaktadır.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Evli Bireylerde Depresyon ve Olumsuz Otomatik Düşüncelerin Evlilik Uyumuna Göre İncelenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80579</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80579</guid>
      <author>Melike Güvener Özlem Altunsu Sönmez </author>
      <description>&lt;div style="mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly;"&gt;&#13;
&lt;table cellspacing="0" cellpadding="0" align="left"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td style="padding: 0cm 7.05pt 0cm 7.05pt;" align="left" valign="top"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-top: 9.9pt; mso-height-rule: exactly; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -.5pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-no-proof: yes;"&gt;Bu çalışma evli bireylerin evlilik uyumlarına göre depresif durumları ve olumsuz otomatik düşünceleri açısından farklılık olup olmadığını incelemeyi amaçlamaktadır. Öncelikle cinsiyet, ekonomik durum, eşin destek düzeyi, kişinin eşine güvenme düzeyi, eşin saygı düzeyi, evlilikte eşten beklenilen sevgi dili gibi faktörlerin evlilik uyumuyla ilişkilerine bakılmıştır. Samsun ilinde 201 gönüllü evli katılımcı ile gerçekleştirilen bu araştırma da 108 evli kadın ve 93 evli erkek yer almıştır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Evlilik Uyum Ölçeği (EUÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE), Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ) kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda kategorik değişkenler Ki-kare ile ile ölçekler arası ilişki ise Pearson Korelasyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda evlilik uyumunun ve mutluluk düzeyinin saygı düzeyine, eşe güvenme ve eşten destek görmeye göre farklılıştığı ve bunlar arttıkça evlilik uyumunun ve mutluluğun arttığı tespit edilmiştir. Depresyonun ise ekonomik durum, saygı düzeyi, eşe güvenme ve eşten destek görmeye göre farklılıştığı ve bunlardaki artışın yine depresyonu azalttığı bulunmuştur. Olumsuz otomatik düşüncelerde cinsiyete, saygı düzeyine, eşe güvenme ve eşten destek görmeye göre farklılıştığı, erkkelerin daha olumlu kadınların ise olumsuz düşünmeye yatkın olduğu ve bunlardaki artışın olumsuz otomatik düşünceleri azalttığı görülmüştür. Korelasyon analizi sonrasında ise evlilik depresyon ve olumsuz otomatik düşünceler arasında pozitif bir korelasyon görülürken her ikisi ile evlilik uyumu arasında ise nagatif korelasyon görülmektedir. Evlilikte uyumlu olan çiftlerde evlilikte uyumsuz olan çiftlere göre depresyon ve olumsuz otomatik düşünceler daha az görülmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İş Sağlığı ve Güvenliği Bağlamında Ambulans Hizmetleri ve Ambulans Görevlilerin Karşılaştıkları Riskler</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80676</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80676</guid>
      <author>Ömer Faruk Alacahan </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Çağımız dünyası toplumlarında gerçekleşen hızlı teknoloji değişiklikleri sonucunda toplumsal düzeyde özel hayat ve iş hayatında mevcut sorunlara çözüm getirirken ek olarak yeni sorunlar, tehlikeler ve riskleri beraberinde getirmektedir. Ambulans hizmetleri çalışanları genellikle bireylerin çoğunlukta olduğu yerlerde acil vakalara olay yerinde ve/veya ambulans ortamında müdahale etmelerinden dolayı bu tehlike ve risklere daha fazla maruz kalmaktadır. Bu çalışanlar iş sağlığı ve güvenliği açısından da fiziksel (gürültü, titreşim, radyasyon vb.), kimyasal (lateks alerjisi, anaflaktik şok vb.), biyolojik (iğne batması, kan ve vücut sıvıları teması sonucu gerçekleşen hastalıklar vb.), ergonomik (zorlayıcı tekrarlı hareketler, uygun olmayan şekilde yük taşıma vb.)&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;ve psikososyal (şiddet, tükenmişlik, depresyon vb.) anlamda diğer meslek gruplarına göre daha fazla risklere maruz kalmaktadırlar. Ayrıca olay yerine intikal etmek için istasyondan çıkarken düşme, kayma gibi ve olay yeri hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları zaman elektrik çarpması, yangın çıkması gibi ikincil kazalara maruz kalabilmektedirler. Belirtilen riskler ve tehlikelerden dolayı ambulans hizmetleri çalışanlarının karşılaştıkları mesleki risklerin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi önemli bir konu haline geldiği düşünülmektedir. Bu meslek grubuna mensup çalışanların tam iyilik hallerinin korunması, iş ve özel hayatlarını daha verimli sürdürebilmeleri için yeterli sayıda personel istihdamına, çalışma koşullarının iyileştirilmesine, damgalanma korkusu yaşamadan psikolojik destek almalarının sağlanması, hasta ve/veya hasta yakınları tarafından yaşadıkları şiddet olaylarının önlenmesi için bireylerin eğitilmesi, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kapsamında eğitimlerinin düzenli alınması, çalışma saatlerinin ve nöbet sistemlerinin aşırı yük getirmeyecek şekilde düzenlenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Dış Ticaretin Ekonomik Büyüme Üzerindeki Etkisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80749</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80749</guid>
      <author>Edip İnce Hasan Azazi </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 3.0pt 0cm 3.0pt -5.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-no-proof: yes;"&gt;Dış ticaret, ülkelerin büyüyüp kalkınması açısından bir faktör olarak yer almaktadır. Bu bağlamda dış ticareti ikiye ayıran ithalat ve ihracat önemli bileşenler olmaktadır. Ülkelerin refah içerisinde olması ihracata bağlı olduğu için genel olarak ihracata dayalı büyüme tercih edilmektedir. Bu durumunda ekonomik büyümeyi doğrudan etkilemesi üzerine bir çok teorik çerçeve ortaya atılmıştır. Çalışmada, Türkiye’de dış ticaretin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Yapılacak olan analiz için Türkiye’de 1991-2023 yılları arasındaki veriler tercih edilmektedir. Yapılacak olan analiz Eviews 10 paket programıyla uygulanmaktadır. Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası ve TÜİK resmi web sitelerinden veriler kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için ilk yapılacak olan test durağanlık testi olan birim kök testleri olmaktadır. Ardından VAR modeli kurularak Granger Nedensellik analizi uygulanmıştır. Bulgulara göre birinci farkta durağan olan serilerin VAR modeli kurulduktan sonra nedensellik ilişkisi gözlenememektedir. Yani dış ticaretin ekonomik büyüme üzerinde bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


