






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2024 Sayı Cilt 10 Sayı 3</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2975</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Afganistan'ın Sözleşme haklarında telafi Edici Adalet </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74039</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74039</guid>
      <author>Mohammad Ekram Yawar</author>
      <description>Telafi edici adalet, her kişinin haklarının kesin miktarını belirleyen bir adalettir. Bu teorinin kabulü, sözleşme taraflarının haklarının korunmasına hizmet etmektedir; bu, halihazırda hukuk uzmanları tarafından da kabul edilmektedir. Pragmatik bir bakış açısından, telafi edici adalet kavramı, zararın ele alınması ilkesine dayanan bir tazminat anlaşması kapsamında tarafların haklarının adil bir şekilde ele alınması gerekliliğini gerektirir. Afgan hukukundaki bu teori, objektif ve kişisel kriterlerin bir birleşimidir ve yasa koyucular, adaletin hapis hakkı yoluyla yeniden tesis edildiği durumlarda tazminat konusunu tartışmış, ancak diğer bazı durumlarda fesih ve hapis hakkına atıfta bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Televizyon Dizisi Aracılığıyla Mikro Saldırganlığın Analizi: How I Met Your Mother</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75129</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75129</guid>
      <author>Tuğçe Gula</author>
      <description>Bu makale, mikrosaldırganlık kavramını kapsamlı olarak analiz edebilmek ve örneklendirebilmek için popüler Amerikan televizyon dizisi "How I Met Your Mother" (HIMYM) dizisini incelemektedir.  Bu komedi dizisinin toplumda yaygın olan; az fark edilen ayrımcılık biçimlerini nasıl barındırdığı ve yansıttığı araştırılmaktadır. Çalışmada, mikrosaldırganlıkla ilgili mevcut literatür incelemesini ve tüm serinin içerik analizini birleştiren iki katmanlı bir araştırma yaklaşımı kullanılmaktadır. Diyalogları, karakter etkileşimlerini ve olay örgüsünü inceleyerek araştırmada, mikro saldırganlık örnekleri doğalarına ve sonuçlarına göre tanımlanıp ve sınıflandırılmıştır. Bulgular, HIMYM dizisinin bir taraftan mizahı ve hikaye anlatımıyla beğenilen bir dizi olsa da, diğer taraftan ırk, cinsiyet ve etnik kökenle ilgili mikro saldırganlıkları yansıtan ve sürdüren bir eser olarak hizmet ettiğini göstermektedir. Dizisi analiz edildiğinde, bazen mizah kapsamının ötesine geçen mikro geçersiz kılma ve mikro hakaretler kullandığı görülmüş; mikro saldırı alt alanındaki örneklerin ise genellikle kara mizah ile çerçevelendirildiği fark edilmiştir. Bu mikro saldırganlık örnekleri, üretildikleri dönemin sosyal normlarını yansıtmaktadır. Toplumdaki bu tür etkileşimlerin gelişen anlayışını kabul ederek, bu mikro saldırganlıkları dizinin orijinal yayın zaman çerçevesi içinde değerlendirmek gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul Öğrencilerinin Video Oyun Oynama Alışkanlıklarının ve Görsel ve İşitsel Tepki Sürelerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75505</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75505</guid>
      <author>Burak KaracaBuğra Anarefe ,Zarife Pancar ,Mehmet Şenoğlu ,Ahmet Tanrıverdi </author>
      <description>Bu araştırma, ortaokul öğrencilerinin dijital oyun oynama alışkanlıkları ile görsel ve işitsel reaksiyon süreleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmaya farklı sınıflardan toplam 168 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Öncesinde, öğrencilere araştırma süreci hakkında bilgi verilmiştir. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan ve bilgisayar oyunu oynama davranışları ile ilgili görüşlerini içeren bir anket uygulanmıştır. Ardından, görsel ve işitsel reaksiyon zamanlarını ölçmek için bilgisayar üzerinden testler yapılmıştır. Testler, her katılımcı için sakin ve dış etkenlerden uzak bir ortamda gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ve ankete verilen cevaplar SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, dijital oyun oynayan öğrencilerin görsel reaksiyon sürelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğunu (p&lt; 0.05) ancak işitsel reaksiyon sürelerinde dijital oyun oynayanların lehine bir artış olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığını göstermektedir (p&gt;0.05). Bu bağlamda, dijital oyunların görsel reaksiyon sürelerini etkileyebileceği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Leopoldcü Düşünce ve Toprak Etiği Öğretisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74206</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74206</guid>
      <author>Ramazan KulakZafer Çakır ,Ertan Akyol </author>
      <description>Yeryüzünde yaşayan insanoğlu ilk var olduğu günden bu yana uzun bir süreç boyunca varlığını koruyan ve değişmeyen uğraşı toprak diyebiliriz. Tarihin başlangıcında avcılık yapan insanlarda kısmen toprakla uğraşsalar da yerleşik hayata geçişi sağlayan en önemli nedenlerden biridir toprak. İlkel insanlardan günümüze kadar hala uğruna savaşlar verilen ve üzerinde birçok farklı medeniyetler hüküm süren ve bu medeniyetlere ev sahipliği yapan gerçek bir var oluşu simgeler. Araştırmalarımıza önce etik nedir diye başlayacağız. Etik geniş bir yelpazeyi içine alacaktır. Birçok etik türü varken biz bunların içinden en önemli ve insanoğlunun yaşam nedeni olan toprak etiği üzerinde uzun uzun konuşacağız. Toprak, insanın üzerinde yaşadığı ve ona bağlı olduğu temel unsurdur. İnsanoğlunun bakış açısı sadece bir araç bir yaşam yeri olarak gördükleri kara parçalarından ibaretken değişen ve gelişen yüzyılda toprak çok daha farklı anlamlarda kullanılacaktır. .’’&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;em&gt;Bir eylem biyotik topluluğun bütünlüğünü, dengesini ve güzelliğini koruduğunda doğru, aksi takdirde yanlış bir eylemdir’’(Aldo Leopold&lt;/em&gt;, “&lt;em&gt;Toprak Etiği&lt;/em&gt;”). Toprak etiğini bu sözlerle anlamlandıracak olursak ünlü araştırmacının da belirttiği gibi Toprak 19 yüzyıldan itibaren üzerinde sadece insan hayvan ve bitki yaşamları için var olan değil devamında sanayi, endüstrileşme ile birlikte bozulan değişen ve korunması gereken önemli bir kavram haline gelmiştir.&#13;
 Diğer taraftan ulusal bilimciler bu konuda araştırmalarına devam ederken hala günümüzde toprağın sadece bir araç olduğunu öne süren anlayışlar hüküm sürmektedir. Leopold,  toprağı anlatırken toprağın karmaşıklığına değinmiş ve bu karmaşıklığın anlamlandırılması gerektiği ve toprağın işlenmesi ile ilgili birçok bilgiler aktarırken bu anlamlandırmanın önemine değinmiştir. Leopold’a göre bu karmaşıklığın anlaşılması toprağın nasıl sağlıklı işleyebileceğinin anlaşılmasına olanak sağlar. Leopold toprağın sağlığını anlatmak için “toprak piramidi” terimini kullanır. Bu piramitte “Bitkiler güneşten enerji soğururlar. Bu enerji, biyota olarak adlandırılan bir devrenin içinde akar; biyota katmanlardan oluşmuş bir piramitle temsil edilebilir. Bu piramidin en alttaki katmanı topraktır. Toprağın üstünde bitki katmanı, bitkilerin üstünde böceklerin katmanı, böceklerin üstünde kuşlar ve kemirgenler katmanı vardır. Bu şekilde katmanlar, iri etoburların bulunduğu tepe noktasına varana dek, çeşitli hayvan gruplarıyla sürer gider ( Pinchot, Gifford,199).&#13;
Bu durumlar ışığında toprağa sadece insanın efendisi olduğu, hükmetmek istediği bir cansız varlık olarak değil düşünen inceleyen ve çözüm bulan duyarlı etik insan nazarında doğaya ve onun en önemli argümanı olan toprağa farklı bakış açısıyla bakılacak olan bu makalede toprağın sayısız canlıya ev sahipliği yaptığı, etik sistemlerin üzerinde yeni bir söylem olan Toprak Etiği kavramını iklimleri, su döngülerini, besinleri daha pek çok sayılamayacak sınırlılıkta nedenlerle ahlaki açıdan sorumluluklarımızı da ekleyerek gelecekte toprak ve doğa sorunlarına ışık tutacak yeni ufuklar kazandıracaktır. Bu makale ile çevresel sorunlara bakış açımız değişecek toprak sorunlarının çözümüne yeni bakış açısı geliştirmeyi hedeflemekteyiz.&#13;
Ünlü bilim insanı Leopold’ün toprak etiği eserinden de yararlanarak;  toprak etiği olgusunun bir grup bilim insanı tarafından ortaya konan bir inceleme yazısından sıyırıp daha çok anlamlar yükleyerek toplumlarımıza, dünya toplumlarına ve ülkeleri yöneten yöneticilere kabul ettirerek evrensel bir sürece dönüştürmek için neler yapılabilir? Bu ortaya konulan evrensel konumuza ne şekilde nasıl başlayarak süreci yönetebiliriz?  Bu sorular ışığında makaleme başlamayı düşünüyorum.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dâhilde İşleme Rejiminin Türkiye Ekonomisine Olan Etkileri ve Demir Çelik Sektörü Üzerine Bir Araştırma </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74720</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74720</guid>
      <author>Ali Aydın Urul Gamze Ayça Kaya </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Bu çalışmada, Dâhilde İşleme Rejimi (DİR) sistem ve uygulamalarının Türk demir çelik sektöründe ihracatın ve ürün çeşitliliğinin arttırılması, DİR kapsamında verilen teşviklerin amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı, küresel pazarlarda Türk firmalarının rekabet edebilmesinde DİR’in daha etkili kullanılması için yapılması gerekenlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu çalışma, DİR sistem ve uygulamalarının demir-çelik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerle ilgili araştırma yapanlara ve Türk demir çelik sektöründe dış ticaretle uğraşan firmalara DİR kapsamında ihracatın arttırılması, geliştirilmesi ve rekabet edebilmesi için yapılması gerekenlere dair bulguları ortaya koyması açısından önemli görülmektedir. Araştırmada anket tekniğinden yararlanılmış olup, gümrük mevzuatı referans alınmıştır. Maddelerin ölçeklendirilmesinde 5’li Likert ölçeğinden faydalanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Anketin uygulanmasıyla elde edilen veriler üzerinde Mann-Whitney U Testi ve Kruskall Wallis Testi yapılmıştır. Sonuç olarak; DİR sistem ve uygulamalarının demir çelik işletmeleri üzerinde ithalatta gümrük vergisi ve KDV muafiyetinin olması, yurt içi alımlarda KDV tecil-terkin uygulamasına olanak verilmesi, ihracat finansmanında Türk Eximbank programlarının kullanılması, ucuz hammadde ve yarı mamul tedariki gibi ihracatın artması ve gelişmesine yönelik önemli katkılarının olduğu tespit edilmiştir.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İtfaiye Ekiplerinin, Tamamen Elektrikli Araç Yangınlarıyla Mücadelesinin İncelenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74994</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74994</guid>
      <author>Doğan Kazak Hasan Uğur Öncel </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Karbon emisyonu azaltma çalışmaları çerçevesinde tüm dünya araç üreticileri son dönemde elektrikli araç üretimine ağırlık vermektedirler. Üretimdeki bu artış beraberinde bu araçlarda ortaya çıkabilecek tehlike önlemlerinin de tekrardan gözden geçirilmesini gerektirmiştir. Bu önlemlerden en dikkat çekenleri, yangın ve yüksek voltaj tehlikelerini en aza indirmek için yapılacak çalışmalar olmuştur. Geleneksel araç yangınlarıyla kıyaslandığında bu tür araçların daha fazla yangın yüküne sahip olduklarını görüyoruz. Geleneksel araç yangınlarıyla mücadeleye alışık olan itfaiye ekipleri elektrikli araç yangınlarında, yaşadıkları tecrübelerden kaynaklı müdahale tekniklerinin bu yangınlarda işe yaramadığını görüp, nasıl davranacaklarına karar vermekte zorlanmaktadırlar. Günümüzde elektrikli araç yangınlarına müdahale teknikleri konusunda ekiplerin nasıl davranacakları konuları henüz tam olarak netlik kazanmamıştır. Dünyada üretilen elektrikli araç sayısı diğer fosil yakıtlı araçların sayısından az olduğundan, bunlarda oluşan yangın vakaları geleneksel araç yangınlarına kıyasla daha azdır. Yangın müdahale ekipleri bu tür yangınlar için nasıl bir uygulama yapmaları gerektiği hakkında farklı senaryolar geliştirmeye çalışmaktadırlar. Bu makalede elektrikli araçların yapılarını ve yangın nedeni olacak özellikleri anlatıp, yangın halinde yapılacaklar konusunda faydalı olacağını düşündüğümüz farklı görüşler sunmak istiyoruz.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'de 1960 - 1970 Arasında Resim Sanatı Üzerine Kısa Bir Bakış</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75288</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75288</guid>
      <author>Beren AkbuğaBurak Boyraz </author>
      <description>Türkiye’de 1960 - 1970 yılları arasındaki resim çalışmalarına bakıldığında 1960’lı yıllara gelmeden önce 1950’lerde başlayan toplumsal durumların beraberinde resim sanatında da değişimlere neden olduğu görülmektedir. 1960- 1970 yılları arasında gelişen resim sanatı toplumsal durumların içerisinde bulunan bilimsel, teknolojik, endüstri, kültür ve eğitim atılımlarından etkilenmiş ve resim çalışmaları için nasıl bir zemin hazırlandığı göz önüne konulmuştur. Resim sanatının zeminini hazırlayan bu atılımların 1960 - 1970 arasındaki resim çalışmalarına, sanatçılarına ve eserlerine yön verdiği görülmektedir. Türkiye’de 1960 - 1970 yılları arasında resim sanatı, resim sanatının yıllarına göre özellikleri, özelliklerinin değişim gösterip göstermediğine bakılmasının yanı sıra genel olarak bilgi verilmesi amaçlanmıştır. 60’lı yıllarda olan bu gelişmeler her sanatçının aslında bu toplumsal durumlardan farklı şekillerde etkilendiğini ve bunları farklı bakış açılarıyla, yollarla çalışmalarına yansıttıkları görülmektedir. Bu 10 yıllık süre içerisine bakıldığında toplumsal gerçekçi, soyut- figür, figüratif sanat, hiperrealist eğilimler gibi çeşitlilikler ortaya çıkmıştır. Bu süreç içerisinde ortaya çıkan sanat akımları dışında birçok sanat grubu da görülmektedir. Çalışma kapsamında Türkiye’de 1960 - 1970 yılları arasındaki resim çalışmalarına bakılmıştır. İnceleme doğrultusunda belli başlı atılımlar üzerinden yola çıkılarak 10 yılı kapsayan dönem ele alınmıştır. Bu on yıllık süre içerisinde toplumda yaşanan durumların, gelişmelerin resim çalışmalarına nasıl etki ettiği ve resim sanatının bu olaylardan etkilenerek zaman içinde gösterdiği değişimler, yollar, ilerlemeler incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Günah Kavramı ve Günah Anlamına Gelen Bazı Kavramlar</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75294</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75294</guid>
      <author>Buket Ataman</author>
      <description>Kur’an’da günah manasına gelen birçok kavram mevcuttur. Bu makalede günah anlamında kullanılan bazı kavramlara yer verilmekte ve bazı kavramsal tahliller yapılmaktadır. Kur’an’da günah anlamına gelen kavramlar anlamsal zenginliğe işaret etmektedir. Fakat bu kavramlar incelendiğinde bazı hususlarda kullanım yönüyle farlılık görülse dahi aralarındaki ortak yönler müşahede edilmektedir. Dinen meşru olmayan çirkin bir fiilin işlenmesi olan günah ve günah anlamına gelen kavramlarda müşahede edilen zararlar arasında insanı hayır ve sevaptan geri bırakma, düşmanlık, doğru yoldan uzaklaştırma, inkâr etme, çirkin davranışa yöneltme, haktan sapma, haramlara dalma, nizamdan çıkma, sınırı aşma, adâletten şaşma, azgınlaşma, kargaşa, huzursuzluk, edepsizlik, ıztırab, ibadet ve itaatten alıkoyma vb. özelliklerle karşılaşılmaktadır. Bu niteliklerin ferdî, toplumsal ahlakî ve vicdanî zararlarının olduğu görülmektedir. Günah ve yakın anlamda kullanılan bu kavramlarda insanların bazen ihtiyarî bazen kasdi fiillerde bulunduklarına şahit olunmaktadır. İtikadî olmayan amelî yönü olan hata ve günahlar sebebiyle dinin emir ve yasakları ihlâl edilebilmektedir. Yapılan tahlillerde insan, günahlar sebebiyle şeriata ve ahlaki prensiplere mugayir davranışlar sergileyebilmektedir. İrade ve sorumluluk sahibi insanın şeytana boyun eğmesi sonucu günah kapsamına giren davranışlar, dünya ve ahirette birtakım cezaları gerektirmektedir. Bazı günahlar sadece Allah’ın hakkına veya kul hakkına gasptır. Yahut her iki hakkı da ihlal mesabesindedir. Kur’an’da günahlar, büyük günahlar ve küçük günahlar olarak iki şekilde kategorize edilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİNDE PARTİLERİN SEÇİM BİLDİRGELERİNDE VE PARTİ PROGRAMLARINDA TERÖR SORUNU</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75306</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75306</guid>
      <author>Girayalp Karakuş</author>
      <description>Çalışmada 24 Haziran 2018 seçimlerine katılan bazı önemli partilerin seçim beyannameleri ve programlarında terör sorununa yönelik düşünceleri ele alınmıştır. Bilindiği üzere Türkiye bulunduğu jeo-politik ve jeo-stratejik konumu itibariyle önemli bir coğrafyadadır. Dolayısıyla Cumhuriyetin 100. yılını kutladığımız tarihe kadar Türkiye Cumhuriyeti bazı terör hareketlerinin odak noktası haline gelmiştir. 1984’te başlayan PKK terör eylemlerine DAEŞ ve FETÖ gibi terör örgütleri de dâhil olmuştur. Çözüm Sürecinin başarısızlığa uğraması ve 15 Temmuz 2016 FETÖ Darbe girişiminden sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti teröre karşı ön alıcı tedbirler almıştır. Alınan tedbirler sayesinde terör örgütlerine ciddi zararlar verilmiştir. Son yıllarda PKK ile mücadelede örgüte katılım sayısında azalış ve şehit sayımızdaki ani düşüş alınan tedbirlerin başarılı sonuçlar verdiğini göstermiştir. Çalışmada 24 Haziran 2018 seçimlerine katılan AK Parti, CHP, İYİ Parti, HÜDAPAR, HDP, Vatan Partisi, Saadet Partisi, MHP gibi partilerin seçim bildirgeleri ve parti programları ele alınarak teröre yönelik çözüm önerileri ortaya konmak istenmiştir. Bu seçimlerin en önemli özelliği teröre yönelik milliyetçi söylemlerin artması olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Yönetimi Bölümü Öğrencilerinin Sağlık Kurumlarında Finansal Yönetici Kavramına Yönelik Metaforik Algılarının Belirlenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75427</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75427</guid>
      <author>Nesrin AkcaCihat Merd Acar  ,Tolga Demirci </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Araştırmanın amacı, sağlık yönetimi eğitimi alan öğrencilerin “sağlık kurumlarında finansal yönetici” kavramına yönelik algılarını metafor analizi yoluyla belirlemektir. Araştırmada, “sağlık kurumlarında finansal yönetici” kavramına yüklenen anlamlar detaylı bir şekilde incelendiğinden nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji (olgubilim) deseni kullanılmıştır. Araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanarak veriler toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. 2022 Nisan-Mayıs döneminde Kırıkkale Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sağlık Yönetimi Bölümünde eğitim alan 158 öğrenci araştırma grubunu oluşturmaktadır. Araştırma grubunda yer alan öğrencilere “sağlık kurumlarında finansal yönetici” kavramına yönelik metaforları açığa çıkarmak için görüşme formunda; “Sağlık Kurumlarında Finansal Yönetici, ……. gibidir/benzer. Çünkü …….” cümlelerini tamamlamaları istenmiştir. Elde edilen verilerin nitel analizi sonucu sağlık yönetimi eğitimi alan öğrencilerin sağlık kurumlarında finansal yönetici kavramına ilişkin algılarının dört kategoride toplandığı ve en çok “lider ve ihtiyaç duyulan bir varlık olarak sağlık kurumlarında finansal yönetici” algısının ön plana çıktığı görülmektedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin en yaygın olarak kullandıkları metaforlar; “beyin, ağaç kökü, bıçak, bina temeli, anne, hesap makinası, dağ, su, kraliçe arı, politikacı, kar, hayat ve bel kemiği” olarak tespit edilmiştir.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlaç Yönetimi Açısından Gürcistan’ın Değerlendirilmesi ve Politika Önerisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75443</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75443</guid>
      <author>Alisa Arslan Haydar Sur </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Tüm dünyada olduğu gibi, Gürcistan ilaç pazarı da hızla gelişiyor ve çeşitli değişimler gerçekleştiriliyor. Bu çalışmada Gürcistan ilaç pazarındaki tüm gelişmeler, değişimler, ilaç takip sisteminin olumlu ve olumsuz, eksik ve sorunlu yönleri, ilaçların ithalatı, yerli üretim, ruhsatlandırma süreçleri, ilaç dağitim sistemi,fiyatlandırma, ödeme modelleri, ilacın kalite güvenliği ve kontrolü incelenecek, ilaç sektöründe öncü ülkeler  modelleriyle karşılaştırılacak ve tüm bu bilgilerin ışığında bu çalışmada, dünyada gelişen ve büyüyen ilaç  pazarından örnek alarak, ülkenin ihtiyacı olan ilaç takip sistemi ve ilaç finansmanı  modelini  bulabilmek adına; konunun muhatabı tüm paydaşların (kamu ve özel sağlık hizmet sunucuları liderleri, İlaç üreticiler , kamu otoritesi, akademisyenler, ilgili sağlık profesyonelleri ve çalışanları v.b) temsilcilerinin katılımı ile dünya ilaç sektöründen başka ülke örneklerini de değerlendirilerek Gürcistan için Uygun ve optimal bir İlaç takip sistemi ve finansman  modeli oluşturulabilmesi amaçlanmıştır.&#13;
Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinde kullanılan bir veri toplama tekniği olarak; daha çok açık uçlu soruların sorulduğu, yüz yüze ya da Online görüşülerek derinlemesine görüşme yöntemi kullanıldı.&#13;
Bu araştırmanın sonucunda ortaya çıkıyor ki 1991’den bu yana yapılan tüm yeni düzenlemelere, tüm yeniliklere ve reformlara rağmen, ülkenin hala ilaç dolaşımı politikaları, eczane politikaları, ilaç finansmanı ve geri ödeme politikaları konusunda reformlara, küresel ilaç piyasasına ayak uydurmasına, dünya standatlarını yakalamaya ihtiyacı var.&#13;
Araştırma kapsamında bulgulara dayanarak İlaç sektörünü güçlendirilmesi ve gelişmesi için var olan bazı politikaların gözden geçirilmesi ve bazı yeni politikaların uygulanması önerildi.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sporun Yaşam Kalitesine Olan Etkisinin İncelenmesi  (14-18 Yaş Grubu Örneği)</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75506</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75506</guid>
      <author>Hüseyin KarabulutZarife Pancar ,Burak Gürer </author>
      <description>Bu çalışma 14-18 yaş grubundaki öğrencilerin sağlıkla ilgili yaşam kalitesini farklı değişkenler açısından incelemek amacı ile yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya Gaziantep il merkezinde bulunan farklı liselerden toplam 448 öğrenci (260 Erkek, 188 Kadın) gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak katılım motivasyonu anketi ile SF-36 yaşam kalitesi ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 22.0 istatiksel paket programı kullanılmıştır. Sonuçlara göre 14-18 yaş grubu spor yapan öğrencilerin cinsiyet değişkeni bakımından katılım motivasyonu alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunmamıştır ancak yaşam kalitesi alt boyutlarından fiziksel rol, sosyal fonksiyon ve genel sağlık düzeylerinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Takımda oynama değişkeni açısından katılım motivasyonu alt boyutlarından beceri geliştirme, takım ruhu, arkadaşlık; yaşam kalitesi alt boyutlarından fiziksel fonksiyon, mental sağlık ve genel sağlık düzeylerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Branş değişkeni açısından katılım motivasyonu alt boyutlarından beceri geliştirme, takım ruhu, arkadaşlık, fiziksel uygunluk, yarışma; yaşam kalitesi alt boyutlarından fiziksel rol, canlılık, mental sağlık, sosyal fonksiyon ve genel sağlık alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Spora başlama değişkeni açısından katılım motivasyonu alt boyutlarından beceri geliştirme, takım ruhu, eğlence, arkadaşlık, başarı, hareket etme, fiziksel uygunluk, yarışma; yaşam kalitesi alt boyutlarından fiziksel fonksiyon, canlılık, mental sağlık, sosyal fonksiyon, bedensel ağrı ve genel sağlık düzeylerinde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Spor yapma yılı değişkeni açısından katılım motivasyonu alt boyutlarından takım ruhu, arkadaşlık,  yarışma; yaşam kalitesi alt boyutlarından fiziksel fonksiyon, fiziksel rol, duygusal rol,  canlılık, mental sağlık, sosyal fonksiyon, bedensel ağrı ve genel sağlık düzeylerinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak, spor ile uğraşmak sağlıkla ilgili yaşam kalitesini iyi yönde etkilediği söylenebilir. Bu etkilerin ise ergen bireylerin yaşam tatmini düzeylerini artırdığını söyleyebiliriz. Ergen bireylerin, bu zorlu ergenlik geçiş döneminde fiziksel aktivitelere yönlendirerek yaşam tatmin düzeyleri arttırılabilir ve bu süreci daha sağlıklı bir biçimde atlatmaları sağlanabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gastronomi Turizminde Coğrafi İşaretli İlçeler: Hatay Örneği </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75522</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75522</guid>
      <author>KADRİYE ALEV AKMEŞEKadriye Alev Akmeşe </author>
      <description>Gastronomi iyi yemek yeme merakı ve ilgisi olarak tanımlanmaktadır. Bilim olarak ise yöresel yeme içme kültürü ve davranışı olarak değerlendirilir. Yeme alışkanlıkları ve mutfak kültürü de bu bağlamda ele alınmaktadır. Ayrıca turizm faaliyetlerinde yeme içme gereksinimi zamanla değişerek merak, ilgi ve değişik boyutlarda kişisel olarak deneyimleme isteği haline gelmiştir.&#13;
Coğrafi işaret, net ve belirgin bir niteliği, tanınmış ve bilinirliği olan ya da özellikleri bakımından yöre bölge veya ülke ile benimsenmiş ürünü anlatan ve gösteren tescil işlemine verilen isimdir. Türkiye’de de bazı şehirler ve bazı yöreler kendilerine özgü nitelik ve özelliklere sahip olan ürünlerini koruma altına almak ve isimlerini muhafaza etmek amacıyla ürünlerini tescil ettirmişlerdir.&#13;
Bir turizm destinasyonu olarak Hatay zengin bir tarihe ve kültüre sahiptir. Akdeniz bölgesine yer alan Hatay, Akdeniz ikliminin bölgede hakim olduğu Anadolu’nun eski yerleşim yerlerinden biridir. Tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması, bu coğrafyada farklı inanç ve kültürlerin bir arada sevgi ve barış içinde yaşanabileceğini göstermiştir. Bu kültürel çeşitlilik, Hatay’a sadece mutfağında değil, çeşitli alanlarda da tescilli ürünlere sahip olabilme avantajını sağlamıştır.&#13;
Çalışma ile turizm pazarlamasında önemli bir yere sahip olan coğrafi işaretli ürünlerin kayıt altına alınması ve tanıtılması amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ile ikincil veriler incelenmiştir. Bu bağlamda gastronomi turizminde önemli bir yere sahip olan ve UNESCO tarafından da gastronomi şehri olarak tanınan Hatay iline ait coğrafi işaretli ürünler incelenmiş ve açıklanmıştır.&#13;
Çalışma sonucunda ulaşılan bulgulara göre Hatay’ın, bulunduğu yöreye ait ve özgü Türk Patent Enstitüsü tarafından tescillenmiş olan pek çok ürün ve yiyeceğe ev sahipliği yaptığı gözlenmiştir. Hatay’ın tescilli ürün ve gıdaya sahip olan şehir merkezi dışında 8 tane ilçesi, 25 tane ürünü bulunmaktadır.  Antakya, Samandağ, Dörtyol, Kırıkhan, Defne, Belen, Altınözü ve İskenderun yöreye özgü yiyecek ve ürünleriyle tescilli olma hakkına sahip olmuş ilçeleridir. Bu ilçeler Hatay’ın bilinirliğini ve turist potansiyelini arttırmak açısından da önemli bir yere sahiptir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Koşuburnu Köyü Tahtacı Türkmen Geleneksel Kadın Giyiminin Folklorik Bebek Tasarımlarına Yansıtılması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75570</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75570</guid>
      <author>Gülşah PolatHilal Bozkurt ,Mitat Kandemir </author>
      <description>Toplumların kültürel ve tarihi kodlarının nesillere aktarıldığı, bazı geleneklerinin yaşatıldığı el sanatları faaliyetleri turizm içinde turistik hediyelik eşya sektöründe de yerini almış ve kültürel miras misyonları ile önemli değerler kazanmıştır. Bu bağlamda Çanakkale ili Bayramiç ilçesi Koşuburnu köyü geleneksel giyim kuşam unsuru ile kültür ve sanatın sürdürülebilirliğine katkıda bulunmak amacıyla Çanakkale’yi ziyaret eden yerli ve yabancı turistler için kültürel bir misyona sahip hediyelik eşya tasarımı düşünülmüştür. Bu çalışmada Çanakkale ili Bayramiç ilçesi Koşuburnu Tahtacı Türkmenlerine ait kadın giysilerinin kültür ve tarihine özgü geleneksel özellikleri çerçevesinde “kültürel hediyelik eşya” misyonuna uygun tasarım, teknik, malzeme ve renk özellikleri ele alınarak folklorik bebek tasarım örneği sunulmuştur. Bu nitel çalışmada Çanakkale Tahtacı Türkmenlerinin kültürel mirası evren olarak belirlenmiş olup Bayramiç ilçesindeki Koşuburnu köyü Tahtacı Türkmenleri geleneksel kadın giyimi örneklem grubu olarak seçilmiştir. Saha çalışmalarında doğrudan gözlem yapılmış, yöre halkı ile yapılan görüşmeler, ses kayıtları ve fotoğraflar ile veriler toplanmıştır. Bu çalışmanın birincil amacı; Çanakkale iline bağlı Bayramiç ilçesinin Koşuburnu köyü Tahtacı Türkmenlerinin geleneksel kadın giyimi kültürel miras kapsamında korunması ve gelecek kuşaklara aktarılarak yaşatılması hedeflenmiştir. Bu çerçevede folklorik bebek satışı ile yöre halkına geçim kaynağı olarak katkı sağlanması da öngörülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Risk Yönetilebilirliği: Deniz Yolu Taşımacılığındaki Riskler Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75585</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75585</guid>
      <author>Görkem Özdem</author>
      <description>Deniz yolu taşımacılığı, taşımacılık türleri arasında yaygın şekilde tercih edilmekle beraber söz konusu taşımacılık alanında birçok riskli durum da bulunmaktadır. Bu riskler yalnızca Finansal, İşletme ve Denizcilik riskleri değildir. Özellikle 2000’li yıllarda yaşanan ve gündemden düşmeyen Somali-Aden körfezinde devam eden deniz haydutluğu-korsan krizi, 2022 yılının başlarında Rusya ve Ukrayna arasında başlayan savaşın dünya genelinde yaratmış olduğu tedarik krizi, Azak Denizinin Karadeniz’e bağlantı noktası olan Kerç Boğazında savaş dolayısıyla alıkonulan ticari gemilerin, dünyada ve özellikle ülkemizde yaratmış olduğu Ayçiçek yağı krizi, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın savunma bloğunda Ukrayna tarafından Odesa liman girişine döşendiği iddia edilen mayınların çapalarından kopmak suretiyle Karadeniz’e yayılma tehlikesini de sayabiliriz. Bu tarz riskler göz önünde bulundurulduğunda dışsal risklerin de oldukça önemli bir risk olduğunu ve bu risklere karşı önlemlerin alınmasının önemini de anlamış oluruz. Bu çalışmada derleme yoluyla deniz yolu taşımacılığında oluşan dışsal riskler ve bu risklere karşı alınabilecek önlemlere dair özgün ve faydalı olabileceği düşünülen önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


