






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2022 Sayı 98</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2112</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>The Relationship Between Parents' Awareness of Domestic Violence And Childhood Trauma Experiences</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61153</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61153</guid>
      <author>Burcu GÜLEY  Oğuz EMRE; Mesut ULUTAŞ &amp;Ayşegül ULUTAŞ KESKİNKILIÇ </author>
      <description>This study was conducted to examine the relationship between parents' awareness of domestic violence and their childhood traumatic experiences. The sample of this study in relational screening model consists of 139 parents. Data were collected using the Personal Information Form, the Domestic Violence Awareness Scale, and the Childhood Trauma Scale. The mean of awareness of domestic violence scale was 24.76±4.4, and the mean of childhood traumatic experiences scale was 51.77±9.68. As a result, it was observed that there was a statistically significant, positive, very weak correlation between the domestic violence awareness scale and the total scores of the childhood traumatic experiences scale.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE YAPILMIŞ BABALIK ROLÜNÜ KONU ALAN LİSANS  ÜSTÜ TEZLERİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62166</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62166</guid>
      <author>Raziye PEKŞEN AKÇA</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de yapılmış “Babalık Rolünü” konu alan lisansüstü tezlerin bilimsel incelenmesidir. Betimsel nitelikte olan bu çalışmada, genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyerek çalışma evreninin tamamına ulaşılması hedeflenmiş ve araştırmaya 13 çalışma dahil edilmiştir. Lisansüstü tezler yıllarına, tez türüne, tezin yapıldığı üniversite ve enstitülere, araştırma modeli, çalışma alanlarına göre incelenmiştir. Doküman incelemesi tekniği kullanılarak yapılan araştırma sonucunda, ulaşılan ilk çalışmanın 1999, son çalışmanın ise 2020 yılına ait olduğu görülmüştür. Çalışmaların tamamının yüksek lisans alanında yapıldığı, sağlık ve sosyal bilimler alınanda yapılan (f=4) tezlerin sayısının dağılım içinde en fazla olduğu, yapılan bilimsel çalışmaların da daha çok nicel model/yöntem kullanıldığı (f=9), çalışma alanı olarak çocuk gelişim bölümünde (%51) diğer alanlara göre daha fazla babalık rolünün ele alındığı saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ikonografik Ve Ikonolojik Eleştiri Yöntemine Göre Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” Adli Eserinin Analizi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60613</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60613</guid>
      <author>Pelin EMİNOĞLU </author>
      <description>Bu makalede Erwin Panofsky’nin “İkonografik ve İkonolojik Sanat Eleştirisi” yöntemi esas alınarak Osman Hamdi Bey’in 1906 yılında yaptığı “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı tuval üzerine yağlı boya tablosu analiz edilmiştir. Bu tablo, Oryantalizm Akımı’nın ülkemizdeki önemli yapıtlarından biridir. Eserin analizi; doğal anlam (olgusal, ifadesel anlam), uzlaşımsal anlam (ikincil anlam) ve içsel anlam (içerik) alt başlıklarından oluşmaktadır. Çağdaşlaşmayı reddeden halkı tasvir eden eser, Osman Hamdi Bey’in çağdaşlaşmaya bakış açısını ifade eder. Aynı zamanda sanatçının yaşadığı dönemin sanat özelliklerine göre, toplumun geleneklerine nasıl bağlı kaldığı ve yeniliklere karşı nasıl durduğunun, eserde nasıl yansıtıldığının da gözlendiği bir çalışmadır. Araştırmada; eserin biçimi, kompozisyon kurgusu, konusu ve içeriği, sanatçının üslubu, kullanılan simgeler, yapıldığı dönemin sanat hareketleri ve toplumun değerleri ele alınarak, özellikle sanat eğitiminde eserlerin incelenmesinde kullanılan bir yöntem olan Panofsky’nin ikonografik ve ikonolojik çözümleme yönteminin önemi vurgulanmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hemodiyaliz Hastalarında Anksiyete ve Umutsuzluk İlişkisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62075</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62075</guid>
      <author>Aynur BAHARDuygu AYAR </author>
      <description>KBY hastalarında hemodiyaliz tedavilerinin uygulanmasıyla hastaların yaşam süreleri uzamış; ancak bu tedavi sürecinde hastaların yaşamış oldukları sıkıntılar da artmıştır. Diyaliz hastalarında fizyolojik sorunların yanı sıra günlük yaşam aktivitelerini yerine getirememe nedeniyle depresyon, anksiyete ve umutsuzluk gibi psikolojik problemler de gözlenmektedir.  Bu çalışmanın amacı hemodiyaliz hastalarında anksiyete ile umutsuzluk arasındaki ilişkiyi belirlemektir.&#13;
Tanımlayıcı ilişkisel tipteki araştırma özel bir diyaliz merkezinde tedavi alan 137 hastayla yapılmıştır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney-U, Kruskal Wallis, One-Way Anova, korelasyon ve regresyon testleri kullanılmıştır.&#13;
Katılımcıların % 50.4’ü 51 ve üzeri yaş aralığında, %52.6’sı erkek ve %76.6’sı evlidir. Çalışmamızda sosyodemografik değişkenler ile BAÖ toplam puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p&gt;0.05). Katılımcıların cinsiyet ve çalışma durumlarına göre BUÖ toplam puan ortalamaları arasında ise anlamlı fark saptanmıştır. BAÖ ile BUÖ (r=-0.049, p=0.572) arasında korelasyon saptanmamış olup, yapılan regresyon analizinde umutsuzluk açısından cinsiyet ve eğitim düzeyinin en önemli bağımsız değişkenler olduğu belirlenmiştir. Korelasyon analizinde ölçekler arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır.&#13;
Umutsuzluğu azaltmaya, baş etmeleri güçlendirmeye ve gerçekçi umut belirlemeye yönelik programların uygulanması ve yaygınlaştırılması önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Destinasyonların Seçiminde Medikal Turizmin Rolü: Nitel Bir Araştırma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62127</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62127</guid>
      <author>Bihter EKİZOĞLU</author>
      <description>Turizm alanında rekabet şartlarının ağırlaşması ve benzer destinasyonların çoğalması ile birlikte, turizm yöneticileri farklı turizm türlerine yönelmiştir. Bu turizm çeşitlerinden biri de medikal turizmdir. Son yıllarda destinasyonların tercih edilmesinde önemli bir paya sahip olan medikal turizm, özellikle Türkiye açısından değerli bir turizm çeşidi olma yolunda ilerlemektedir. Yabancı turistlerin destinasyon tercihinde medikal turizm önemli bir yer edinmeye başlamıştır. Çalışmanın temel amacı, medikal turizmin destinasyonların tercih edilmesinde neden önemli olduğunun ortaya konması ve destinasyon tercihlerindeki medikal turizm belirleyicilerinin sunulmasıdır. Çalışmada, turistlerin destinasyon tercihlerini belirleme konusunda medikal turizm çeşidini neden kullandığının ortaya konulması hedeflenmektedir. Bu kapsamda, çalışmada nitel veri toplama yöntemi kullanılmıştır. Medikal turizm ile ilgili yapılan son yıllardaki araştırmalar ile güncel veriler toplanmıştır. Destinasyon seçiminde turistlerin sağlık hizmetleri ücretleri, tatil olanakları, sağlık hizmetlerinin kalitesi ve destinasyonların diğer turizm çekicilikleri ile ilgilendikleri sonucuna varılmıştır. Çalışmanın nitel verileri ile elde edilen bilgilerin gelecekte bu konuda çalışma yapacak akademisyenlere yol göstermesi hedeflenmektedir. Son yıllarda önemi artan medikal turizmin, destinasyonlar için önemi ortaya konarak, turizm yöneticileri ile sağlık sektörü arasındaki işbirliğinin önemine değinilmektedir. Sağlık ve turizm sektörünün işbirliği ile medikal turizminin tüm ülke genelinde turistik talep yaratması muhtemel olarak görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Frankfurt Okulu-Eleştirel Teori’nin Özgürleşme Düşüncesi Çerçevesinde Arap Baharı</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62133</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62133</guid>
      <author>Mustafa HATİPLERGülden İrem KAZEL </author>
      <description>Eleştirel Teori olarak da adlandırılan Frankfurt Okulu, tüm pozitivist kuramları eleştirerek dönüştürmüş ve literatüre önemli katkılar sağlamıştır. Okulun literatüre kattığı kavramlardan biri de hem uluslararası ilişkiler hem de sosyoloji açısından değerlendirilebilecek olan özgürleşme kavramıdır.&#13;
Özgürleşme kavramı ile hem kapitalizm sonucunda toplumda meydana gelen yoksulluk, eşitsizlik ve demokrasi kavramlarına dikkat çeken hem de eleştirel açıdan bu sorunların nasıl çözüleceğine dair öneriler sunan Okul, Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan güvenlik algısında da etkili olmuş ve 1990’lı yıllarda güvenliğin daha çok birey üzerine odaklanması gerekliliğinin düşünülmesine zemin hazırlamıştır. 2011 yılında Arap dünyasında meydana gelen ve binlerce kişinin sokağa dökülmesine sebep olan Arap Baharı, Frankfurt Okulu’nun özgürleşme kavramı ile ne anlatmak istediğinin en çarpıcı örneklerinden biri olma niteliğini taşımaktadır.&#13;
Kapitalizmin neo-liberal politikalarının etkisiyle, gelir eşitsizliği dahil olmak üzere pek çok insani haklardan mahrum bırakılan Arap halkları sonuç olarak özgürleşme istekleri sebebiyle tüm Arap dünyası ve sonrasında küresel düzeye yayılan bir hareketin öncüsü olmuşlardır.&#13;
Bu çalışmada, Arap Baharı, uluslararası sistemde güvenliğin nasıl dönüşüme uğradığı ve özgürleşmenin güvenlik algısı içerisinde nerede konumlandığı bakış açısıyla incelenmiştir. Bütün bunlarla beraber Arap Baharı’nın çıkış sebeplerini üzerinde durulmuş ve özellikle bunlar arasında uluslararası sermayenin etkin rolünün ehemmiyeti gözden uzak tutulmamıştır.&#13;
 &#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gemi Çalışanları Beslenmesine Dair Genel Bir Bakış; Kardiyovasküler Hastalıklar Ve Metabolik Sendrom Üzerine Etkisi </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62138</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62138</guid>
      <author>Merve KİREÇÇİOĞLUAlpaslan ATEŞ  </author>
      <description>Beslenmenin sağlığa etkileri incelenirken nitelendirilen besin çeşitliliği, kişinin yaşam şartlarına uygunluğu ve sürdürülebilirliğidir. Sağlıkta ve beslenmede ele alınan bütüncül ve verimli yaklaşım sayesinde insanların ”iyi olma hali” göz önüne alınarak beslenmesine yön verilmelidir. İnsanların çalışma hayatı bir gününün ortalama üçte birini kapsadığı için çalışma koşulları da göz önüne alınarak beslenmesine yön verilmelidir. Nitekim gemi çalışanları çalışma şartlarının zorlukları ve kısıtlı imkanları ile beslenmeden en çok etkilenen gruplardan birisidir. Bu durum sağlıkları için de oldukça önem arz eder. Bu derlemede gemi çalışanlarının beslenmesinin bazı kronik hastalıklar ile ilişkisi araştırılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kumuk Türkçesi Çalışmaları Hakkında Bir Bibliyografya Denemesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62153</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62153</guid>
      <author>Seda KAVALLI</author>
      <description>Kuzey-batı Kıpçak lehçeleri grubuna ait Kumuk Türkçesi’nin zengin dil malzemesi ve söz varlığına sahip olması Kumuk Türkçesi’ne olan ilgiyi artırmıştır. Bu alanda Türkiye ve Türkiye dışında birçok önemli çalışma yapılmıştır. Kumuk Türkçesinin dil özellikleri, ağız yapıları, söz varlığı ve Kumuk edebiyatının seçkin şahısları ile eserleri farklı yönlerden çalışılmıştır. Bu çalışmalar farklı yerlerde ve farklı dillerde yayımlandığı için araştırmacılar yeni çalışmaları için derli toplu bir bilgi kaynağına ihtiyaç duymuşlardır. Bibliyografyalar bu noktada araştırmacılar için kolaylık sağlamış ve önemli bir başvuru kaynağı haline gelmiştir. Ancak literatürde Kumuk Türkçesi hakkında doğrudan bir bibliyografya çalışması tespit edilememiştir. Bu sebeple hazırlanan bu çalışma ile daha sonra yapılacak olan Kumuk Türkçesi çalışmalarına kaynaklık etmek ve yardımcı olmak amaçlanmıştır. Bibliyografyadaki kaynaklar &lt;em&gt;“Türkiye Dışındaki Kumuk Türkçesi Çalışmaları”&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;“Türkiye’deki Kumuk Türkçesi Çalışmaları”&lt;/em&gt; şeklinde iki ayrı ana başlık altında gösterilmiştir. Bu çalışmalar türlerine göre &lt;em&gt;“Kitaplar, Makaleler, Bildiriler, Ansiklopedi Maddeleri &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; Tezler”&lt;/em&gt; olarak ayrı başlıklarda gösterilmiştir. Ayrıca dolaylı olarak Kumuk Türkçesinden bahseden kaynaklar da ayrı bir başlıkta listelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yaşam Doyumu Ve Sürdürülebilir Tüketim Davranışı Arasındaki İlişkinin Analizi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62197</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62197</guid>
      <author>Cansu EROLNihan ÖZGÜVEN TAYFUN </author>
      <description>Sürdürülebilirlik özellikle son yıllarda gerek literatürde gerekse de uygulamada üzerinde oldukça sık çalışılan konulardandır. Tüketimin sürdürülebilirliği için hem bireysel hem de toplumsal olarak yapılacak çok şey bulunmaktadır. Bireysel anlamda çevre ve sürdürülebilirlik konularında farkındalık yaratma ve yaşam doyumuna ulaşmada pek çok etken söz konusudur. Bu çalışmanın amacı yaşam doyumu ile sürdürülebilir tüketim davranışı arasında bir ilişkinin var olup olmadığını araştırmaktır. Araştırma kapsamında Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren uluslararası bir işletmede çalışan 122 kişiye online anket gönderilmiştir. Elde edilen verilerin analizi için faktör analizi, Kruskal-Wallis H analizi, Mann-Whitney U analizi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Yaşam doyumu ve sürdürülebilir tüketim davranışının demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek için yapılan analizler sonucunda eğitim durumu ve cinsiyetin sürdürülebilir tüketim, yaşın ve medeni durumun ise yaşam doyumu kavramında farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan korelasyon analizi sonucunda, yaşam doyumu ile sürdürülebilir tüketim davranışı arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Akıllı Botanik Park Uygulamasının Ortaöğretim Öğrenci Görüşlerine Göre Değerlendirilmesi </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62200</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62200</guid>
      <author>Hakan SUCURecep BOZYİĞİT </author>
      <description>“Akıllı Botanik Park Uygulamasının Ortaöğretim Öğrenci Görüşlerine Göre Değerlendirilmesi” adlı çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin bitki türleri ve faydalarını öğrenmesi hedeflenmiştir.&#13;
Akıllı botanik parkın öğrenme üzerindeki etkilerini tespit etmek için odak grup görüşmesi yapılmıştır. Görüşme için 18 yaşında 8 tane 12.sınıf öğrencisi belirlenmiştir. Cevaplarda cinsiyete bağlı yığılmaları engellemek için öğrencilerin 4’ü kız 4’ü erkek olarak seçilmiştir. Belirlediğimiz 8 öğrenci, Akıllı botanik parkta gezdirilmiştir. Öğrenciler bu geziyi telefonlarındaki barkod okuyucularla levhalardaki karekodları okutarak tamamlamıştır.&#13;
Akıllı botanik park uygulamasının öğrencilerde bilgilerin kalıcığına, öğrenmenin işlevselliğine ve ders ortamının çekiciliğne etki ettiği anlaşılmaktadır. Bunların yanında öğrencilerin akademik hayatına da olumlu etkilerinin olacağı beklentisi içerisindeyiz.&#13;
Okullarda bu tarz öğrenme ortamlarına disiplinlerarası konular dikkate alınarak daha çok yer verilmelidir. Müfredat ve yıllık planlarda açık hava öğrenme ortamlarının daha çok yer tutması, yeni yapılacak okulların, açık hava öğrenme ortamlarına yer verecek şekilde planlanması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Zamansal Motivasyon Teorisi Ve Erteleme Davranışı</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62201</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62201</guid>
      <author>Fulya ÖZDEMİRAyten AKATAY  </author>
      <description>Erteleme davranışı çok uzun yıllardır birçok disipline konu olan, sebepleri ve sonuçları üzerinde oldukça fazla durulan önemli bir konudur. Bugüne kadar erteleme davranışını açıklayan birçok çalışma yapılmıştır. “Zamansal motivasyon teorisi” erteleme davranışını detaylı olarak ele alan son ve güncel motivasyon teorilerinden biridir. Birçok davranışı açıklamak için kullanılabilen zamansal motivasyon teorisi bu araştırmada ertelemeyi açıklamak için kullanılmıştır. Hiperbolik indirgeme, beklenti teorisi, kümülatif olasılık teorisi ve ihtiyaç teorisi kuramlarının birleştirilmesi ile oluşturulan zamansal motivasyon teorisi erteleme davranışı konusunda tatmin edici bir açıklama ortaya koymaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerine başvurulmuştur. Bu kapsamda 703 üniversite öğrencisi katılımcıya ulaşılmıştır. Zamansal Motivasyon Teorisinin boyutları “Motivasyonel Tanı Ölçeği” ile erteleme davranışı “İrrasyonel Erteleme Ölçeği” ile ölçülmektedir. Araştırmanın gecikme değişkeni ise veri toplama aracının öğrencilere sunulması ve teslim tarihi arasındaki zaman aralığı belirlenmiştir. Araştırma sonucu Zamansal Motivasyon boyutları ile erteleme davranışı arasında ilişkiler olduğunu desteklemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çeviri Metinlerde Konu Sürekliliği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62223</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62223</guid>
      <author>Hamide ÇAKIR SARI</author>
      <description>Son yıllarda Dizgeci-İşlevsel Dilbilgisi alanında gerçekleştirilen çalışmalar, çeviri metinleri üzerine de yoğunlaşmış ve Dizgeci-İşlevsel Dilbilgisi’nin çeviribilim alanındaki önemli rolüne dikkatleri çekmiştir. Dizgeci İşlevsel Dilbilgisi modeline göre dil üç temel işlevi yerine getirmektedir: düşünsel, kişilerarası ve metinsel üstişlevler. Bu üstişlevler bir araya gelerek metinlerde anlamın yaratılmasında önemli rol oynamaktadır. Ancak geleneksel çeviribilim metinsel üstişlevi göz ardı ederek “daha çok düşünsel üstişleve ağırlık vermiştir” (Matthiessen, 2001, s. 47). Dizgeci İşlevsel Dilbilgisi bağlamında metinsel üstişlev üzerine gerçekleştirilecek bir çözümleme metinlerde metinsel eşdeğerliği oluşturmada yardımcı olacaktır. “Tümcenin metinsel işlevi, iletiyi yapılandırmaktır” (Halliday, 1985, s.53).  Halliday, iletiyi taşıyan tümceyi iki bölüme ayırmaktadır: tema ve rema. Tema “iletiyi veren öğe olarak tümcenin başlangıç noktası”dır ve rema “iletinin geri kalanını”dır. Dolayısıyla, “bir ileti yapısı olan tümce, tema-rema birleşiminden meydana gelmektedir” (1994, s.37). Tema-rema örgüsünün oluşturduğu bilgi yapısı, iletişim sürecinde iletiyi düzenlemektedir. Tema ‘verilmiş bilgiyi’ barındırmakta ve bir önceki bağlamla bağlantıyı sağlamaktadır. Rema ise ‘yeni bilgiyi’ taşımakta ve tümce sonu konumda yer almaktadır. Bu bilgi yapısı, metindeki konu sürekliliğini yapılandırmakta ve dildeki iletiyi düzenleme açısından önemli bir metinsellik bileşenidir. Çeviri amaçlı metin inceleme sürecinde kaynak metin odaklı  bilgi yapısı çözümlemesi, metnin nasıl yapılandırıldığı ve bildirişimde metin örgüsünün nasıl oluşturulduğu konusunda çevirmene önemli bilgiler sunabilir. Erek metinlerde metinsel eşdeğerliğin oluşturulabilmesi için çevirmenin metinlerde konu sürekliliğini kodlayan yapıları bilmesinin, erek metinlerin kurgulamasında bağdaşıklığın sağlanmasının temel ölçütlerden biri olduğu söylenebilir. Diğer bir deyişle konu sürekliliği, çevirmene metinde bilginin nasıl yapılandırıldığına ve metin örgüsünün nasıl oluşturulduğuna ilişkin bilgiler sunacaktır. Ancak maalesef çok az sayıda çalışma, çeviri metinlerde konu sürekliliğini ele almıştır. Bu nedenle bu çalışmada, tema ve rema kavramları tanıtılacak,  konu sürekliliği ana hatlarıyla ele alınacak ve çeviri alanındaki uygulamalarına kısaca yer verilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pandemi Döneminde Eğitim Sektöründeki Dijital Uçurum: Dezavantajlı Gruplar Üzerine Etkisi Türkiye Örneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62224</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62224</guid>
      <author>Filiz KUTLUAY TUTARErdinç TUTAR  ,Özlem ONAT  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı; pandemi döneminde eğitim sektöründe dezavantajlı grupları dijital uçurum açısından irdelemektir. Türkiye’de eğitim sektöründeki dezavantajlı gruplar için; devletin genel ağ kullanımını dezavantajlı gruplara indirimli olarak ulaştırması, devletin televizyonlarda alternatif platformlarla eğitimi toplumun geneline ulaştırması, öğrencilere kısıtlı olsa da ücretsiz internetin verilmesi, kamuya açık alanlarda bilgisayar kullanımının olması dijital uçurum açısından güçlü yönleridir.  Bilgisayar, genel ağ ve online sistemlere uzak olunması, yoksul hanelerin fazla olması, gelir seviyesinin düşük olması, ekonomik kaygı sebebiyle ailelerin destek olmaması, birçok öğrencinin bilgi iletişim araçlarına sahip olmaması, iklim ve yeryüzü şeklinin bilgi iletişim araçlarına erişimini engellemesi ise dijital uçurum açısından zayıf yönler olarak tespit edilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tâhâ Hüseyin’in Edîb Adlı Romanında Mısır Modernleşmesinin İzini Sürmek</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62271</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62271</guid>
      <author>Asiye ÇELENLİOĞLU</author>
      <description>Fransız İhtilali ile tohumları atılan milliyetçilik kavramı ulusların özgürlüğü yanında bu özgürlüğü destekleyecek “sosyal, siyasî ve kültürel özerkliği kazanması” ana fikrinde temellenmiştir. Mısır’ın Napolyon istilasıyla başlayan Batı’yla teması, sadece ulusal bilincin oluşmasında değil söz konusu alanlarda farkındalık kazanılmasında da etkili olmuş, bu süreçte dinî, siyasî ve kültürel şartların haznesinde yoğrulan değişim, sürece dair yükselen farklı seslerin arasında yoluna devam etmiştir. Dünyanın küçük bir köy haline geldiği şimdiye kıyasla değişimin oldukça zor olduğu söz konusu yıllarda, din ve geleneğin etkisiyle oluşan direnci tahmin etmek zor değildir. Dönemin yeni formlarla oluşmaya başlayan edebi yazınında; tarihi literatürde birer madde olarak yer alan modernite araçlarının yaşamsal arka planını, değişimin çetin sürecini, bu sürece hâkim olan duygusal ve düşünsel atmosferi bulmak mümkündür. Bu anlamda Tâhâ Hüseyin’in ‘&lt;em&gt;Edîb’&lt;/em&gt; adlı romanı; toplumsal değişimin ana hatlarını, kültürel çatışma ve yozlaşmayı, moderniteye karşı toplumsal tavrı ortaya koyan önemli bir yapıttır. Söz konusu çalışma, süreci roman çerçevesinde değerlendirip toplumsal arka planına işaret etmeyi hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Blokzincir Teknolojisinin Kavramı, Çalışma Yapısı, Gelişimi, Avantaj ve Dezavantajlarının Mevcut Sisteme Etkileri </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62278</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62278</guid>
      <author>Kaan Yalçın AKINCI Dilek GÖZE KAYA </author>
      <description>Teknolojik devrimler yaşamımızın her alanını etkisi altına almaktadır. Özellikle iktisadi yapıların sistemlerin işleyişini değiştirmiştir. İlk kripto para birimi Bitcoin’in sisteme dahil edilmesiyle, yeni bir teknolojik devrimin başlamasına sebep olmuştur. Bu kripto paranın blokzincir tabanlı işleyiş mekanizmasının keşfedilmesiyle birlikte sistemin alt yapısı incelenmeye başlanmıştır. Blokzincir tabanının girilen verilerin değiştirilememesi ve aracı kurumlara olan ihtiyacı ortadan kaldırması özellikleriyle her sektör için cazip hale gelmektedir.&#13;
Ticari, Sigorta, Bankacılık, Sağlık, Denetim, Kamu ve Vergilendirme gibi birçok sektörde uygulama alanına sahip blokzincir teknolojisini  kamu idareleri de bu teknolojik devrimleri yakından takip etmektedir. Kamu ve özel sektörler blokzincir teknolojisinin avantajlarından yararlanıp kişilerin işlemlerinin takibini  ve denetlenmesinin etkinliği  sağlamak istemektedir. Blokzincir tabanlı oluşturulacak alt yapılar sistemin tüm işleyişi etkileyecek ve değiştirecektir. Doğaldır ki bu teknolojik devrimin avantajları olduğu kadar dezavantajları da mevcuttur. Bu çalışmada bu teknolojik devrimin avantaj ve dezavantajlarının sektörlere kamu ve vergilendirme mekanizmalarına etkisi değerlendirilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Paylaşım Ekonomisine Katılım İsteğinin Demografik Değişkenler İle İlişkisi Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62283</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62283</guid>
      <author>Burak ÖÇLÜ </author>
      <description>Paylaşım ekonomisi son yıllarda teknolojik penetrasyonun ciddi bir şekilde artması ile beraber kullanıcıların ilgisini çekmektedir. Dolayısıyla paylaşım ekonomisi uygulamaları geleneksel uygulamalardan farklılaşmaktadır. Geleneksel uygulamaalr temel alınarak gerçekleştirilen akademik çalışmalar paylaşım ekonomisi özelinde geçerliliği sorgulanmaktadır. Paylaşım ekonomisine katılım ile ilişkili olan ölçekler çeşitlendirilebilmesine karşın bu çalışmada paylaşım ekonomisi uygulamalarını temsilen bir konaklama paylaşım uygulaması (AirBnB), bir seyahat paylaşım uygulaması (BlaBla Car), bir araç paylaşım uygulaması (UBER), bir sürüş paylaşım uygulaması (GoCar), bir ortak bisiklet kullanımı uygulamas (İsbike, Bisim), bir eşya kiralama uygulaması belirlenerek paylaşım ekonomisine katılım isteği ölçeği oluşturulmuştur. Paylaşım ekonomisine katılım isteği algısı ile demografik özellikler arasındaki anlamlı farklılıklar sorgulanmıştır. 658 katılımcıyla gerçekleştirilen çalışmada yaş, medeni durum ve gelir düzeyleri ile ile paylaşım ekonomisine katılım isteği arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Beden Eğitimi Ve Spor Yüksekokulu Öğrencilerinin Akademik Erteleme Düzeyleri İle Akıllı Telefon Bağımlılığına Yönelik Görüşlerinin İncelenmesi </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62305</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62305</guid>
      <author>Ahmet DinçAhmet DİNÇ </author>
      <description>Araştırmanın amacı, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı ile akademik erteleme düzeylerini incelemektir. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılında Ağrı, Kars ve Iğdır Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında öğrenim gören öğrenciler, örneklemini ise 743 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma grubundaki öğrencilerin %24,8’i Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, %54,1’i Spor Yöneticiliği ve %23,1’ini Antrenörlük Eğitimi bölümlerinde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin birinci bölümünde demografik değişkenlerin tespiti için kişisel bilgi formu kullanılmıştır. İkinci bölümde Ocak ve Bulut (2015) tarafından güvenilirlik ve geçerlilik analizi yapılan akademik erteleme davranış ölçeği kullanılmıştır. Üçüncü bölümde Demirci, Orhan, Demirdaş, Akpınar ve Sert (2014) tarafından Türkçeleştirilen akıllı telefon bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Toplanan bu veriler SPSS 23 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde ikili gruplar arasında fark olup olmadığını tespit etmek için Non-Parametrik testlerden Mann-Whitney U testi, ikiden fazla gruplar için ise Kruskal Wallis Testi ve ölçekler arasındaki ilişkiyi saptamak için Spearman Kolerasyon testi uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde anlamlılık p&lt;0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda Akıllı telefon bağımlılığı ve akademik erteleme düzeyleri ile yaş ve cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir sonuca rastlanmazken, şehir ve bölüm değişkeni arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Tasarım Yöntemleriyle Geleceği Saklamak: Sanal Müze Örneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62313</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62313</guid>
      <author>Özge YILDIZBurak KAYA </author>
      <description>İnsanoğlu, ilk çağlardan bu yana daima çevresinde olan biteni öğrenmek, haberleşmek ya da kendi ile ilgili durumları başkalarına anlatma ve aktarma ihtiyacı duymuştur. Bu ihtiyaç onları, arayışlara yöneltmiş ve iletişim kurma yöntemleri geliştirmelerini sağlamıştır. Zihnin karmaşasına ve doğanın&lt;em&gt; unutma!&lt;/em&gt; emrine karşılık insan müzeyi yapmıştır. Müzeler her uygarlığın birbiri ile karşılaştığı ve bizimle diğerleri arasında kalan kendi varlık alanımızı gördüğümüz mekanlardır. Toplumsal belleği ve kültürü korumak için kurulan müzeler aslında geçmişi değil geleceği saklamak adına yapılmaktadır. Bir müzenin sanallaşması bilginin özgürleşmesini sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, sosyal ve beşeri tahribatlar sonucu yok olmaya yüz tutmuş olan kültürel değerlerin görsel olarak belgelenerek ölümsüzleştirilmesi ve teknolojinin vermiş olduğu imkanlarla yeniden yaşatarak gelecek nesillere nasıl ulaştırılabileceğidir. Çalışma sonucunda, dijital tasarım programlarının ve yöntemlerinin mekan ve obje simülasyonunda çok etkili olduğu ve anı ölümsüzleştirerek tekrardan yaşatabilecek güçlü etkiye sahip olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Negatif Duygulanımın Etik Dışı Tüketici Davranışları Üzerindeki Etkisi: Kadın Tüketiciler Üzerinde Bir Araştırma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62314</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62314</guid>
      <author>Gamze AKÇAY SOYDEMİR</author>
      <description>Etik konusu, pazarlama alanında uzun yıllardır incelenmekte olup mevcut çalışmalar genellikle işletmelerin etik dışı karar ve eylemlerine odaklanmaktadır. Ancak tüketiciler de, özellikle perakende ve satış ortamlarında işletmeler açısından zararlı sonuçlar doğuran etik dışı davranışlarda bulunmaktadırlar. İlgili literatür incelendiğinde, etik dışı tüketici davranışlarının pek çok faktörden etkilendiği ve cinsiyetin negatif duygulanım ve etik dışı tüketici davranışları üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Ancak bir kişilik olarak negatif duygulanımın kadın tüketicilerin etik dışı davranışları üzerindeki etkisi henüz araştırılmamıştır. Dolayısıyla bu araştırma, negatif duygulanımın kadın tüketicilerin etik dışı davranışları üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma verileri, Bursa ilindeki kadın tüketicilerden çevrim içi anket yöntemiyle toplanmış ve verilerin analizinde yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, negatif duygulanımın zararsız olarak algılanan faaliyetlerden yararlanma dışındaki etik dışı tüketici davranışları üzerinde anlamlı ve pozitif etkiye sahip olduğu bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İş Sağlığı Ve Güvenliği Nedeniyle İdarece İşin Durdurulması Ve İşyerinin Kapatılması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62319</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62319</guid>
      <author>Turabi KARADAĞ</author>
      <description>İşin durdurulması veya işin kapatılması, iş ağlığı ve güvenliği mevzuatının hukuki boyutlarından birisidir. 6331 sayılı kanun ile idari yaptırımlar uygulanmaktadır. Olası durumda iş yerinde bina ve eklentilerde çalışma düzenine veya iş malzemelerinde çalışanlar için hayati sorun oluşturduğu gözlemlendiğinde;  tehlike ortadan kaldırılana kadar, hayati tehlikenin ciddiyeti ve bu tehlikeden sebep olabilecek tüm etkenler ve işçiler göz önünde bulundurularak işyerinin bir kısmının veya tümünü durdurabilmektir. İşin durdurulması veya kapatılmasına sebep olan husus giderildikten sonra işyeri tekrar faaliyete geçebilir.Ek olarak; tehlikeli sınıflarda yer alan kimyasallar endüstriyel kazaların olabileceği iş yerlerinde risk ölçümü yapılmadığında yapılana kadar iş durdurulabilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Covıd-19 Pandemisini Konu Alan Turizm Akademik Çalışmalarının İçerik Analizi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62324</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62324</guid>
      <author>Aydın ÜNALBetül TAŞPINAR ,Onur ÇELEN </author>
      <description>Dünya Sağlık Örgütü’ne 2019 yılının aralık ayında Çin devleti tarafından yapılan pnömoni salgını bildiriminden sonra hızla tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi Türkiye’de de 2020 yılı mart ayında ilk vakanın görülmesi ile tanınmaya başlanmıştır. Geçen süreçte sosyal, ekonomik, toplumsal, psikolojik, eğitim, sağlık, vb. tüm açılardan ülkeleri ve yöneticileri oldukça zor durumlara düşüren pandemi uluslararası ve ulusal alanyazında sağlık ve tıp başta olmak üzere oldukça farklı disiplinlerden araştırmacılar tarafından ele alınmıştır ve çalışmalarına konu edilmiştir. Bu araştırmada Mart 2020-Nisan 2022 döneminde Türkçe alanyazında, Covid-19 ve turizm konulu akademik çalışmaların tespiti ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda ulusal turizm alanyazınında erişime açık, Covid-19 ile alakalı, Google Akademik ve YÖK Ulusal Tez Merkezi gibi veri tabanlarından erişilebilen 168 makale, 19 tez, 16 bildiri, iki kitap ve dokuz kitap bölümü olmak üzere toplam 214 eser içerik analizine tabî tutularak mevcut durum ortaya konmuştur. Ayrıca elde edilen bulgular MAXQDA 20 istatistiki veri programı ile analiz edilmiştir ve ilgili akademik çalışmalarda sıklıkla kullanılan kavramlardan ve kelimelerden hareketle bir kelime bulutu oluşturulmuştur. Kelime bulutunda özellikle pandemi sürecinde günlük ve sosyal hayata giren veya daha sık kullanılan 2020, 2021, 2022, adaptasyon, algı, Covid-19, değişim, dijitalleşme, dönüşüm, duygu-düşünce, endişe, eğitim, hijyen, etkileşim, gönüllülük, hastalık, hasar, etki, iletişim, internet, istihdam, iyileşme, iş birliği, kapanma, kaygı, kırsal, korku, koranavirüs, kriz, kronik, küçülme, küresel, uluslararası, mesafe, finans, temizlik, mücadele, normalleşme, olumsuz, oran, vb. kelime ve kavramların akademik alanyazına da yansıdığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hizmet İşletmelerinde Çalışan Yetkinliği Müşteri Memnuniyetini Artırır Mı?</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62346</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62346</guid>
      <author>Esra CİĞERCİ  </author>
      <description>Günümüzde organizasyonlar müşteri istek ve ihtiyaçlarının hızla değiştiği dinamik ve rekabet yoğun pazarlarda faaliyet göstermektedir. Yaşanan teknolojik gelişmeler her ne kadar insan kaynağına duyulan ihtiyacı azaltmakta olsa da, organizasyonları başarıya ya da başarısızlığa götüren en önemli öğe hatta sermaye insan gücüdür.&#13;
Bir işletmenin insan kaynaklarının niteliği, o işletmenin fark yaratma, yenilik yapma ve dolayısıyla rekabet edebilmede en önemli unsurudur. Bunun farkında olan işletmeler kariyer yönetimi, yetenek yönetimi, yetkinlik yönetimi gibi kavramlara daha çok önem vermeye başlamıştır. Çağımızda rekabet edebilmek için, insan gücünün önemini kavramış, yeniliklere açık ve yaratıcı işletmelere ihtiyaç vardır.  Bunun için en önemli görev hiç kuşkusuz yönetime düşmektedir. Yani diyebiliriz ki yetkin bir insan kaynağı yapısına sahip olabilmek için öncelikle yetkin bir yönetime ihtiyaç vardır.&#13;
Modern pazarlamanın gereği müşteri odaklı hareket etmek durumunda olan örgütler, her daim yetkin çalışanlara ihtiyaç duymaktadır. Yetkin çalışanlara sahip olabilmek için ise örgütlerin bunu birer kurum kültürüne dönüştürerek öncelikle memnun çalışanlara sahip olması gerekir. Bir başka deyişle memnun müşteriler yaratmanın yolu genellikle memnun çalışanlardan geçmektedir. Memnun çalışanlara sahip olmak ise onlara gerekli gücü kazandırarak yetkin hale getirmekle mümkün olacaktır.&#13;
Akademik çalışmalar incelendiğinde yetkinlik kavramının genellikle çalışan memnuniyeti ve işletme performansı ile ilişkilendirildiği görülmektedir. Çalışan yetkinliği ile müşteri memnuniyeti ilişkisini araştıran çalışmalar ise yok denecek kadar azdır. Dolayısıyla çalışmanın kaynak niteliği oluşturarak sonraki çalışmalarda yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada; hizmet sektöründe çalışanların yetkinliklerinin müşteri memnuniyetine olan etkisi kuramsal yaklaşımla ele alınmış ve literatür taramasıyla açıklanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>19. Yüzyıl Batı Resminde Fotoğrafın Etkisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62364</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62364</guid>
      <author>Mustafa ÇAPAR</author>
      <description>Camera obscura, 1839’dan çok uzun zaman önce araştırmacılar ve ressamlar tarafından bilinmekte ve kullanılmaktaydı. Fotoğrafın icadında camera obscura’nın payı büyüktü ve sonrasında yerini ona boraktı. Fotoğrafın icadı, sanat tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Ressamlar, fotoğraf makinesinin bulunmasıyla büyük bir şaşkınlık yaşadılar. Çünkü fotoğraf, görünür dünyayı olduğu gibi yansıtmayı onlardan çok daha iyi yapıyordu. Bunun sonucunda bazı ressamlar işsiz kalacakları endişesine kapıldılar. Çok geçmeden, minyatür ressamlarının endişelenmekte haklı oldukları görüldü. Buna bağlı olarak bazı ressamlar fotoğraf makinesi ile rekabete girerken bazıları da onu, çalışmalarında yardımcı bir unsur olarak kullanmayı seçtiler. Eleştirmen Charles Baudelaire onu, sanatın yerine geçmeye çalışmakla suçladı. Bütün bunlara rağmen Delacroix’dan Courbet’ye, Degas’dan Eakins’e kadar pek çok ressam çalışmalarında fotoğrafı yardımcı bir unsur olarak kullandı. Bunu yaparken, fotoğrafları tuvale olduğu gibi aktarmamışlar, hem kompozisyonda bazı değişiklikler yapmışlar hem de kendi sanatsal üsluplarına bağlı kalmışlardır. Fotoğrafın bulunması, ressamların gerçeği fotoğrafik bir şekilde aktarmak yerine onu yorumlamamaya yönelmelerini sağlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şangay Beşlisi Ve Türkiye’nin Stratejik Güvenliğine Gelecekteki Etkisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62312</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62312</guid>
      <author>Murat KARTALMehmet Serkan ÇINAROĞLU </author>
      <description>Şanghay İşbirliği Örgütü, Avrupa’dan tüm Asya’ya kadar olan devletleri içeren bölgesel bir uluslararası örgüttür. ŞİÖ’de üye ülkeler olarak Rusya, Çin, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve Kazakistan yer alırken, gözlemci ülkeler olarak Pakistan, İran, Moğolistan ve Hindistan bulunmaktadır. Örgütün tüm üye devletleri eşit haklara sahip olsada, Rusya ve Çin’in tüm örgütlenme politikalarına hakim olduğu da bir gerçektir. İki ülkenin ŞİÖ’ye hakim olmasının nedeni; ekonomik kapasite, nüfus ve askeri güç potansiyelleridir. Bu nedenle ŞİÖ’deki tüm faaliyet ve vizyonlar tamamen organizasyondaki büyük oyuncular tarafından yönetilmektedir. Türkiye’nin ŞİÖ üye ülkeleriyle ilişkileri son yıllarda hızla gelişmektedir. Bu süreç büyük olasılıkla iki ana nedenden dolayı artan bir ivme ile devam etmektedir. Birincisi, dünya ekonomisinin ağırlık merkezi Amerika ve Avrupa’dan Asya’ya doğru kaymaya devam ettiği için Çin, şimdiden dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline gelmiştir. Hükümet, Türkiye’yi dünya siyasetinde merkezi bir ülke yapma iddiasını sürdürmek için başta Çin ve Hindistan olmak üzere yükselen Asya güçleri ile ilişkilerini geliştirmesi gerektiğinin de bilincindedir. Bu anlamda ŞİÖ, Türk politika yapıcıları tarafından bu iddialı hedefi gerçekleştirmenin bir amacı değil, bir aracı olarak algılanmaktadır. İkincisi, Avrupa’daki mali kriz yavaşlamış olsa da, tamamen kontrol altına alınmış olmaktan uzaktır. Bu da, Türkiye’nin zaten zor olan üyelik sürecini zorlaştıran bir diğer faktördür. Türk hükümeti ve halkı AB’ye olan inancını kaybetmeye devam ederse, ŞİÖ’nün sembolize ettiği Asya/Avrasya alternatifi Türk dış politika yapıcıları için daha umut verici görünebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN COVİD-19 PANDEMİ SÜRECİNDE OKUL YÖNETİMİ HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİN KRİZ YÖNETİMİ BAĞLAMINDA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62389</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62389</guid>
      <author>Süleyman GÜNDEMRıdvan CEYLAN ,Mehmet Salih KARTAL </author>
      <description>Bu araştırmanın temel amacı, COVID-19 pandemisi sürecinde okul yönetim sürecini ortaya koymaktır. Araştırma, nitel araştırma paradigmasında durum çalışması temelinde tasarlanmıştır. Araştırmada maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Bu nedenle, Batman ilindeki çeşitli okul kademelerinde görev yapan, çeşitli yıllara dayanan deneyime sahip 15 okul müdürü araştırmaya dahil edilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından ilgili literatürde uzman görüşlerinde dayalı olarak oluşturulan 8 maddelik yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilmiştir.  Veri analizinde içerik analiz kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre COVID-19 krizinin beraberinde getirdiği belirsizlik ve değişiklik durumları eğitim kurumlarını beklenmeyen sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır. Okul yöneticileri ise bu krizi yönetebilmek amacıyla hijyen güvenliği, öğretimsel önlemler ve düzenleyici önlemler almışlardır. Ancak her nekedar önlem alsalar da altyapı eksikliği, bilgi eksikliği, cihaz eksikliği, koordinasyon eksiliği ve bürokrasi gibi sorunlarla karşılaşmışlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Meşru Beğeni Politikalarının Mağduru Udî Kadri Şençalar</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62414</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62414</guid>
      <author>Bekir Şahin BALOĞLU</author>
      <description>Cumhuriyet döneminde uygulanan hegemonik kültür politikaları, müzik gibi geçişken, soyut bir mecrada bile Türk toplumuna belli bir yönelimi dayatmıştır. Bunun sonucunda Türk müziği alanında bazı isimler ve temsil ettiği grubu “meşru” görülmüş bazıları ise örtük bir ötekileştirmenin mağduru olmuşlardır. Bu ayrımcı anlayış, akademide halen büyük ölçüde geçerliliğini korumaktadır. Son yüzyıla udî, besteci ve daha birçok alanda hizmetleri bulunmuş olan Kadri Şençalar da meşruiyet hiyerarşisine tabi tutulduğu için Türk müziği tarihinde bir özne olarak ele alınmamış, çalışılmamış isimlerden biridir. Tarihsel olaylar, kesin haklılar ve haksızları bulmak için sübjektif olarak incelendiğinde, varılacak hiçbir yorum geçmişe değil ancak bir ölçüde bugüne ışık tutabilecektir. Bu çalışmanın amacı, tarihi ve dönemsel aktörleri yargılamak değil ismi geçen sanatçıya ve temsil ettiği müziğe karşı güdülen tutumun bugüne yansımalarını ortaya koymaktır. Şençalar’ın hayatı boyunca attığı adımlarda görülecektir ki sanatçı, esasen yaşadığı dönem boyunca meşruiyet terazisini tutan çevrelerle uyum içindedir. Hatta birçok durumda ortak hareket etmekte, kurucu bir konumda bulunmaktadır. Her konunun araştırma menziline girebildiği, akademinin imkanlarının olabildiğince geniş olduğu bugün başarılı bir müzik kariyeri ortaya koyan Kadri Şençalar’a karşı ilgisizlik dikkat çekici düzeydedir. Akademinin ve bazı çevrelerin seçkinci tutumlarının, sanatçının yaşadığı dönemden ziyade daha sonra derinleşmiş bir sınıfsal ayrımla alakalı olduğu anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İklim Girişimciliği Nedir?: Yeşil Girişimcilik İle Benzerlikler Ve Farklılıklar Açısından Teorik Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62437</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62437</guid>
      <author>Tolga ULUSOYMohammed SAEED </author>
      <description>Günümüz koşullarında rekabet artışı ve bilgi teknolojisindeki gelişmeler üretim zincirinin köklü bir şekilde değişmesine neden olmuş ve bu değişimler ekolojik çevre üzerinde olumsuz sorunlar yaratmıştır. Bu çalışma ile küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan iklim değişikliğinin dünyayı tehdit eden çevresel sorunlara bürünmesi sonucu sürdürülebilir dinamiklik için işletmelerin görev ve etkilerinin neler olması gerektiği belirlenmeye çalışılmıştır. Ekonomik ve çevresel bozulmaların önlenmesi amacıyla girişimcilik faktörleri yardımcı unsurlar arasında yer almaya başlamıştır. Sürdürülebilir kalkınma ve çevreyi korumak için girişimciliğin çevresel yeniliklerle bütünleşmiş olması işletme ve kuruluşlarda ana amaç; çevreye öncelik verilerek faaliyetlerin gerçekleşmesi olmalıdır. İşletmelerin faaliyetlerini etkin bir şekilde gerçekleştirip sürdürülebilir performans için temel unsur olarak sosyal sorumluluk bilinciyle çevreye verilen zararın en aza indirilmesi amaçlanmalıdır.  Bu çalışmanın ana amacı Türkçe literatürde neredeyse değinilmeyen “iklim girişimciliği”  kavramını açıklamak, iklim girişimciliği ve yeşil girişimcilik kavramları arasındaki temel benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymaktır. Çalışmanın ana hedefi ise iklim girişimciliği tanımını Türkçe literatürde daha çok anılır olmasını sağlamak ve bu konuda bundan sonra yapılacak olan çalışmalara temel teşkil etmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mentör Destekli Proje Yazma Eğitimi Sürecinde Mentör İle Menti Arasındaki İletişimin Etkinliğinin Saptanmasına Yönelik Nitel Bir Analiz </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62396</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62396</guid>
      <author>Selda ÖRS CIRIK Eyyup AKBULUT ,Murat BİNGÖL ,Şule ERDİLMEN OCAK </author>
      <description>Mentör destekli proje yazma eğitimi sürecinde mentörler ile mentiler arasındaki iletişimin etkinliğinin saptanması amacını taşıyan çalışma kapsamında öncelikle Atatürk Üniversitesi Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi’nin koordinasyonunda sekiz haftalık “Teorik ve Uygulamalı Proje Yazma Eğitim IV” başlıklı bir mentörlü proje yazma etkinliği düzenlenmiştir. Etkinlik kapsamında daha önce dış fon destekli proje deneyimi olmayan 20 araştırmacıya proje deneyimi olan 20 mentör atanmıştır. Eğitim programının bitiminin ardından projeye dahil olan 5 mentör ve 5 menti ile mülakat yapılarak tarafların iletişim becerileri ve süreç içerisindeki iletişim problemleri özelinde mentörlük sürecindeki iletişimin etkinliğine ilişkin görüşleri alınmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden bütüncül tekli durum deseninin kullanıldığı ve elde edilen verilerin betimsel analiz yöntemiyle analiz edildiği araştırma kapsamında katılımcıların mentörlük sürecinde iletişimi çok önemli bir unsur olarak gördükleri saptanmıştır. Çalışma sonucunda ayrıca katılımcıların tarafların temel iletişim becerilerine sahip olmalarının mentörlük sürecini daha etkin kıldığını düşündükleri, süreçteki partnerlerinin iletişim becerilerini yeterli buldukları ve önemli bir iletişim problemi yaşamadıkları tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


