






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2020 Sayı 75</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1991</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>İNSANİ İHTİYAÇLAR DEĞİŞİYOR MU? MASLOW İHTİYAÇLAR HİYARİRŞİSİNDEN COVİD-19 İHTİYAÇLAR HİYARARŞİSİNE TEORİK BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60061</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60061</guid>
      <author>Tolga ULUSOY,, Funda CİVEK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sosyal bir varlık olan insanın varlığını devam ettirebilmesi için çeşitli talep ve gereksinimleri mevcuttur. Bu talep ve gereksinimler Maslow tarafından sınıflandırılmış olup, bir kategoride yer alan gereksinimin yeterince karşılanmadan diğer basamağa geçilmeyeceği durumu söz konusudur. Maslow ihtiyaçları önem sırasına göre, fiziksel ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyacı, ait olma ve sevgi ihtiyacı, değer ihtiyacı ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçları olarak bölümlendirmiştir. Maslow’a göre her bir basamak diğer basamağa geçiş için basamak görevindedir. Çağımızın salgını olan Covid 19 (koronavirüs) ile birlikte ihtiyaçlar pramidi genişlemiş olup öncelik sırasında da değişikler meydana gelmiştir. Dijitalleşmenin ivme kazandığı çağımızda Covid 19 ile birlikte adeta pandeminin uzvu halini almıştır, denilebilir. Covid 19 virüs’ü birçok sektörü krize uğratan sosyal hayatı kısıtlayıcı tedbirler aldırtan ve dünya genelinde pandemiye neden olan salgın bir hastalıktır. Maslow’un hiyerarşileri ise insanların hayatta kalmak için gerekli olan ihtiyaçlarını temelden başlayarak sıralayan bir teoridir. Bu araştırma bizlere bu salgın hastalığın ihtiyaçlarımızı ne yönde etkilediğini nasıl değişimlere sebep olacağını karşılaştırmalı örneklerle ortaya koymayı amaçlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE IMPACT OF THE COVID-19 PANDEMIC PROCESS ON THE INDUSTRIAL COMPANIES TRADED ON THE ISTANBUL STOCK EXCHANGE (BIST): A BAYER-HANCK COINTEGRATION ANALYSIS</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60057</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60057</guid>
      <author>Betül GÜR,,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türkiye’de Cumhuriyetin ilanından itibaren sanayileşmeye büyük önem verilmiş ve sanayi sektörü, kalkınmanın anahtarı olarak görülmüştür. Türkiye ekonomisinin itici gücünü en büyük 500 firma ve ikinci en büyük 500 firma oluşturmaktadır. BIST-Sanayi Endeksi içinde işlem gören ve sayıca ağırlıklı olan bu firmalar, yurtiçi talebin büyük bir kısmını karşılarken, Türkiye ihracatının da önemli bir oranını gerçekleştirmektedir. Ayrıca, sanayi istihdamındaki payları da oldukça yüksektir. Bu gibi nedenlerle, bu firmaların yeni tip koronavirüs (COVID-19) pandemi süreci deneyimleri ve etkilenme biçimleri Türkiye ekonomisini de derinden etkilemektedir. Dolayısıyla, bu büyük ölçekli firmaların farklı yapısal değişimlerden etkilenme biçimlerinin ortaya konulması politika üretenler açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, [16.03.2020-30.06.2020] günlük veriler için, COVID-19 vaka sayılarının BIST-Sanayi Endeksi üzerindeki etkilerini, uzun dönem için Bayer-Hanck (2013) eşbütünleşme analizi ve kısa dönem ilişkiler için hata düzeltme modeli yardımıyla belirlenmesidir. Analizler sonucunda, uzun dönemde COVID-19 vaka sayılarının BIST-Sanayi Endeksi üzerinde %3.4 azaltıcı etkisi olduğu ve kısa dönem için %4.8 azaltıcı etkisi olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK BOĞAZLARINDAN GEÇİŞ YAPAN GEMİLERİN EMİSYON ANALİZİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60063</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60063</guid>
      <author>Devran YAZIR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Hava kirliliği, atmosferdeki yabancı maddelerin canlıların sağlığını olumsuz etkileyecek, onlara zarar verecek yoğunluk ve miktara ulaşmasıdır. Hava kirliliğinin nedenlerinden biri olan gemi bacalarından salınan egzoz gazlarında NOx, SOx, CO2, CO, PM ve VOC kirleticileri bulunmaktadır. Bahsi geçen kirleticiler ozon tabakasında incelmeye, asit yağmurlarına ve sağlık sorunlarına yol açması sebebiyle insan ve çevre üzerinde olumsuz bir etki oluşturmaktadırlar. Türk Boğazlar Bölgesi; Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı&amp;#39;nda birleşen, uluslararası deniz trafiğine açık bir suyoludur. Türk Boğazlarından geçiş yapan gemilerden kaynaklanan egzoz gazı emisyonlarını hesaplayabilmek için, gemilerin ortalama yakıt tüketimleri, makine tipleri, boğazlardan geçiş süreleri dikkate alınmış ve bu gemilerin meydana getirdiği yıllık egzoz emisyonlarının miktarları bulunmuştur. Elde edilen değerler daha önceki yıllarda yapılan çalışmalarla karşılaştırılmış ve emisyon miktarlarındaki değişim hesaplanmıştır. Bu çalışmada ortaya çıkan değerler Türk Boğazlarından geçiş yapan gemilerin önemli miktarda hava kirliliğine sebep olduklarını açığa çıkarmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MONARŞİNİN KALBİNDEKİ YANGIN: ULUSLARARASI BİR MESELE OLARAK MANTOVA KRİZİ (1627-1631)</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60062</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60062</guid>
      <author>Mehmet Talha KALKAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Topraklarında bir bütünlük bulunmayan ve dağınık bir siyasi yapıya sahip olan İspanyolların monarşilerini ayakta tutabilmeleri, mevcut topraklarını birbirine bağlayan “İspanyol Yolu”nu muhafaza etmelerine bağlıdır. Dolayısıyla, Aşağı Ülkeler, Milano, Sicilya, Napoli, İspanya, Alsas-Loren ve Franche-Comt&amp;eacute; gibi coğrafyaları birbirine bağlayan ve bu dağınık yapıyı bütün hale getiren bu yolun güzergâhının güvenliğini sağlamak monarşinin öncelikli politikalarından biri haline gelmiştir. Özellikle, XVI. yüzyılın ortalarında patlak veren Aşağı Ülkeler İsyanı ile hayati bir önem kazanan bu yol vasıtasıyla İspanyollar Barselona’dan Brüksel’e tek bir koridor uzatabilmiş ve askerleri, paraları ve diğer gerekli unsurları buradan dağıtabilmiştir. Fakat 1627 yılında bu hattın yakınında bulunan küçük bir devlet olan Mantova&amp;Montferrat Düklüğü hükümdarı II. Vincenzodi Gonzaga’nın hayatını kaybetmesi “İspanyol Yolu”nun güvenliğini sağlamayı amaçlayan İspanyolları zor durumda bırakmıştır. “İspanyol Yolu”nun güvenliğini sağlamak adına bu düklüğü kendine bağlamaya çalışan İspanyollar bu konuda bir türlü başarılı olamamış ve Fransa, Savoy, Venedik ve Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu gibi devletlerin de buraya müdahil olabilmelerinin önünü açmıştır. Doğal olarak, başka devletlerin de Kuzey İtalya’da var olmaya başlaması İspanyolların buradaki gücünün azalmasına ve bölgedeki kontrolünü yitirmesine neden olmuştur. İspanyolların Kuzey İtalya’daki bu başarısızlığı yalnızca bölgenin değil; aynı zamanda, monarşinin tümünü kontrol dışına çıkarmıştır. Diğer bir deyişle, monarşinin kalbindeki bu yangın İspanyollar adına El Gran Viraje denilen kırılma noktasını oluşturmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Z-KUŞAĞI ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN COVİD-19 PANDEMİ SÜRECİNDE ZAMAN YÖNETİMİ BECERİLERİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60096</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60096</guid>
      <author>Necla TEKTAŞ,; Nuray ÖZ CEVİZ ; Gültekin BASMACI , Mehmet TEKTAŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Zaman yönetimi bireyin kendisini yönetmesi olarak tanımlanırken, özellikle yaşadığımız Covid-19 sürecinde bu yönetimin zor olması ve bireylerin etrafında çeldiricilerin çok fazla olması onları engellemektedir. Bu durumdan en çok etkilenen kişiler dijital çağda dünyaya gelen z kuşağı bireyleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, Z-kuşağı olan üniversite öğrencilerinin zaman yönetimi becerilerini belirlemek amaçlanmıştır. Tarama modelinde tasarlanan bu çalışmanın verileri, 1-31 ağustos 2020 tarihleri arasında online anket uygulanarak toplanmıştır. Araştırmanın evrenini Z-kuşağı üniversite öğrencileri ve örneklemi kolayda örnekleme yöntemine göre ulaşılan toplam 617 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Zaman Yönetimi Becerileri ölçeği kullanılmıştır. Verilerin istatistik analizlerinde frekans analizi ve parametrik olmayan Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Z-kuşağı üniversite öğrencilerinin cinsiyet ile zaman yönetim becerileri ölçeği planlama boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ MEDYADA HOMO RİDENSİN SALDIRGAN YÜKSELİŞİ: OFANSİF MİZAH VE ÖTEKİLEŞTİRİCİ TEMSİLLER</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60100</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60100</guid>
      <author>Burcu KAYA ERDEM,</author>
      <description>Akademik dünya, iki bin yıldan fazla bir süredir mizah ve gülmenin doğası ve önemine dair düşünmekte ve konuyla ilgili çok sayıda görüşün oluşmasına neden olmaktadır. Bu konuda birbirinden farklı yaklaşımlar, mizah olgusunu açıklamaya yönelik tamamlayıcı nitelikte açılımlardır. Ofansif yani saldırgan mizah ise ortak toplumsal kabullerin, toplumda tabu olarak değerlendirilebilecek her türlü anlayışın karşısında yer alan ve mizahi ifade açısından sınırları olmayan bir mizah türüdür. Bu sebeple, ofansif mizah içeren medya ürünleri de toplumda her türlü ayrımcılığın, önyargının ve kalıpyargının yeniden üretimini ve tüketimini sağlayan içerikler olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeni medyanın, içerik üretimini ve dolaşımını hızlandırdığı günümüzde, ofansif içerikli medya ürünleri de kullanıcıların karşısına her an çıkabilme potansiyeline sahiptir. Bu bağlamda, yeni medyadaki ofansif mizah paylaşımlarının medya ve ötekileştirme pratikleri ekseninde tartışılmasının yani ofansif ifadeler taşıyan medya içeriklerinin hangi ötekileştirme tür ve temsillerini içerdiğinin ele alınmasının önem taşıdığı düşünülmektedir. Bu sebeple çalışmada, yeni medyadaki ofansif içeriklerin, ötekileştirme pratikleri bağlamında tartışılması amacıyla, Twitter’da sadece ofansif mizah içerikli Türkçe paylaşımlar yapan bir hesabın paylaşımları betimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma sonunda ofansif mizah içerikli medya ürünlerinin içerdiği ötekileştirici temsil türleri kategorize edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE ÇOCUKLARIN OYNADIĞI AKIL VE ZEKÂ OYUNLARININ PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60082</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60082</guid>
      <author>Kadir GÜNGÖR,, Belma TUĞRUL</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde çocukların oynadığı akıl ve zekâ oyunlarının problem çözme becerileri üzerindeki etkisini incelemektedir. Araştırma 2019- 2020 eğitim-öğretim yılı içerisinde İstanbul ili Kağıthane ve Küçükçekmece ilçelerinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı devlet anaokullarında yer alan 60-72 aylık 29 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanılarak karma yöntem uygulanmıştır. Araştırmada nicel verileri toplamak amacıyla Oğuz ve Köksal Akyol (2012) tarafından geliştirilen Çocuklar İçin Problem Çözme Becerisi Ölçeği (PÇBÖ) kullanılmıştır. Deney grubuna dahil olan çocukların nitel verilerini toplamak için ise araştırmacı tarafından gerçekleştirilen “Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu” kullanılmıştır. Çalışmada 15 çocuk deney grubunu, 14 çocuk kontrol grubunu oluşturmuştur. Deney grubuna dahil edilen çocuklara araştırmacı tarafından 20 hafta süren toplam 100 saat akıl ve zekâ oyunları uygulanmıştır. Kontrol grubuna devam eden çocuklara Milli Eğitim Bakanlığı müfredatı uygulamaya devam edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; akıl ve zekâ oyunları uygulamalarına katılan deney grubu çocukların, çocuklar için problem çözme beceri ölçeği puanları ile kontrol grubuna dahil edilen çocukların, çocuklar için problem çözme beceri ölçeği puanları karşılaştırıldığında deney grubu lehine anlamlı bir farklılaşma gözlemlenmiştir. Araştırmaya katılan deney grubu çocukların akıl ve zekâ oyunlarına yönelik görüşleri nitel olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonunda akıl ve zekâ oyunlarının çocukların problem çözmede kullanılabilecek bir uygulama olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DUYGUSAL EMEK VE YAŞAM DOYUMU ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE AMPİRİK BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60083</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60083</guid>
      <author>Ayşe YAVUZ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Hizmet sektöründe yaşanan büyük değişimler ile birlikte müşteri memnuniyetinin önemi giderek artmaktadır. Bu nedenle de hizmet sektörü çalışanlarına daha fazla sorumluluk yüklenmektedir. Hizmet sunumunda örgütler kendi belirledikleri kurallar dahilinde çalışanlarının müşteri beklentilerine uygun davranmalarını istemektedir. Bu noktada ortaya çıkan en önemli olgulardan biri duygusal emektir. Duygusal emek örgütler tarafından belirlenen duyguların çalışanlar tarafından sergilenmesi durumudur. Bireylerin gerek iş gerek günlük yaşantılarında başarılı ve mutlu olabilmeleri için sahip olmaları gereken temel ögelerden biri de yaşam doyumudur. Yaşam doyumu bireyin hayatının tümü ile ilgili bir kavram olup sadece tek bir alanda memnun olma durumu değil tüm hayattan memnun olmasıdır. Bu çalışmanın amacı duygusal emek ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Araştırma oldukça uzun ve yoğun çalışma şartlarına sahip hastane çalışanları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplamak amacıyla anket tekniği kullanılmıştır. Veriler Ankara ilinde bulunan hastane çalışanlarından elde edilmiştir. Elde edilen verilerin SPSS programında analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda duygusal emek ve yaşam doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin bulunduğu ortaya konulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ HİZMET GELİŞTİRME SÜRECİNE MÜŞTERİLERİN KATILIMI VE BİRLİKTE DEĞER YARATMANIN MÜŞTERİ TATMİNİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: BURSA KENT SAKİNLERİ ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60069</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60069</guid>
      <author>Süleyman Burak ERDOĞAN,, Erkan ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Belediyelerin yeni hizmetleri için yaptığı çalışmalarda birlikte değer yaratmak için müşteri olarak vatandaşların katılımını sağlamaları, vatandaşların istek ve ihtiyaçlarını daha iyi anlama, değişen talepleri daha doğru cevaplayabilme kabiliyetlerini arttıracaktır. Ancak zaman, maliyet gibi kısıtlı kaynaklar ve vatandaşların katılma arzusu bakımından yeni hizmet geliştirmenin tüm boyutlarına müşteri olarak vatandaş katılımının sağlanması mümkün olmayabilir. Bu çalışmanın amacı yeni hizmet geliştirme sürecindeki boyutlardan hangilerindeki katılımın tatmini doğrudan etkilediğini müşteri olarak vatandaş perspektifinden ortaya koyarak, belediyelere zaman, maliyet gibi kıt kaynakların doğru değerlendirilmesinde katkı sağlamaktır. Araştırma, 20 Mayıs 2019 &amp;ndash; 10 Temmuz 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma modeli Smart PLS kullanılarak yapısal eşitlik modellemesiyle test edilmiştir. Araştırma sonucunda, fikirleri izleme/tarama, hizmet tasarımı ve süreç/sistem tasarımı, işletme analizi, hizmet testi ve pilot çalışma, test pazarlaması, personel eğitimi ve çapraz fonksiyonlu takımların oluşturulması boyutlarındaki katılımın müşteri olarak vatandaşların tatminini etkilemediği ortaya konulurken, stratejik planlama, fikir yaratma ve ticarileştirme boyutlarındaki katılımın ise müşteri olarak vatandaşların tatminine anlamlı pozitif etkisinin olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlardan dolayı, sundukları yeni hizmetlerde vatandaş memnuniyetini sağlamayı amaçlayan belediye yöneticilerine, vatandaşları bu hizmetleri geliştirme sürecine dâhil ederek birlikte değer yaratması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL 4. SINIF ARAŞTIRMAYA DAYALI ETKİNLİKLERİN ÖĞRENCİLERİN ELEŞTİREL DÜŞÜNME BECERİLERİ, FEN BİLİMLERİ DERSİNE YÖNELİK TUTUMLARI VE ÖZYETERLİLİKLERİ ÜZERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60081</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60081</guid>
      <author>Meltem DURAN,; Ümit Can KÜÇÜKAYDIN , Hamide KÖSE</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı ilkokul 4. Sınıf Fen Bilimleri dersinde “Maddeyi Tanıyalım” ünitesinde, araştırmaya dayalı öğrenme yaklaşımına göre geliştirilen etkinliklerin, öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri, Fen Bilimleri dersine yönelik tutumları ve öz yeterlikleri üzerine etkisini tespit etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 öğretim yılının güz döneminde, bir ilkokulda öğrenimine devam eden, bir dördüncü sınıf şubesi deney (n=19) ve bir dördüncü sınıf şubesi kontrol (n=18) grubu seçilerek, toplam 37 öğrenciden oluşmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın, ön test&amp;ndash;son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak, Demir (2006) tarafından hazırlanan Eleştirel düşünme becerileri ölçeği (EDBÖ) ölçeği, Akınoğlu (2001)’nun geliştirdiği Fen Bilgisi dersine yönelik tutum ölçeği ve Hızlıok (2012)’un geliştirdiği fen ve teknoloji dersine yönelik öz yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, eleştirel düşünme, fen ve teknoloji dersine yönelik özyeterlilik ve tutuma ilişkin sonuçlara bakıldığında, deney grubunun öz yeterlilikleri ile kontrol grubunun öz yeterlilikleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GERİATRİ HEMŞİRELİĞİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN "HEMŞİRE STRESÖR-15 ÖLÇEĞİ (SNS-15)" NİN TÜRKÇE VERSİYONUNUN GEÇERLİLİĞİ VE GÜVENİLİRLİĞİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60073</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60073</guid>
      <author>Hatice DEMİRAĞ,; Esin SEVGİ DOĞAN , Sevilay HİNTİSTAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Amaç: Öğrenci hemşirelerin özellikle yaşlı hastalara bakım vermedeki klinik deneyimlerinde yaşadıkları stres hakkında bilgi sahibi olmak, onların stres düzeylerini ölçmek birçok yarar sağlayacaktır. Bununla birlikte, ülkemizde geriatri hemşireliği öğrencilerine özgü “öğrenci hemşire stresörü ölçeği’ yoktur. Çalışmanın amacı, Öğrenci Hemşire Stresörü-15 Ölçeği’nin geçerlik ve güvenirliğini test etmek ve Türkçe’ye uyarlamaktır. Yöntem: Bu metadolojik araştırma iki farklı üniversitenin dördüncü sınıfında okuyan 204 hemşirelik öğrencisi ile yürütüldü. Veriler, Sosyodemografik Özellikler Formu ve “Hemşire Öğrenci Stresörü 15 Ölçeği’nin Türkçe versiyonu ile toplandı. Kapsam geçerliği için uzman görüşü alındı ve pilot uygulama yapıldı. Yapı geçerliği için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapıldı. Güvenirlik için Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ve test-yeniden test korelasyon katsayısı hesaplandı. Bulgular: Ölçeğin Model Uyum İndeksleri x2 / df oranı: 2,116, Yaklaşık Hataların Ortalama Karekökü (RMSEA): 0,076, Düzeltilmiş İyilik Uyum İndeksi (AGFI): 0,861, Artan Uyum İndeksi (IFI): 0,909, Parsinomy İyilik Uyum İndeksi (PGFI): 0,620 olarak bulundu. Ölçeğin bütünü için Cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0,86 idi. Sonuç: Çalışmanın bulguları, Hemşire Öğrenci Stresörü-15 Ölçeği’nin Türkçe versiyonunun gelecek çalışmalarda kullanılabilecek geçerli ve güvenirli bir ölçüm aracı olduğunu gösterdi.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kariyer Planlamanın Başarı Üzerindeki Etkisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60079</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60079</guid>
      <author>Merve Gül KOÇAKOĞLU,, Süleyman Barbaros YALÇIN</author>
      <description>Teknolojinin gelişmesi; ihtiyaç duyulan meslek alanları, mesleklerin gereklilikleri, mesleklerin doğası ve yapısında önemli değişikliklere neden olmaktadır. Kimi meslekler ihtiyaç kalmadığı için unutulmaya yüz tutmakta, kimileri varlıklarını sürdürebilmek için evrim geçirmekte ya da yeni meslek grupları oluşmaktadır. Mesleklerdeki bu değişimleri ve gelişimleri de takip ederek bir kariyer seçimi yapmak oldukça zor ve karmaşık hale gelebilmektedir. Bu noktada insanların hayatını şekillendiren kariyeriyle ilgili seçim yaparken doğru bir kariyer planı yapması ve doğru kaynakları kullanması gerekmektedir. Kariyer planlaması insanların edindiği bilgiler ile geleceğini kontrol edebilme becerisi kazanmak açısından oldukça önemlidir. Özellikle günümüzde çalışma dünyasında bireyler meslek seçimi yaptıktan sonraki süreçte seçtiği mesleği bırakıp, yeni meslek arayışlarına girebilmektedir. Dolayısıyla bireyin kariyer hayatı sürekli değişim durumunda olabilmektedir. Bu nedenle kariyer planlama, belirli bir dönem olmayıp, insan hayatının sonuna kadar devam eden dinamik bir süreçtir. Bu süreci sağlıklı bir şekilde yönetebilmenin insan hayatında bazı olumlu sonuçları vardır. Başarı da bu sonuçlardan biridir. Bu çalışmanın amacı ise, bireyin yaptığı kariyer planının başarıya olan etkisini ilgili literatür aracılığıyla incelemektir. Türkiye’de ve yurt dışında yapılan araştırma sonuçlarına göre kariyer planı yapmanın bireyin çalışma yaşamlarındaki üretkenliği, iş ve yaşam doyumunu artırdığı bulunmuştur. Aynı zamanda kariyer planlama yapılması, iş performansını artırırken iş yerinde başarılı olmayı ve bireyin çalışmaktan keyif almasına da beraberinde getirebilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2009-2020 YILLARI ARASINDAKİ ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SINAVI LİSE MANTIK DERSİ SORULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60060</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60060</guid>
      <author>Ekrem Ziya DUMAN,, Aylin ARSLAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsanlığın ihtiyaçları zaman içerisinde değişmiş ve değişim aynı zamanda gelişimi de beraberinde getirmiştir. Gelişen ve değişen toplum düzeni, beraberinde eğitim sistemini de etkilemiştir. Böylece eğitim sistemindeki değişikler; bireyin ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yenilenmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. Söz konusu uygulamaların başında ise sınav sistemlerindeki değişiklikler gelmektedir. Çünkü sınav sistemlerindeki değişiklikler hem soruların dağılımlarında hem de konularda önemli farklılıklar meydana getirmektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan mantık ders soruları da gerek soru sayıları gerekse konu dağılımı yönünden değişimler geçirmiştir. Yapılan çalışmanın amacı da söz konusu değişiklikleri, 2009-2020 yılları arasındaki üniversiteye giriş sınavı lise mantık dersi sorularını inceleyerek ortaya koymaktır. Aynı zamanda kazanım odaklı olarak hazırlanan sınav sorularının, hangi kazanım çerçevesinde olduğunu saptamak, analizini yapmak, söz konusu analizlerin dağılımını göstermek ve bu dağılımın olumlu ve olumsuz yanlarını tartışmak çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır. ÖSYM sınavlarında sorulan lise mantık dersi sorularını incelemek ve hazırlanan sınav sorularının analizini yapmak amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Doküman analizi yöntemiyle elde edilen sonuçlara göre; 2009-2020 yılları arasında ÖSYM sınav sorularında mantık dersine ayrılan yüzdenin en az olduğu yılların 2018, 2019 ve 2020 (%8,6) olduğu, belirtilen tarihler arasında en az sorulan ünitenin mantık ve dil (%1.04) olduğu ve en fazla sorunun sorulduğu ünitenin ise sembolik mantık (%46,8) ünitesinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bazı soruların kökleri ve içerikleri sebebiyle, birden fazla kazanıma dokunduğu ve hataya neden olduğu tespit edilmiştir. Böylece yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucunda çalışmanın; yükseköğretim sınavına girecek öğrencilere, söz konusu sınavda yer alan mantık sorularının ünite, kazanım ve soru kalıplarının yer aldığı boyutların dağılımını göstererek sınava çalışmalarında yol göstereceği; aynı zamanda sınav sorularının hazırlanmasına da katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>INTERNATIONAL STUDENTS’ EXPERIENCES DURING COVID-19 PANDEMIC</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60070</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60070</guid>
      <author>Nuray KARAMAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;COVID-19 salgını hızlı bir şekilde dünyaya yayıldı ve uluslararası öğrenciler arasındaki mevcut eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri görünür hale getirdi. COVID-19&amp;#39;un neden olduğu zorluklar, bu geçiş döneminde yüksek öğrenimin uluslararasılaşması ve uluslararası öğrenci hareketliliğinin sürdürülebilirliğini zorlaştırmaktadır. Türkiye&amp;#39;deki 30 uluslararası üniversite öğrencisinden alınan verileri kullanan bu çalışma, dil engelleri, yasal statüleri ve ulusal kimlikleri nedeniyle bu öğrencilerin hastalığın yayıcısı olarak kalıplaşmış olduklarını ve ayrıca pandemi sırasında sosyal, psikolojik, eğitimsel ve finansal sorunlarla karşılaştıklarını ileri sürmektedir. Uluslararası üniversite öğrencilerinin deneyimlerini ve öğrencilerin Türkiye&amp;#39;deki eğitimlerini sürdürürken karşılaştıkları zorlukları anlamak, uluslararası öğrenci hareketliliğini gelecekte daha sürdürülebilir ve dirençli hale getirmek için bu sorunları azaltmanın yollarına odaklanmamızı sağlayabilir. Yükseköğretimde daha adil bir uluslararasılaşma için, uluslararası öğrencilerin deneyimleri hesaba katılarak, ekonomik, eğitimsel ve sosyal politikalar yeniden şekillendirebilir. Yükseköğretim sisteminin adil bir şekilde uluslararasılaşabilmesi için uluslararası öğrencilerin deneyimleri hesaba katılarak, ekonomik, eğitimsel ve sosyal politikaların yeniden şekillendirilmesi gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN UZAKTAN EĞİTİME İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60071</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60071</guid>
      <author>Seda ARSLAN,, Mehmet DEMİRÖZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Çalışma COVID-19 sebebiyle yürütülen uzaktan eğitime ilişkin öğretmen görüşlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Öğretmenlerden bu konuda derinlemesine bilgi almak amaçlandığı için nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Amasya ili merkezindeki özel okulda ve Muş ili Malazgirt ilçesindeki devlet okulunda görev yapan sekizer sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 6 açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış ve uygulanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile incelenmiş, kodlar ve temalar oluşturularak bulgular bölümünde sunulmuştur. Sınıf öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda elde edilen bulgulara göre uzaktan eğitimin yürütülebilmesi için teknolojik donanım ve veli desteği özel okulda yeterli düzeyde olduğu belirtilmiş, devlet okulu öğretmenleri tarafından ise yeterli görülmemiştir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ İLE ÖRGÜTSEL BAĞLILIK İLİŞKİSİNDE ÖRGÜTSEL ADALET’İN ARACILIK ROLÜ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60072</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60072</guid>
      <author>Hakan GÜRSOY,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu makalede, kişilik özellikleri ile örgütsel bağlılık ilişkisinde, örgütsel Adalet’in aracılık rol’ünün bulunabileceği önermesinden yola çıkılarak araştırma yapılmıştır. Araştırma sonuçlarının, çalışanların örgütsel bağlılıklarının artırılmasında, kurumların alabileceği tedbir ve önlemlere yönelik fayda sağlayabileceği değerlendirilmiştir. Çalışma evreni olarak Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Anadolu liselerinde görev yapan öğretmenler seçilmiştir. Örgütsel adaletin, kişilik özellikleri ile örgütsel bağlılık ilişkisinde rolü incelenirken örgütsel bağlılık bağımlı değişkeni; duygusal, devam ve normatif bağlılık olarak üç boyut olarak ayrı ayrı değerlendirmeye alınmıştır. Öğretmenlere Likert ölçeğine uygun ifadelerden oluşan anket yapılmıştır. Şartları sağlayan 368 öğretmenin anketi değerlendirmeye alınarak Sosyal Bilimler için Analiz Programı olan SPSS ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda kişilik özellikleri bağımsız değişkeni ile örgütsel bağlılık bağımlı değişkeni arasında örgütsel adaletin aracılık rolü etkisinin olduğu örgütsel bağlılığın her üç boyutunda da kanıtlanmıştır. Diğer bir anlatımla, öğretmenlerin okullarına yaptıkları katkılara karşı onlara adil ve adaletli ödül, terfi vb. haklar verilmesinin, idarecilerle öğretmenler arasında saygı, dürüstlük ve nezaket çerçevesinde bir iletişim oluşmasına pozitif yönde katkı sağladığı, sonuç olarak öğretmenlerde örgütsel bağlılığın artış eğilimi içerisinde olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YÜKSELEN PİYASALARDA EKONOMİK BÜYÜME VE DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLARIN CO2 SALINIMI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: PANEL VERİ ANALİZİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60115</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60115</guid>
      <author>Hüseyin ÇELİK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı yükselen piyasa ekonomilerinde ekonomik büyüme ve doğrudan yabancı yatırımların karbondioksit salınımı üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmanın kapsamı yükselen piyasa ekonomileri ve 1990-2016 dönemidir. Çalışmada yöntem olarak yatay kesit bağımlılık testi, homojenite testi ve AMG katsayı tahmincisi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre ekonomik büyüme ve doğrudan yabancı yatırımlardaki %1’lik bir artışın karbondioksit salınımını sırasıyla 0.1462 ve 0.0032 arttırdığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CONSUMPTION AND ECONOMIC GROWTH: PATH ANALYISIS OF STRUC-TURAL EQUATION MODEL APPROACH IN TURKEY</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60125</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60125</guid>
      <author>Fatih MANGIR,; Burcu GUVENEK , Abdul Qahar KHATIR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;The purpose of this study is to examine the relationship between consumption expenditures and economic growth for Turkey over the period of 10 years with path analysis of the structural equation method. With the tourism, government and household consumptions data from the Turkish Statistical Institute database, this paper develops the causal model using the path analysis to estimate the direct effects of these variables on economic growth in Turkey. Findings of this study show that there are positive correlations among variables. The coefficients of tourism, government and private consumptions on economic growth are significant (correlation coefficients, r= 0.07, 0.23 and 0.72 respectively). We obtained clear evidence that the effects of household consumption on economic growth are higher and significant compared to private and tourism government spending. Therefore, Turkey’s fiscal plan should direct expenditures into the productive areas such as education, health, agriculture, energy, technology and govern-ment needs to stimulate household consumption by redesigning social security policy, increasing consumer’s credit, reducing the tax rate etc.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİ DERSLERİN ÖĞRENİMİ VE ÖĞRETİMİNE YÖNELİK HİSSETTİĞİ DUYGULAR İLE ÖĞRETİM ETKİLİLİK ALGILARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60086</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60086</guid>
      <author>Murat EKİN,, , Gülay BEDİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Öz Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin derslerin öğrenimi ve öğretimine yönelik hissettiği duygular ile öğretim etkililikleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Kahramanmaraş ili merkez ilçeleri ile Elbistan, Göksun, Andırın ve Afşin ilçelerinde görev yapan 351 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında, sınıf öğretmenlerinin öğretim etkililik algılarını belirlemek amacıyla altı boyut ve 28 maddeden oluşan “Öğretim Etkililik Algı Ölçeği” ile derslere ilişkin hissettiği duyguları belirlemek için ise olumlu ve olumsuz duyguların yer aldığı “Duygu Ölçme Aracı” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin derslerin öğretimine yönelik hissettiği duygular ile öğretim etkililikleri arasında düşük düzeyde anlamlı ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin öğretim etkililik algıları ile olumlu duygular arasında pozitif, olumsuz duygularla ise negatif yönde korelasyon olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenleri derslerin öğrenimine ve öğretimine yönelik olumsuz duygulara kıyasla daha olumlu duygular yaşadıklarını belirtmişlerdir. Derslerin öğrenimi ve öğretimine yönelik en sık yaşanılan olumlu duygular keyif, memnuniyet ve istek olmuştur. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin geçmişte öğrencilik dönemlerinde dersleri öğrenirken yaşadığı duygular ile bu dersleri öğretirkenki duyguları arasında pozitif yönde güçlü bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZEL YETENEKLİLERİN BİREYSEL FARKLILIKLARINA UYGUN İLKOKUL TÜRKÇE DERSİ ETKİNLİK ÖRNEKLERİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60068</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60068</guid>
      <author>Hatice KADIOĞLU ATEŞ,; Kadriye GÜRDAĞ , Merve Gül MAZI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türkiye’de üstün yetenekli bireyler kaynaştırma öğrencisi olarak veya özel okul statüsündeki yetenek okullarında (Fen lisesi, spor lisesi, Anadolu güzel sanatlar lisesi, sosyal bilimler lisesi) eğitimlerini sürdürmektedirler. Ayrıca, okul dışı zamanlarda BİLSEM’ler bulunmaktadır. Sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan bir sınıf öğretmeni o özel eğitim gereksinimi olan öğrenciye bireyselleştirilmiş eğitim planı hazırlamak ve uygulamak zorundadır. Aksi takdirde yasal zorunluluğu yerine getirmiyor suç işliyor sayılır. Sınıf öğretmenliği lisans programı incelendiğinde özel yeteneklilerle ilgili derslerin maalesef yetersiz olduğu görülmektedir. Çalışmanın amacı, ilkokul Türkçe derslerinde kullanılabilecek olan, özel yetenekli çocuklara yönelik bireyselleştirilmiş, özgün etkinlik örnekleri sunmaktır. Bunun için üstün zekâlı ve yetenekli bireylere özel, Türkçe eğitimi ve öğretiminde kullanılabilecek bireysel farklılıkları içeren yapılan üç tane özgün etkinlik örneği hazırlanarak çalışma oluşturulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak nitel araştırma tekniklerinden biri olan “doküman incelemesi” kullanılmıştır. Bu süreçte araştırmanın amacı doğrultusunda ilgili dokümanlara ulaşılmaya çalışılmış ve elde edilen veriler önceden belirlenen temalara göre bir plan dâhilinde analiz edilmiş, özetlenmiş ve yorumlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİCİLERİN FACEBOOK BEĞENİLERİNİN MARKA BENLİK UYUMUNA ETKİSİ: YÜKSEK ÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60085</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60085</guid>
      <author>Mehmet CANLI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Gün geçtikçe artan, rekabetin fazla olduğu dünyada tüketiciler işletmelerin saldırgan pazarlama iletişimi uyarıcılarıyla baş başa kalmaktadırlar. İşte bu zorluklar içerisinde tüketiciler, yeni oluşan ve sanal sosyal çevrede diğer tüketicilerden farklı olmak ve bu sistem içerisinde var olup yerlerini kaybetmemek için farklı olma çabası içinde olmaktadırlar. Bu şekilde bir çaba ve arayış, tüketicilerin bazı sosyal benlik rollerine bürünmelerinin sebebi olabilmektedir. Facebook’ta yapılan bir marka beğenisi bir başka tüketiciyi etkilemekte bu da markanın pazar payını ve satışlarını arttırmaktadır. Markalar için "Beğen" işlevi, tüketicilerin hoşuna giden markaların web sitelerindeki sayfaları kendi Facebook profillerinde paylaşmasına ve tüketici "Beğen" seçeneğini tıklatarak tüketicinin, haber akışlarında görünecek markadan güncellemeleri almayı seçmesine olanak tanır. Bu çalışma, Wallace, Buil ve Chernatony (2017) tarafından yapılan ”Tüketicilerin ‘Beğenilen’ bir Markayla Öz Benlik Uyumu: Bilişsel Ağ Etkisi ve Marka Çıktıları” adlı çalışmanın Türkiye örnekleminde yeniden sınanmış versiyonudur. Çalışmada temel olarak, tüketicilerin Facebook’ta ‘beğenilen’ bir marka ile ilgili benlik uyumları araştırılmaktadır. Katılımcı olarak lisans, yüksek lisans ve doktora yapan/yapmış kişiler seçilmiştir. Facebook’ta tüketiciler birçok şey (etkinlik vb.) beğenebilmelerine rağmen, bu çalışma tüketicilerin marka beğenileri üzerine odaklanmıştır. Bu bağlamda, bu çalışma, Facebook’taki markaların "Beğeniler" inin yönetsel ve akademik anlayışlarını, etkilerini ve çıktılarını ele almaya çalışmaktadır. Spesifik olarak, öncelikle tüketicilerin bilişsel ağlarının, yani Facebook sosyal ağ yapısına ilişkin algılarının, İkinci olarak da "Beğenilen" bir markayla benlik uyumunun çevrimdışı marka çıktılarını olumlu etkileyip etkilemediğini araştırmaktadır. Bu kapsamda yapılan çalışmada, Facebook sosyal medya aracını kullanan katılımcıların marka-benlik uyumu ile marka aşkı, marka sadakati ve ağızdan ağıza pazarlamadan oluşan marka beğenme ölçütleri arasındaki istatistiksel ilişkiler incelenmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında anket yöntemi uygulanmıştır. Araştırma kapsamında, Facebook’ta markaları aktif olarak “beğenen” 370 Facebook kullanıcısından elektronik ortamda veri alınmıştır. Anket ile katılımcılardan Facebook’ta "beğendikleri" bir marka hakkında düşünmeleri ve bu markayla ilgili soruları yanıtlamaları talep edilmiştir. Araştırma sonucuna göre “beğenilen” bir markayla algılanan öz benlik uyumun sosyal bağ gücü ile arttığı gözlenmektedir. Beğenilen” bir marka ile algılanan öz-benlik uyumu daha yüksek olduğunda, marka aşkı ve ağızdan ağıza iletişim (WOM) artmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇALIŞAN YALNIZLIĞININ ÖZNEL İYİ OLUŞ ÜZERİNE ETKİSİ: SANAYİ İŞLETMELERİNDE ALAN ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59728</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59728</guid>
      <author>Eda ÖZAY,, Ö. Okan FETTAHLIOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="margin-left:-5.4pt; text-align:justify"&gt;Geçmişten günümüze bireylerin yaşamlarında önemli rol oynayan yalnızlık ve öznel iyi oluş kavramları bireylerin yaşamlarını olumlu veya olumsuz olarak değerlendirmeleri ile ortaya çıkmaktadır. Bireylerin yaşadıkları bu duygu durumları motivasyonlarını ve verimliliklerini doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Kahramanmaraş’ta sanayi işletmelerinde çalışanların işyeri yalnızlık duygularının öznel iyi oluşlarına etkisini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda işletmelerde çalışan 310 çalışana online anket uygulanmıştır. Araştırmada İş Yaşamında Yalnızlık ve Öznel İyi Oluş ölçekleri kullanılmıştır. Veri analizinde; tanımlayıcı istatistikler, faktör analizi, korelasyon ve regresyon istatistikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, yalnızlık ve öznel iyi oluş arasında negatif bir ilişkinin olduğu, yalnızlığın öznel iyi oluşu %27 oranında negatif etkilediği ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


