






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2020 Sayı 73</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1989</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI ALANINDA YAPILAN LİSANSÜSTÜ TEZLERİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59982</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59982</guid>
      <author>Ayşegül DOĞAN EREN,, Aynur KARAKAYA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;ÖZ Bu çalışma, ağız ve diş sağlığı alanında yapılmış lisansüstü tezlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılmış tezler; yayın dillerine, yıllara, tezin türüne, temel konu alanlarına, danışmanların unvanlarına, üniversitelere, enstitülere, anabilim dallarına, kullanılan araştırma yöntemlerine, veri toplama tekniklerine ve çalışılan örneklem gruplarına göre sınıflandırılmıştır. Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) tez veri tabanından “ağız diş sağlığı, ağız ve diş sağlığı” anahtar kelimeleri ile tarama yapılarak 55 adet teze ulaşılmıştır. Tezlerin %91’inin yüksek lisans tezi olduğu, tamamının Türkçe yazıldığı, tez danışmanlarının %45’inin Prof. Dr. olduğu, tezlerin yarısından fazlasının “İşletme”, “İşletme Yönetimi” ve “Sağlık Yönetimi” anabilim dallarında yapıldığı görülmüştür. Beykent Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Cumhuriyet Üniversitesi en çok teze sahip olan üniversitelerdir. Tezlerin en çok yapıldığı göre sınıflandırılmıştır. Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) tez veri tabanından “ağız diş sağlığı, ağız ve diş sağlığı” anahtar kelimeleri ile tarama yapılarak 55 adet teze ulaşılmıştır. Tezlerin %91’inin yüksek lisans tezi olduğu, tamamının Türkçe yazıldığı, tez danışmanlarının %45’inin Prof. Dr. olduğu, tezlerin yarısından fazlasının “İşletme”, “İşletme Yönetimi” ve “Sağlık Yönetimi” anabilim dallarında yapıldığı görülmüştür. Beykent Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Cumhuriyet Üniversitesi en çok teze sahip olan üniversitelerdir. Tezlerin en çok yapıldığı iller sırasıyla İstanbul(%45), Ankara(%27) ve Sivas(%13)’tır. Bölge olarak incelendiğinde iç Anadolu(%47.23) ve Marmara (%47.23) bölgelerinin en çok çalışılan örneklem bölgeleridir. Tezlerin en fazla örgütsel davranış ve kalite konularında yapıldığı, sağlık kuruluşlarından elde edilen dokümanların en sık çalışılan örneklem grubunu oluşturduğu ve en çok kullanılan veri toplama aracının anket, en çok kullanılan araştırma yönteminin nicel yöntem olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmanın, ağız ve diş sağlığı alanında daha sonra yapılacak olan çalışma konularını belirleyebilmek adına araştırmacılara yol göstereceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DIŞ TİCARETİN KALKINMA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (1980-2018) TÜRKİYE ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59990</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59990</guid>
      <author>Berk PALANDÖKENLİER,; Özge ARPACIOĞLU ÖZDEMİR , Emre GEDİKOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı Türkiye’de 1980-2018 dönemi için ticarette açıklığın büyüme ve kalkınma üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Çalışmada ticari dışa açıklık değişkeni, kişi başına GDP, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının insani gelişme endeksi üzerindeki etkileri VAR modeline dayalı analiz teknikleri kullanılarak araştırılmıştır. Analizde kullanılan değişkenler arasındaki ilişkiler ve değişkenler arasındaki etkileşim yönünün tespiti Granger nedensellik, etki-tepki ve varyans ayrıştırması analiz yöntemleri aracılığıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre insani gelişme endeksi ve ticari açıklık değişkenleri arasında çift yönlü, ticari açılık değişkeninden kişi başına GDP değişkenine doğru tek yönlü ve kişi başına GDP ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları değişkenleri arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede Granger nedensellik testi ile ulaşılan bu sonuçların tutarlılığına ilişkin yapılan etki-tepki ve varyans ayrıştırması analiz sonuçları değerlendirildiğinde büyük ölçüde değişkenler arasındaki nedensel ilişkiyi destekleyen bulgulara ulaşılmıştır. Çalışmada ayrıca Türkiye için analize konu olan dönem ve değişkenler arasında insani gelişme endeksi değişkenindeki dalgalanmaları açıklayan en önemli değişkenin ticari dışa açıklık değişkenindeki değişimler olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAŞLILILARIN SOSYAL HAYATLA İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59897</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59897</guid>
      <author>Yılmaz YERLİ,; Vahdet ÖZKOÇAK , Fırat KOÇ</author>
      <description>İnsanı tüm yönleri ile ele alan Antropoloji Bilimi’nin alt dalı olan Fiziki Antropoloji’nin ilgilendiği bir konu da yaşlılık olgusudur. Antropolojik araştırmalar sonucunda kalıntıları ortaya çıkarılan ve 2.5 milyon yıl önce yaşadığı düşünülen ilk insanımsı Homo Habilislerin tahmini yaş aralığının 18-20 yıl ile sınırlı olduğu belirtilmektedir. O tarihten 20. yüzyıla kadar geçen sürede hayat şartları değişmiş ve insanların yaşam uzunluğu da buna bağlı olarak artmıştır. Günümüzde her ülkede 65 yaş, yaşlılığın başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Dünyanın nüfus dağılımına bakıldığında yaşam uzunluğunun arttığı gözlenmektedir. Bu artışın gelişmiş ülkelerde daha fazla görülmesi her ne kadar olumlu bir durum olarak kabul edilse de, insanların istihdam, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere erişim gibi konularda çeşitli sorunlarla karşılaşmalarına yol açtığı söylenebilir. Diğer bir ifade ile genç nüfustaki artış, eğitim ve istihdam sorunu yaratırken; yaşlı nüfus ise başta bakım ve sağlık hizmetleri olmak üzere, önemli sosyo-politik ve ekonomik sorunlar haline dönüşmüştür. Ülkemiz bugün genç nüfus kuşağı içerisinde gösterilse de kısa bir zaman içerisinde, yaşlı nüfusumuzun gelişmiş ülkeler seviyesine yaklaşacağı öngörülmektedir. TÜİK verilerine göre Türkiye’nin 2050 yılında 16 Milyon yaşlı vatandaşı olacağı yönündedir. Bu durum ise ileriki zamanlarda yaşlı bakıma ayrılan kaynağın çok daha fazla olması gerekliliğinin bir göstergesidir. Dünyada yaşlanma önemli bir konu olarak ele alınmaktadır. Küresel boyutta yaşlılık kaynaklı sorunlar, ülkelerin sosyal alt yapıları ile yüzleşmesini de sağlamıştır. Gelişmiş ülkelerde sağlık alanında yapılan başarılı çalışmalar ile insanların yaşam uzunlukları artmıştır. Bunu sağlayan faktörlerin başında teknolojik gelişmeler ışığında hastalıkların teşhis ve tedavi aşamalarına yönelik daha hızlı ve daha doğru yaklaşımların geliştirilmesi gösterilebilir. Refah seviyesinin düşük olduğu ülkelerde ise yaşlılar, uzun yıllar yıpratıcı işlerde çalışmak zorunda kaldıkları, beslenme ve sağlık koşullarının yetersizliği gibi nedenlerle daha kısa yaşam uzunluklarına sahiptirler.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İZMİR URLA, NOHUTALAN MAHALLESİ (KÖYÜ) KIRSAL DOKU ÖZELLİKLERİ VE KORUMA SORUNLARI</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59998</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59998</guid>
      <author>Tuba Nur OLĞUN,, Neriman YÖRÜR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kırsal yerleşim dokularının ve mimarisinin oluşmasında ve gelişiminde; nüfus yapısı ve özellikleri, nüfusun etnik kimliği, yerleşimin bulunduğu yöredeki doğal malzemeler, iklim, bitki örtüsü, tarımsal geçim kaynakları, yetiştirilen bitki ya da hayvanların özellikleri gibi birçok faktör etkili olabilmektedir. Zaman içerisinde bu faktörlerden bazılarının ve bu yerleşimlerde yaşayan bireylerin yaşam biçimlerinin değişmesiyle birlikte yerleşim dokularında dönüşümler ortaya çıkmaktadır. Bazen de çeşitli nedenlerle yaşanan göç hareketleri, mübadele vb. gerekçelerle yerleşimin kullanıcılarının tamamen değiştiği; ancak buna rağmen dönüşüm sürecinde olan ve henüz tüm özgün niteliklerini yitirmemiş kırsal yerleşimler de bulunmaktadır. Çalışmanın amacı; değişim sürecine giren geleneksel kırsal yerleşimlerde, meydana gelen bu değişimleri yerinde gözlemler ve doku ölçeğinde analizler yaparak incelemek, belgelemek; yapılan analiz ve incelemelerle dokuda tarım arazilerinin, ürün deseninin korunabilmesi ve tarımla geçinen nüfusun sürekliliğinin sağlanabilmesi konularına dikkati çekmektir. Çalışma kapsamında örnek alan olarak, yerleşim dokusunda geleneksel nitelikler barındıran, özgün tarımsal ürünlerin yetiştirildiği İzmir iline bağlı Urla İlçesi’ndeki Nohutalan kırsal yerleşmesi seçilmiştir. Yöntem olarak ise öncelikle benzer çalışmalara ait literatür araştırması, yerleşmenin tarihine dair araştırmalar yapılmıştır. Daha sonra yerleşimin dokusu ve mimari yapısına ilişkin analiz paftaları oluşturularak çeşitli tespitler ve yaklaşımlar geliştirilmiştir. Yapılan incelemeler yerleşimde, mimari yapıda özgün dokuya aykırı yapılaşmalar yönünde değişimin olduğunu, koruma ve yapılaşma önerileri geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜT SAĞLIĞININ PSİKOLOJİK SAHİPLENME ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: DUYGUSAL SERMAYENİN DÜZENLEYİCİ ROLÜ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60002</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60002</guid>
      <author>Metin KAPLAN,, Yasemin HOCAOĞULLARI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, örgüt sağlığının psikolojik sahiplenme üzerindeki etkisinde duygusal sermayenin düzenleyici rolünü ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini, Nevşehir ilinde bulunan konaklama işletmeleri çalışanları oluşturmaktadır (n=337). Bu çalışmada veriler “Lyden ve Klingele’nin (2000) örgüt sağlığı ölçeği, Van Dyne ve Pierce’nin (2004) psikolojik sahiplenme ölçeği ve Newman ve arkadaşlarının (2015) duygusal sermaye ölçeğini” içeren bir anket yardımıyla elde edilmiştir. Bu veriler yardımıyla model ve hipotezleri test etmek için açıklayıcı faktör analizi, çoklu regresyon analizi ve üç aşamalı düzenleyici değişkenli hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; örgüt sağlığının psikolojik sahiplenme üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu gözlenmiştir. Benzer şekilde duygusal sermayenin de psikolojik sahiplenme üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkilediği ortaya konmuştur. Bununla birlikte, örgüt sağlığının iletişim-katılım, amaçlara uyum-performans, liderlik ve etkin kaynak kullanımının boyutlarının psikolojik sahiplenme üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca örgüt sağlığının hem düşük hem de yüksek düzeylerinde duygusal sermayenin, örgüt sağlığının psikolojik sahiplenme üzerindeki etkisinde düzenleyici rolü oynadığı saptanmıştır. Son olarak araştırmanın bazı kısıtları olduğu vurgulanmış ve gelecekte benzer konularda yapılabilecek araştırmalara yönelik birtakım öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PSİKOLOJİK DANIŞMAN ADAYLARININ PSİKOLOJİK DANIŞMA BECERİLERİ İLE DUYGU YÖNETİMİ ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60005</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60005</guid>
      <author>Mustafa SARPDAĞ,, Firdevs SAVİ ÇAKAR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmada, psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma becerileri ile duygu yönetimi arasındaki ilişki incelenmektedir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı 4. Sınıflarında okuyan ve “Bireysel Psikolojik Danışma Uygulamaları” dersini almış olan gönüllü 228 psikolojik danışman adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Psikolojik Danışma Beceri Ayırt Etme (PDBA) Ölçeği ile Duyguları Yönetme Becerileri (DYB) Ölçeği ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ile Çoklu Regresyon analizinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak araştırmada cinsiyetin psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma becerileri üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmazken; duygu yönetimi sözel olarak ifade edebilme becerisinin cinsiyete göre anlamlı düzeyde bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Buna göre kadın psikolojik danışman adaylarının sözel olarak kendini ifade etme becerisi erkeklerden daha yüksektir. Ayrıca psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma becerileri ile duygu yönetimi arasında pozitif anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu, duygu yönetiminin psikolojik danışma becerilerini anlamlı düzeyde yordadığı sonucu elde edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD 19 SÜRECİNDE KRİZE ADAPTASYON: YÖNETİMDE ÇEVİKLİK VE TÜRKİYE UYGULAMALARI</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60003</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60003</guid>
      <author>C. Gazi UÇKUN,; Asiye YÜKSEL , Seher UÇKUN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;COVID-19, öncelikle yüksek bulaşma oranı ve küresel ölçeklenebilirliği nedeniyle kolayca çözülemeyen, zorlayıcı bir küresel sorun olarak kabul edilmiştir. COVID ‐ 19 ile ilgili karar alma süreci, birçok kurumdaki süreçlere, özellikle gerekli süreci izleme, ön değerlendirme, müzakere ve disiplin farklılıklarına izin verme dereceleri bakımından tarihsel rol üstlenmiştir. COVID‐19 aracılığıyla çeviklik deneyimi, mevcut katmanların ve takdir kümelerinin sürdürülebilir olup olmadığı, süreçlerinin gelecekteki esnek düşünme ve esneklik geliştirme derecesine izin verip vermediği, krize karşı örgütsel ve kurumsal tepkileri anlamak, iş, istihdam ve liderlik üzerindeki etkilerini araştırmak, tedarik zinciri sorunları ışığında uluslararası işletmeler üzerindeki etkileri değerlendirmek, bireysel tüketim kalıpları ve riske karşı tutumlar üzerindeki etkileri aydınlatmak, krizin mali sonuçlarını ve bunların nasıl azaltılabileceği ve politika müdahalelerinin ilerlemesinin ve etkilerinin modellenmesi gibi konularda karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmada COVİD-19 kapsamında işletmelerin yeni koşullara adaptasyonunun ölçeğine, kapsamına, hızına, kalitesine ve topluluklarımızdaki yeni öğretim yöntemleri ile deney yapma alışkanlıklarına tanıklık etmek noktasında yapılanlar, yönetimde çeviklik açısından değerlendirilmeye çalışılacaktır. Araştırmanın evrenini ekonomi açısından Türkiye’de yapılan uygulamalar oluşturacaktır. Çalışmada çeviklik ve yönetim konuları değerlendirilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BELİREN VE GENÇ YETİŞKİNLERDE MENTAL İYİ OLUŞUN YORDAYICISI OLARAK PSİKOLOJİK FARKINDALIK (BİLİNÇ)</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60007</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60007</guid>
      <author>Tuğba TURGUT,, Sümeyye YÜCEL</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın temel amacı, beliren ve genç yetişkin bireylerin mental iyi oluş düzeylerinin psikolojik farkındalıkları (bilinçleri) tarafından yordanma düzeyinin incelenmesidir. Araştırmada ayrıca mental iyi oluş ve psikolojik farkındalık cinsiyet, medeni durum ve gelişim dönemi gibi çeşitli demografik değişkenler açısından da incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde yapılandırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu uygun örnekleme yöntemi aracılığıyla belirlenen, beliren ve genç yetişkinlik dönemlerinde (18-45 yaş) bulunan 229’u kadın, 77’si erkek toplam 306 bireyden meydana gelmektedir. Çalışmada veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği ve Psikolojik Farkındalık (Bilinç) Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma amaçlarını test etmek için verilerin analizinde Bağımsız Gruplar t testi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ve Basit Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; mental iyi oluş ile psikolojik farkındalık (bilinç) arasında anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyete, gelişim dönemine ve medeni duruma göre anlamlı farklılıkların olduğu görülmektedir. Beliren ve genç yetişkinlerde mental iyi oluşun psikolojik farkındalık açısından anlamlı düzeyde yordandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Mental iyi oluş üzerinde psikolojik farkındalığın önemli bir etkisi bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE YÖNELİK TUTUMLARI</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60009</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60009</guid>
      <author>Ahmet UYAR,, Akın KARAKUYU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Herhangi bir şeye karşı tutumlarımız yaklaşımlarımızı etkileyen bir etmendir. Bireylerin mesleklerine karşı sahip oldukları olumlu tutum bakış açılarını olumlu yönde etkilemesi beklenir. Bu açıdan öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları önemlidir. Bu çalışmada öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarını cinsiyet, bölüm, akademik ortalama ve sınıf değişkenlerine göre incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın yöntemi tarama yöntemidir. Araştırmanın örneklemini bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde öğrenim gören ve basit seçkisiz örneklem tekniği ile belirlenen 305 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veriler öğretmenlik mesleğine yönelik tutum ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi ve post-hoc. analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları düşüktür. Öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları sınıf değişkenine göre 2.sınıflar lehine, akademik ortalama değişkenine göre ise ortalaması 3,00 &amp;ndash; 3,49 ile 3, 50 &amp;ndash; 4,00 olan gruplar lehine istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Cinsiyet ve bölüm değişkenine göre ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PANDEMİ DÖNEMİNDE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN DUYGU DURUMLARININ PSİKOLOJİK SAĞLAMLIKLARINA ETKİSİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60014</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60014</guid>
      <author>Mehmet GÜNEY,; Ezgi AKINCI DEMİRBAŞ , Aygen ÇAKMAK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlıklarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ve duygu durumlarının psikolojik sağlamlık düzeyleri ile arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören ve araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden toplam 273 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri, araştırmacılar tarafından hazırlanmış ‘Pandemi Bilgi Formu’ ve Smith vd. (2008) tarafından geliştirilen, Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmaları Doğan (2015) tarafından yapılan ‘Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği’ kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin yaşamış oldukları duygu durumları sonucunda pandemi sonrasında arkadaşları ile görüşmeye devam edecek olmaları, pandemi sürecinde daha çok spor yaptıkları ve dersleri rahat takip ettikleri, aile içi iletişimlerinin olumlu olarak etkilenmesi durumların psikolojik sağlamlıklarında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Pandemi sürecinde ortak stres tepkilerinden öfke, gerginlik, kendine ve sevdiklerine yönelik endişe gösterdikleri belirlenmiştir. Bu süreçte stres tepkisi göstermeyen öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarının daha yüksek olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURUMSAL İTİBAR VE İMAJIN DEVLET VE ÖZEL HASTANELERE YÖNELİK GÜVENE ETKİSİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60015</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60015</guid>
      <author>Simge AKSU,, Şule KARADAĞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Hastaların ve sağlık çalışanlarının hastaneye yönelik tutumlarını etkileyen birçok faktör söz konusudur. Bu faktörlerin başında algılanan kalite ve hizmet kalitesi gelmektedir. Bu algılar kurumların itibar ve imajlarını da belirleyen etkenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma kurumsal itibar ve imajın devlet ve özel hastanelere yönelik güvene etkisini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Kurumsal itibar; duygusal çekicilik, ürün ve hizmetler, vizyon ve liderlik, çalışma ortamı, sosyal sorumluluk ve finansal performans, kurumsal imaj ise; kurumsal iletişim, hizmet kalitesi, görünüm, personelin niteliği, davranış ve fiziki yeterlilik alt faktörlerinden oluşmaktadır. Araştırma sonucunda kurumsal itibar ve imajın, hastanelere yönelik güveni etkilediği görülmüştür. Devlet hastaneleri daha güvenilir, itibarı ve imajı daha yüksek algılanırken, demografik özelliklerin hastaneye yönelik güven üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE ASSOCIATION BETWEEN SOCIAL INTELLIGENCE, SELF-ESTEEM AND ACADEMIC SELF-EFFICACY STATES OF NURSING STUDENTS</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60026</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60026</guid>
      <author>Mehmet Cihad AKTAŞ,; Gülden ATAN; Dilara ÇELİK , Mehtap GENÇ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Giriş: Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinin sosyal zekâ, benlik saygısı ve akademik özyeterlik durumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu çalışmanın evrenini bir devlet üniversitesinde 2020 yılı Güz döneminde öğrenimini sürdüren 420 hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Örneklem seçimine gidilmemiş olup, çalışmaya katılmayı kabul eden ve veri toplama formlarını eksiksiz dolduran 259 öğrenci örneklemi oluşturdu. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile “Bireysel Özellikler Formu”, “Tromso Sosyal Zekâ Ölçeği”, “Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği” ve “Akademik Özyeterlik Ölçeği” kullanılarak toplandı. Verilerin istatistik analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanıldı. Bulgular: Katılımcıların “Tromso Sosyal Zekâ Ölçeği” ve “Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği” puanları arasında negatif yönde orta düzeyde (r= -;445) “Tromso Sosyal Zekâ Ölçeği” ve “Akademik Özyeterlik Ölçeği”puanları arasında pozitif yönde zayıf düzeyde (r= ,257); “Akademik Özyeterlik Ölçeği”ile “Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği” puanları arasında negatif yönde zayıf düzeyde (r= -,323) anlamlı ilişki belirlendi (p&lt;0,01). Tartışma ve Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinde sosyal zekâ, benlik saygısı ve akademik özyeterlik birbiri ile ilişkilidir. Sosyal zekâsı yüksek ve benlik saygıları daha iyi olan hemşirelik öğrencilerinin akademik özyeterlikleri daha yüksektir. Sosyal zekâsı yüksek olan hemşirelik öğrencilerinin daha olumlu benlik saygısına sahip oldukları görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CENGİZ AYTMATOV’UN BEYAZ GEMİ ESERİNDE ÇOCUK BETİMLEMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60043</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60043</guid>
      <author>Selahattin AVŞAROĞLU,, Aizirek İmandos KYZY</author>
      <description>Bu çalışmada, Cengiz Aytmatov’un “Beyaz Gemi” eserinde işlenen yaşam olaylarını ve betimlenen çocuk işleyişinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Aytmatov bir çok eserinde Kırgız halkının yaşadığı trajedik olayları anlatmıştır. Hem kendisinin hem de toplumun yaşadığı olayları kaleme geçirmede usta bir yazardır. Beyaz gemi romanın kahramanı, yedi yaşında bir çocuktur. Adsız çocuk, annesi ve babası ayrılmış ve annesi tarafından dedesi olan Mümin dedenin yanında büyümektedir. Mümin dede ona kendi Buğu soylarına dair masallar ve efsaneler anlatır. Bu yüzden çocuk dedesini çok sever. Dedesini anlattığı efsanelerden Maral Ana efsanesi çocuğu en çok etkileyen efsanedir. Çocuk, dedesi Mümin tarafından geleneklere duyarlı ve saf insanlık bilincini taşıyan birey olarak anlatılır. Eserde çocuk dağılmış bir ailenin çocuğu olarak dedesini yanında ninesi, teyzesi Bekey ve eniştesi Orozkul ile diğer ailesi Seydakmat ve eşi Gülcamal ile yaşamaktadır. Çocuk babasının bir gemide çalıştığını ve bir gün gelip kendisini alacağını zannetmektedir. Romanda adsız çocuk aile ortamındaki samimi ve sıcak sevgiden mahrumdur ve hiçbir arkadaşı olmayan çocuk, daima yalnızdır. Dedesinin aldığı dürbün ve çanta onun sır dolu arkadaşıdır. Çocuk, dedesinin verdiği dürbün ile Issık Göl’den geçen gemilere bakmaktadır. Çocuk, babasının buradan geçen gemide olduğunu düşünmektedir. Bu bakışlarda bir gün geçeceğini düşündüğü beyaz gemiyi, kendine ve babasına mutluluklar getireceğini hayal eder. Hayata anne ve babasından yoksun başlayan çocuk, hep hayaller kurar. Beyaz Gemi’deki adsız çocuk, savaş ortamında olmamasına, savaşın verdiği zorlukları çekmemesine rağmen diğer çocuklardan çok daha şanssızdır. Çünkü adsız çocuğun ne annesi ne de babasıyla bir yaşantısı olmadığı gibi, kaldığı ortam da sürekli stresin hâkim olduğu zedeleyici bir ortam vardır. Nine, öz ninesi değildir ve dede Mümin’i sürekli azarlamaktadır. Damat Orozkul, çocuğu olmadığı için Bekey Teyze’yi bayıltana kadar dövmekte, sövmektedir. Bilinçaltında, sürekli stresli olan bu aile ortamından uzaklaşma fikri vardır. Bir balığa dönüşme isteği ve hayali, bu kaçışın dışa vurumudur. Çocuğun kutsal bildiği Maral Ana’nın dedesi tarafından öldürülmesi, kendisi ve yaşamla kurduğu bağlarını koparır. Kurtuluşu temsil eden geyik öldürülünce artık çocuk için yaşamın bir önemi kalmaz ve roman son bulur. Çocuk, Maral Ana’nın ölümüyle hayallerindeki beyaz gemiye yönelir ve ötelere bir balık olarak ulaşmak için derenin soğuk sularına küçük bedenini bırakır, intihar eder. Sonuç olarak bu çalışmada, her eserine kültür zenginliği katan Aytmatov’un eserinde, bir çocuğun hazin yaşam serüveni ve sonu betimlenmiştir. Ruhsal açıdan örselenmiş bir çocuğun nasıl depresyona girdiği ve özkıyıma yöneldiği anlatılmıştır. Pedagojik açıdan bakıldığında, mutsuz ve yoksun çocukların daha fazla psikolojik desteğe ihtiyacı olduğu görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında ‘‘adsız’’ çocuk tiplerine ayrı bir özen gösterilmelidir. Devlet kurum ve kuruluşları, dernek ve vakıflar, aileler ve okul sistemi ile geniş bir kitle halinde onların sağlıklı büyümeleri için önlemler almaları önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK ÇALIŞANLARINDA İŞ YAŞAM KALİTESİ İLE BİREYSEL İŞ PERFORMANSI İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60019</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60019</guid>
      <author>Saliha EMRE DEVECİ,, Demet KARAYILAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Yüksek kaliteli bir çalışma hayatına sahip olmak hem çalışan hem organizasyonlar ve hemde hizmet alanlar için çok önemlidir. Bu organizasyonların uzun vadeli olma vizyonuna ulaşmaları için gereklidir. Bu bağlamda, çalışmanın amacı; Gaziantep’te faaliyet gösteren bir özel hastanedeki personellerin iş yaşam kalitesi düzeyleri ile iş performansları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını incelemektir. Bu amaç kapsamında 241çalışana iş yaşam kalitesi ile iş performansıyla ilgili sorular sorulmuş ve katılımcıların cevaplarını bir anket yardımıyla vermeleri istenmiştir. Belirtilen amaç doğrultusunda kurulan model anlamlı bulunmuştur. Çalışmanın bulgularına göre çalışanların genel iyi olma durumları ve çalışma koşulları ile iş performansı arasında anlamlı ilişki gözlemlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FARKLI KAVRAMSAL DEĞİŞİM STRATEJİLERİYLE ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ BAĞLAM TEMELLİ ÖĞRENME YAKLAŞIMININ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ ALTERNATİF KAVRAMLARINI GİDERMEYE ETKİSİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60022</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60022</guid>
      <author>Müslüm CAN,, Neslihan ÜLTAY</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada madde ve özellikleri konusunda farklı kavramsal değişim stratejileri ile zenginleştirilmiş bağlam temelli öğrenme yaklaşımı ile hazırlanan öğretim materyallerinin, okul öncesi öğretmen adaylarının alternatif kavramlara olan etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Çalışmada ders materyalleri ve iki aşamalı Madde ve Özellikleri Kavram Testi soruları geliştirilmiş ve pilot uygulaması yapılmıştır. Ders materyalleri ve testlerde gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra, asıl uygulama için Giresun Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği 3. sınıf deney grubu (28) ve kontrol grubuna (28) Madde ve Özellikleri Kavram Testi ön-son test olarak uygulanmıştır. Uygulamalar sonucunda deney grubunda 3, kontrol grubunda 3 öğretmen adayı olmak üzere toplam 6 öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Madde ve Özellikleri Kavram Testi ve mülakatlardan elde edilen verilerin istatiksel analizi sonucunda deney grubunun kontrol grubuna göre alternatif kavramları gidermede daha başarılı oldukları görülmüştür. Çalışmada sonuç olarak, okul öncesi öğretmen adaylarında madde ve özellikleri konusunda var olan alternatif kavramların giderilmesi hususunda farklı kavramsal değişim stratejileri ile zenginleştirilmiş bağlam temelli öğrenme yaklaşımı ders materyallerinin, geleneksel öğrenme yaklaşımı ders materyallerine göre daha etkili olduğu bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CINDY SHERMAN ESERLERİNDE KİMLİK</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60020</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60020</guid>
      <author>Meral LALETAŞ,</author>
      <description>Sanat ve kimlik kavramları temel olarak birbiriyle görünür ve ya görünmez bağlarla bağlı olan ve bu etkileşimle birbirini yeniden anlamlandıran yeniden tanımlayan ve hatta birbirini tamamlayan bir bağ vardır. Bu makalenin temel amacı; görsel sanatların toplumsal kimliklerin varoluşuna etkisi, özgün tavırla yansıtılması, görünür kılınması için etkili bir nesne olarak kullanılması konusuna vurgu yapmaktır. Bu kurgu üzerinden yapılmış eserlerde yer alan düşünsel, duyusal, algısal anlatımlar sanatsal teoriler ve yaklaşımlarla irdelenerek sunulmuştur. Cindy Sherman, kimlik kavramını sorgulayan ve bu doğrultuda eserler üreten oldukça marjinal bir fotoğraf sanatçısı olmakla birlikte çalışmalarında, sıklıkla çeşitli kimlikleri kendi bedeniyle bütünleştirmiştir. Ele aldığı bu otoportreleri başarıyla ve etkili bir biçimde yansıtarak; kimlik ve temsil kavramını eserlerine konu etmiştir. Bireyin, toplumsal hiyerarşi içerisinde adlandırılma ya da varolması süreci olarak tanımlanan kimliğin ifade araçlarından biri de sanattır. Kimlik, en yalın haliyle; insanın toplumsal yapıdaki ayrımlarını ve bu faklılıkların içerisindeki bir adlandırma sürecidir. İnsanın varolma duygusu temelinde düşündüğümüzde oldukça önemli sayılan bu ayrışmayla birlikte sanat, kendi araç ve yöntemleriyle birlikte, kimliklerin temsilinin farklı biçimlerde sunumuna yaratıcı bir alan sunmaktadır. Bu makalede, Cindy Sherman sanatında öne çıkan kimlik vurgusu genel hatlarıyla; kişisel ve toplumsal kimliklerin, çeşitli sanat teorileri ve farklı pratiklere göre nasıl ifade edildiği üzerinde durulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GRAFİK TASARIMIN GÖRSEL DİLİNİN GELİŞİMİNDE POP ART VE KOLAJIN ETKİSİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60025</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60025</guid>
      <author>Mithat YILMAZ,; Hakan MAZLUM , Bünyamin DALKIRAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tüm sanat alanlarına yönelik yaklaşımları değiştiren Pop Art, yarattığı özgürlük ortamı ile sanatı herkes tarafından ulaşılabilir bir meta haline getirmiştir. Pop Art’ta sıkça kullanılan kolaj tekniği ile grafik tasarımda sanatsal ifadenin sınırlarını zorlayarak görsel dilin gelişiminde katkıda bulunmuştur. Araştırmada grafik tasarımın görsel dilinin gelişiminde Pop Art akımının etkisi incelenirken kolaj tekniğinden esinlenilerek yapılan ve dönemin grafik tasarım alanında öne çıkan çalışma örneklerine yer verilmiş, biçimsel dili irdelenmiş ve görsel dil bağlamında ele alınmıştır. Pop Art akımını doğuran nedenler araştırılırken bu sanat akımı içinde dönemin sanatsal çalışmalarında sıklıkla kolaj tekniğinin tercih edilmesinin yanı sıra grafik baskı teknikleri olan taş baskı ve özellikle serigrafi tekniğiyle eserler üretilmesinin sebebi irdelenmiştir. Bu araştırmanın amacı; Pop Art akımı ve kolaj tekniği ile yapılan eserlerin grafik tasarımın görsel dilinin gelişiminde katkısını araştırmaktır. Bu amaca bağlı olarak; Pop Art ve kolajın grafik tasarımın görsel dilinin gelişmesindeki etkilerini inceleyen genel yapısından dolayı, elde edilen bulguların güvenirliliği açısından literatür tarama ve veri toplama yöntemi kapsamında ilgili başlıklar altında yapılması uygun görülmüştür. Araştırma sonucunda grafik tasarım görsel dilinin gelişmesinde Pop Art akımının felsefesinden, akımın ticari yönünden ve kolaj tekniğinden etkilenerek geliştiği bulgusuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL İNCELEME RAPORLARINDA CEZA SORUMLULUĞU DEĞERLENDİRMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59924</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59924</guid>
      <author>Derya KAYMA,, Ayşin ÇETİNKAYA BÜYÜKBODUR</author>
      <description>Son yıllarda dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çocuk suçluluğu kavramı oldukça önem kazanmıştır. Çocukların suça sürüklenmesinde etkili olan nedenlerin araştırılarak önleyici hizmetlerin geliştirilmesinin yanı sıra suça sürüklenmiş ve ceza adalet sistemi ile karşı karşıya kalmış çocuklar için çocuk dostu adaletin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi söz konusu olmuştur. Çocuk dostu adalet kapsamında 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile çocukların suça sürüklenme nedenlerinin “çocuğun içinde bulunduğu çevre içinde” değerlendirilmesi sağlamak amacıyla suça sürüklenen çocuklar hakkında Sosyal İnceleme Raporu hazırlanmaktadır. Sosyal inceleme raporlarıyla çocuğun bireysel özellikleri ile birlikte içinde bulunduğu tüm sistemlerle etkileşimi incelenmekte, çocuğun güçlü yönleri ile birlikte sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyecek riskler belirlenmekte, bu risklere yönelik önleyici ve tedavi edici müdahale planları hazırlanarak çocukların sağlıklı gelişimlerinin sağlanması ve sürdürülebilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda suç davranışının tekrarının önlenmesine yönelik etkili bir unsur olan sosyal inceleme raporları hukuki sitem içerisinde ayrıca çocuğun ceza sorumluluğunun değerlendirilmesi için de önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada çocukların ceza sorumluluğu kavramı ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında incelenmiş olup, sosyal hizmet uzmanlarının hazırladıkları sosyal inceleme raporlarındaki ceza sorumluluğu değerlendirmesine katkı sunulması hedeflenmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BORSA İSTANBUL’DA KURUMSAL YÖNETİM VE DEĞER İLİŞKİSİ HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60036</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60036</guid>
      <author>Emin ZEYTİNOĞLU,, Özgür ÇALIŞKAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışma 2019 yılı içinde Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi’nde yer alan firmaların pay başına kazanç, net varlık değeri ve kurumsal yönetime ilişkin değişkenler ile pay getirileri arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Çalışmada Kurumsal Yönetim Endeksi’nde işlem gören 28 şirketin 2008-2018 yılları arasındaki verilerine yer verilmektedir. Finans sektöründe faaliyet gösteren firmalar çalışma kapsamı dışında tutulmuştur. Araştırmada üç model belirlenmiş ve bu üç model panel veri analizi tesadüfi etkiler modeli yardımıyla incelenmiştir. Çalışma kapsamında yapılan analiz bulguları genel olarak değerlendirildiğinde pay başına kazanç, yönetim kurulu hacminin karesi ve yönetim kurulu bağımsız üye oranı değişkenlerinin pay fiyatı üzerinde pozitif, yönetim kurulu başkan cinsiyeti değişkeninin ise negatif etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MADEME BOVARY, FEMİNİZM ve ON DOKUZUNCU YÜZYIL FRANSA’SINDA KADININ YERİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60041</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60041</guid>
      <author>Serap SARIBAŞ,</author>
      <description>Madame Bovary, feminizm yanlısı ana karakteri Emma Rouault üzerinden on dokuzuncu yüzyıl Fransa’sında kadınların güçsüzlüğü konusunu ele almaktadır. Bu çalışmada, öncelikle feminizm yanlısı bir karakter olan Emma masaya yatırılacak ve daha sonra romandaki farklı tarzdaki kadınların, nasıl tanıtıldıklarının ve neden önemli olduklarının irdelenmesi yapılacaktır. Erkeklerin kadınlara yönelik istismarcı eylemleri Madame Bovary romanı aracılığıyla ortaya konulacaktır. Ayrıca, Emma’nın toplum içinde bir kadın olarak görevleri ve evlilikten sonra edindiği diğer roller incelenecektir. Geleneksel kadın rollerini nasıl yerine getirdiği ya da getiremediği bu çalışmada cevaplanacak temel sorular arasındadır. İkinci olarak, Emma’nın neden kocasına sadakatsiz olmayı tercihi ettiğini ve yalnızca onu değil çevresindeki başka insanları da nasıl aldattığı konusuna da değinilecektir. Kendisi, cinsel, duygusal ve maddi anlamda istismara uğramıştır. Hayatındaki erkekler onu istedikleri gibi kullanır, çünkü kadınların basmakalıp imgesiyle örtüşen biçimde duygusal anlamda zayıftır. En azından romanda, bu anlamda zayıf görünmektedir. Son olarak Emma’nın erkek ve kadın olmaya, bir erkek gibi olmayı seçmeye ve eylemleriyle dişi yanını reddetmeye ilişkin seçim ve fikirleri analiz edilecektir. Neden bir kadının güzelliğiyle ilgilendiği ya da neden ilişkileri olduktan ve terk edildikten sonra erkek davranışları sergilediği yönündeki sorular cevaplanacaktır. Dolayısıyla yaptıkları hiçbir toplum ve dinde kabul edilebilir olmasa da Emma’yı bunları yapmaya iten nedenlerin ne olduğu netleşecektir. Özerkliği yoktur çünkü bir erkeğe bağımlıdır ve on dokuzuncu yüzyıl Fransız toplumunun doktrin ve dogmalarına isyan etmek istemese de bir şekilde eylemleriyle feminizm yanlısı olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İRAN İSLAM CUMHURİYETİ’NİN DİNİ JEOPOLİTİĞİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59985</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59985</guid>
      <author>Cihan ÇİFCİ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Din, medeni insanın ilk dönemlerinden beri toplumların idare edilmesi adına kullanışlı bir argüman olarak belirmiştir. İdareciler bu argümanı kullanarak sorgulanamaz bir güce kavuşmuştur. Bu güç ülkelerin hem iç politikalarını hem dış politikalarını belirgin biçimde etkilemiştir. Jeopolitik ise kısaca; mevcut coğrafyanın dış politikaya nasıl yön verdiğini araştıran bilim dalıdır denilebilir. Burada vurgulanması gereken önemli nokta; ilgili coğrafyanın ve bu coğrafyaya ait bütün güç unsurlarının birlikte değerlendirilerek analiz edilmesidir. Bu çalışmada ise jeopolitik kavramı ile siyasi coğrafya arasındaki farklara değinilmiştir. Ayrıca modern dönemin en çok kullanılan kavramlarından biri olan jeopolitiğin tanımı yapılarak, jeopolitiğin din ve inanç sistemleri ile kesişmesinin yani dini jeopolitiğin oluşmasının, ülkelerin politikalarını nasıl etki ettiği ya da edeceği ile tartışılmıştır. Bu makale Cihan ÇİFCİ’nin “İran’ın Dini Jeopolitiği” başlıklı yüksek lisans tezinden türetilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÖĞRETMENLİK MESLEK DERSLERİNE YÖNELİK TUTUMLARI İLE ELEŞTİREL PEDAGOJİYE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60012</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60012</guid>
      <author>Rafet AYDIN,; Mustafa KILINÇ; Damla IŞIK , Bahar Su GEMİCİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;ÖZ: Bu araştırmanın amacını, öğretmen adaylarının öğretmenlik meslek derslerine yönelik tutumları ile eleştirel pedagojiye ilişkin görüşlerinin incelenmesi oluşturmaktadır. Bu amaca ulaşabilmek için; Öğretmen Adaylarının “Öğretmenlik Meslek Derslerine Yönelik Tutumları” ile “Eleştirel Pedagojiye ilişkin görüşleri”; cinsiyetlerine, branşlarına, mezun oldukları lise türüne, anne ve baba eğitim düzeylerine, anne ve baba mesleğine, öğretmenlik mesleğini tercih sırasına, öğrenim görmekte oldukları sınıflara göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği ile öğretmen adaylarının öğretmenlik meslek derslerine ilişkin görüşleri ile eleştirel pedagojiye ilişkin görüşleri arasında bir ilişkinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada, betimsel araştırma türlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; 2017-2018 eğitim-öğretim yılı MAKÜ Eğitim Fakültesinde okuyan öğretmen adayları, örneklemini ise; bu öğretmen adaylarından, 363 üçüncü ve 306 dördüncü sınıf olmak üzere toplam 669 öğretmen adayı öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama Araçları olarak; katılımcıların kişisel bilgileri için; “Kişisel Bilgi Formu”, öğretmen adaylarının öğretmenlik meslek derslerine yönelik tutumlarını belirlemek için, “Öğretmenlik Meslek Bilgisi Dersleri Ölçeği” ve öğretmen adaylarının eleştirel pedagojiye ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla da “Eleştirel Pegadoji İlkeleri Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin; Bilgisayar programı ile analiz edilip, (%) yüzde, standart sapma, aritmetik ortalama, K-S değeri, Mann Whitney-U, Kruskall Wallis-H, gibi istatistik analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçları olarak; öğretmen adaylarının öğretmenlik meslek bilgisi derslerine yönelik tutumlarında, öğrenim görmekte oldukları bölümlerine göre en olumlu tutum, PDR bölümü öğretmen adaylarına aitken, en olumsuz tutum Türkçe öğretmenliği bölümü öğretmen adaylarına ait bulunmuştur. Kendini demokratik insan olarak gören öğretmen adaylarının da öğretmenlik meslek bilgisi derslerine yönelik tutumları olumlu bulunmuştur. Öğretmen adaylarının eğitim sorunlarına yönelik en olumlu görüşleri eğitim sisteminin gün geçtikçe liberalleşmesi ve eğitim politikalarının muhafazakar bir görüşe sahip olduğu, eğitim sistemindeki merkezi sınav sonuçlarının öğrenci başarısını göstermediği, okulun bireyi ve toplumu heba ettiği yönünde görüşe sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada kullanılan her iki ölçeğin alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde; öğretmenlik meslek dersleri ölçeği alt boyutu olan “Öğretmenlik alan bilgisi gereklilik” ile eleştirel pedagoji ölçeği alt boyutu olan “Okul işleri” alt boyutunda düşük düzeyde pozitif yönlü ilişki, ‘Özgürleştirici okul alt boyutunda düşük düzeyde pozitif yönlü bir ilişki, ‘Eğitim sistemi alt boyutunda düşük düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE MEDIATING ROLE OF DIGITAL GAME ADDICTION IN THE CORRELATION BETWEEN CYBER VICTIMIZATION AND CYBER BULLYING</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60017</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60017</guid>
      <author>Hasan BATMAZ,; Yağmur ULUSOY , Feyza İNCEOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada, siber zorbalık ve siber mağduriyet arasındaki korelasyonda dijital oyun bağımlılığının aracı rolü araştırılmıştır. Mevcut çalışma ilişkisel tarama modelinde tanımlayıcı bir çalışmadır. Çalışmaya 194 kız ve 90 erkek olmak üzere toplam 284 üniversite öğrencisi katıldı. Çalışmada, dijital oyun oyununda üniversite öğrencileri arasında problem davranışını belirlemek için Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Lemmens ve ark., 2009), ölçmek için E-Zorbalık ve E-Mağduriyet Ölçekleri (Lam ve Li, 2013) kullanılmıştır. siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeyleri. Çalışma verileri AMOS 24 ve SPSS 25.0 yazılımı ile analiz edilmiştir. Siber mağduriyet ve siber zorbalık arasındaki korelasyonda dijital oyun bağımlılığının rolü, bootstrap yöntemine göre Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) ile test edilmiştir. Çalışma bulguları siber mağduriyetin siber zorbalık ve dijital oyun bağımlılığını önemli ölçüde yordayken, dijital oyun bağımlılığı siber zorbalığı önemli ölçüde yordadığını göstermiştir. Siber mağduriyet ile siber zorbalık ve dijital oyun bağımlılığı arasında ve dijital oyun bağımlılığı ile siber zorbalık arasında anlamlı ve pozitif korelasyonlar olduğu belirlenmiştir. Dijital oyun bağımlılığının aracılık etkisini araştırmak için yapılan bootstrap yöntemine dayanan yol analizi sonuçları, dijital oyun bağımlılığının siber mağduriyet ve siber zorbalık arasındaki korelasyonda kısmen aracılık rolünü gösterdi. Çalışma bulguları literatür ışığında tartışılmış, gelecekteki araştırma ve uygulamalar için öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN OKUL ÖNCESİNDE SANAT EĞİTİMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59928</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59928</guid>
      <author>İsmail BAYRAKTAR,, Gülay BEDİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın genel amacı, okul öncesi öğretmenlerinin sanat eğitimi hakkındaki görüşlerini (okul öncesi eğitim programı, okul ve sınıfların fiziki durumu, okul idaresi ve ailelerin sanat eğitimine dair bakış açısını) belirlemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninden gerçekleştirilmiştir. Örneklemin belirlenmesinde amaçlı örneklem türlerinden maksimum çeşitlilik örneklemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Şanlıurfa ili devlet okullarında görev yapan 30 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 2018-2019 eğitim-öğretim yılında toplanmıştır. Verilerin elde edilmesinde görüşme tekniği ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin sanat eğitimini daha iyi aktarabilmeleri için üniversite eğitimlerinde daha çok sanat atölyelerine ve sanatsal uygulamalara yer verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin çoğunluğu çalıştığı kurumların fiziksel özellikleri, materyal sıkıntısı, idarenin ve ailelerin sanat eğitimi konusundaki tutumu ve bakış açısı, sanatsal köşelerin tam anlamıyla oluşturulamaması vb. sebeplerden dolayı sanat eğitimini çocuklara aktarma noktasında şartların elverişli olmadığını ifade etmişlerdir. Okul öncesi sanat eğitimi kapsamında okul öncesi öğretmenlerinin daha iyi yetiştirilmesi için uygulamalı eğitime önem verilmeli ve gerekli olan hizmetiçi eğitim faaliyetlerin düzenlenmelidir. Ayrıca sanat eğitiminin çocuklara tam anlamıyla verilebilmesi ve verim elde edilebilmesi için okul öncesi kurumlarının şartlarının iyileştirilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üstün Zekalı Ve Yetenekli Öğrencilerin Maraş’ın Kurtuluşuna Yönelik Bilgi Düzeyleri Ve Görüşleri</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60008</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60008</guid>
      <author>Halil BOLAT,</author>
      <description>Üstün zekalı ve yetenekli öğrenciler gelecekte ülkenin önemli noktalarında olacaklarından tarihlerini bilmeleri ve ülke topraklarının korunması konusunda duyarlı olarak eğitilmelidirler. Bu araştırmanın amacı; üstün zekalı ve yetenekli öğrencilerin Maraş’ın işgali ve kurtuluşuna yönelik bilgi düzeylerini ve görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırma bir bilim ve sanat merkezinde 36 kız, 35 erkek olmak üzere toplam 71 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu öğrenciler hem ortaokul 5. sınıfa hem de BİLSEM’e devam etmektedirler. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen “İşgalden Kurtuluşa Maraş” adlı etkinlik formu ile toplanmıştır. Etkinlik için dört kavram karikatürü hazırlanmıştır. Her kavram karikatürü içinde iki soru hazırlanarak öğrencilere uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin Maraş’ın kurtuluşu ile ilgili ortanın üzerinde bilişsel bilgiye sahip olduğu, büyük oranda Sütçü İmam’ı tanıdıkları ve vatan topraklarının korunması konusunda duyarlı oldukları sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


