






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2020 Sayı 72</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1988</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>İŞ UYUŞMAZLIKLARININ ÖNLENMESİ VE ÇÖZÜMÜNDE ÖRGÜTSEL BİLGELİK</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59971</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59971</guid>
      <author>Ceyhun SERÇEMELİ,, Orhan ÇINAR</author>
      <description>Günümüz çalışma hayatında bilgi ve iletişim teknolojilerine yapılan yatırımlar tek başına yeterli olmamaktadır. Bu noktada örgütsel bilgelik, bilginin güce dönüştürülebilmesi açısından önemli bir kavram olarak gündeme gelmektedir. Örgütsel bilgelik kavramı, tanımlanması ve ulaşılması zor bir terim olmakla birlikte literatürdeki çalışmalar dikkate alındığında günümüz çalışma hayatının zorlu koşullarında örgütlere stratejik rekabet üstünlüğü sağlayabilecek önemli bir kavramdır. Çalışma hayatının zorlu koşulları içerisinde işçiler (işçi sendikaları) ile işverenler (işveren sendikaları) arasında bir takım uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Söz konusu uyuşmazlıkların önlenmesi veya etkin şekilde çözülmesi işletme verimliliği açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı örgütsel bilgelik kavramını açıklamak ve iş uyuşmazlıklarının önlenmesi ve çözümünde örgütsel bilgeliğin önemini vurgulamaktır. Çalışma kapsamında öncelikle bilgelik ve örgütsel bilgelik kavramları açıklanacak, ilgili literatürde yer alan çalışmalara değinilecektir. Ardından iş uyuşmazlıkları açıklanacak, iş uyuşmazlıklarının önlenmesi ve çözümünde örgütsel bilgelik kavramının önemi üzerine değerlendirmelerde bulunulacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEVSİMLİK GÖÇLERİN ÇOCUK SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ “ÇAĞLAYANCERİT ÖRNEĞİ”</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59980</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59980</guid>
      <author>Tolgahan BOSTAN,; Aliye BOSTAN; Sezai SARPKAYA , Ali YABACI</author>
      <description>Bu çalışmada; doğum öncesi ve doğum sırasında bakım alma, aşılanma ve beslenme düzeyleri ile Çağlayancerit örneğinde mevsimlik göçlerin çocuk sağlığı ve çocuk ölümleri üzerindeki etkisi incelenmektedir. Araştırma evrenini Çağlayancerit ilçesinde yaşayan ve mevsimlik göç yapan kadınlar oluşturmaktadır. Örneklem ise Çağlayancerit ilçesinde yaşayan ve mevsimlik göç yapan tesadüfi 200 kadından oluşmaktadır. Daha önceden yapılmış araştırmalar çerçevesinde 20 soruluk bir anket oluşturulmuştur. Anketler 2019 yılı Şubat ayının 2. haftasında uygulanmıştır. Araştırmada toplanan verilerin çözümlenmesinde SPSS 22 istatistiksel paket programından ve Excel programından yararlanılmıştır. Çağlayancerit örneğinde mevsimlik göçlerin çocuk sağlığı ve çocuk ölümleri üzerinde belirgin bir etki göstermektedir. Mevsimlik göç eden kadınların çocuklarının erken yaş ölüm hızlarının yüksek oluşu çevresel özelliklerin kötü oluşunun ötesinde sağlık hizmetlerine ulaşımda negatif bir durumun söz konusu olduğunu düşündürmektedir. Nitekim çalışmada mevsimlik göç eden kadınların doğum öncesinde ve doğum sırasında sağlık hizmetlerinden yeterince faydalanamadıkları, çocuklarının aşılanma oranlarının düşük olduğu, beslenme yetersizliğinin göçmen kadınların çocukları arasında yaygın olduğu görülmüştür. Mevsimlik göç eden kadınların öğrenim düzeylerinin düşük oluşu, kadınların çocuk hastalıkları konusunda yeterince bilgi sahibi olmamalarına yol açıyor olabilir. Çağlayancerit’te kadınların erken evlilik konusunda bilgilendirilmeleri, öğrenim düzeylerinin yükseltilmesi, sosyal güvenlik kapsamında çalışma yaşamına dahil olmaları için yoğun çaba gösterilmelidir. Sağlık hizmetleri planlanırken risk altında olan bu gruplara öncelik verilmesi, birinci basamak sağlık kurumlarında anne-çocuk sağlığı konularında eğitim çalışmalarının planlanması, sunulan sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliğinin artırılması, sürekliliğinin sağlanması, niteliğinin yükseltilmesi erken yaş çocuk ölüm hızlarında önemli gelişmeler kaydeden ülkemizde daha da iyi noktalara gelinmesini sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TURİZM ALANYAZININDA KUŞAKLARA YÖNELİK ARAŞTIRMALARIN BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59978</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59978</guid>
      <author>F. Kübra AYLAN,; Hatice SARI GÖK , Simge ŞALVARCI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüzde turizm hareketleri giderek daha popüler hale gelmiş ve insanlar; dünyayı görme, yeni kültürleri tanıma, keşfetme ve meraklarını giderme gibi amaçlarla turistik seyahatlere katılmaktadırlar. Seyahate katılan bireylerin demografik özellikleri arasında yer alan yaş, en açıklayıcı değişkenlerden biri olmakla birlikte akademik literatürde yoğun ilgi görmektedir. Bireylerin yaşları, turizm pazarının faaliyetlerini etkileyen kriter olduğu için turizm işletmeleri müşterilerin satın alma davranışları, karar verme süreçleri, tutumları ve değerlerinde meydana gelen farklılıkların öneminin kavramışlardır. Özellikle, turizm endüstrisinde farklılıkları anlamak son derece önemlidir. Bu sebeple, son yıllarda kuşaklar, pazarı anlamak için bir araç olarak kabul edilmiştir. Daha spesifik olarak, kuşakları incelemek, yaşa dayalı kategorileri kullanmaktan daha anlamlı olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, turizm alanında kuşaklarla ilgili yapılmış olan çalışmaların ilgili literatür taranarak bibliyometrik analizini yapmaktır. Bibliyometrik alan yapısını tanımlamak için göstergeler kullanılmaktadır. 2010-2020 yılları arasında turizm dergilerinde yayımlanan makale ve turizm alanında hazırlanan tezler incelendiğinde sessiz kuşak, bebek patlaması, X, Y, Z ve alfa kuşakları ile yapılan çalışma konularına ilişkin toplam 39 yayın tespit edilmiştir. Analiz sonucu elde edilen bulgulara göre kuşaklara ilişkin olarak yapılan çalışmalar yıllara, kuşaklara, araştırma konularına, kuşaklara göre araştırma konularına, yöntemlerine, örneklem sayılarına, çalışmada kullanılan analiz ve tekniklere göre incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre; 2019 yılı en fazla kuşak çalışmasının yapıldığı yıldır. Kuşakların bir arada (sessiz kuşak, bebek patlaması, X, Y, Z ve Alfa kuşakları) ele alındığı çalışmalar kuşakların tek tek incelendiği çalışmalara göre daha fazladır. Çalışmalarda örneklem sayısı en fazla 301-400 kişi grubunda yer almaktadır. Araştırmalarda nicel çalışmalar daha fazla tercih edilmiş ve parametrik testler diğer testlere göre daha fazla yapılmıştır. Çalışmada turizm literatüründe yer alan kuşaklarla ilgili çalışmalar ortaya konulmuş olup bundan sonra yapılacak olan çalışmalara ışık tutması açısından önemlidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FACTORS AFFECTING THE DEVELOPMENT OF PARTICIPATION BANKING</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59972</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59972</guid>
      <author>Serdal GÜNDÜZ,</author>
      <description>Bu makale, katılım ve Dünya Bankası (WB) ile ilgili bir dizi içeriğe dayanmaktadır. Birincisi, genel düzeyde, 1980'den günümüze kalkınmaya katılımla ilgili DB düşüncesinin yörüngesinin izini sürüyor. İkinci olarak, düşüncenin şekillendiği çerçeve parçalandı - yani 2004 Dünya Kalkınma Raporunda sunulan Hizmet Sunumu Çerçevesi (MPS). Üçüncüsü, MPS'ye entegre kavramları teşvik eden Dünya Bankası'nın eğitim sektöründe yürüttüğü çalışmalara değinilmiştir. Dünya Bankası teorileştirmede daha aktif ve katılım fikrini uygulamada daha başarılı olduğu için eğitim sektörüne odaklanmak çok önemlidir. Makalenin gösterdiği gibi, ademi merkeziyetçiliğe özel bir yaklaşım, Dünya Bankası'nın katılım anlayışında ilerleme biçiminde ve hem genel olarak hem de uygulama açısından pratikte katılımın gerçekleştirilmesine dayanma biçiminde temeldir. eğitim yönetimi ile ilgili. Son olarak makale, Dünya Bankası tarafından desteklenen ademi merkeziyetçilik projelerinin sonuçlarını, bunların tanıtımı için geliştirilen teoriler ışığında incelenmiş ve tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BODY LANGUAGE AND TECHNO-COMMUNICATION IN THE LIGHT OF FILMS </title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59975</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59975</guid>
      <author>Bahar SOĞUKKUYU DİNÇAKMAN,</author>
      <description>Sanal sosyalleşmeyi tercih eden Y kuşağı, gerçekliği reddetmektedir. Fiziksel olarak bedenleriyle gerçek hayatta var olmayı sürdürürken rollerini aktif olarak oynamak için sanal alanı seçmektedir. Tekno-iletişim o kadar canlı ki, insanlar akıllı telefonları ve diğer teknolojik araçlarıyla entegre olarak günlük hayatlarına devam etmektedir. İnsanların siber varlığı kaçınılmaz olarak kimlikleri, günlük alışkanlıkları, kültürel, geleneksel ve varoluş biçimleriyle bağlantılıdır. Öte yandan, insanlar kendisini gerçek, fiziksel dünyasından izole etmek için siber alanda saflaştırılmış bir karakter seçebilirler. Gerçek karakter ile yapay zeka arasındaki ilişkiyi yansıtması açısından bu çalışma için bilim kurgu filmleri "Her" ve "Ex-Machina" seçilmiştir. İnsan yaşadığı en yeni duruma konsantre olma yeteneğine sahiptir. Her iki filmde, insanın duyguları ve özeleştirel yönüyle meydan okuması, gerçek yaşam zorluklarının farklı ve ortak yollarını sunmaktadır. Test denekleri gibi, karakterler de gerçek ve / veya sanal deneyimleriyle başa çıkmak zorundadır. Yeni sanal öğrenmelere ek olarak, fiziksel, psikolojik ve sosyolojik koşullarla gerçek bir yaşam konsantrasyon mücadelesi bulunmaktadır. Filmlerde görüldüğü gibi toplumdan arındırılmış yapay zeka ile yalnızlığın ve yeni deneyimlerin tadını çıkaran insan, özgürlüğünü kendi sanal dünyasında bulur. Tekno-iletişimin kullanımında, iki film posteri, Y kuşağının fiziksel ve sanal ilişki modellerinin kanıtları olarak karşılaştırmalı göstergebilimsel analizle incelenecektir. Filmler karakter, ortam, zaman, beden dili, iletişim biçimi, psikolojik ve sosyolojik koşullarla incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞERLER EĞİTİMİNİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59977</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59977</guid>
      <author>Cihat YAŞAROĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Değerler eğitimi uygulamalarının başarılı bir şekilde yürütülmesi, sürdürülebilirliğinin sağlanması öğretmen tutumları ve öğretmenlerin bu konudaki görüşleri ile doğrudan bağlantılıdır. Bu çalışma daha nitelikli ve verimli bir değerler eğitiminin nasıl olabileceği ile ilgili sınıf öğretmenlerinin görüşlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Olgubilim deseni kullanılarak yapılan bu araştırmada, 5 sınıf öğretmeni ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerde, sürdürülebilir bir değerler eğitimi için öğretmen, öğrenci, yönetim, öğrenme durumları ve sosyal çevre ile ilgili sorular sorulmuş, öğretmenlerin verdikleri cevaplar üzerinden içerik analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre öğretmenler daha etkili ve sürdürülebilir değerler eğitimi için yönetsel gereklilikler, öğretmen gereklilikleri, öğrenci gereklilikleri, öğrenme durumları gereklilikleri ve sosyal çevre &amp;ndash; aile gereklilikleri temaları belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜTSEL İNTİKAM VE ÖRGÜTSEL NOSTALJİ ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59979</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59979</guid>
      <author>Metin DEMİRKAYA,, Hakan KARA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırma, örgütsel intikamın örgütsel nostaljinin üzerinde ne derece etkili olduğu ve örgütsel yaşamda intikam ile nostalji duygusunun arasındaki ilişki ve örgütsel çerçevede intikam ile nostalji duygusunun arasındaki ilişkiyi belirlemek amacını taşımaktadır. Araştırmada, intikam ve nostalji kavramlarına odaklanılmış, işgörenler tarafından intikam ve nostalji duygusunun nasıl ortaya çıktığını, bu duyguların hangi davranışlarla kendini gösterdiği öğrenilmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılarak Kütahya’da otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir örgütte 400 işgörenden veri elde edilmiştir. Bulgular, örgütsel nostalji düzeyine verilen yanıtlardan hareketle, her bir yaş grubunun haftada ya da ayda bir kez nostaljik deneyimler yaşadıklarını göstermektedir. Korelasyon analizi sonucunda, örgütsel intikam ölçeği alt boyutları içerisinde bulunan örgütsel intikam nedenleri boyutu ile örgütsel nostaljik düzeyi boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Regresyon analizi sonucunda örgütsel intikam nedeni boyutunun, örgütsel nostaljik düzeyi etkilediği belirlenmiştir. Öte yandan, işgörenlerin örgüt içerisinde intikam gütme gibi davranışlarda bulunmayacakları, olası haksızlık ve onur kırıcı davranışlar karşısında dahi iş araç gereçlerini kötüye kullanma, mesai kavramına uymama, performans düşüklüğü gibi davranışlarda bulunulmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NİTEL DENEYLEME İLE BİR TASARIM ÇÖZÜMLEMESİ: BALMAIN ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59981</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59981</guid>
      <author>Emine KOCA,, Gülşah POLAT</author>
      <description>Tüm alanlarda yükselen bir değer olan tasarım kavramı sürekli yenilik gerektiren inovatif bir süreci içermektedir. Bu süreçte, tasarlanacak ürünün çağın ihtiyaçlarını karşılaması, çözüm odaklı olması ve tasarım açısından tüketici beklentilerini tatmin etmesi önemli noktalardır. Bu nedenle özellikle görsel iletişim, mimarlık ve moda gibi görselliğin ve tüketici algısının ön planda tutulduğu alanlarda, tasarım araştırmaları ve tasarım çözümleme yöntemlerinden yararlanmak büyük önem taşımaktadır. Tasarım kavramının giysi ile özdeşleştiği moda tasarımı alanında da tasarımcılar, tasarım araştırmaları yaparak bilgi birikimlerini tasarım ilke ve yöntemleriyle birleştirerek hazırladıkları koleksiyonlarını tüketicilerin beğenisine sunmaktadır. Yeni özellik ekleme, eksiltme ya da eklenmiş özellikleri farklı yerlere taşıyarak kombinasyon sağlama gibi işlemlerin sonucunda giysiye tasarım özelliği ve değeri kazandırılır. Bu nedenle, giysi tasarımcılarının bir giysinin tasarım değerini artıran ve ona tasarım özelliği kazandıran özellikleri hangi yöntem ve yaklaşımlarla gerçekleştireceğinin bilincinde olmaları, analiz ve sentez yeteneklerini geliştirmeleri ve tasarım çözümleme yöntemlerini tasarım süreci içinde kullanmaları gerekmektedir. Bu düşüncenin çıkış noktasını oluşturduğu araştırmada; özellikle tasarım değeri yüksek ve özgün giysi tasarımlarıyla moda dünyasında önemli yeri olan Balmain markasının 2020 Sonbahar/Kış kadın koleksiyonunu oluşturan üst giysi tasarımlarının, Kleining, Gerhard’ın (1986) ortaya koyduğu nitel deneyleme yöntemiyle çözümlenmesi amaçlanmıştır. Koleksiyondaki benzer üst giysi tasarımlarını temsil eden bir tasarım belirlenerek, toplam 11 tasarım çalışma kapsamına alınmış ve çözümlemesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; koleksiyonu oluşturan giysi tasarımlarında, Kleining, Gerhard’ın ekleme, eksiltme, yerini değiştirme teknikleri ile simetrik ve asimetrik denge, tekrar, uyum, zıtlık, bütünlük, vurgu, doku gibi tasarım ilkelerinin uyumlu kombinasyonlarının oluşturulduğu ve özgün giysi tasarımlarına dönüşümün gerçekleştirildiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK OKÇULUĞU VE GELENEKSEL YAYLARIN AERODİNAMİK YAPISI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59986</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59986</guid>
      <author>Ömer Tarkan TUZCUOĞULLARI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türk okçuluğunda kullanılan geleneksel yaylar diğer medeniyetlerin yaylarının aksine bileşik, birden fazla parçadan oluşmaktadır. Genel olarak Türk yayları, dış tarafı uzayan, iç tarafı ise sıkışma yeteneğine sahip olup gerildiğinde ortaya çıkan enerjiyi oka aktarma prensibine dayalı olarak çalışır. Farklı boyut ve farklı aerodinamik yapıya sahip parçalar bir araya geldiğinde her biri ayrı bir direnç oluşturmakta iken yapışma kesiti arttıkça esneklik kabiliyetinin yükseldiği gözlenmiştir. Yayda sal bölümü ile kasan arasındaki ters direnç; salın esnek, kasan bölümünün ise esnemeyen gövde kalınlığına sahip olmasından kaynaklanır ki bu enerjinin biriktiği ve gerilimin en yüksek noktaya ulaştığı kısımdır. Bu bölümdeki malzemenin yapısal farklılığının yaydaki çekiş gücünü artırdığı görülmüştür. Sonuç olarak; Geleneksel bileşik Türk yayını oluşturan parçaların sayısının artması yayın esneklik kabiliyetini artırırken, birleştirilen parçaların farklı aerodinamik yapıya sahip olması yayın yüksek gerilime ulaşmasında etkili olduğunu göstermiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KARİYER ADANMIŞLIK ÖLÇEĞİ: PROAKTİF KARİYER DAVRANIŞLARININ ÖLÇÜMÜNÜN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59904</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59904</guid>
      <author>Ozan KORKMAZ,;Oğuzhan KIRDÖK; Ahmet ALKAL , Mehmet Şirin AKÇA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada Hirschi, Freund ve Herrmann (2014) tarafından geliştirilen Kariyer Adanmışlık Ölçeğinin (KAÖ) Türkçeye uyarlanması amaçlanmıştır. Araştırma 699 üniversite öğrencisi üzerinde yapılmıştır. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçeğin Türkçe formunun orijinal ölçekteki gibi tek boyutlu ve 9 maddeden oluştuğu görülmüştür. Ölçeğe ilişkin Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı .88 olarak hesaplanmıştır. Dört hafta arayla uygulanan test-tekrar test sonucunda hesaplanan korelasyonun orta düzeyde ve anlamlı (r = .67, p&lt;.001) olduğu görülmüştür. Ölçeğin madde-toplam korelasyonlarının .49 ile .80 arasında değiştiği bulunmuştur. KAÖ’nün kariyer keşfi, kariyer planlaması ve kariyer kararı öz-yeterliği ile pozitif ve orta düzeyde ilişkilere sahip olduğu görülmüştür. Araştırma sonucuna göre KAÖ’nün üniversite öğrencilerinin kariyer adanmışlıklarını (proaktif kariyer davranışları) değerlendiren geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceği söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SCENE OF CRIME: AN AUTOETHNOGRAPHIC BACKTRACK TO ANCESTRAL HOMELANDS THROUGH PHOTOGRAPHS</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59984</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59984</guid>
      <author>Ozan YAVUZ,, Rıfat ŞAHİNER</author>
      <description>Bu makale, 1926'da Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç eden bir ailenin üçüncü kuşak bir üyesi için var olmayan episodik bir hafızayı yeniden inşa etmek için fotoğrafın ve otoetnografinin görsel ve yazınsal anlatım olanaklarını kullanarak bir geri dönüş incelemesini içermektedir. Atalarının geldiği Alfatlı/Bulgaristan göçü sırasında ilk yazarın ailesinin sözlü, görsel veya yazılı geçmişiyle ile ilgili belirsiz bir hikaye dışında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Çalışma, Walter Benjamin’in ‘Tarih Kavramı Üzerine’ ve ‘Fotoğrafın Küçük Tarihi’ gibi yapıtlarındaki tarih ve fotoğraf ile ilişkisinden hareket ederek geri dönüşün fotografik olarak önemli ve kullanılması gereken görsel bir araç olduğu üzerinde duruyor. Çalışmanın anlatı bölümü ise postmodern bir yöntem olan otoetnografinin kullanılarak üçüncü kuşağın etnografik bir bakışla otobiyografisini çözümlemeye çalışmasından oluşuyor. Anlatı bölümüne eklemlenen fotoğraflar ise Benjanin’in ‘suç mahali’ olarak adlandırdığı kavramla ilişkilendirilerek anlatı-görsel ilişkisi yapılandırılıyor. Çalışma, buradan hareketle üçüncü kuşak göçmenin tekrar suç mahaline dönerek, kayıp hafıza ile kimlik arasında bir bağlantı kurmanın anlamlı ve olası bir yolunu bulması için fotoğraf ve otoetnografik geri dönüşü metodolojik olarak kullanmasının olasılığını tartışıyor.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>UŞAK İLİNİN SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS DEĞERLERİNİN TURİZM POTANSİYELİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59901</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59901</guid>
      <author>Serkan AYLAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Yerel açıdan bakıldığında, köylerin, kasabaların veya şehirlerin kendine has özellikleri bulunan ve toplumların canlı hafızasını meydana getiren somut olmayan kültürel miras unsurlarının korunması, sadece bir topluluğun kimliğini, kültürünü ve yaşam tarzını geleceğe aktarmakla kalmayıp, aynı zamanda söz konusu yörenin turizm potansiyeli açısından da katkı sağlamaktadır. Özellikle kültür turizmine katılan yerli ve yabancı turistler açısından, turistlerin ziyaret ettikleri yörelerdeki somut olmayan kültürel miras (SOKÜM) ögeleri önemli birer turistik çekicilik unsuru olabilmektedir. Bu çalışmada Uşak ilinin somut olmayan kültürel miras unsurları ele alınmıştır. Literatür taraması ve ikincil verilerden yararlanılarak hazırlanan çalışmada, söz konusu SOKÜM unsurlarının kentin turizm potansiyeli için nasıl değerlendirilebileceği üzerine önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SON DÖNEM TÜRK FİLMLERİNDE KİNETİK TİPOGRAFİ UYGULAMALARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59988</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59988</guid>
      <author>Artür Vahe Karapekmez,İsmail Erim GÜLAÇTI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Özet: Amaç: Hareketli tipografi, kinetik tipografi veya animasyonlu tipografi gibi çeşitli isimlerle adlandırılan, yazının hareketlendirilmesiyle yaratılan bu yeni tasarım ve iletişim aracının, insanların yaşayış ve algılama biçimleri üzerindeki konumunu sinema filmlerindeki uygulamalarına dayandırılarak araştırmaktır. Yöntem: Çalışma kaynak tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Makale içerik olarak grafik tasarımın tarihsel gelişim sürecinden başlayarak; Johannes Gutenberg’in hareketli hurufat sistemli matbaayı bularak tipografinin temellerini oluşturduğu döneme ve 20.yüzyıl itibariyle gelişen modern sanat akımlarının tipografiye doğrudan ve dolaylı yoldan etkilerine değinmiştir. Gelişen bilgi teknolojileri ile kağıt dışında yeni mekanlar bulan tipografinin hareketlenerek günümüzdeki tasarımlarda boy göstermesi ile yerli sinema filmlerinin jeneriklerinde kullanılmaya başlanan tasarımlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bulgular: Çalışma kapsamında yapılan literatür araştırmaları ve baz alınan 2000’li yıllar sonrası yerli sinema filmlerinin jeneriklerinin biçim ve kompozisyonları incelendiğinde hareketli tipografik unsurlar doğru kullanıldığında izleyicinin algı ve dikkatini yoğunlaştırmakta ve mesajın iletilmesini kolaylaştırmaktadır. Sonuç: Bilişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte tipografinin font olarak bilgisayarlara girmesi ve dijital tasarım programları içerisinde yer alması kullanıcılara ve tasarımcılara geniş bir kullanım imkanı sunmuştur. Başlangıçta sadece isim kartlarından oluşan jenerikler sinema ve teknolojinin gelişmesiyle farklı bir görev üstlenmiştir. Artık film başlamadan önce izleyiciyi duygusal ve biyolojik olarak filme hazırlamak, filmin içeriği ve kurgusu hakkında bilgi ve ipuçları vermek amacıyla film jenerikleri daha etkili kullanılmaya başlanmıştır. Tüm bu gelişmeler jenerikleri izleyici ile konuşan elemanlar haline getirmiştir. Bu nedenle jenerik tasarımları da film kadar değer gören yapıtlar olmuşlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHİ KENTSEL ALANLARDAKİ YENİLEME UYGULAMALARINDA KÜLTÜR EKONOMİLERİNİN ROLÜ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59989</guid>
      <author>Selcan AKKUŞ,, Nihan ÖZDEMİR SÖNMEZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kentler politik, ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel faktörlere bağlı olarak sürekli bir değişim ve dönüşüm süreci yaşamaktadırlar. Endüstriyel döneme damgasını vuran itici güçler endüstri sonrası toplumlarda yerini yeni faktörlere bırakmıştır. Üretim yapısından yönetim yapısına ve sosyo ekonomik yapıya kadar çeşitli alanlarda yaşanan bu dönüşüm, tarihi kent merkezlerini hızlı bir çöküntüleşme sürecine girdirmiştir. Bu bağlamda son 30 yıldır kentsel ve kültürel politikalar köhnemiş tarihi kent merkezlerinin yenilenmesi ve yeniden canlandırılmasında kültürü önemli bir kaynak olarak görmekte ve kültüre çeşitli misyonlar yüklemektedir. Literatürde kültürün tarihi kent merkezlerinde yaşanan çeşitli problemlerin çözümüne ne derece katkıda bulunduğuna dair çeşitli tartışmalar yaşanmaktadır. Bu makalede kültür kavramı kentsel planlama literatürü kapsamında ele alınmıştır. Kültür ekonomisi ve yarattığı kentsel mekân ilişkisi çerçevesinde kültür öncülüğündeki kentsel dönüşüm yaklaşımları irdelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE DERS KİTAPLARININ SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS BAĞLAMINDA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59992</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59992</guid>
      <author>Yıldız GÜRBÜZ,, Sibel TURHAN TUNA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, 5. Sınıf ve 8. Sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan somut olmayan kültürel miras unsurlarının tespit edilebilmesi ve buradan hareketle MEB’de seçmeli ders konumundaki Halk Kültürü dersinin ortaöğretimin tüm sınıflarında okutulabilmesinin önemine dikkat çekebilmektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Ders kitaplarındaki metinler doküman incelemesi tekniği kullanılarak incelenmiştir. Çalışma sonucuna göre kitaplarda en çok yer verilen somut olmayan kültürel miras ana kadrosu sözlü gelenekler ve anlatımlardır. En az yer verilen ana kadrolar gösteri sanatları ve el sanatları geleneğidir. İncelenen Türkçe ders kitaplarının somut olmayan kültürel miras bağlamında farklı ve özgün örnekler içerdiği görülmüştür. Bununla birlikte Türkçe dersine eş zamanlı olarak Halk Kültürü dersinin de okutulması gereğinin önemi vurgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ENFLASYON VE FAİZ ORANLARI ARASINDAKİ NEDENSELLİK İLİŞKİSİ: ABD’DE FISHER ETKİSİNİN GEÇERLİLİĞİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59995</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59995</guid>
      <author>Cemil ERARSLAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada enflasyon ve faiz oranları arasındaki nedensellik ilişkilerinin yönü ABD ekonomisi için analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı, ABD’de enflasyon ve faiz oranları arasındaki nedensellik ilişkisinin yönünü ortaya koyarak, Fisher Etkisi’nin geçerliliğini tartışmaktır. Bunun içinde ABD’nin 1970-2019 dönemindeki enflasyon oranı ve FED’in politika faiz oranı verileri kullanılmıştır. Böylece para politikası yapıcılarına faiz kararlarında doğru kararlar alabilmeleri ve uyguladıkları politikalarının etkinlik düzeylerini artırabilmeleri noktasında yol gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre ABD’de 1970-2019 döneminde Fisher Etkisi’nde bahsedilen ilişkiler, kısa dönemli olarak gecikmeli olarak çalışmakla birlikte uzun dönemde oldukça başarılı biçimde işlemektedir. Çalışmadan elde ettiğimiz bir başka sonuç ise ABD’de enflasyon oranları ile FED’in politika faizleri arasında pozitif, FED’in politika faiz oranları ile enflasyon oranları arasında ise negatif bir nedensellik ilişkisinin geçerli olduğudur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEDİKAL TURİZMDE MARKALAŞMA: HASTANE YÖNETİCİLERİ ÜZERİNDE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59996</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59996</guid>
      <author>Merve ÖZZEYBEK TAŞ,, Nazmiye EKİNCİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırma sağlık turizmi kapsamında hizmet veren hastanelerde görev yapan yöneticilerin medikal turizmde markalaşma ile ilgili düşüncelerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara İli’nde bulunan iki kamu hastanesinde çalışan alt, orta ve üst düzey 115 yönetici oluşturmaktadır. Örneklemi bu hastanelerde çalışan 90 yönetici temsil etmektedir. Bu çalışma nicel bir araştırma olup araştırma için kullanılan ölçme aracı, anket formlarıdır. Veriler ilgili istatistik programlarıyla analiz edilmiştir. İki bağımsız grup arasındaki farklılık incelenirken bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki farklılıklar incelenirken ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda hastane yöneticilerinin görev süreleri arasındaki farklılıkların markalaşma ile ilgili görüşlerini etkilediği ortaya çıkmıştır. Buna göre görev süresi 10 yıl ve üzerinde olan yöneticiler hastane tanınmışlığına, farkındalık faaliyetlerine, belli bir alana yönelmeye görev süresi 3-6 yıl ve 6-9 yıl olan yöneticilere göre daha az önem verirken, görev süresi daha az olan yöneticilerin medikal turizmde markalaşmaya daha çok önem verdiği ifade edilebilir. Araştırmaya katılan hastane yöneticilerinin medikal turizmde markalaşma üzerinde, halkla ilişkiler, reklam ve diğer tutundurma faaliyetlerinin iyi düzeyde etkili olduğunu düşündükleri belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE EFFECTS OF PERSONALITY TRAITS AND FAMILY CHARACTERISTICS OF ADOLESCENTS ON JUVENILE DELINQUENCY</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59997</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59997</guid>
      <author>Derya KAYMA,, Rıza GÖKLER</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada ergenlerin kişilik ve aile özelliklerinin suç davranışına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden yordamaya dönük ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmaya amaçsal örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 213 suça sürüklenen ergen katılmıştır. Ergenlerin sosyodemografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilmiş "Kişisel Bilgi Formu" (KBF) kullanılmıştır. Ergenlerin aile özelliklerini belirleyebilmek için "Ebeveyn Kabul-Red/Kontrol Ölçeği" (EKRÖ/K), kişilik özelliklerini belirleyebilmek için "Kişilik Değerlendirme Ölçeği" (KİDÖ), suç davranışları seviyesini belirleyebilmek için "Suç Davranışı Ölçeği" (SDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. KİDÖ (t=2.983 p&lt;.01), Anne EKRÖ (t=7.273, p&lt;.01), Baba EKRÖ (t=6.840, p&lt;.01), ve anne kontrolü (t=2.005 p&lt;.05), SDÖ toplam puanını anlamlı bir şekilde ve pozitif yönlü yordamaktadır. Araştırma sonuçlarına göre; anne kabul-reddi, baba kabul-reddi, kişilik ve anne kontrolü ergenlerin suç davranışılarını anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Buna göre; ergenlerin ebeveynleri tarafından reddedilmesi, sağlıksız kişilik özelliklerine sahip olması ve kısıtlayıcı anne kontrolüne maruz kalması ergenlerin suç davranışını arttırmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI UYRUKLU ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN AİT OLMA DUYGULARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER SAMSUN İL ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59868</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59868</guid>
      <author>Murat GÖKALP,, Vafa NEBİYEVA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ait olma, bireyin yaşantılardan çevresindeki kişilere yönelten ve nesnelere olan ihtiyacından doğar. Bireylerin ihtiyaçlarını ne şekilde ifade ettiği ve bunu nasıl doyurdukları kültürel ve bireysel çeşitlilik kadar, bireylerin bu ihtiyaçlarının yoğunluğuna göre de farklılaşır. Üniversite öğrencilerini okudukları alana bağlayan neden onların ait olma duygusu ve sosyal bağlılık sürecidir. Bu çalışmanın temel amacı Ondokuz Mayıs Üniversitesinde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin ait olma duygu düzeylerini etkileyen memleket, cinsiyet, yaş, sınıf, fakülte, medeni durum ve akademik başarı değişkenlerinin yordama gücünü belirlemektir. Çalışma 2019-2020 eğitim öğretim yılı 1. Sömestr döneminde Ondokuz Mayıs Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde öğrenim gören 128 yabancı uyruklu öğrenci ile yürütülmüştür. Bu amaçla 128 yabancı uyruklu üniversite öğrencisine Ait Olma Ölçeği, uygulanmıştır. Regresyon analizi sonuçlarına göre, cinsiyet, memleket, fakülte, sınıf ve yaş değişkenleri, öğrencilerin ait olma duygularını anlamlı olarak yordamaktadır. Medeni durumun yordama gücü bulunmamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENLERİNİN OKUL YÖNETİMİYLE YAŞADIĞI PROBLEMLER</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59994</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59994</guid>
      <author>Recep KÜRKÇÜ,; Adem BAYAR , Ferhat AYDOĞDU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;ÖZET Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin okul yönetimiyle yaşadığı problemleri belirlemek ve bu problemlere ilişkin çözüm yollarını derinlemesine incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacılar çalışma boyunca; “Problem kavramının tanımı nedir?” Beden Eğitimi öğretmenlerinin okul yönetimi ile karşılaştığı sorunlar nelerdir? ve “Okul yönetimi ile karşılaşılan problemlerin üstesinden gelinmesi için neler yapılmalıdır?” sorularına yanıt aramışlardır. Bu çalışmada, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu en az 5 yıldır beden eğitimi öğretmenliği görevini sürdüren 8 öğretmen oluşturmaktadır. Yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi ile elde edilen veriler, betimleyici bakış açısına göre analiz edilmiştir. Buna göre çalışmaya katılan beden eğitimi öğretmenleri, en çoktan aza doğru, problemi; çözüm, algı ve tutum olarak, okul yönetimi ile karşılaştığı sorunları; engel, bilinçsiz tepki, yetersiz ders saati ve dersin işgali olarak, karşılaşılan problemlerin üstesinden gelinmesine yönelik çözüm yollarını ise; iletişim, öğrenciye görelik, çözüm, spor ve sanata teşvik, adil yönetim, gelişim, profesyonel anlayış ve kalite, nitelik, denetleme, çalıştay ve çözüm olarak kategorize etmişledir. Bulgular doğrultusunda araştırmacılar; okul yönetici niteliklerinin, eğitimin amaçlarına, felsefesine, kalitesine ve yapısına uygun standartlara taşınması, okul yöneticilerinin, kişisel gelişim, iletişim, öğrenci ilgi ve özellikleri, öğretmen ilişkileri ve yöneticilik gibi alanlarda eğitim görmesi, sporun ve beden eğitimi dersinin neden var olduğu, önemi, kazanımları ve eğitim sistemi içinde yeri hakkında spor alanında uzman kişilerden seminerler alması gibi birtakım önerilerde bulunmuşlardır. Sonuç olarak Beden Eğitimi derslerinin daha verimli geçebilmesi için okul yöneticilerinin Beden Eğitimi dersine ve öğretmenlerine yönelik daha çok bilinçli ve destekçi hareket etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARI YÖNELİMLERİNİN SPORTİF AKTİVİTE VE FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60000</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60000</guid>
      <author>Orcan MIZRAK,Orcan MIZRAK;Erdoğan TOZOĞLU; Mücahit DURSUN , Şeyda POLAT</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin başarı yönelimlerinin belirlenmesi ve sportif aktivite ve farklı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma 2019/2020 eğitim ve öğretim yılında Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesinin Sınıf Öğretmenliği ve Spor Bilimleri Fakültesinin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 287 kadın ve 219 erkek olmak üzere toplam 506 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Akın (2006) tarafından geliştirilen “2x2 Başarı Yönelimleri Ölçeği” ve araştırmacılar tarafından belirlenen ‘’Demografik Bilgi Formu” ile toplanmıştır. Öğrencilerin demografik özelliklerin belirlemede frekans dağılımı, iki bağımsız değişken ile başarı yönelimleri arasındaki farklılaşmayı incelemek için “Bağımsız Örneklemler için T-testi”, ikiden fazla değişkenler ile başarı yönelimleri arasındaki farklılaşmayı incelemek için “Tek Yönlü Varyans Analizi” ve öğrencilerin yaşları ve sportif aktivite süreleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla “Pearson korelasyon” analizleri uygulanmıştır. Bütün bu testler SPSS 21 paket programında analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi p&lt;,05 olarak alınmıştır. Öğrencilerin başarı yönelimleri ile öğrenim görmekte olduğu bölüm, sportif aktivite yapma durumu ve yapmakta oldukları sportif aktivite türü arasında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Başarı yönelimlerinden performans yaklaşımı yönelimi alt boyutunda beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümündeki öğrencilerin puan ortalamalarının sınıf öğretmenliği bölümündeki öğrencilerinden ve sportif aktivite yapan öğrencilerin puan ortalamalarının sportif aktivite yapmayan öğrencilerden yüksek olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNDEKİ ÖZGÜVEN GELİŞİMLERİNİN SPOR VE FARKLI DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59999</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59999</guid>
      <author>Vahit DOĞAR,, Abdullah ZEYREK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı “Ortaöğretim Öğrencilerindeki Özgüven Gelişimlerinin Spor ve Farklı Değişkenlere Göre İncelenmesi’dir. Bu araştırma Türkiye Ağrı ili / Doğubayazıt ilçesinde ortaöğretimde öğrenim gören öğrencilerin cinsiyetleri, beden eğitimi dersi dışında spor yapma durumları, sporcu lisansı, haftalık spor yapma süreleri ve yapmakta oldukları spor türü ile özgüven düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan 330 erkek ve 270 kadın toplam 600 ortaöğretim öğrencisinin demografik nitelikleriyle ilgili bilgileri elde etmek için kişisel bilgi formu, özgüven düzeylerini belirlemek için Akın (2007) tarafından geliştirilen ‘Özgüven Ölçeği’ kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde iki bağımsız değişken ile özgüven düzeyi arasındaki ilişkiyi belirlemede Indipententsample T testi ve ikiden fazla değişken ile özgüven düzeyi arasındaki ilişkiyi belirlemede Anowa Varyans analizi teknikleri uygulanmıştır. Grupların görüşleri arasındaki fark P;&lt;0,05 anlam düzeyi dikkate alınarak yorumlanmıştır. Elde edilen verilere göre öğrencilerin beden eğitimi dersi dışında spor yapma durumu, sporcu lisansı, haftalık spor yapma süreleri ve yapmakta oldukları spor türü değişkenleri açısından incelendiğinde özgüven ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Buna karşın, cinsiyet değişkeni açısından ise özgüven ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur. Ortaöğretim öğrencilerinin spor yapma durumları, özgüven düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık yaratırken; spor yapan öğrencilerin spor yapmayan öğrencilerden, sporcu lisansı olan öğrencilerin sporcu lisansı olmayan öğrencilerden, herhangi bir spor türüyle uğraşan öğrencilerin sporla uğraşmayan öğrencilerden özgüven düzeylerinin yüksek olduğu, haftalık spor yapma süresi arttıkça özgüven düzeylerinin de arttığı yaptığımız çalışmamızda tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TRAVMA PSİKOLOJİK DANIŞMANLIĞI VE DANIŞMAN YETERLİLİĞİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60011</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60011</guid>
      <author>Osman GÖNÜLTAŞ,, Firdevs SAVİ ÇAKAR</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, travma psikolojik danışmanlığı ve danışman yeterliliği konusunu literatür ışığında açıklayarak, psikolojik danışman eğitimine dönük öneriler sunmaktır. Travma, doğal afetler veya insan eliyle oluşan bireye zarar verici olumsuz tüm yaşantıları kapsamaktadır. Bu yaşantılar baş etme süreçlerine ket vurarak kişinin çaresizlik ve acı yaşamasına sebep olmaktadır. Travmaya maruz kalmış bireyler farklı düzeylerde psikolojik desteğe ihtiyaç duyabilmekte ve bu bireylere yardım etme konusunda danışmanların psikolojik danışmanlık becerilerinin yanı sıra travma ile çalışma yeterliği ve becerilerine sahip olması gerekmektedir. Travma psikolojik danışmanlığı, şiddet, nefret suçları, doğal afet, savaş ve terör gibi çok farklı türde ve farklı düzeylerdeki travmatik yaşantılar sonrası bireylere sunulan kapsamlı ve çok disiplinli bir rehberdir. Travma ile çalışacak yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayan psikolojik danışmanların sürece ilişkin kendilerini yetersiz hissetmeleri ve zamanla ikincil travma ve tükenmişlik yaşayacakları söylenebilir. Günümüzde travma psikolojik danışmanlığının önemi de daha da artarken, danışanların artan psikolojik ihtiyaçlarına cevap verme konusunda danışmanların travma danışmanlığı alanında uzmanlaşmaları bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE AR-GE HARCAMALARI VE EKONOMİK BÜYÜME ARASINDAKİ İLİŞKİNİN ARIMA MODELİ İLE ANALİZİ: 1990-2019</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60024</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60024</guid>
      <author>E. Müge ÇETİNER,, Selvihan TAŞDELEN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüz dünyasında, küreselleşme öyle bir düzeye ulaşmıştır ki, bilgi ve teknolojiye yatırımın küresel sistemle bütünleşmesi ve rekabet gücünü arttırması kaçınılmazdır. Bu nedenle, araştırma ve geliştirmeye yapılan harcama miktarı ekonomik büyüme için büyük önem taşımaktadır. Firmalar yeni fikirler geliştirmek için araştırma ve geliştirmeye bütçe ayırmaktadır ve yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen yeni fikirler beraberinde yeni ürünler ve teknolojiler yaratabilmektedir. Bu çalışmada Türkiye’deki Ar-Ge harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin 1990-2019 yılları için ARIMA modeli kullanılarak ortaya konulması amaçlanmaktadır. Elde edilen bulgular, araştırma ve geliştirme harcamaları ile ekonomik büyüme arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


