






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2020 Sayı 58</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1974</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>2018 İlkokul Görsel Sanatlar Dersi Kazanımlarının Hiyerarşik Tutarlılığına İlişkin Değerlendirme</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60859</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60859</guid>
      <author>Mehmet YAPICI,, Gülbin ZEREN NALİNCİ</author>
      <description>Bu çalışmada, 2018 yılı görsel sanatlar dersi öğretim programı (1-4. sınıf) kazanımları; kademe öğrencisinin bilişsel, duyuşsal ve çizgisel gelişimi açısından analiz edilmektedir. Nitel araştırma olan bu çalışmada; "görsel sanatlar dersi" öğretim programında yer alan kazanımların hiyerarşik tutarlılığı dikey ve yatay kaynaşıklık açısından değerlendirilmektedir. 2018 İlkokul görsel sanatlar dersi öğretim programı; görsel iletişim ve biçimlendirme, kültürel miras, sanat eleştirisi ve estetik olmak üzere üç temel öğrenme alanından oluşmaktadır. İlkokul birinci sınıfta; 15 kazanım, ikinci sınıfta 17 kazanım, üçüncü sınıfta 17 kazanım, dördüncü sınıfta 16 kazanım olmak üzere, öğretim programında toplam 65 kazanım yer almaktadır. "Görsel iletişim ve biçimlendirme" öğrenme alanına ilişkin 1. sınıf kazanımlarından üçünün; "kültürel miras" öğrenme alanına ilişkin 1. sınıf kazanımlarından birinin, 2. sınıf kazanımlarından üçünün, 3. sınıf kazanımlarından birinin, 4. sınıf kazanımlarından birinin kademe öğrencisinin düzeyine uygun olmadığı görülmektedir. "Sanat eleştirisi ve estetik öğrenme" alanına ilişkin 1. sınıf kazanımlarından birinin, 3. sınıf kazanımlarından ikisinin öğrencilerin öğrenme düzeyine uygun olmadığı görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Berna Türemen’in Gözüyle Köyden Kente Anadolu Kadını</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60836</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60836</guid>
      <author>Gonca Hülya YAYAN,, Ruken ÇERİMLİ</author>
      <description>Sanayileşmekte olan toplumlarda ekonomik süreçler ile birlikte kırsaldan şehirlere doğru göçler de artmıştır. Göç, yerleşme amacı ile yapılan yer değiştirmesi olup genelde kırsaldan kente şeklindedir. Kentler, bu süreçte ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi, teknik v.b. unsurları bünyesinde barındıran değişim merkezleridir. Türk aile yapısı da köyden kente doğru göçerken bu değişim sürecinden nasibini almıştır. Bu sürecin en önemli yapı taşını ise kadın oluşturmaktadır. Eskinin geleneksel geniş aile tipi günümüzde artık yerini çekirdek aileye bırakmıştır. Kadın da ailenin reisi olan baba ile çocukları arasında bir köprü olarak hem eşini hem de çocuklarını idare etmek gibi zor bir görevi de üstlenmiştir. Geleneksel toplumlarda, erkeğin temel görevi sadece haneye gelir getirmek iken kadın, hem ailenin ekonomisini düzenlemek, gelir gider tablosunu denkleştirmek hem de evin ve çocukların bakımından sorumlu olmaktadır. Köyden kente göçen bu kadınlar, bir yandan kendileri için yepyeni bir dünya olan kente uyum sağlamaya çalışırlarken bir yandan da göç sonrası ekonomik sıkıntıları aşmak içinde çaba harcamaktadırlar. Sanayileşmenin ortaya çıkardığı göç olgusu yanında yaşanan bu maddi sıkıntılar da kadının görevlerini zorlaştırmaktadır. Bunun yanı sıra kadının alışkın olduğu köy kültürü ile içinde yaşadığı kent kültürü arasında çelişkiler de kadını zora sokmaktadır. Berna Türemen’in eserlerinde köylü kadının güzellik anlayışı ile kentli kadının estetik kaygıları tek bir kadın vücudunda ortaya konmuştur. Tarih boyunca da kadın anadır, doğurgandır anlayışı toplumlar tarafından benimsenmiştir. Bu tarihsel anlayış Berna Türemen’in eserlerinde iri yapılı kadınların bedenlerinde onların gücünün vurgulanmasını hedeflemiştir. Ayrıca kadın doğurganlık ve yaratıcılık özelliği ile kendi kişisel evreninde bir dünya olarak resmedilmiştir. Her kadın ister köylü ister kentli olsun biriciktir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Bazı Değişkenler Bakımından Medeniyet Kavramına İlişkin Algıları</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60848</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60848</guid>
      <author>Erol KOÇOĞLU,, Büşra BULUT</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsanlığın başlangıcından bugüne bir değerlendirme biçimi olarak da kullanılan medeniyet kavramı yaşam tarzı veya standardını belirleyen ve değerlendirme sonuçlarını yansıtmaktadır. Bu kavramın öğretmen adaylarında oluşturduğu algının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın evrenini, İnönü ve Atatürk Üniversiteleri Eğitim Fakültelerinde eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise İnönü ve Atatürk Üniversiteleri Eğitim Fakültelerinde öğrenim gören lisans öğrencileri arasından “Basit Seçkisiz Örnekleme” yöntemi kullanılarak belirlenen 500 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya ilişkin bulguları elde etmek amacıyla “medeniyet kavramı algı ölçeği” kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda öğretmen adaylarının medeniyet kavramına ilişkin algılarının yüksek ve birbirine benzer olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte araştırmada öğretmen adaylarının medeniyet kavramına ilişkin algıları arasında “cinsiyet” değişkenine göre “Kapsam” ve “Evrensel” boyutlarında bir farklılık belirlenirken; “Tarihsel” boyutunda istatistikî açıdan anlamlı farklılığın olmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca cinsiyet değişkenine göre öğretmen adaylarının konuya ilişkin bakış açıları arasında farklılık bulunduğu “Kapsam” boyutunda anlamlı farklılık kadınların lehine iken “Evrensel” boyutunda anlamlı farklılık erkeklerin lehine olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda öğrenim görülen sınıf ve bölüm değişkenleri açısından da anlamlı farklılığın olduğu boyutlar belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şiire Yansıyan Santimantalist Tavır (Abdulla Şaik Örneği)</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59766</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59766</guid>
      <author>Ali EROL,</author>
      <description>19.yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın başları, Azerbaycan kültür ve edebiyat tarihi açısından son derece aktif ve somut ve adımların atıldığı bir dönemi ifade eder. 1905 yılında ilan edilen manifestonun yarattığı hürriyetçi atmosfer, matbuat ve edebiyat dünyasına dinamik bir devinim kazandırır. Ancak kısa bir süre sonra yaşanacak olan “Stolipin Faciası” bu coşkunluğu hezimete dönüştürür. Büyük bir hayal kırıklığı yaşanır, yazar psikolojisi alt üst olur. Böylece Azerbaycan edebiyatında bazen bedbin, bezgin ve bitkin bazense gelecek umudu içerisinde son derece iyimser ruh hallerinin, duygu ve temayüllerin yaşandığı bir dönem başlar. Azerbaycan romantik edebiyatının da karaktersitiğini oluşturacak olan bu temayülün önde gelen isimlerinden birisi Abdulla Şaik Talıbzade’dir (1881-1959). Şaik’in şiir kronolojisi incelendiğinde, aldanmışlık psikolojisi içerisinde kimi zaman santimantalizme varan bu melankolik tavrı görmek pek mümkündür. Nitekim “Niye Uçdu?”, “Bir Quş”, “Bir Necme” gibi şiirlerinde karamsar bir tavır görülürken “Sonbahar”, “Parçalar”, “İreli”, “Fidan” gibi çalışmalar gelecekten ümitli bir şair profili ortaya koymaktadır. Bu çalışmada devrin siyasi ve sosyal şartlarına bağlı olarak değişen yazar psikolojisi, Şaik örneği ile incelenecektir. Araştırma, metin örnekleri ile neden-sonuç ilişkisi içerisinde yürütülecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sivas’ta Kimmer- İskit İz ve Etkileri</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60854</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60854</guid>
      <author>Hacı ÇOBAN,</author>
      <description>Sivas ili bulunduğu coğrafi konum bakımından, İç Anadolu Bölgesi, Doğu Karadeniz Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde topraklara sahiptir. Farklı iklim özellikleri, kültürel ve tarihi zenginlikler bakımından önemli avantajlara sahiptir. Sivas; kuzeyinde Ordu, kuzeybatısında Tokat, doğusunda Erzincan, kuzeydoğusunda Giresun, batısında Yozgat, güneybatısında Kayseri, güneyinde de Malatya ve Kahramanmaraş illeriyle komşudur. Bölgelerimiz arasında geçiş noktasında bulunmaktadır. Bundan dolayı eski çağlardan itibaren yerleşmelere sahne olmuştur. Aynı zamanda Doğu- batı ve kuzey-güney yönlü göçler için bir uğrak yeri olmuştur. Bu özellikleri dolayısıyla bölgede birçok uygarlığın iz ve etkilerine rastlamak mümkündür. Tarihi geçmişi Neolitik döneme kadar ulaşmaktadır. Eski Tunç çağından itibaren kesintisiz yerleşmeler günümüze kadar devam etmiştir. Sivas ve çevresine göçlerle gelen Avrasyalı atlı göçebe Türk kavimlerinden Kimmer ve İskitlerin de iz ve etkilerine rastlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Demir Çağ’ında Karadeniz’in kuzeyinden Kafkaslar, Doğu Anadolu, orta ve batı Anadolu’ya kadar göçlerle geldikleri anlaşılan Kimmer ve İskitlerin Sivas ilindeki iz ve etkileri hakkında bilgiler vermektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fake News in The Age Of Post-Truth</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60779</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60779</guid>
      <author>Muhsin YANAR,</author>
      <description>Oxford Dictionaries ‘hakikat-sonrası’ terimini nesnel gerçeklerin bugün kamu veya kitle görüşlerini oluşturmada kişisel duygulara ve inançlara nazaran daha az güçlü ve etkili olması olarak tanımlar. Önek post- ‘sonra’ anlamından ziyade ‘son’ veya ‘ölüm’ anlamına gelir. Başka bir deyişle, ‘hakikat-sonrası’ terimi ‘gerçeğin sonu ya da ölümü’ anlamına gelir; duygular ve duygular ‘gerçeklerden daha önemlidir’. Kitle iletişim araçları ve sosyal medya, hakikat-sonrası veya hakikatin ölümümün ana destekçileridir. Bu çalışma, halkın bu destekleyiciler aracılığıyla yayılan sahte haberlere ne kadar maruz kaldığını ve manipüle edildiğini araştırmaktadır. Çalışma, ayrıca, halkın hakikat-sonrası çağda sahte haberleri okuma konusunda ne kadar bilgili olduğunu bulmayı amaçlamaktadır. Bu küçük ölçekli çalışma için hem Türkçe hem de İngilizce anketlerden veriler toplanmıştır. Veri analizi ve değerlendirme, ileri tetkik için küçük ölçekli bir sonuç sağlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Gençlerinin Cinsel Sağlık Arama Davranışını Etkileyen Faktörler: Bir Tanımlayıcı Çalışma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60819</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60819</guid>
      <author>Nuran COŞKUN,, Elif GÜRSOY</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışma, üniversite gençlerinin cinsel sağlık arama davranışı gösterme durumları ve bu davranışları etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla yapılmış kesitsel bir çalışmadır. Veriler literatür bilgisi, araştırmacının deneyimi ve uzman görüşü doğrultusunda hazırlanan anket formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Araştırma, Türkiye’de bir devlet üniversitesi olan Ordu Üniversitesi öğrenim gören, 18-24 yaş aralığında olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 745 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların cinsel sağlık arama davranışlarını etkileyen faktörler incelendiğinde; yaş, cinsiyet, gelir durumunu algılama, sağlık kuruluşunu yeterli bulma, cinsel deneyim ve baba eğitim durumu ile cinsel sağlık arama davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p&lt;0.05). Sonuç olarak, 21 yaş ve üzeri olan, kadın, gelir durumunu orta olarak algıyan, sağlık kuruluşlarını yeterli bulmayan, cinsel deneyimi olmayan ve baba eğitim durumu lise ve üzeri olan öğrencilerin cinsel sağlık arama davranışı gösterdikleri belirlenmiştir. Ailenin yaklaşımı, öğrencilerin bilinçlendirilmesi ve sağlık kurumlarının güvenilir ve etkin hizmet sunmasının öğrencilerin cinsel sağlık arama davranışını pozitif yönde etkileyeceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırsal Yerleşimlerde Geleneksel Kırsal Kültürel Peyzaj Özellikleri</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60822</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60822</guid>
      <author>Aslıhan TIRNAKÇI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bir toplumun gelenekleri, sosyo-ekonomik yapısı, yaşadığı coğrafya, sahip olduğu kültürel değerlerle katmanlaşarak günümüz kültürel peyzajlarını oluşturur. Kendilerine özgü geleneksel yerleşim dokusu ve mimari yapısı olan doğal peyzajla bütünleşmiş kırsal kültürel peyzajlar kültürel peyzajların bir tipidir. Bu çalışmada zengin doğal ve kültürel peyzaj kaynak değerlerine sahip Artvin-Şavşat ilçesi kırsal yerleşimlerin kırsal kültürel peyzaj özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yapılan arazi çalışmaları sonucu kırsal kültürel peyzaj özelliklerinin belirlenmesi amacıyla 5 kırsal yerleşim birimi incelenmiştir. Örnek alanların kırsal kültürel peyzaj özelliklerinin belirlenmesi amacıyla bir değerlendirme matrisi oluşturulmuştur. Sonuç olarak örnek alanlar bazında bölgenin geleneksel alan kullanım şekilleri, yerleşim dokusu ve yerel mimarisi ile öne çıkan kırsal kültürel peyzaj özellikleri insan doğa etkileşimi açısından peyzajın ara yüzleri ile bölgesel ölçekte değerlendirilmiş, geleneksel kırsal kültürel peyzaj özelliklerinin geliştirilmesine ve korunmasına yönelik öneriler getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya’da ve Türkiye’de Yönetimde Kadının Rolü</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60881</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60881</guid>
      <author>Gülay TAMER,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Çalışmanın amacı ülkemizdeki kadın çalışanların kariyerleri ve iş yaşamları boyunca karşılaşmakta oldukları engelleri inceleyerek hizmet sektöründe alt ve üst düzey yönetimlerde çalışmakta kadın yöneticilerin tecrübelerini analiz etmektir. Araştırmada yüz yüze görüşme tekniği ile İstanbul’ da çalışmakta olan 12 kadın yönetici ile görüşme yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda kadın yöneticilerin büyük çoğunluğu ülkemizdeki kadınların yönetici pozisyonunda az yer almasının nedenini ataerkil toplum yapısına bağlamıştır. Erkek egemen iş hayatında, kadınların sorumluluğunun erkeklerden daha fazla olması ile kadınların kendilerini geri plana atmaları karşımıza çıkan diğer sonuçlardır. Görüşmelerde kadın yöneticiler ücret ve prim açısından erkek yöneticilerle büyük bir farklılık yaşamadıklarını ancak yükselme ve terfi konularında olumsuz bakış açısı ve engellerle karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Kadın yöneticiler engelleri azaltabilmek için; kadın ve erkek bütün çalışan ve işverenleri bilinçlendirme, aile içi eğitim programları, çocuklu kadın çalışanlar için; destek programları ve esnek çalışma saatleri, yönetici adayı kadınlar için ise yetkinlik ve güven artırıcı eğitimler önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yargı Kararları Özelinde Türk Vergi Mevzuatında Yeniden Değerleme</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60888</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60888</guid>
      <author>Selçuk BUYRUKOĞLU,, Serkan TEKKAHVECİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli ve hissedilir artışı ifade eden enflasyon, işletmelere dahil iktisadi kıymetlerin nominal değerlerini sabit tutarken, reel değerlerini yükseltmektedir. Sabit kıymetlerin gerçek değerine yükseltilmesi işlemi olan yeniden değerleme, enflasyondan kaynaklanan gerçek olmayan karların önlenerek, gerçek karlarının tespit edilmesine olanak tanır. Bu güncelleme ile işletmeler gereksiz vergi yükünden kurtulmakta, sabit kıymetlerinin yenilenmesi için gerekli fonları oluşturmaktadır. Mevcut sermayenin korunması, işletmelere ait mali tabloların doğruluğu ve güvenilirliği, gerçek olmayan kazançların vergilendirilmesinin önlenmesi gibi pek çok faydası bulunan yeniden değerleme kavramı ise uzun süredir enflasyonla mücadele halinde olan ülkemizdeki iktisadi işletmeler için de hayati öneme sahiptir. Çalışmada yeniden değerlemenin hukuki kaynakları, amacı, kapsamı ve nasıl hesaplandığı açıklandıktan sonra yeniden değerlemeye ilişkin bazı Danıştay kararları ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Henri Matisse’nin Eserlerinde Üç Boyut ve Perspektifi Ele Alış Biçimi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60882</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60882</guid>
      <author>Fahrettin GEÇEN,, Serdal YERLİ</author>
      <description>1869’da Henry Matisse, Fransa’nın kuzeyinde bulunan La Cateau kentinde dünyaya gelmiştir. Kendisi eğitimini hukuk alanında yapmış olmasına rağmen sanata ilgi duymuş ve sanat dünyasına birçok önemli eser bırakmıştır. Sanatçı, sembolist ressam olan Gustave Moreau’dan özel sanat dersleri almıştır. İlk sergisini 1904’te Vollard Galerisinde açan sanatçı 1905-1906 yıllarında Salon d’Automne’de sergilere katılmıştır. Matisse bu sergilerdeki diğer sanatçılarla beraber Fovlar diye tanınmaya başlamıştır. Birçok ülkeyi gezmiş ve oralarda dekorasyon ve duvar resimleri yapmıştır. 1927’de Carnegie Uluslararası sergisine katılmış ve sonrasında 1950’de birincilik ödülleri almıştır. Sanatçı doğu sanatı soyut ve soyutlamacı üslubuyla kendini var etmiştir. Matisse, Picasso, Gaugen gibi ressamlar doğunun soyutlamacı ve stilize yapısını gezip görerek öğrenmiş ve bu üslupları kendi eserlerine yansıtarak klasik sanatı modern sanata taşıyan yapı taşlarını atmışlardır. Matisse eserlerinde doğunun sanatından etkilenerek perspektif, hacim ve valörü ya atmış yâda zayıflatma yoluna gitmiştir. Bu araştırmada sanat tarihinde önemli bir yer edinen ünlü ressam Henri Matisse’nin kendine özgü üslupsal tavrıyla yaptığı resimlerinde oluşturduğu deformelerle üç boyutu ve perspektifi plastik açıdan nasıl verdiğini ortaya çıkarmak amaç edinilmiştir. Araştırma, Henri Matisse’nin eserlerindeki üç boyut ve perspektifi ele alış biçimi ve sanat tarihine katkısının anlaşılması açısından önemlidir. Nitel araştırma yöntemiyle yapılan araştırma ile ilgili verilere kitap, tez ve internet kaynakları taranarak literatür taraması ile ulaşılmıştır. Araştırmanın evrenini sanatçının hayatı, üslubu ve sanatsal tavrı içermektedir. Araştırmanın sınırlılığını ise sanatçının 8 eseri ve bu eserlerin plastik açıdan üç boyut ve perspektif öğeleri açısından incelenmesi ile çizilmiştir. Sanatçının eserleri nitel araştırma yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; Matisse’de birçok sanatçı gibi tanıdığı ve bildiği sanatçılardan etkilendiği bazı eserlerin de onların üslupsal özelliklerini yansıttığı, doğu kültür ve sanatsal üslubundan etkilendiği ve resimlerindeki plastik değerleri değiştirdiği ve kendine has bir üslup oluşturduğu, renkleri olduğu gibi ve çiğ şekilde resimlerinde kullandığı, çoğu resimlerinde sıcak ve soğuk renkleri belirgin şekilde kullandığı, hemen hemen tüm çalışmalarında çizgisel etkilerle konturler oluşturduğu ve bu etkiyle çalışmalarını daha basit bir forma dönüştürdüğü, çizgisel konturlü görünümden ötürü eserlerine stilize bir form kazandırıp üç boyut etkisini zayıflattığı ayrıca bu kontur çizgilerin geriye doğru derinlik etkisini kaybettirerek perspektifi de zayıflattığı sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cemil Meriç ve Fikir Dünyası</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60885</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60885</guid>
      <author>Hüseyin DİNGİL,</author>
      <description>Toplumu oluşturan fikri yapılar, bir entelektüelin öncülüğüne ihtiyaç duyar. Türkiye toplumu, farklı dönemlerde, farklı entelektüel düşünürlerin, fikirleri etrafında, kutuplaşma veya bütünleşme dönemlerini yaşamıştır. Cumhuriyet dönemi boyunca, fikirsel çatışmalar, sağ ve sol, Batıcı ve Osmanlıcı, İslami ve Seküler görüşlerin etrafında inşa edilmiştir. Bu ayrışmalar, günümüz toplum yapısında dahi izlerini göstermektedir. Cumhuriyet tarihi boyunca, nadir entelektüeller, toplumu birleştirici ve toplum yapısının gerçek alt yapısını araştırıcı adımlar atmışlardır. Bunların içinde en çok dikkat çeken isimlerden biri, Cemil Meriç’dir. Günümüz toplumu, Cemil Meriç’i ismen bilse de onun fikir dünyası hakkında yok denecek kadar az bilgiye sahiptir. Toplumda var olan popülizm, bireyleri çatışma ortamında popülist söylemlerle ortaya çıkan fikir akımlarına yeniden yönlendirmektedir. Toplumun siyasi ve fikri olarak birleşmesini tüm kesimler savunurken, bu birleşmenin hangi ölçülerde ve hangi entelektüelin önderliğinde olması gerektiği konusunda ayrışmalar devam etmektedir. Cemil Meriç’in, ülkenin toplumsal ve siyasi sorunlarına getirdiği açıklamalar ve birleştirici gücü, dönemin diğer entelektüel isimlerine göre farklılıklar içermektedir. Fildişi Kulesinde, bütün ayrıştırıcı izmlerden uzakta oluşturduğu fikirlerini zamanla toplumu birleştirmek amacıyla kullanmıştır. Çalışmamız, Cemil Meriç’in fikri düşüncesinin ortaya konulması ile geçmişten günümüze devam eden toplumsal çatışmalara açıklık getirmesi ve içinde bulunduğumuz toplumun asli karakterinin anlaşılması için bir yol çizmiş olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İslam Hukukuna Göre Zimmiler ve Hukuki Uygulamları (1627 Tarihli Harput Şer'iyye Sicili Örneği)</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60856</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60856</guid>
      <author>Adnan ALGÜL,, Eyyüp YILDIZ</author>
      <description>İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır, tek başına hayatını devam ettiremez, bundan dolayıdır ki insanlar tarih boyunca topluluklar şeklinde yaşamıştır. Bu toplumda da her zaman farklı düşüncede ve inançta insanlar var olmuştur. Bu da beraberinde farklılıklara karşı hoşgörü ve saygıyı zorunlu kılmıştır. İslam dini de bu bilinç ve realiteyle hareket etmiş, insanları hak ve doğru yol olan İslam dinine davet etmiş, ancak inanmayanları da yok saymamıştır. Her şeye rağmen inanmayıp kendi dinlerini yaşmak isteyenlere de her türlü hoşgörü ve saygıyı göstermeyi emretmiş, onların hayatlarını müslüman toplumu içinde devam ettirebilmeleri için gerekli hukuki düzenlemeleri yapmıştır. Bu konuda geliştirdiği vatandaşlık müessesesi ile onlara kendi dinlerinde kalarak müslüman devletinin bir ferdi olmalarının imkanını sağlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sürdürülebilir Turizm Kapsamında Konya İli Gastronomi Turizminin Swot Analizi ve Geliştirilmesine Yönelik Öneriler</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60847</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60847</guid>
      <author>Mustafa YILMAZ,; Büşra MADENCİ , Mustafa YILMAZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Özet Konya ilinin M.Ö. 7000’li yıllardan beri yerleşim yeri olduğu bilinmekte olup il bu süreçte pek çok farklı uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Konya, tarihinin getirdiği zengin bir kültüre sahiptir. Bu zenginlikler mutfağa da yansımış ve güçlü bir mutfak kültürü oluşmuştur. Konya’nın mutfak kültürü ve yöresel yemekleri ile gastronomi turizmi açısından önemli destinasyonlardan biri olma potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma ile Konya ili gastronomi turizminin SWOT analizi gerçekleştirilmiş ve gastronomi turizminin güçlü ve zayıf yönlerinin tespiti ile bu faktörler dikkate alınarak oluşacak fırsat ve tehditler ortaya konulmuştur. Çalışma sonucunda; yöre mutfağının zenginliğinin gastronomi turizminin güçlü yönlerinin başında geldiği belirlenirken, tanıtım eksikliğinin zayıf yönler arasında öne çıktığı gözlenmiştir. Nitelikli konaklama ve yiyecek içecek işletme sayılarındaki artışın gastronomi turizmi açısından Konya ilinin sahip olduğu fırsatların başında geldiği tespit edilmiştir. Gastronomi turizminin ön plana çıkmasına öncülük edecek imkanların olmayışı ve gastronomi turizmine kamu ve özel kuruluşların ilgi duymaması potansiyel tehditler arasında yer almıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Düşünümselliğin Sosyolojisi Sosyolojinin Düşünümselliği: Metodolojik Bireycilikten İlişkiselliğe</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60863</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60863</guid>
      <author>Vehbi BAYHAN,,</author>
      <description>Düşünümsel sosyoloji ve sosyolojinin sosyolojisi, sosyolojinin yöntemini, paradigmasını, geleneğini muhasebe etmesini, bu bağlamda sosyologların hem kendilerini ve içinde bulundukları bağlamı hem de ürettikleri teorilerin sorgulanmasını ifade eden öz eleştirel bir alandır. Dolayısıyla, suje konumundaki sosyoloğun, obje olarak hem kendini hem de ürettiği epistemeyi araştırmasıdır. Sosyolojinin sosyolojisi, sosyolojinin neliği ve sosyoloğun kimliğinin sorgulanmasıdır. Sosyoloji teorileri tarihi toplumu pozitivist gelenekte “açıklama” ve hermeneutik gelenekte “anlama” bağlamında “fail/ yapı”, “birey/ toplum”, “özne/ nesne”, “mikro/ makro” dikotomileri ve inşa edilen paradigma ve teorilerden müteşekkildir. Diyalektik çözümlemede, toplumu “fail/ birey/ özne/ mikro bağlamda” analiz eden yaklaşımlar metodolojik bireycilik; toplumu “yapı/ toplum/ nesne/ makro bağlamda” çözümleyen yaklaşımlar ise metodolojik bütüncülük olarak kategorize edilir. Sosyolojide son dönemde bu dikotomileri aşma çabaları metodolojik ilişkisellik yaklaşımını üretmiştir. Aslında, yeni bir ekol olarak görülen ilişkisel sosyoloji, sosyoloji teorileri tarihine içkin bir modeldir. Diyalektik akışkan döngüsellik bağlamında ilişkisellik, günümüz sosyolojisinin epistemolojik dönüşümü, zamanın ruhu ve bağlamının bir tezahürüdür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Postmodern Görüşün Öncüleri Ve Tarih İlmi Hakkındaki Yorumları</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60852</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60852</guid>
      <author>Kaan AYAR,</author>
      <description>Tarih içerisinde birçok değişim ve dönüşüm meydana gelmiştir. Bu değişimler tarihin belirli dönemlere ayrılmasına neden olmuştur. Batı düşünce tarihinde ise “gerçek” kavramına yaklaşımda geleneksel, modern ve postmodern olarak adlandırılan bu dönemsel ayrılıklar toplumsal ve düşünsel farklılıkları da beraberinde getirmiştir. Bu dönemler içerisinde birçok düşünürü ve fikri de barındırmaktadır. “Modernlik sonrası” olarak adlandırılan postmodern dönem de birçok ünlü düşünüre ev sahipliği yapmıştır. Bu düşünürler, bulundukları dönemin düşünce dünyasını ve toplumsal modelini aktarmaya çalışmışlardır. Buna ek olarak düşünürler postmodernizmin haklılığını ortaya koymak için de bir çaba sarf etmişlerdir. Bu makalede postmodern döneme ait önemli düşünürlerden J. F. Lyotard, Z. Bauman, J. Derrida ve M. Foucault’nun postmodern dönem ve özellikle postmodern tarih anlayışı ile ilgili düşünceleri belirtilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standartlarının (BOBİ FRS) Büyük ve Orta Boy İşletmelere Uygunluğu Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60869</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60869</guid>
      <author>Ahmet KURT,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tüm ülkeler tarafından ortak paydada buluşup muhasebenin rahatlıkla uygulanabilmesi amacıyla Uluslararası Muhasebe Standartları ve Finansal Raporlama Standartları (UFRS) oluşturulmuş ve UFRS’ye işlevsellik katarak, Büyük ve Orta Büyüklükte İşletmelerin (BOBİ) ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 29 Temmuz 2017 tarihli Resmi Gazete ile BOBİ’ler için farklı bir muhasebe standardı (BOBİ FRS) çıkarılmıştır. Faaliyetteki işletmelerin çok büyük kısmının KOBİ’lerden oluştuğu ülkemizde özellikle BOBİ’lerin BOBİ FRS’leri uygulama noktasında hazır olup olmadıkları, araştırılabilir bir konu olarak görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmada; Büyük Ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standartlarının, Büyük ve Orta Büyüklükte İşletmeler tarafından bilinirliğinin ve uygunluğunun, BOBİ’lere sağlayacağı faydaların ve Büyük ve Orta Büyüklükte İşletmeler tarafından algılanan sakıncalarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı KOBİ’ler içerisinden Büyük ve Orta Büyüklükte İşletmeler statüsüne dahil olan işletmeler oluşturmaktadır. İşletmelerden toplanan veriler yüz yüze görüşme, e-posta ve faks gönderimi gibi yöntemler kullanılarak anket formları aracılığıyla elde edilmiş olup, toplanan verilerin analiz edilmesi sırasında çeşitli programlar kullanılarak; güvenilirlik analizleri ve tanımlayıcı analizler yapılmış ve ifadelerin ortalamaları alınarak sonuçlar yorumlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çin’in Orta Asya’da Yumuşak Gücü</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60879</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60879</guid>
      <author>Sultan BİRGÜL,, Onur YILMAZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sovyetler Birliği’nin çöküşüne müteakip Çin’in Orta Asya bölgesindeki etkisi ve hareket alanı da artmıştır. Çin’in bölgeyle ekonomik, politik, kültürel ve güvenlik gibi birçok alanda işbirliği söz konusudur. Diğer taraftan her ne kadar ekonomik yönden ilişkiler, bölge ülkelerince takdir edilse de Çin’in gerçek ajandası hakkında bölge halkının ve hükümetlerinin endişeleri sürmektedir. Çin’e bu şüpheci bakışı tersine çevirmek isteyen Çin yönetimi ise yumuşak güç kullanarak yeni bir imaj yaratmak istemiştir. Bu makale Çin’in yumuşak güç konseptine ve onun Orta Asya bölgesine yönelik geliştirmiş olduğu yumuşak güç politikalarına değinmeyi amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İran Öğrenci Hareketleri ve 1979 Devrimi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60876</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60876</guid>
      <author>Gülçin SAĞIR KESKİN,</author>
      <description>20. yüzyılın en önemli olaylarından biri olan İran Devrimi’ni anlamak için, dönemin sosyal ve siyasi aktörlerini açıklamak gerekmektedir. Bu doğrultuda, hedeflenen İran Devrimi ile gerçekleşmiş olan İran İslam Devrimi arasındaki farklara ve hedeflenen ideolojinin neden gerçekleşmediğine değinilmelidir. Çalışmada toplumsal hareketlilik ve kolektif eylemin İran içerisindeki öğrenciler nezdinde nasıl ortaya çıktığı, öğrencilerin ideolojik ve tarihsel kökenleri incelenerek aktarılmaktadır. Bu süreçte meydana gelen politik olayların bir evreden sonra, nasıl şiddet temasını ortaya çıkardığı, öğrenci örgütlerinin incelenmesiyle analiz edilecektir. Genel olarak Tudeh Partisi, Dr. Musaddık gibi aktörler ile başlayan süreçte, Humeyni’nin nasıl galip geldiği ve Rıza Şah’ın hangi amaçlar için devrildiği öğrenci olayları perspektifinden değerlendirilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>19. YÜZYILDAN BİR İNGİLİZ CASUSUNUN KİMLİĞİ VE FAALİYETLERİ: HABİB ANTHONY SALMONE</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60874</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60874</guid>
      <author>Melek SARI GÜVEN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Habib Anthony Salmone, Lübnanlı olmasına rağmen İngiltere’de yetişmiş ve İngiltere yararına çalışmalarda bulunmuş bir Arapça uzmanıdır. Uzun yıllar dil dersleri vermekle birlikte asıl faaliyet gösterdiği alan gazetelere yazdığı propaganda yazılarıdır. Osmanlı Devleti aleyhine yazmış olduğu yazılarda özellikle II. Abdülhamid dönemini ve yönetimini eleştiren tarzı dikkat çekicidir. Ayrıca gezi yazısı şeklinde yazdığı bir kitapla da bu tavrını sürdürmüştür. Bu çalışmada, öncelikle Salmone’nin hayatından kısaca bahsedilecektir. Onun Osmanlı Devleti aleyhinde yazmış olduğu yazıları ve yayınlanmış olan gezi notu kitabı örnekleminden yararlanılarak İngiltere’nin Osmanlı devletine karşı yürütmüş olduğu propaganda faaliyetleri incelenecektir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye-İran Dış Ticaret İlişkilerine Teorik Bir Bakış</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60890</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60890</guid>
      <author>Ceren AVCİL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dış ticaret, son yıllarda yerel ve küresel ölçekte ülkelerin mekânsal ve ekonomik olarak bütünleşmesi ve yakınlaşmasının önünü açmıştır.Ülkelerin ekonomik kalkınmasının başat aktörü haline gelen dış ticaret, ulusal ve uluslararası ölçekte dış ticaret stratejilerinin belirlenmesi ve buna uygun politikaların hayata geçirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye ile İran arasındaki dış ticaret potansiyeli hakkında bilgi vermektir. Çalışmada öncelikle İran’ın mevcut durumu üzerinde durulacak, Türkiye-İran ilişkileri dış ticaret göstergeleri bakımından ele alınacaktır. Türkiye ve İran’ın dış ticaretinde potansiyel teşkil eden sektörlere yönelik analiz ortaya konulacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İnsan İhtiyaçaları Teorisinin Perspektifinde Ermenistan – Azerbaycan: Karabağ Sorunu</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60838</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60838</guid>
      <author>Qasım QURBANOV,</author>
      <description>Bu makalede Ermenistan ve Azerbaycan devletleri arasındaki Karabağ sorununun çözümüne engel olan etgen olarak tarafların giderilmeyen ihtiyaçlarının çatışmanın yaranmasında ve çözüme ulaşma yolunda önemi açıklanmaktadır. Güvenlik ve Kimlik ihtiyaçlarının ve bu bağlamda güvensizlik duygusunun çatışmanın çözüme ulaşmasında rolü incelenmektedir. Çatışmanın gerek iki komşu devlet arasında gerekse de bölge jeopolitiğinde neden olduğu sorunlar çatışmanın çözüme ulaştırılmasının önemini göstermektedir. Çalışma, bunu göz önünde bulundurup yapılan çözüm önerilerine de değinerek çatışmanın mutlak pozitiv sonuca ulaşmasında ihtiyaçların giderilmesi ve güven duygusunun oluşturulmasının gerekliliğini göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fantastik Sinemada Yabancılaşma: "Sen Aydınlatırsın Geceyi" Filmine Dair Bir İnceleme</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60840</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60840</guid>
      <author>Umut GÜL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sinema, icat edildiği on dokuzuncu yüzyılın sonlarından günümüze kadar çok hızlı bir şekilde değişimler geçiren ve gelişen bir sanat dalı olmuştur. Yaklaşık ilk yirmi yılı boyunca bir eğlence aracı olarak görülmüş, öykü anlatma potansiyelinin keşfedilmesiyle de bir sanat dalı olabileceği fikirleri gelişmiştir. Sinemanın bu araçsal gücünün gelişmesi sonucunda anlatı gelenekleri de oluşmaya başlamıştır. Amerika’da Hollywood stüdyo sistemiyle ortaya çıkan sinemadaki bu geleneksel anlatı standartları, temsili sanat biçimlerine dayanmaktadır. Hollywood stüdyolarının sinemanın geleneğini oturtmasının ardından sinemaya kattığı bir diğer kavram da tür olmuştur. Fantastik sinema, Aristotelesçi temsili anlatı standartlarına, yani sinemanın geleneksel anlatı yapısına en uygun türlerden biri olarak dikkat çekmektedir. Diğer sanat dallarında modern akımların kendini gösterdiği yıllarda ortaya çıkmış olan sinema sanatı, kendi geleneğini oluşturduktan sonra bu akımlardan da etkilenerek, modern sinema akımlarıyla kendi geleneğini dönüşüme uğratmıştır. Toplumsal, kültürel, siyasal alanda kendini gösteren yabancılaşma fikirlerinden beslenen modern sanat akımlarına uygun biçimde, modern sinemada da yabancılaşmanın etkisini gösterdiği görülür. Fantastik sinemada ise yabancılaşmanın oldukça nadir olarak görüldüğü söylenebilir. Türk sinemasında az sayıda görülen fantastik türe son yıllarda çekilmiş bir örnek olarak gösterilebilecek olan Sen Aydınlatırsın Geceyi (Onur Ünlü, 2013) filminde, yabancılaşmanın hem biçimsel hem de içerik olarak kullanıldığı görülmektedir. Çalışmada, bu filmdeki yabancılaşmanın nasıl kurulup işlendiği ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pazarlama Yönlü Halkla İlişkilerde Ürün Yerleştirme: Üniversite Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60853</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60853</guid>
      <author>Emel DEMİR ASKEROĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ürün ve hizmet çeşitliliği sonucu oluşan rekabet ortamı, işletmeleri ürün ve hizmetlerini duyurmak için etkileyici yollar bulma arayışına yönlendirmektedir. Reklamlara yönelik olumsuz algının oluşması, ya da yoğun reklam mesajları altında kalan izleyicinin bu mesajlara karşı duyarsızlaşması gibi nedenlerden dolayı markalar yeni iletişim yöntemlerini kullanmak durumundadırlar. Ürün yerleştirme uygulamaları ise markalar için bir alternatif oluşturmaktadır. Geçmişte günümüze yapılan ürün yerleştirme uygulamaları reklam uygulaması olarak ele alınmasına karşın, ürün yerleştirmenin halkla ilişkiler amaçlarına da hizmet eden bir uygulama olduğunu söylemek mümkündür. Halkla ilişkiler işletmelerin pazarlama faaliyetlerine destek veren pazarlama iletişimi unsurlarından biri olarak, bir ürün, hizmet ya da etkinliğin duyurulmasında ve tutundurulmasında etkin bir rol üstlenmektedir. Bu çalışmada ürün yerleştirmenin hedef kitle üzerinde bıraktığı etki belirlenmeye çalışılmıştır. 203 kişi üzerine gerçekleştirilen anket çalışması ile ürün yerleştirmenin üniversite öğrencileri üzerindeki yansımasını ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Gerçekleştirilen anket sonuçları SPSS programı ile analiz edilmiştir. Böylelikle halkla ilişkiler faaliyeti olarak ürün yerleştirmenin üniversite öğrencileri üzerindeki yansımaları ortaya çıkarılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Kamu Personelinde Atalet Üzerine Bir Alan Araştırması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60855</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=60855</guid>
      <author>Hale Eda AKDURU,</author>
      <description>Bu araştırma Türk kamu kurumlarında çalışan personelin atalet durumlarını, kamu personelini atalete sürükleyen sebepleri, ataletin örgütsel sonuçlarını, gözlemlenen atalet davranışlarının türlerini ve kamu çalışanlarında ataletin nasıl önlenebileceğini araştırmak amaçlarıyla gerçekleştirilmiştir. Muğla İlinde çalışan 16 en kalabalık personel sayısına sahip kamu kurumu yöneticileriyle yapılan derinlemesine mülakatlardan elde edilen verilerin analiz sonuçlarına göre kamu personellerinde en fazla gözlemlenen atalet davranışı çoğunlukla çalışma koşullarından kaynaklanan, verilen görevleri ötelemedir. Bu durum hem çalışanlar arasında çatışmalara sebebiyet vermekte, hem de örgütün kurumsal imajına zarar vermektedir. Ayrıca sonuçlar bize kamuda atalet duygusunu önlemek adına şeffaf performans sistemi uygulanması, yönetim ile iletişimin güçlendirilmesi ve çalışanların mali haklarında iyileştirmeler yapılması gerektiğini göstermiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


