






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2019 Sayı 45</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1961</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>M.Ö.2. Bin’de ki Dokumacı Kadınlar (Arkeolojik Veriler Işığında)</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59632</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59632</guid>
      <author>Hülya KARAOĞLAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İlkel çağ insanının temel ihtiyacı sırasıyla beslenme, barınma, sonrasında da sıcaktan ya da soğuktan korunmak için örtünme ihtiyacıydı. Beslenme ihtiyacını erkek avcıların avladıkları hayvanlarda karşılıyorlardı. Giymek ihtiyacını karşılamak için ise; ilk önceleri avladıkları hayvanların derilerini kullandılar. Zaman içerisinde daha iyisine ulaşmak isteyen insanoğlu ip üretmeyi dolayısıyla da kumaş dokumayı keşfetti. Tunç Çağı’nda ise madenle tanışmasıyla birlikte madeni işlemek ve kullanmak için erkeğin savaşçı ve fiziksel gücünü keşfetti. İp üretip dokuma yapmak işini ise kadınlar üstlendi. İçinde bulunduğumuz çağdan 4000 yıl öncesine ait yazılı metinlerden anladığımız o yıllarda da kadınlarının farklı farklı işlerde sorumluluk aldığıdır. En yoğun görevlerinden birisi ise kumaş üretmek olmuştur. Bu çalışmada arkeoloji çalışmaları sonucu gün yüzüne çıkarılan tasvirli eserler, yazılı belgeler, kabartma ve heykelciklerdeki dokuma sanatı ile uğraşan kadınlar incelenmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kur’ân-I Kerim’in Belâgat Yönü Ve İhlas Suresi’nin Belâgat Yönünden İncelenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59648</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59648</guid>
      <author>Yasin KARAKUŞ,, İbrahim AYDIN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Belâgat, “yerinde söylenilmiş doğru ve güzel sözü” konu ve gaye edinen bir ilim dalıdır. Belâgat, bize edebi ürünlerin anlaşılmasına yönelik katkıda bulunması yanında, bu ürünlerin değerlendirilmesine yardımcı olacak imkânlar da sunmaktadır. Bu imkânlardan biri de edebî sanatlardır. Belâgatin kısımları üçtür: Meani, beyan, bedi. Meani, sözün duruma uygun bir şekilde ifade edilmesi; beyan, anlatılmak istenenin birbirinden farklı nasıl ifade edileceği; bedî sözü duruma uygun, açık, düzgün ve süslü söylenmesi demektir. Kurân-ı Kerim; son derece sade ve bir o kadar da anlaşılır bir yapıda olması, ayetlerinin mana olarak anlaşılır, akıcı, diziliş olarak kusursuz ve sağlam olması, açıklama ve anlatım yönteminin farklı olması ile belâgat yönünden eşsiz bir kitaptır. Bu özelliğini her bir ayetinde ve suresinde görmek mümkündür. İhlas suresi de işte bu özellikleri barındıran bir yapıya sahiptir. Dört ayetten oluşan, kısa olarak nitelendirebileceğimiz bir sure olmasına karşın, ayetleri müfessirler tarafından sayfalarca açıklanmıştır. Çalışmamızda İhlas suresinin ayetleri belâgat yönünden incelenerek ayetlerde hangi sanatların olduğu tespit edilmiş, bu sanatların anlama etkisi ortaya konmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerinde Çocukluk Çağı Travmaları, Beden İmajı ve Benlik Saygısı Arasındakı İlişki</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59626</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59626</guid>
      <author>Farana KHALİGOVA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları, beden imajı ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmanın örneklemini İstanbul Aydın Üniversitesinde okuyan üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemine 321 üniversite öğrencisi dâhil edilmiştir. Araştırmada Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Benlik Saygısı Ölçeği ve Beden İmajı Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları ile elde edilen veriler bilgisayar ortamına sayısal ifade olarak girilmiş ve bu veriler sosyal bilimler için istatistik paket programı (SPSS 25) kullanılarak istatistiksel analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda çocukluk çağı travmaları ile benlik saygısı açısından bir yordayıcı olduğu saptanmıştır. Beden imajı ve çocukluk çağı travmaları arasında ilişki saptanmamıştır. Ülkemizde üniversite öğrencilerine yönelik çocukluk çağı travmaları, benlik saygısı ve beden imajı arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma olmadığından, yapılan araştırmayla birlikte literatüre katkı sağlandığı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çağrı Merkezi Çalışanlarının Duygusal Emek ve İşten Ayrılma Niyetlerinin Demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59650</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59650</guid>
      <author>İlknur ÇEVİK TEKİN,, Tahir AKGEMCİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Duygusal emek, çalışanların duygularını örgüt kurallarına göre yönetmesidir. İşi gereği müşteriler ile bire bir ilişkide olan çalışanların duygusal tepkilerini örgüt için kabul edilebilir şekle sokmak veya örgüt amaçlarıyla uyumlu duygu gösterimleri yaratmak için çaba harcamaları gerekmektedir. Müşteriler ile birebir ilişkide olduğu için daima duygularını düzenlemek zorunda kalan çağrı merkezi çalışanlarının işten ayrılma niyetini ölçmeyi amaçlayan çalışma için GSM operatörü çağrı merkezinde çalışan 85 çalışana anket yöntemiyle sorular yöneltilmiştir. Çeşitli nedenlerden dolayı çalışma kapsamında 73 anket kullanılabilmiştir. Duygusal emek boyutunu ölçmede Öz (2007) tarafından, Grandey (1999) ve Bratheridge ve Lee’nin (1998) çalışmalarından Türkçeye uyarlanarak geçerlilik ve güvenirliği yapılan “Duygusal Emek Davranışları Ölçeği” kullanılmıştır. İşten ayrılma niyetini ölçmek için ise Cammann ve diğerleri (1983) tarafından geliştirilen ve Mimaroğlu (2008) tarafından Türkçeye çevrilen işten ayrılma niyeti ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda duygusal emek davranışının derinden davranma ve rol yapma boyutları ile işten ayrılma niyeti arasında anlamlı ilişkiler olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca farklılık testlerinde, cinsiyete göre yapılan t testinde ve iş deneyimine göre yapılan ANOVA testinde duygusal emek ve duygusal emek ile ilgili boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. İş tatmininde ise cinsiyete göre, medeni duruma göre, iş deneyimine göre anlamlı farklılıklar bulgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cytogenetic Approach For Diagnosis Of Patients With Mental Retardation</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59651</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59651</guid>
      <author>Özgür EROĞLU,, Serdar YÜKSEL</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsan genom projesinin tamamlanması ve moleküler genetikteki gelişmeler genetik hastlalıkların teşhisini kolaylaştırmıştır. Son 20 yılda bu konuda elde edilen bilgiler hızlı güvenilir bir biçimde genetik hastalıkların belirlenmesine olanak tanımıştır. DNA’nın keşfi, lenfosit hücre kültüründen metafaz plaklarının elde edilmesi ve preparat boyama yöntemleri, kromozomlarda oluşan sayısal ve yapısal düzensizleri mikroskop altında görülmesini sağlamıştır. Sitogenetik olarak tanımlanan bu alanda son 50 yılda büyük gelişmeler yaşanmıştır. Bu çalışmada daha çok X kromozomu ile ilgili Frajil X mental retardasyon olgularının sitogenetik yöntemler ile belirlenmesi üzerinde durularak, optimize edilmiş laboratuvar prosedürü verilmiştir. Ayrıca kromozom kırıklarının belirlenmesinde kullanılan sister kromatid exchange metoduna değinilmiştir. Bu yöntemler ile elde edilen boyanmış metafaz plakların orjinal fotoğrafları çalışmada gösterilmiştir. Kan kültürü ve boyama prosedürü aşamalarını her laboratuvar kendi koşullarına göre modifiye ederek daha iyi sonuçlar elde edebileceğini düşünmekteyiz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Devletlerin ve Ayrılıkçı Unsurların Jön Türk Hareketi Üzerindeki Etkileri</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59652</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59652</guid>
      <author>Şükrü NİŞANCI,, Adnan KARATAŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Osmanlı Devletinin son dönemlerinde, meşrutiyete dayalı bir yönetim oluşturmak ve anayasal düzeni sağlamak suretiyle devletin ayakta kalmasını hedefleyen Jön Türk hareketinin siyasal ve toplumsal açıdan birçok etkisi olmuştur. Bu hareket içerisinde yer alan siyasi aktörlerin faaliyetleri, hareketin desteklemiş olduğu girişimler ve hareketin düşünsel dayanakları birçok çalışmada araştırılmış ve tartışılmıştır. Ancak Osmanlı Devletinde yeni bir yönetim yapısının oluşturma hedefi taşıyan bu hareketin destekleyicileri ve kışkırtıcıları da hareketin icra ettiği faaliyetler kadar önem taşımaktadır. Bundan dolayı Jön Türk hareketine destek veren ve Jön Türklerin eylemlerinden kendi nam ve hesapları açısından olumlu ve olumsuz yönlerde çıktılar elde eden kesimlerin belirlenmesi, bu hareketin faaliyetlerinin farklı bir açıdan değerlendirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Çalışmanın odak noktasını Jön Türk hareketinin doğuşu, gelişmesi ve ihtilalci bir harekete evrilme sürecinde bu harekete destek veren yabancı ülkelerin ve ayrılıkçı unsurların belirlenmesi oluşturmaktadır. Ayrıca Osmanlı Devletinin son dönemlerinde meydana gelen önemli siyasi olaylar karşısında bu devletlerin ve ayrılıkçı unsurların vermiş oldukları tepkiler de (olumlu/olumsuz) değerlendirilmektedir. Böylelikle Jön Türk hareketi üyelerinin “devleti kurtarmak” amacıyla giriştikleri faaliyetlerin kimlerin çıkarlarına hizmet ettiği ya da kimlerin Jön Türklerin samimi ve iyi niyetli düşüncelerini ve faaliyetlerini kişisel emellerine kullandığı belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu çaba, Osmanlı Devletinin son dönemlerini farklı bir gözle yeniden okuma fırsatına da imkân sunabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Allah'ın İnsanlara Olan Hitabı</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59658</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59658</guid>
      <author>Mazhar DÜNDAR,, Hayati AYDIN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Yüce Allah insanlara ayeti kerimede de belirtildiği üzere üç şekilde hitapta bulunmaktadır: "Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakîmdir." (Şura, 42/51) Bir başka ifadeyle diyebiliriz ki, ilâhî hitaba insanlar üç aşamalı bir şekilde muhatap olmuşlardır. Buna göre insanlar, tıpkı diğer varlıklar gibi ilâhî hitaba birinci dereceden muhatap olmuşlardır. Beşer olarak fıtri bir şekilde sahip oldukları hususiyetler bu kapsama girmektedir. Kâinattaki her bir varlığın sahip olduğu özellikler gibi insanların da kendi türlerine has birtakım meziyetleri vardır. Evrendeki canlı-cansız tüm varlıkların kendi türlerine ait özellikleri ilâhî hitap sonucu almaları gibi insanlar da birinci dereceden vahiy ile bu ilâhî hitaba muhatap olarak kendilerine ait özellikleri almışlardır. Bal arısı, yer, gök ve diğer varlıkların muhatap olması gibi tüm insanlar da aynı şekilde bu ilâhî hitabın doğal muhataplarıdır. Tüm insanlarda ortak fıtri özellik olan din duygusu, akıllı olma, annelik-babalık güdüsü gibi beşeri ortak özellikler birinci derece ilâhî hitabın unsurlarıdır. İlâhî hitaba ikinci dereceden muhatap olanlar ise, nübüvvet öncesi ve sonrası peygamberler, âlimler, evliyalar gibi zühd ve takva sahibi insanları sayabiliriz. Bunlar, perde arkası/ilham suretiyle ikinci dereceden bu hitaba muhatap olan kesimlerdir. İkinci dereceden ilâhî hitaba muhatap olma durumu, insanlardaki standart seviyenin üstünde bir derecede olanlara Yüce Allah&amp;#39;ın bir lütuf olarak ilham/perde arkasından hitapta bulunmasıdır. İlâhî hitaba üçüncü derecede muttali olan insanlar ise peygamberlerdir, bu aşama kesbi değil, vehbi&amp;#39;dir. İlâhî hitabın bu üçüncü aşaması hariç, hitabın diğer iki şekli tüm aktifliğiyle devam etmektedir. Bu anlamda ilâhî hitabın sona ermesi demek "ma siva" nın yok olması anlamına gelmektedir. Çünkü Allah: "O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır" (Rahman, 55/29) yani, yarattıkları ile sürekli bir münasebet halindedir. Bu bildiride, dile getirdiğimiz ilâhî hitabın üç aşaması değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Demokrasinin İdeolojik Açılımları Üzerine Değerlendirmeler</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59659</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59659</guid>
      <author>M. Kubilay AKMAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Demokratik sosyalizm ve sosyal demokrasi çoğu zaman benzer anlamlarda kullanılan siyasi kavramlardır. Sosyal demokratik düşünce Fransız Devrimi’nin “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” ideallerinin nasıl toplumsallaşabileceğine dair sorular sormuştur. 19. Yüzyılda doğan, 20. Yüzyılın şekillenmesinde çok etkin olan demokratik sosyalizm (sosyal demokrasi) günümüzde güncel bir siyasi ideoloji ve akımdır. Sosyalizmin özgürlük ve demokrasi algısı eleştirel, dönüştürücü ve değiştirici bir toplumsal tahayyül sunar. Sosyalist Enternasyonal tüm dünyadaki sosyal demokrat partilerin bir araya geldiği bir uluslararası organizasyondur. Bu makalede SE’nin temsil ettiği özgürlük ve toplumsal adalet anlayışının ana hatları tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>The Analysis of Woman School Managers Problems in Terms of Management Processes Based on Certain Variables</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59657</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59657</guid>
      <author>Ahmet YILDIRIM,; Mustafa CELIKTEN; Tymofyi DESYATOV , Yevgeny LODATKO</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Eğitim yönetimi, eğitimi şekillendiren, onun niteliğini doğrudan etkileyen bir süreçtir. Bu yüzden kaliteli bir eğitim için; dinamik, etkili ve yönetim süreçlerini sağlıklı bir şekilde işletecek yönetim şarttır. Okullara yön veren eğitim yöneticilerinin, okulların performansını etkilemekte önemli rolleri vardır. Okul yöneticileri bu rolleri sergilerken bir takım süreçlerden geçerler. Okul yöneticisi; sağlıklı kararlar almak, iyi planlama yapmak, amaçları gerçekleştirebilecek şekilde örgütlemek, iyi bir iletişim ağı oluşturarak kanalları sürekli açık tutmak, okuldaki iş görenleri etkilemek ve onları güdülemek, eğitim-öğretim ile ilgili bütün etkinlikleri sürekli olarak değerlendirmek ve değerlendirme sonuçlarına göre süreci yeniden gözden geçirmek işlevlerini en iyi biçimde yerine getirmek durumundadır. Okul yöneticileri bu durumlarını yerine getirirken bir takım problemler ile karşılaşırlar. Bu çalışmada kadın okul yöneticilerinin yönetim süreçlerinde karşılaştıkları problemler incelenmiştir. Araştırma evrenini Amasya ili ve ilçelerindeki kadın okul yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise Amasya’nın ilçelerinden 15 kadın okul yöneticisi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında “Okul Müdürlerinin Yönetim Süreçleri Açısından Karşılaştıkları Problemler Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, kadın okul yöneticilerinin yönetim süreçlerinde karşılaştıkları problemler yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık gözlenmezken, yöneticilikteki kıdem değişkenin değerlendirme alt boyutuna göre ve öğretmen sayısı değişkeninin etkileme alt boyutuna göre anlamlı farklılık çıktığı gözlenmiştir Ayrıca kadın yöneticiler çok büyük sorunlar ile karşılaşmamaktadır. Üst yöneticilerin eğitim-öğretim süresince okula tüm desteğini sağladığı görülmüş ve eşgüdümleme ve değerlendirme konusunda problem yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kriz Yönetiminde Otel İşletmesi Yöneticilerinin Bakış Açısı İncelemesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59640</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59640</guid>
      <author>Muharrem TUNA,; Akyay UYGUR , Emine Zeynep ULUER</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kriz her işletmede olduğu gibi otel işletmelerinde de önem taşımaktadır. İşletme kurucuları ve yönetim kadrosunun karşılaşabilecekleri kriz çeşitlerini önceden bilip tedbir almaları, kriz anını iyi yönetmeleri ve sonrasında oluşan verileri iyi değerlendirmeleri büyük bir kazanç olacaktır. Bu yüzden her işletme daha kuruluş aşamasında kriz yönetimi konusuna özen göstermelidir. Son yıllarda meydana gelen gerek küresel ölçekte gerekse yerel ölçekteki krizler turizm alanında faaliyet gösteren işletmeleri, çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıkıp olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Otel işletmesi yöneticilerinin olası krizlerde yaptıkları veya yapacakları yönetim planları ve proaktif yaklaşımları büyük rol oynamaktadır. Yöneticilerin proaktif yaklaşımları kriz durumundaki işletmeyi bulunduğu olumsuz pozisyondan kurtarıp krizi fırsata çevirebilmektedir. Otel işletmelerinin yaşamlarını devam ettirmelerinde önemli bir konu haline gelen krizler, kriz süreçleri ve otel işletmesi yöneticilerinin bakış açıları hakkında bilgi sunmayı amaçlayan bu çalışma teorik bilgiler ve uygulamaya ilişkin iki bölüm olarak ele alınmıştır. İlk bölümde teorik olarak kriz kavramı, krizin özellikleri ve otel işletmelerinde kriz türlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde otel işletmelerinde kriz yönetimini, otel işletmesi yöneticilerinin söylemek istediklerini anlamak adına genel değerlendirmeye yönelik mülakat yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mobbing Davranışlarının Çalışanların Verimlilik Algısına Etkisi ve Sosyo-Demografik Özelliklere Göre Karşılaştırılması (Hastane Örneği)</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59630</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59630</guid>
      <author>İbrahim BOZKURT,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüzde iş yerlerinde her ne sebeple olursa olsun, insanlar birbirlerine karşı rastgele veya planlı, kısa veya uzun bir süre, iş yerindeki makam veya mevkiinin vermiş olduğu yetki veya gücü kullanarak, toplu olarak hareket ederek birlikteliğin sağladığı güçle veya bireysel planlamalarla sinsi şekilde duygusal saldırı veya taciz içeren bir takım davranışlar sergileyebilmektedir. Planlı ve belirli bir süre devam eden yasadışı veya gayri ahlaki davranışlar “mobbing” olarak adlandırılmaktadır. Yazında farklı sektörlerde olmak üzere çalışanların çok fazla miktarda mobbing davranışlarına maruz kaldığı, bunun da insanlar üzerinde fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik zararlara yol açtığı belirtilmektedir. İş yerinde, çalışanı farklı boyutlarda etkileyen bu davranışlar iş motivasyonu ve performansını, yapılan işle ilgili verimli olunduğuna dair inanç ve algıyı da olumsuz yönde etkileyebilmektedir.&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada sağlık sektörü çalışanlarının maruz kaldığı mobbing davranışlarının çalışanların verimlilik algısı üzerindeki etkisi ve çalışanların çeşitli sosyo-demografik özelliklerine göre değişkenlerin farklılık gösterip göstermediği incelenmektedir. Bu amaçla bir kamu hastanesinde farklı meslek gruplarındaki 321 çalışana anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi aşamasında, mobbing davranışlarının alt boyutlarını belirlemek amacıyla faktör analizi, değişkenlerin çeşitli sosyo-demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla Bağımsız örneklem t-testi ile Tek Yönlü Varyans Analizi ve değişkenler arasındaki ilişki ve etki yönünü belirlemek içinse Korelasyon ile Regresyon Analizi yapılarak geliştirilen hipotezler test edilmiştir. &lt;p style="text-align:justify"&gt;Mobbing davranışlarının bazı alt boyutları cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, unvan/pozisyon ve gelir düzeyine göre farklılıklar gösterirken, çalışanların verimlilik algısı ise yaş, öğrenim durumu, unvan/pozisyon ve gelir düzeyine göre farklılık göstermektedir. Mobbing davranışları alt boyutlarından dışlanma ve işle ilgili eleştirinin, çalışanların verimlilik algısını olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


