






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2019 Sayı 43</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1959</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Göçmen / Mülteci / Sığınmacı Hastalara Bakım Veren Hemşire ve Ebelerin Karşılaştıkları Güçlüklerin Belirlenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59563</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59563</guid>
      <author>Cemile SAVCI,, Gülser ŞERBETÇİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte olup, göçmen / sığınmacı / mülteci hastalara bakım veren hemşire ve ebelerin karşılaştıkları güçlükleri belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmanın evrenini, 10.07.2017-01.10.2017 tarihleri arasında İstanbul ilinde 10 sağlık kurumunda görevli 1800 hemşire ve ebe oluşturdu. Örneklemini ise, araştırmaya dahil olma kriterlerini karşılayan gönüllü 322 hemşire ve ebe oluşturdu. Verilerin toplanmasında toplam 18 sorudan oluşan “Yapılandırılmış Bilgi Formu” kullanıldı. Veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 22 programı kullanılarak tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ile analiz edildi. Çoğunluğunu (%91) hemşirelerin oluşturduğu bu çalışmada, %63’ünün lisans mezunu olduğu, %31.4’ünün meslekte çalışma süresinin 5-9 yıl arasında olduğu saptandı. Araştırmaya katılan hemşire ve ebelerin çoğunlukla (%90.7) Suriye’den gelen göçmen /sığınmacı /mülteci bireylere bakım verdiği, araştırmanın yürütüldüğü sağlık kurumlarında sadece iki eğitim ve araştırma hastanesinde birer tercüman bulunduğu belirlendi. Hemşire ve ebelerin hastaya bakım verirken sıklıkla “hasta ile iletişimde dil engeli” (%81.7), “bakım verilen hastaların tıbbi özgeçmişlerinin bilinmemesi” (%74.2), “hasta yakınlarıyla dil engeli” (%73.3) ve “kültürlerarası farklılık” (%57.1) sorunlarıyla karşı karşıya kaldıkları saptandı. Araştırmaya katılan hemşire ve ebelerin çoğunlukla Suriye’den gelen bireylere bakım verdiği, sadece iki eğitim ve araştırma hastanesinde tercüman bulunduğu, bakım verirken yaşanan güçlüklerin sıklıkla dil engeli ve kültürel farklılıklardan kaynaklandığı belirlendi.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Merdümgirizliğin Haklı Zemini: Modern Yaşamda Uzlet</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59582</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59582</guid>
      <author>Adnan ARSLAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsan olmanın kaçınılmazlardan biri olan sosyalliğin aksine kimi zaman da Müslüman açısından istisnai bir durum olarak “mahremiyet” ve gerektiğinde de toplumdan soyutlanma anlamında “uzlet” gerekli olmaktadır. Müslümanca bir yaşam sürdürmek isteyen mütedeyyin birey, zaman zaman yaşadığı toplumun ıslahı kolay olmayan yozlaşmaları ile muhatap olmak zorunda kaldığında ister istemez kendini izole etmek durumundadır. Hadislerde “uzlet” olarak tavsiye edilen bu kaçış, mevcudu koruma adına proaktif bir reflekstir. Yaşadığı toplumun gayr-i ahlaki ve gayr-i İslami davranışlarından kaçınmak maksadıyla nebevi bir “bireysellik”tir. Her ne kadar Sünnette asıl olan diğergâmlık ve halkla iç içe bulunmak da olsa bunun bir istisnası olarak kimi zaman da “uzlet” ön görülmüştür. Bu makale Sünnet-i Seniyyenin tavsiye ettiği ve yıllar içerisinde de tasavvuf ekollerinde sistemleşen “uzlet” pratiğinin modern yaşam koşullarında uygulanma keyfiyeti üzerinde durmaktadır. Hangi şartlarda ve kimlere karşı uzlete çekilmesi gerektiği hususunda değerlendirmelerde bulunacaktır. Girişte uzleti gerekli kılan şartların neler olduğuna dair bilgi verilecektir. Sonrasında ise bu zamanın şartlarında özellikle de iş hayatında uzletin tatbiki hakkında sarf-ı kelam edecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Deaş (İşid) Örneği ile Meya ve Terör İlişkisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59599</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59599</guid>
      <author>Bülent SARIDİKEN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Özet Kitle iletişim olanaklarının artması ve günlük hayatı kuşatması ifade özgürlüğünü geliştirirken terör gruplarına da propaganda olanağı hazırlamaktadır. Bu noktada terör örgütleri gerçekleştirdikleri silahlı eylemlerin yanında her geçen gün farklı medya araçlarına entegre olarak ideolojik etki alanlarını genişletmektedir. Özellikle son dönemde küresel bir örgüt olarak Suriye ve Irak’ta yaygın etki gösteren DEAŞ (IŞİD) da medyayı etkin şekilde kullanan bir örgüttür. Bu çalışma medya ve terör ilişkisini DEAŞ örneğiyle ele almaktadır. Araştırma sonucunda da görülmektedir ki DEAŞ yazılı ve görsel medya araçlarını etkin şekilde kullanmaktadır. Örgüt interneti ve medya araççlarını propaganda, tanıtım, seferberlik, istihdam, kordinasyon, planlama ve psikolojik savaş amacıyla kullanmaktadır. Bu durum örgütle mücadeleyi yalnızca silahla gerçekleştirilebilecek kadar basit olmadığını örgütün dijital propaganda faaliyetlerinin de sonlandırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bunun yanında çalışmada terör ve medya konusunda yerli ve yabancı akademik araştırmalardan oluşan literatüre dayanan detaylı bir bilgi ve analiz sunulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Duygu Yönetiminin İş-Aile-Yaşam Dengesi Üzerindeki Etkisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59600</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59600</guid>
      <author>Emine ŞENER,, Musa ÖZATA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, banka, muhasebe, finans ve sigorta sektörü çalışanlarının duygu yönetiminin iş-aile-yaşam dengesinin üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Araştırma, Kırşehir ilinde görev yapan ve 193 gönüllü çalışan ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama amacıyla, Apaydın (2011) tarafından geliştirilen “İş- Aile Yaşam Dengesi Ölçeği” ve Titrek (2004) tarafından geliştirilen “Duyguları Yönetme Yeterlikleri Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler istatistik paket programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre, katılımcıların çoğunluğu bankacı, erkek, 26-30 yaş aralığında ve evlidir. Araştırmada kullanılan ölçeklerden iş-aile-yaşam dengesi ölçeğinin alt boyutları ile duygu yönetimi arasında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre, katılımcıların duygu yönetimi puanlarındaki bir birimlik artış, iş-aile-yaşam dengesinde .805’lik bir artışa neden olmaktadır. Ek olarak, duygu yönetimi, iş- aile yaşam dengesinin % 046’sını açıklamaktadır. Elde edilen sonuçlara göre, iş yerinde duygu yönetiminin üzerinde durulması gereken önemli değişken olduğu düşünülmektedir. Bu sonuçtan hareketle çalışmada, organizasyonların duygu yönetimini, hizmet içi eğitim programlarında temel eğitim sürecine yerleştirilmeleri önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Turizm Çeşitliliğinin Gelişmesi Açısından Şanlıurfa Coğrafi İşaretlerinin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59601</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59601</guid>
      <author>Mahmut BARAKAZI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Çok eski yıllara dayanan tarihi ve zengin kültürel miras kapasitesiyle Mezopotamya bölgesinin bir şehri olan Şanlıurfa, özgün mimari ve geleneklerinin yanı sıra yöresel yiyecekleriyle de ön plana çıkmaktadır. Şanlıurfa’nın sahip olduğu tarihi zenginliklerin başında yemek kültürü gelmektedir. Şanlıurfa, kendisine özgü yemekleri Türk Patent Enstitüsü’ne başvurularla coğrafi işaret ile tescillemektedir. 2019 yılı itibariyle Şanlıurfa iline ait 27 adet coğrafi işaret ürünü bulunmaktadır. Bu kapsamda Şanlıurfa’nın kültür ve inanç turizmi ile birlikte gastronomi turizmi açısından da önemli bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir. Araştırmanın amacı Şanlıurfa’nın sahip olduğu coğrafi işaretlerin bölge turizm çeşitliliğine ne düzeyde katkı sağlayacağının kavramsal bir bakış açısıyla değerlendirilmesidir. Coğrafi işaretlerin hem turistik çeşitlilik oluşturduğu hem de gastronomi turizmi kapsamında bölge turizminin gelişimine destek sağlayarak tanıtım ve farkındalık oluşturmada bir amaç yüklendiği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Semâvî Dinlerde Yorum Bilim Geleneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59602</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59602</guid>
      <author>Hüseyin DOĞAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Başlangıçta bir kavram ya da teknik bir terim olarak bulunmasa, kuralları ve çerçevesi belirlenmemiş olsa da, insanlar yeryüzünde ortaya çıkıp iletişim kurmaya başladıktan sonra, ister insani düzlemde isterse de kutsal metinler bazında olsun karşılaştıkları olay ya da nesneleri anlamak ve yorumlamak istemişlerdir. İnsanoğlu, var olduğu günden bugüne değin başlangıçta çok bilinçli, sistematik, bilgisel ve yöntemsel olmasa bile bilinçsiz bir şekilde, karşılıklı anlama ve yorumlama ve hatta ve hatta tartışma sürecine girmek suretiyle, esasında yorum bilimin ilk uygulamasını ya da pratiğini yapmıştır. Yorum Bilim, düşünce tarihi içerisinde sadece belli bir dine veya belli bir mezhebe özgü bir hususiyet olmadığı gibi, kuramsal olarak dinsel metinlerle de sınırlı bir husus değildir. Bu bakımdan insanlık tarihinin karanlık sayfaları geriye doğru çevrildiğinde yorum bilim anlayışının, kuramsal çerçevede köken ve doğuş itibariyle antik uygarlıklara kadar uzandığı hatta Hint dinleri ve özellikle de Berahime gibi değişik kültür ve bilim havzalarında dinî ve felsefi düzeyde kullanıldığı gözlemlenmektedir. Bu makalede, İslâm’dan önceki değişik din ve kültür çevrelerinde varlık bulmuş olan yorum bilim anlayışının bu çevrelerde nasıl anlaşılmış olduğunun tespiti ile birlikte anlambilim ve yorum bilim anlayışından çok farklı bir yapı ve statüye sahip olan te’vîl kavramının dinî ve kültürel temelleri tanıtılmış olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hafif Mental Retarde Çocuklara Sahip Ebeveynlerin Yas Tepkilerinin Sosyo-Demografik Özelliklerine Göre İncelenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59603</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59603</guid>
      <author>Ceren ALTINTAŞ BIÇAKÇI,, Engin EKER</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırma hafif mental retarde çocuklara sahip ebeveynlerin, bu durumdan dolayı yaşadıkları yas tepkilerinin sosyo demografik özelliklerine göre incelenmesini kapsamaktadır . Araştırma; 2018-2019 Eğitim ve Öğretim yılının, İstanbul ili Sarıyer, Kağıthane, Eyüp İlçelerindeki 6-12 yaş aralığındaki wisc-r zeka testine göre hafif mental retarde tanısı almış çocukların ebeveynlerini kapsamaktadır. Araştırmaya 150 anne ve 150 baba olmak üzere 300 hafif mental retarde çocuğa sahip anne/baba katılmıştır. Çalışmada ebeveynlerin çocuklarının tanısından sonraki dönemde yas süreçlerini incelemek için “Yas Ölçeği”,” ve araştırmada yer alan ebeveynlerin demografik özelliklerini tanımlamak için “Kişisel Bilgi Formu” uygulanmıştır. Analizde frekans dağılımı, t-testi, tek yönlü varyans (One Way Anova), scheffe post-hoc, pearson korelasyon, spearman rho analiz teknikleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda hafif mental retarde çocuklara sahip ebeveynlerin yas süreci sosyo demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde olumlu cevap verilmektedir. Yas ölçeğinde annelerin toplam yas puanıyla kendilerinin kaçıncı evlilik yaptığı arasında ve eşlerinin (babaların) kaçıncı evlilik yaptığı arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Babaların toplam yas puanı ile kendilerinin kaçıncı evliliği yaptığı ve eşlerinin (annelerin) kaçıncı evlilik yaptığı arasında da pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Annelerin yas ölçeği davranışsal alt boyutunda annelerin yaşına göre farklılaştığı bulunmuştur. Annelerin yas ölçeği duygusal alt boyutundan elde edilen puan ortalamaları öğrenim düzeyine göre farklılaştığı bulunmuştur. Babaların yas ölçeği davranışsal alt boyutunda ve toplam yas puan ortalamasında öğrenim düzeyine göre anlamlı bir fark görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Algılanan Örgütsel Destek ve İşe Angaje Olma Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Sağlık Sektöründe Bir Araştırma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59604</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59604</guid>
      <author>Ferah KEKLİK OKUL,, Diler YAMAN KAHYAOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı, örgütsel destek algısı ve işe angaje olma düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemek, örgütsel destek algısı ile işe angaje olmanın demografik faktörler açısından farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmektir. Araştırmanın hedef evreni, Mersin ili Tarsus ilçesine bağlı hastane ve aile sağlığı merkezlerinde çalışanlardan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen, 4 hastane ve 5 aile sağlığı merkezinde farklı birimlerde çalışanlar oluşturmaktadır (n=142). Çalışmada veri toplamak amacıyla Eisenberger vd. (1986) tarafından geliştirilen tarafından geliştirilen “Algılanan Örgütsel Destek Ölçeği” ile Schaufeli vd. (2002) tarafından geliştirilen “İşe angaje olma ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 23 paket programı kullanılmıştır. Veri analizlerinde tanımlayıcı istatistikler (frekans, aritmetik ortalama, standart sapma), bağımsız gruplarda t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi ile basit regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, algılanan örgütsel destek ile işe angaje olma arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu ve sağlık sektörü çalışanlarının işe angaje olmalarının %25 oranında algılanan örgütsel destek düzeylerine bağlı olduğu ortaya çıkmıştır. ________________________________________</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Halkla İlişkiler Aracı Olarak Kullanılan Twitter’ın Basın Ajansı/Tanıtım Modeli Bağlamında İncelenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59606</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59606</guid>
      <author>Özlem Çağlan BİLSEL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;belirlenmiş planlı iletişim çabalarının tümünü kapsayan halkla ilişkiler faaliyetlerinde geleneksel iletişim teknolojileri ile birlikte yeni iletişim teknolojileri de kullanılmaktadır. Yeni iletişim teknolojileri kullanıcı odaklı yapısıyla insanlara iki yönlü iletişim fırsatı tanımaktadır. Sosyal medya olarak bilinen bu ortam; insanları, kitleleri bir araya getirmesi açısından önemli bir mecra olarak görülmektedir. Bu durum halkla ilişkiler çalışmalarını yürütenler açısından düşünüldüğünde hedef kitleyle doğrudan iletişim kurmak, hedef kitleyi tanımak ve beklentilerini öğrenmek gibi önemli işlevler üstlenmektedir. Web 2.0 tabanlı sosyal medya uygulamaları; hedef kitleyle aracısız olarak zamana ve mekâna bağlı kalmadan iletişim kurabilme, kullanıcılara enformasyonu metin, ses, grafik, imaj ve video gibi birden çok unsurla duygu ve düşünceleri rahatça aktarabilme, kullanıcılardan daha etkin ve anında geri bildirimler alma gibi avantajlar sağlamaktadır. Kurum, kuruluş kadar kişiler de bu avantajlardan faydalanmaktadır. Bu tez çalışması, hava koşullarının iyileşmeye ve dolayısıyla açık hava konserlerinin yoğunluk kazanmaya başladığı, yaz tatilini de içine alan 1 Mayıs-31 Ekim tarihleri arasını oluşturan süreçte yeni iletişim teknolojilerinden Twitter’ın ünlüler tarafından kullanım pratiklerinin, halkla ilişkiler modellerinden biri olan Basın Ajansı/Tanıtım Modeli ile ilişkilendirilip ilişkilendirelemeyeceğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında SocialBackers adlı sosyal medya şirketinin araştırma raporundan elde edilen 2017 yılında (Mayıs ve Ekim ayları) Türkiye’de Twitter’da en çok takipçisi olan ilk on pop sanatçısının resmi Twitter hesaplarındaki paylaşımları güncellik, multimedya özellikleri, paylaşılan mesajların içerikleri, etkileşimlilik, iletişimin yönü ve basın ajansı modeline uygunluk açısından incelenmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda; incelenen ünlülerin Twitter paylaşımları genel olarak içerik, multimedya özellikleri ve etkileşimlilik unsuru bakımından benzerlik göstermektedir. Ancak incelenen ünlülerin Twitter paylaşımlarının genel olarak Basın Ajansı/Tanıtım Modeline uygunluk gösterdiği ve ilgili ünlülerden bazılarının Twitter’ı iki yönlü iletişim unsuruna uygun olarak kullandıkları ve takipçilerine cevap verdikleri gözlemlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İş-Aile ve Aile-İş Çatısmasının Çalışanların İş ve Yaşam Tatminleri Üzerindeki Etkisi: Kamu Kurumunda Bir Araştırma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59607</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59607</guid>
      <author>Umut DAĞISTAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Küreselleşmeyle birlikte iş yaşamı ve iş yapma pratikleri de hızla değişmiştir. Çalışanlar yoğun iş temposunda çalışmakta ve bunun sonucu olarak da stres çalışmanın bir parçası haline gelmektedir. Yoğun çalışma temposu aile yaşamını da etkilemektedir. İş ve aile hayatı bireyin hayatında önemli yer tutan birbirinden farklı iki alandır. İki alan da yoğun enerji ve zaman talep etmektedir. İş-aile ve aile-iş çatışması günümüzde çalışan bireyin karşılaştığı en önemli sorunların başında gelmektedir. Bu durum sadece çalışma verimliliğini düşürmekle kalmamakta, aynı zamanda bireylerin yaşam tatminlerini, dolayısıyla hayattan aldıkları mutluluğu da azaltmaktadır. Hem iş hayatının hem de aile hayatının dengeli bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Bu çalışmada iş-aile ve aile-iş çatışmasının çalışanın iş ve yaşam tatminleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Antalya ilinde bir kamu kurumunda yapılan araştırmaya göre, iş-aile ve aile-iş çatışmasıyla çalışanların iş ve yaşam tatminleri arasındaki negatif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Antik Yunan’da Demokrasi: Yaklaşımlar, Deneyimler ve Darbeler</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59608</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59608</guid>
      <author>Hüseyin AYDOĞDU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmamızda, Antik Yunan’da demokrasinin ortaya çıkışını, gelişimini ve darbe kültürünün nasıl oluştuğunu bazı düşünürlerden ve deneyimlerden hareketle incelemeyi amaçladık. Dünya siyasi tarihinde Antik Yunan, monarşi, aristokrasi, cumhuriyet, timokrasi, oligarşi ve demokrasi gibi farklı yönetim biçimlerinin görüldüğü ilk medeniyetlerden biridir. Demokrasi ile darbe birbirlerine zıt iki kavramdır. Buna rağmen demokrasinin olduğu her yerde darbe kültürü de oluşup gelişmiştir. Oysa demokrasinin olduğu yerde darbeden, darbenin olduğu yerde ise demokrasiden söz edilemez. İlk demokrasi deneyimleri Antik Yunan’da olduğu gibi, ilk darbe deneyimleri de yine orada olmuştur. Antik Yunan’da demokrasi insan doğası, vicdan ve akıl üzerine temellendirilmiş olmasına karşın, onun üzerinde ortak bir tanım ve görüş birliği yoktur. Bu dönemde demokrasi yanlısı düşünürler olduğu gibi demokrasi karşıtı düşünürler de vardır. Antik Yunan’da demokrasi Perikles döneminde etkili bir şekilde uygulanarak, Atina site-devletini gücünün doruğuna çıkarmıştır. Birçok düşünüre göre demokrasinin önündeki en büyük engel darbedir. Buna rağmen bazı filozoflar iktidara gelmede darbeyi bir araç olarak görmüşlerdir. Hatta Elealı Zenon gibi bilfiil darbe teşebbüsünün içinde yer alan filozoflar bile olmuştur. Sonuç olarak, yaklaşık 2500 yıl kadar bir geçmişi olan demokrasi, günümüze, uzun, zor ve yorucu bir yolculuğun sonunda gelebilmiştir. Demokrasiyi korumanın ve kollamanın yolu darbeden değil, adaletli, eşitlikçi, özgürlükçü, katılımcı, çoğulcu ve seçime dayalı politik sistemden geçmektedir. Darbe iktidara gelmede asla meşru, doğru ve demokratik bir araç değildir, aksine toplumda şiddeti ve totalitarizmi meşrulaştırmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Parasal Büyüklük (M0) Ve Enflasyon, Türkiye Örneği (2001-2018)</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59609</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59609</guid>
      <author>Rıdvan KARACAN,, Vedat CENGİZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bir ekonomi için en önemli makroekonomik göstergelerden biri de enflasyondur. Son dönemde Türkiye ekonomisinde yaşanan yüksek enflasyon olgusunun nedenleri tartışılmaktadır. Literatürde enflasyonun nedenleri konusunda farklı görüşler yer almaktadır. Bunlardan biri de para arzının kontrolsüz bir şekilde artışıdır. Türkiye&amp;#39;de son dönemde yaşanan enflasyonun da bu sebeple ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Bu amaçla para arzı ile enflasyon arasındaki ilişki, 2001-2018 dönemi Türkiye ekonomisi için test edilmek istenmiştir. Çalışmada enflasyonu temsilen, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE); Para arzını temsilen, Dolaşımdaki Para Miktarı (M0) değişkenleri kullanılmıştır. İlgili veriler T.C. Merkez Bankası (TCMB) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) web sayfalarından derlenmiştir. Ampirik analiz ARDL Sınır Testi Modeli kullanılarak yapılmıştır. Türkiye Ekonomisi için elde edilen sonuçlara göre, sadece kısa vadede para arzı artışı enflasyona neden olmaktadır. Uzun vadede para arzı artışı ile enflasyon arasında bir ilişki bulunamamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karasu Havzası (Aksaray) Hidroğrafyası</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59611</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59611</guid>
      <author>Halil Mesut BAYLAK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Karasal iklimden doğan irili ufaklı akarsular, volkanik formasyonları işleyerek Kapadokya bölgesinde ki görselliği oluşturma çabası sunarlar. Araştırma sahamız olan Karasu da bu olaya tanıklık yapan ve katkı sağlayan bir akarsuyumuzdur. Karstik sahalarda daha çok görülen kaynak sularıyla beslenen akarsuları, Hasandağı volkanik sahası içerisinde de görmekteyiz. Karasu havzası, Büyük Konya Kapalı Havzası’na dahildir. Aksaray ili sınırları içerisinde ve 233 km&amp;sup2;’lik bir alana sahiptir. Melendiz suyunun en büyük kolunu oluşturur. Karasu birçok pınardan beslenir hatta bazıları yan kollarını oluşturur. Bazıları ise özellikle yamaçlar boyunca oluşan mevsimlik dereler sularını ana akarsuya ulaştıramadan son bulurlar. Melendiz suyu ile birleştiği alanda Mamasun Barajı’nı oluşturmuştur. Karasu, kendi çevresinde kurulmuş Gülağaç İlçesi, Demirci Köyü, Bozcayurt, Alanyurt gibi yerleşim birimlerinin can damarını oluşturur. Taşımış olduğu alüvyonlarla Aksaray Ovası’nın en verimli kısımlarını oluşturur. Aksaray ilinin doğusundadır. Doğusunda Mamasun barajı batısında Acıgöl (Nevşehir) havzası, Güneyde Ilısu havzası ve Melendiz Suyu ana akarsuyu , kuzeyinde ise Ekecik havzasına dahil olan Delihebil ve Akmezar köyleri bulunmaktadır. Konglomera, kalker, kil, gre, jips ve tüflerin üst örtü olarak bulunduğu bir alanda akmaktadır. Bu durumdan dolayı akarsu bol miktarda alüvyon taşımakta ve eğimin azaldığı yerlerde alüvyon birikintileri meydana getirmekte, akarsu ağı genişlemekte ve menderes çizerek akmaktadır. Havza bozkır step bitki örtüsünün egemen olduğu sahada yer almaktadır. Bu sebeple: bitkiler tarafından su kaybı az olmaktadır. Havza ilkbaharda yağmur, kış aylarında kar yağışlarının etkisindedir. Yaz aylarında ise kırkikindi yağışları görülür. Akarsu örgülü drenaj özelliği göstermektedir. Akım yaz aylarında azalır. Ancak kaynaklarla beslenen bir akarsu olduğu için tamamen kurumaz. Akım ilkbaharda fazladır. Karasu, yağmur, kar ve kaynaklarla beslenen bir akarsu olduğu için nispeten düzenli bir rejime sahiptir. Akarsu, enine tabanlı bir vadi boyunca akar. Akış katsayısı oranı 0,149’dur. Bir ova boyunca aktığının göstergesidir. Akarsu hızı eğimin azaldığı ve yükün arttığı sahalarda yavaş iken beslenmenin arttığı ve eğimli yamaçlar boyunca hızlıdır. Akarsu yatağı ortalama %0,3’lük bir eğim göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlk ve Ortaokul Yönetici ve Öğretmenlerinin Okul Güvenliğine İlişkin Algıları</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59612</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59612</guid>
      <author>Ahmet AKBABA,, Hüseyin KAPCAK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Araştırmanın amacı Van ili İpekyolu İlçesindeki 2019&amp;ndash;2020 eğitim-öğretim yılında ilk ve ortaokullarda görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin, okul güvenliğine ilişkin algılarını belirleme ye yönelik nitel bir çalışmadır. Araştırma durum saptamaya yönelik betimsel bir çalışma olduğundan görüşme yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmada Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen güvenlik ve geçerliliği uzman görüşleriyle test edilen beş soru gönüllülük ilkesine göre seçilen 7 okul yöneticisi ve 5 öğretmene uygulanmıştır. Soruların cevapların kayıt altına alınan araştırmanın çözümlemeleri ve değerlendirmesi tamamlanmıştır. Çalışma sonucunda öğretmen ve okuldaki yöneticilerin ilk ve ortaokulda görevli yönetici ve öğretmenlerin güvenlik ile ilgili her aşamada merkezi bir rol oynadıkları ve azami dikkat sağlayarak tedbirler aldıkları gibi sonuçlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Göç Sürecinde Göçmenlerin Karşılaştıkları Sorunlar</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59613</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59613</guid>
      <author>Leyla ERCAN,, Uğur GÜRGAN , Nuray TAŞTAN AKDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Evrensel ve çesitli nedenlere bağlı bir olgu olan göç, tarih boyunca toplumların ve bireylerin yaşamını ekonomik, sosyal, siyasal ve psikolojik bakımdan çok yönlü ve karmaşık bir biçimde etkilemistir. İnsanlık tarihiyle yaşıt olan göç olgusu, insanların farklı nedenlerle oturduğu bir yeri, kesin bir şekilde ya da geçici sürelerle terk etme durumudur. Göçün hangi türü yaşanırsa yaşansın bireyler ve toplumlar; ekonomik, siyasal, kültürel, sosyal ve psikolojik bakımdan çok yönlü ve karmaşık bir biçimde etkilenmektedir.Bu çalışmada, göç kavramları ve göçün nedenleri açıklanmış , göç yaşantısının bireyin psikolojik sağlığı üzerindeki etkilerini açıklayan kuramlar ve görüşler hakkında bilgi verilmiştir. Göçmenlerin yaşadıkları sorunlar ve uyum problemleri tartışılmıştır. Ayrıca bazı öneriler verilmiştir .</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İslam’da Hayvan Hakları</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59614</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59614</guid>
      <author>Kadir DEMİRCİ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu makale, İslam’da hayvan hakları konusunu ele almaktadır. Konu, Kur’an, Sünnet, İslam Hukuku, İslam Toplumları, İslam Kültür ve Edebiyatı alanlarını içine almaktadır. Makale konunun bu boyutlarını bütünüyle ele almaya imkan vermediği için sadece konunun Kur’an ve Sünnet çerçevesi üzerinde durulmuştur. İçinde yaşadığımız zaman diliminde gitgide değerlerde bir yozlaşma gözlemlenmektedir. Bunun en görünür veçhesini hayvanlara karşı yapılan kötü muameleleri içeren davranışlardaki artış oluşturmaktadır. Bu kötü manzara, toplumun en temel değeri olan İslam’ın bu konudaki bakışını tekrar zihinlerde tazelemeyi gerekli kılmaktadır. Kur’an’da yirmi sekiz hayvanın ismi anılmaktadır. Ayrıca Kur’an’ın altı sûresinin ismi bir hayvanın adı ile adlandırılmıştır. Kur’an’da hayvanlar bizim gibi ümmetler olduğu vurgusu ile asla ötekileştirilmeyen, alt bir sınıfa indirgenmeyen, Allah’ı tesbih eden, O’na secde eden varlıklar olarak anlatılmaktadır. Hz. Peygamber’in Sünnet’inde ise konu daha büyük bir ehemmiyetle ele alınmaktadır. Hz. Peygamber hayvanlarla iç içe bir hayat sürmüş, devesini, atını, eşeğini isimlendirmiş, onlara güzel muamelelerde bulunmuş, hatta ihtilaflı meselelerde devesinin hakemliğine müracaat etmiştir. On beş asır öncesinden dile getirilen bu zengin bakış açısının bugün için tekrar hatırlanmaya olan ihtiyacı oldukça büyüktür</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A Research On The Relationship Between Mobbing Applications And Motivation In Healthcare Institutions</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59624</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59624</guid>
      <author>Zehra ANTEP,; Gülfer BEKTAŞ ; Ufuk ALTIN , Arzu İRBAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Mobbing olgusunun temel bileşeni, hedef alınan kişinin duygusal ve psikolojik sağlığını derinden etkilemek ve onu saf dışı etmektir. Dünyanın hemen her yerindeki örgütlerde görülen mobbing olgusuna ilişkin çalışanlara ve yöneticilere ışık tutması amacıyla hazırlanan bu çalışmada sağlık kurumlarında mobbing uygulamaları ile motivasyon arasındaki ilişkinin incelenmektedir. Bu amaç doğrultusunda üç ana hipotez belirlenmiştir. Hipotezleri test etmek için İstanbul ilinde bir kamu hastanesinin doktor hemşire ve idari personelden oluşan çalışanlarına anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiki analizi SPSS programı ile yapılmış olup değişkenler arasındaki farklılık ve ilişkinin ortaya çıkarılmasında ise faktör, güvenilirlik, korelasyon, frekans dökümü, ANOVA analizlerinden yararlanılmıştır. Analizler sonucunda elde edilen bulgular sağlık kurumlarında mobbing uygulamaları ile motivasyon arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre mobbing davranışlarında meydana gelen artışların çalışan motivasyonunu olumsuz etkilediği ortaya çıkmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hüdâyî Vasiyyetnâmesi ve Tasavvuf</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59623</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59623</guid>
      <author>İsa ÇELİK,, Ömer NECÂTÎ</author>
      <description>Tasavvuf üç temel İslamî ilimden birisi olan ahlâk ilminin eğitimi ve uygulamasından başka bir şey değildir. Tasavvuf tarihi, Allah (c.c.) dostlarının hallerinden ve kullandıkları metodlardan bahseder. Tasavvuf tarihinde on iki temel tasavvuf ekolü zuhûr etmiştir. Kâdiriyye ekolü bunlardan biridir. Kâdiriyye ekolünün Hâlisiyye Şubesi, Anadolu’da büyük ölçüde, Hacı Ömer Hüdâyî Baba Kövengî (k.s.) (1821/1905) vasıtası ile intişâr etmiştir. Kâdiriyye ekolü içinde, büyük ve önemli bir şube olan Hâlisiyye, Abdurrahmân Hâlis Kerkûkî (k.s.) (1275/1858) tarafından Kerkük’te kurulmuştur. İbâdet, zikir, tefekkür, Allah (c.c.) ve Peygamber (a.s.) aşkı, Hâlisiyye kolunun ana prensiplerini teşkil eder. Hacı Ömer Hüdâyî Baba’nın (k.s.) tasavvufî fikirlerini, Dîvân-ı Hüdâyî, Vasiyyetnâme adlı eserlerinde görmek mümkündür. Ayrıca hulefâsına ait eserler ve icâzetnâmeler Hüdâyî ekolü hakkında detaylı bilgiler sunmaktadır. Sûfînin vazîfeleri, manzûm bir dille, Ömer Hüdayi Baba Vasiyyetnâmesi’nde anlatılmıştır. Sağlam bir itikat, kitap ve sünnete bağlılık, zikir, mürşidin gönlüne yönelmek ve benliğin eritilmesi vâsiyetnâmede işlenen temel konulardır. Bu çalışmamızda, Vasiyyetnâme sâdeleştirilerek, içeriğindeki temel tasavvufî kavramların detaylı îzâhı yapılmıştır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Characteristic Of Teachers From Eye Of Physical Education Candidates Teachers</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59610</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59610</guid>
      <author>Fikret ALINCAK,, Ahmet YIKILMAZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Eğitim öğretim sürecinde son yıllarda öne çıkan en önemli konulardan birisi de öğretmen niteliğidir. Hiç şüphesiz öğretmenlerin yetişmiş olduğu ortam ve almış olduğu eğitim biçimi öğretmenlik niteliğini de etkilemektedir. Nitelikli öğretmenin sahip olması gereken özelliklerle ilgili birçok soru ve cevap bulunmaktadır. Genel anlamda bakıldığında her öğretmenin niteliği birbirinden farklıdır. Bu çalışmanın amacı beden eğitimi öğretmeni adaylarının gözünden öğretmen nitelikleri ile ilgili görüşlerinin ortaya konulmasıdır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorular 2016-2017 eğitim öğretim yılında dört farklı üniversitede öğrenim görmekte olan 40 beden eğitimi öğretmeni adayına sunulmuştur. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan mülakat yöntemi kullanılarak elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin sahip olması gereken nitelikler bakımından; iletişim becerisine sahip olması, öğrenciyi ve mesleğini sevmesi, iyi bir rehber olma ve öğrenciye yol gösterici olma özelliklerinin ön plana çıktığı görülmüştür. Sonuç olarak araştırma grubu nitelikli bir öğretmenin mesleğinde yetenekli olma, işini ve öğrencilerini sevme, onlara örnek olma ve öğrenciyi sahiplenme niteliklerinin ön plana çıktığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ailelerin Çocuklarını Yüzme Kurslarına Gönderme Sebepleri ve Bu Sebeplerin Çeşitli Değişkenlere Göre İncelenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59620</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59620</guid>
      <author>Hakan YAYLI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, ailelerin çocuklarını yüzme kurslarına gönderme sebeplerini belirlemektir. Araştırmanın evrenini Balıkesir ilinde çocuklarını yüzme kurslarına gönderen aileler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu, çocuklarını Balıkesir ilinde yaz okulu yüzme kurslarına gönderen 130 kadın 95 erkek veli oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu ve Meral (2010) tarafından geliştirilen Ailelerin Çocuklarını Spora Yönlendirme Sebeplerini ölçen anket formu kullanılmıştır. Anket formu 5’li likert tipinde olup ailelerin çocuklarını spora yönlendirme sebeplerini ölçen 11 maddeden oluşmaktadır. Veri toplama işleminden sonra, elde edilen verilerin analizleri için SPSS 25 paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıp dağılmadığını belirlemek için Shapiro Wilk-W testi uygulanmış ve verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Dolayısı ile yapılacak olan analizlerde parametrik olmayan test yöntemleri kullanılmıştır. Anketteki maddelerinin güvenirlik analizi için Cronbach’s Alpha değeri 0,69 olarak hesaplanmış, anketin güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan velilerin çocuklarını yüzme kursuna gönderme sebeplerinde “Boş zamanlarını etkin olarak değerlendirmesine neden olur.” maddesinin en yüksek ortalamaya sahip olduğu (M=4,82), “Maddi kazanç elde etmesine yardımcı olur” (M=2,55) maddesinin de en düşük ortalamaya sahip oluduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan velilerin cinsiyet değişkeni ile çocuklarını yüzme kursuna gönderme sebepleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir faklılık tespit edilememiştir (p=,97). Araştırmaya katılan velilerin yaş değişkeni incelendiğinde 50 yaş ve üzeri olan velilerin çocuklarını yüzme kursuna gönderme sebelerinin ortalamasının daha yüksek olduğu, 22-25 yaş aralığında olan velilerin ise daha düşük ortalamaya sahip olduğu tespit edilmiştir (p=,002). Velilerin eğitim değişkeni ile çocuklarını yüzme kursuna gönderme nedenleri incelendiğinde lisansüstü eğitim görmüş olan velilerin çocuklarını yüzme kursuna gönderme sebeplerinin ortalamasının daha yüksek olduğu, ilkokul mezunu olan velilerin ise en düşük ortalamaya sahip olduğu tespit edilmiştir (p=,000).</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Health Science Students Attitudes about Women’s Gender-based Honor and Sexuality: A Cross-Sectional Study in Turkey</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59635</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59635</guid>
      <author>Elif GURSOY,; Berrak MİZRAK SAHİN; Ece ERBUG , Joan Rosen BLOCH</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Background &amp; Aim: The purpose of this study was to find out what were perceptions and attitudes of Turkish university health science students were with respect to honor among women. Methods and materials: A cross-sectional study was conducted with a total of 511, 61.5% of all undergraduate health science students attending a university in Turkey between January and April 2016. Comparisons of responses were made based on socio-demographic factors that include gender, year of study at the university, the parental educational status, and field of study Results: The majority of students were against pre-marital sex for women. The students’ attitudes up holding traditional honor codes for women were influenced by three main factors: their sex, their level of class, and the educational status of their parents [p &lt; .05]. Conclusion: University education alone does not affect everyone’s views of gender roles, women’s sexuality, and honor in relation.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sözlüksel Anlambilim Açısından Göç (±) Kavramı</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59616</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59616</guid>
      <author>Fevzi KARADEMİR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kelimeler, his ve mana kutucuklarıdır. Her bir kelimede ayrı bir his, ayrı bir mana gizlenir. Kimisinde gam ve kasvet, kimisinde sevinç ve huzur vardır. Kimisinde kin ve nefret köpürür, kimisinde sekinet ve esenlik demlenir. Kimi kelimelerse, insan kalbi gibi, zıt manaları içinde barındırır. Göç, bu nevi kelimelerdendir. Göç’ün bir yanı hüzün, bir yanı sevinçtir. Bir yanı kopuş ve inkisar, bir yanı vuslat ve ümittir. Göç, her insan için mukadder olsa da herkes için aynı tarz ve sıklıkta tezahür etmez. Her insanın menzilinden ayrılış sebebi, menzilden menzile savruluş seyri aynı olmaz. Küskünlükler, kavgalar, kan davaları, savaşlar, maddi sıkıntılar, onulmaz sevdalar ve daha nice sebepler insanı yurdundan koparıp diyar diyar gezdirir. Göçün sebebine göre, göç acısına maruz kalanın (göçen ve/veya sılada kalanın) duygu hali değişir, figanı farklılaşır. Bütün bunlar edebiyatımıza çeşitli şekillerde yansır. Türlü duygu değerlerini çağrışım alanında bulunduran göç; kullanılış anlamları, kelime ailesi, müteradifleri ile Türkçenin önemli sözlük birimlerindendir. Çalışmada kaynak taraması yolu ile ulaşılan verilerden hareketle, göç kavramı, söz konusu açılardan ele alınmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Metadiscourse Markers İn Nigerian Newspapers Editorials: A Bond Between Text-Producers And Reading Community</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59636</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59636</guid>
      <author>Ahmed Mohammed BEDU,</author>
      <description>This paper attempts to investigate the philosophy of using metadiscourse markers in four different editorial texts of two Nigerian newspapers, and reports both their qualitative and quantitative distributions and extent of contribution to rendering the writers’ communicative intentions to the readers. Recent research findings indicate that Metadiscourse is central to pragmatic construal which provides writers with appropriate means constructing adequate co-texts and assumptions to influence readers’ understandings of both the text and their attitude in the text content. Accordingly, this paper assumes that metadiscourse markers linguistically encode clue on how text-producers try to instruct and direct their audience (readers) so that both the discourse and the writer’s stance be clearly understood by the reading community.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Postmodernist Bir Yaklaşımla Çocuk Gelişimi Öğrencilerine Yönelik Estetik Farkındalık Uygulaması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59618</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59618</guid>
      <author>Enver ŞAHAN,, Hacı Ömer BEYDOĞAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bireyde sanat ve estetik değer algısı, kültürel farklılıklara bağlı olarak değişmekle birlikte, evrensel bir olgudur. Güzellik ve estetik kavramları sanatla ilişkilidir. Bu kavramlar bireyin hayatı boyunca iç içe olduğu gibi, yaratıcılığının gelişiminde de etkin bir şekilde yer alır. Aynı zamanda bu kavramlar, bireyin estetik tavır, estetik ve güzellik üzerine duyarlılığını görmesinde bir ölçüt olarak kullanılabilir. Bireyde estetik algının gelişmesinde eğitim önemli faktörlerden biri olarak görülmektedir. Bu durum, onu eğitimde önemle üzerinde durulması gereken bir konu haline getirmektedir. Bu araştırma, çocuk gelişimi bölümü öğrencileri üzerinde yapılan bir uygulamanın, onların estetik farkındalık ve estetik tutumlarını ne düzeyde geliştirdiğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada tek örnekli deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, “Ahi Evran Üniversitesi Çiçekdağı Meslek Yüksekokulu” öğrencileri; örneklemini ise “Çocuk Gelişimi” bölümünde okuyan 23 öğrenci oluşturmuştur. Ölçme aracı olarak Budak (2012) tarafından geliştirilen ve 30 soruluk beşli likert tipi “Sanat ve Estetik Değer Tutum Ölçeği” ile araştırmacılar tarafından geliştirilen “Ürün Değerlendirme Formu” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde eşlenik gruplar t testi kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen veriler literatür ışığında tartışılarak yorumlanmış ve sonuca dönük bazı öneriler getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Van’da Fal ve Falcılık Geleneği Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59622</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59622</guid>
      <author>Harun ARVAS,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İlkel ve geleneksel toplumlarda fal ve falcılığa ilişkin inanışlar toplumun sosyo-kültürel yapısını etkileyen önemli bir etken olmuştur. Günümüz modern toplum anlayışında ise falcılık her ne kadar genel kabul görmese de toplumların sosyo &amp;ndash; kültürel yaşamında varlığını ve etkinliğini sürekli artıran bir sektör haline gelmiştir. Nitekim falcılığın bu kadar ilgi görmesinin nedenlerinin başında merak gelir. Öyle ki insanın başına gelen iyi veya kötü şeylerin çoğu meraktan kaynaklanır. “kediyi öldüren, postu deldiren meraktır’’ derler. İnsanoğlunun da en çok merak ettiği konuların başında ise kendisiyle ilgili bilinmezliklerdir. Çünkü insanoğlu geleceğini, geçmişini sürekli merak eder. Merak edilen bu konular insanın çeşitli arayışlara girmesine vesile olur. Bu arayışlar da insanları medyumlara ve falcılara yöneltir. Bununla birlikte yaşadığımız çevreye baktığımızda da sosyal mekânlardaki yerlerin çoğunda fal bakma yerleri mevcuttur. Buralarda insan yaşamına dair, onun geçmişi ve geleceğiyle ilgili birtakım söylem ve tahminlerde bulunan falcı ve medyumlara rastlamak mümkündür. Çalışmanın araştırma alanını Van’ın merkezinde yer alan kafeler ve fal bakma yerleri olarak faaliyet gösteren mekânlar oluşturmaktadır. Örneklem grubu ise bu mekânlarda fal bakanlar, bununla birlikte fal bakmak için gelenlerden rastgele seçilmiştir. Araştırmada Nitel araştırma ve yöntemlerinden olan katılımlı gözlem, mülakat ve anket yöntemleri kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


