






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2019 Sayı 35</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1951</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Rus Bütçe Kuruluşlarının Muhasebe Sisteminin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59383</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59383</guid>
      <author>Leyla AKGÜN,; Duygu ARSLANTÜRK ÇÖLLÜ , Polad ALİYEV</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Uluslararası ilişkilerin gelişimi, ulusal ekonominin tüm alanlarının standardizasyonunu ve küreselleşme mevzuatın uluslararası gelişme ve standartlar doğrultusunda geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu gelişmeler ekseninde Rusya’da özellikle muhasebe alanında gerçekleştirilen düzenlemeler üzerine yoğunlaşıldığı görülmektedir. Son dönemlerde kamu kuruluşlarında yürütülen muhasebe işlemlerine verilen önemin azalması nedeniyle muhasebe sisteminin geliştirilmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması yönünde faaliyetlerin artırıldığı gözlemlenmektedir. Bu kapsamda özellikle bütçe kuruluşlarında muhasebe sisteminin etkililiğinin artırılması için gerekli prosedürlerin geliştirilip uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bütçe kuruluşlarında muhasebe sistemi, Rusya Federasyonu ulusal muhasebe sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak, finansal kaynakların etkili bir şekilde yönetilmesi için gerekli muhasebe bilgisinin üretilmesine yönelik faaliyetleri kapsamaktadır. Etkin bir şekilde faaliyet gösteren muhasebe sistemi, bütçe kuruluşlarında yeni rezervlerin bulunması, planlama ve bütçe disiplini ihlallerinin saptanması, olası kayıp ve gereksiz maliyetlerin önlenmesi açısından oldukça önemlidir. Bu durum bütçe kuruluşlarında muhasebe sisteminin özelliklerinin detaylı bir şekilde incelenmesini güncel kılmaktadır. Bu çalışmada, Rusya Federasyonu’ndaki bütçe kuruluşlarında gerçekleştirilen muhasebe uygulamalarıyla ilgili yapılan yasal düzenlemeler ve bu çerçevede yaşanan gelişmelere yer verilerek, bu kuruluşların kullandığı hesap planı ve uyguladığı muhasebe politikası detaylı bir şekilde incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Afyonkarahisar Şehirsel Alanında Meteorolojik Farklılıklar</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59402</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59402</guid>
      <author>Mehmet Ali ÖZDEMİRMehmet Ali ÖZDEMİR,, Okan BOZYURT</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;ÖZ Kentsel yapıların örüldüğü, konutların bir duvar gibi yükseldiği, geniş asfalt yolların inşa edildiği, toprak zeminlerin yerini asfalt yolların aldığı kent alanlarında bölgesel klima içinde şehir iklimi ortaya çıkmıştır. Çatı örtüleri renk ve desenleri albedoyu etkilemiş, egzoz emisyonu, fosil yakıt kullanımı ve artan sanayi faaliyetleri kentlerde atmosfer bileşenlerini değiştirmiştir. 2000 yılı sonrasında Afyonkarahisar’da şehirsel alan hızla büyümüş, özellikle kent merkezi ile hemen yakınındaki yeni iskân alanlarından üniversite yerleşkesi arasında 8 km çaplı bir alanda meteorolojik farklılıklar ortaya çıkmıştır. Şehir merkezi ile periferik arasında iki meteoroloji istasyonu verileri analiz edilmiş, karşılaştırmalar yapılarak meteorolojik farklılıklar değerlendirilmiştir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından Afyon Merkez meteoroloji istasyonu 1929 yılında Kocatepe mahallesinde kurulmuş, günümüzde 38&amp;deg;44&amp;acute;16.8&amp;acute;&amp;acute;N, 30&amp;deg;33&amp;acute;37.4E&amp;acute;&amp;acute; konumunda, 1013 m rakımında meteorolojik gözlemler yapmaktadır. Şehir merkezindeki bu rasathaneye ek olarak, 2015 yılında, Erenler mahallesinde Ahmet Necdet Sezer Kampüsünde 38&amp;deg;50&amp;acute;05.6&amp;acute;&amp;acute;N, 30&amp;deg;31&amp;acute;54.8E&amp;acute;&amp;acute; konumunda, 1021 m rakımında yeni bir meteoroloji istasyonu Kocatepe Üniversitesi Rasathanesi yapılmıştır. Böylece, iki istasyonun meteorolojik verilerini karşılaştırmak mümkün olmaktadır. İki meteoroloji istasyonu arasında 9 km. mesafe vardır. Sıcaklık, yağış ve nem gibi meteorolojik parametrelerde önemli farklılıklar mevcuttur. Şehir merkezinde yer alan istasyon ile kırsal alandaki istasyon karşılaştırıldığında şu tespitleri yapmak mümkündür. 2015 yılında temmuz ve ağustos ayları dışında eylül, ekim, kasım ve aralık aylarında şehir merkezinin ortalama sıcaklık değerleri üniversite bölgesine göre daha yüksektir. 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait ortalama, Minimum ve maksimum sıcaklık değerleri yıllık bazda şehir merkezinde genel olarak kampüs bölgesine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ancak 2018 yılının sıcaklık değerleri her iki istasyonda birbirine çok yakındır. Bunun nedeni 2017 yılından itibaren Kocatepe Üniversite kampüsünde hız kazanan yoğun yapılaşma olarak gösterilebilir. Yağış değeri olarak şehir ısı adasının etkisi ile artan buharlaşma şartları ve havada yer alan fazla miktarda partiküller yağış miktarını özellikle de konveksiyonel yağışları şehir merkezinde arttırmıştır. Mayıs, haziran, temmuz ve ağustos aylarında şehir merkezinde yağış değerleri şehir merkezine göre üniversite kampüsünde daha yüksektir. Merkez ile üniversite bölgesi arasında yaklaşık 7-8 mm. yağış farkı mevcuttur. 2016 yılının yıllık toplam yağış miktarı şehir merkezi istasyonunda 355.6 mm iken, kampüs istasyonunda 297.8 mm, 2017 yılında ise merkezde 286.4 mm, Kampüste 182.3 mm ölçülmüştür. Bu çalışmada, Afyonkarahisar’da kısa mesafede yer alan şehir ve kırsal alandaki istasyonların meteorolojik farklılıkları 2016-2018 yılları rasatları, Man-Kendall ve Pearson Korelasyon analizleri ile ortaya konulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sevakin Adası ve Türkiye’nin Afrika Politikası</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59406</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59406</guid>
      <author>Fatma ÇALIK ORHUN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sevakin Adası, Kızıldeniz’in batı sahilinde, doğu ticaret yolları üzerinde bulunan küçük bir ada olup, tarih oyunca Kızıldeniz’in en işlek limanlardan da biri olmuştur. Hicaz, Hint Okyanusu, Mısır ve Afrika içlerindeki ticarette bir antrepo olarak faaliyette bulunmuştur. Ada tarihin her döneminde bölge ticareti için oldukça stratejik bir konumda olmuş, okyanusları Kızıldeniz üzerinden Afrika’ya bağlayan bir kapı görevi görmüştür. Ada, 1513’te Portekizlilerin eline geçmiştir. 16. Yüzyılda Osmanlı idaresine giren ada, 1555’te Habeş Eyaleti teşkil edilince Sevakin, eyaletin merkez sancağı yani eyalet merkezi olmuştur. Osmanlı Devlet idare taksimatında önceleri Habeş eyaletine bağlıyken, 1848’de Cidde’ye bağlanmıştır. 1865’te Mısır’ın burayı denetimi altına almasıyla Mısır Sudanı toprakları arasında yer almıştır.16. yüzyılda Osmanlı idaresine giren Sevakin Adası yaklaşık 20.yüzyıla kadar statüsünde çeşitli değişiklikler olmasına rağmen Osmanlı Sultanı’nın himayesinde kalmıştır. Ada’nın tarihinde en güçlü ve en refah seviyesi Osmanlı hakimiyetindeki dönemde olmuştur. Ada, günümüzde de jeopolitik ve jeostratejik önemini korumakla birlikte, hem Kızıldeniz’den geçen deniz ticaretini hem de Doğu Afrika ve Hicaz bölgesinin kontrolü için son derece önemli bir noktada yer almaktadır. Bu çalışmada Sevakin adasının jeopolitik ve jeostratejik önemi tarihsel olarak günümüze kadar incelenmiş ve Türkiye ile ilişkileri ele alınmıştır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sultan Hüseyin Baykara Dönemi Kültür Tarihi Ve Ali Şir Nevayî’nın Katkıları</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59411</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59411</guid>
      <author>Arazgül REJEPOVA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Özet Emir Timur tarafından kurulan Timurlu hanedanı Hüseyin Baykara’nın vefatı üzerine Orta Asya’daki siyasi varlığı sona erdi. Fakat kuruluşundan sona ermesine kadar süreçte siyasi gelişim sürekli gerilemesine rağmen, sosyal ve kültürel gelişim yükseliş gösterdi. Bu yükseliş, kuruluşundan son güne kadar Timur ve Mirzaları bu topraklarda faaliyet gösteren eli ve dili hünerli herkese çok değer verdi ve hünerlerinin sergilemeleri için imkân sağlaması sonucu elde edildi. Timurlular hükümdarlığı döneminde adından söz ettiren kültürel üstünlük Uluğ Bey döneminde Semerkant’ta, Hüseyin Baykara Döneminde ise Herat’ta hat safhaya ulaştı. Bu makalede bahsedilecek olan Hüseyin Baykara ve onun dönemindeki kültür tarihi tasavvuf ilimleri ile birlikte, özellikle edebiyat müzik ve minyatür sanatlarında tarihe adını yazdıran gelişmeler ortaya koydu. Kendisi de “Hüseyin Baykara Divanı” atlı eseri ile iz bırakan Sultan Hüseyin Baykara bu dönemin önde gelen sanat uzmanlarına da hamilik etti. Bu önemli sosyal ve kültürel gelişimde onun yakın arkadaşı Ali Şir Nevayî’da her zaman yanında olarak elinden gelen desteği esirgemedi. Sultan Hüseyin Baykara ona verdiği itibar sonrası bu saltanatın kültür tarihine damgasını vurma imkânı elde eden Ali Şir Nevayî yakın arkadaşı Hüseyin Baykara’nın insanlık yönlerini değerlendirerek eserlerinin birçoğunda ondan övgü ile bahsetmektedir. Anahtar kelimeler: Hüseyin Baykara, Ali Şir Nevayî, Kültür Tarihi</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Soğuk Savaş Sonrası Küreselleşme Sürecinde El Kaide</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59412</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59412</guid>
      <author>Sefa YAYLA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Soğuk Savaşın 1990’da sona ermesinin ardından uluslararası sistemde ABD tek başat güç olarak kaldı. Onu dengeleyici ikinci bir süper güç bulunmuyordu. Mevcut sistem 90’lı yıllar boyunca istikrarsız bir geçiş dönemi yaşamaktaydı. Bu dönemde Tarihin Sonu ve Medeniyetler çatışması gibi çalışmalar dünyada sanki Batı-Doğu ya da Hıristiyan-İslam çatışması olduğu algısına neden oldu. Balkanlarda yaşanan kanlı çatışma ve katliamlar, birinci Körfez savaşı, Filistin’de İsrail yayılmacılığı gibi etmenlerin birleşmesi İslami ülkelerde tepkiye neden oldu. Batılı ülkelerin vaktinde ve zamanında müdahale etmediği algısı yüzlerine sürdükleri makyajın dökülmesini sağladı. Batılı büyük şirketlerin birçok İslam ve Doğu ülkesinin kaynaklarını sömürüp Batı’ya taşıması yine bu ülkelerde ki sosyal, siyasal, ekonomik, sağlık gibi birçok konunun sorumlusu olarak Batı değerlerinin görülmesi Müslümanların içerisinde bazı grupların radikalleşmesine neden olmuştur. Küreselleşme sürecinin de etkisiyle bu süreç daha da hızlanmış ve reaksiyona neden olmuştur. Küreselleşme sürecinin ne gibi yenilikler getirdiğini ve bu yeniliklerin uluslar arası topluma ne gibi etki ettiği ve toplumsal yapıların nasıl karşılık verdiğini inceledik. Yine kürselleşme süreci ile birlikte terörün nasıl bir boyuta taşındığı, radikal İslami gruplar ve el kaide özelinde incelenmiştir. Kürselleşme sürecinin her ne kadar terörün ana kaynağı olmasa da bu dönemde yaşanan teröre katalizör etki yaptığı ve terörün taraftar bulması ve iletişim olanaklarının genişlemesi ile birlikte global ölçekte yayıldığı ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı ve Timurlu Kaynaklarına Göre Ankara Savaşı</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59414</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59414</guid>
      <author>Melike ERHAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;ÖZET Timur tarih sahnesinde belirmeye başladığı zaman diliminden günümüze kadar geçen sürede, kazandığı zaferler ile benzersiz bir hükümdar olmuştur. 1360 yılında Türkistan’da başladığı hakimiyet mücadelelerini başarı ile sonuçlandırmıştır. Sınırlarını İran, Afganistan, Hindistan ve kuzeyde Altınorda’ya kadar genişletmiştir. XIII. yüzyılın ortalarından itibaren zayıflayan Anadolu Selçuklu gücünün tersine Osmanlılar Anadolu’daki buhran devrinden istifade etmesini bilmiş ve siyasi nüfuz sahasını Timur’a benzer bir şekilde genişletmeyi başarmıştır. Bu dönemde Osmanlı Devletinin başında Yıldırım Bayezid bulunmaktaydı. Yıldırım Bayezid’in Bitinya Bölgesi’nde faaliyetlerde bulunduğu sırada Timur’un sınırları Anadolu topraklarına kadar uzanmaktaydı. Elbette bu durum, cihan hâkimiyeti iddiası ile yola çıkmış olan bu iki Türk hükümdarını karşı karşıya getirmiştir. Bu hesaplaşma Türk Tarihi açısından önemli sonuçlar doğurmuştur. Anadolu’da Osmanlı ile tekrar sağlanan Türk otoritesi bozulmuş, hanedan üyeleri arasında taht mücadelesi yaşanmıştır. Bu mücadeleler, tarih kroniklerine “fetret dönemi” olarak geçmiştir. Bu dönem, rakamsal olarak 11 yıl sürmüş olsa da siyasi ve sosyal etkisi uzun yıllar devam etmiştir. Ankara Savaşı ve sonrasında yaşanan dönemin tarafların kroniklerine bazı konularda farklı şekilde yansımış olması, savaş sonrası ortaya çıkan durum itibariyle doğaldır. Anahtar Kelimeler: Ankara Savaşı, Timur, Yıldırım Bayezid.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Siyasal Katılım ve Üniversite Öğrencilerinin Siyasal Katılıma Bakışı: Babaeski Meslek Yüksekokulu Örneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59416</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59416</guid>
      <author>Serdar CANBAZ,; Uğur EYİDİKER , Emel POYRAZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsanlığın ve birlikte yaşamanın başlangıcına kadar götürülebilecek olan bir olgu olarak karşımıza çıkan siyaset hemen her toplumda önemli bir kurumdur. Özellikle 2000 sonrası süreçte değişen kamu yönetimi anlayışıyla birlikte vatandaşların siyasi hayatta daha aktif ve siyasal karar alma süreçlerinde daha etkili olma talebi birey ile devlet ilişkisini kapsayan siyaset ve siyasal katılma kavramları literatürde sıkça karşımıza çıkmasına imkân sağlamıştır. Böylece siyasal katılmanın araştırılmasının gerekliliği önemli ölçüde ortaya çıkmaktadır. Bu araştırmada, demokrasinin ölçütlerinden biri olan siyasal katılımda önemli rol oynayan gençlerin siyasal katılım eğilimlerini ölçmek amaçlanmış ve bu doğrultuda, Kırklareli Üniversitesi Babaeski Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin siyasal katılım eğiliminin belirlenmesi yönünde araştırma yapılmıştır. Araştırmanın ana kütlesini Kırklareli Üniversitesi Babaeski Meslek Yüksekokulu öğrencileri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi uygulanmıştır. Yapılan anketlere SPSS (20.0) analizi yapılmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde siyaset, siyasal katılım ve demokrasi kavramlarına değinilmiştir. İkinci bölümde konuyla ilgili alan araştırmasına yer verilmiştir. Araştırma problemi, hipotezler, evren ve örneklem, örneklem süreci, veri toplama araçları ve istatistiksel analiz yöntemlerine bu bölümde yer verilmiş ve araştırma bulguları açıklanmış, önerilere yer verilmiştir. Araştırmada bireylerin siyasal yaşama katılım boyutlarının yaş, cinsiyet, gelir durumu, kent ya da kırda yaşama durumu, sivil toplum kuruluşlarına üyelik, gibi faktörlerle ilişkisi ve siyasal yaşama katılım boyutları incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda üniversite öğrencilerinin siyasal katılıma ilgisi incelenmiş olup, bazı kişisel özelliklere göre öğrencilerin siyasal katılım düzeyleri arasında farklılıkların bulunduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karanlık Liderliğin Alt Boyutlarının İncelenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59417</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59417</guid>
      <author>Akyay UYGUR,, Kübra GÜMÜŞTEKİN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Liderlik kavramının önemi sadece çalışan ve örgütle sınırlı kalmayıp, nihayetinde toplumda yansımaları görüldüğünden önemi büyüktür. Her liderde meydana gelmesi muhtemel bir karanlık taraf lider-çalışan ilişkisinden başlayıp en nihayetinde örgütün tamamına yayılacak şekilde olumsuzlukları peşinden getirecektir. Karanlık liderlik ve alt boyutlarında incelenmiş olan lider tiplerinde dikkati çeken husus liderlerin çalışanlarına sosyal bir varlıktan çok adeta onları robotik bir meta olarak görmeleri ve bu anlayışla liderlerin davranışlarını şekillendirdiği anlaşılmıştır. Bu durum çalışanların örgütteki devamlılığını tehdit etmektedir. Bu tehdit çalışanlarla sınırlı kalmamakta, karanlık liderlik ve alt boyutlarındaki liderlik tipleri, örgütlerin varlıklarını devam ettirebilmeleri noktasında da bir tehdit unsuru haline gelebilmektedir. Liderlerin örgütleri üzerindeki bu olumsuz durumu, liderliğin karanlık tarafının araştırılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Liderlerin sebep olacakları zararlar bakımından karanlık liderlik ve alt boyutlarının incelenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada karanlık liderlik başlığı altında zorlayıcı liderlik, narsist liderlik, paranoyak liderlik, duygusal bağımlı liderlik, pasif-agresif liderlik, küçük tiranlık, istismarcı yönetim, zehirleyici (toksik) liderlik, yıkıcı liderlik, kötü liderlik, etik dışı liderlik olmak üzere alt boyutlar kavramsal olarak literatür taraması yöntemiyle ortaya konulmuştur. Çalışma boyunca karanlık liderlik ve alt boyutlarının çalışana ve örgüte zararlı olabileceği liderlerin çevrelerine sergiledikleri tutum ve davranışlar incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bireysel Emeklilik Yatırım Fonlarının Finansal Performans Analizi: Türkiye Örneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59419</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59419</guid>
      <author>Aslı GEZEN,, Halis KALMIŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bir ülkede yaşayan bireylerin yüksek refah düzeyine sahip olması ve sermaye piyasasının gelişmişliği ile derinliği; o ülkenin gelişmişlik düzeyini etkileyen önemli faktörlerin başında gelmektedir. Bireylerin tasarruflarının miktarı ise yaşadıkları ülkenin ekonomik parametrelerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. 1980’li yıllar itibariyle dünya genelinde sosyal güvenlik sistemlerinin tamamlayıcısı ya da alternatifi olarak uygulanmaya başlayan bireysel emeklilik sistemleri; bireylerin emeklilik dönemlerinde yüksek refah düzeylerine ulaşmalarını sağlayacak ek gelir elde etmelerine olanak sağlarken aynı zamanda bireylerin tasarruflarını bireysel emeklilik yatırım fonlarına aktararak sermaye piyasalarının gelişmesine ve derinleşmesine katkı sağlamaktadır. Literatürde ülkelerin gelişmişlik düzeylerine önemli ölçüde katkı sağlayan bireysel emeklilik sistemleri ile ilgili birçok çalışma bulunmaktadır ancak Türkiye’deki bireysel emeklilik yatırım fonlarının finansal performans analizine yönelik uygulamaları içeren bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu sebeple çalışmada, Türkiye’de bireysel emeklilik yatırım fonlarının finansal risk performans analizi yapılarak söz konusu fonların finansal performans sıralamasının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; bireysel emeklilik yatırım fonlarının performanslarını karşılaştırabilmek için; Aşağı Yönlü Risk, Sharpe Oranı ve Sortino Oranı ölçülerinden yararlanılmıştır. Analizler uygulanırken 28 adetten oluşan ve 8 türe ayrılan bireysel emeklilik yatırım fonlarının finansal performans sıralaması için 04.01.2010-31.12.2018 dönemi baz alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarihte Belâgat İlminin Karşılaştığı Harici Problemler</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59422</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59422</guid>
      <author>Mustafa İBİŞ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tarihte Belâgat ilmi birçok evreler geçirmiştir. Her dönemde farklı bir metodolojiyle ele alınan belâgat ilmi, içinde bu dönemlerin izini taşımıştır. Bu dönemlere damga vuran belâgatçılar bu ilmin gelişmesine büyük katkı sunmuşlardır. Belâgat ilminin geçirdiği bu evreler bu ilmin gelişmesine katkı sağladığı kabul edilse de beraberinde birçok problemlere sebebiyet vermiştir. Bu problemlerin bir kısmı bu ilim içinde değerlendirilen ve tenkit konusunu oluşturan problemlerdir. Diğer bir kısmı ise çalışmamızın amacını oluşturan, harici problemlerdir. Konuyu bizim açımızdan önemli kılan nokta ise son dönemlerde belâgat ilmindeki inkıta ve gerilemenin sebebinin tarihte karşılaştığı bu problemlerle irtibatlandırılmasıdır. Böyle bir irtibatın varlığı söz konusu olmakla birlikte bunun normal ve her dilde var olacak bir durum olduğu, gelişmiş veya gelişen her dilin farklı olgulardan etkilenebileceği muhakkaktır. Burada ele alınan problemler belagat ilmini karmaşaya, kapalılığa ve kelamın düğümlenmesine sebep olan belâgat ilminin harici problemleridir. Bu problemlerin sebepleri belâgat ilminin farklı bir ortamda filizlenmesi, bu ilmin öncülerinin Arap olmayan âlimlerden oluşması, belâgatın Kur’an’ın icazıyla irtibatı, Arap edebiyatının gerilemesi, felsefe ve felsefecilerin belâgat ilmine etkisi gibi pek çok konuyla ilişkilidir. Bu problemlerin tespiti belâgat ilminde oluşan arızaların sebebini anlamak açısından önem teşkil etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İş Yükü Fazlalığının Psikolojik Sermayeye Etkisi: Ulaşım Sektöründe Bir Araştırma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59423</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59423</guid>
      <author>Erman KILINÇ,; Feyza İNCEOĞLU , Kadir AKTAŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, iş yükü fazlalığı ile psikolojik sermaye arasında ilişki olup olmadığını tespit etmektir. Alan araştırması kapsamında, Malatya ilinde ulaşım sektöründe faaliyet gösteren bir kamu kurumu olan TCDD (Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları) çalışanlarından (n=220) anket formları aracılığıyla veriler elde edilmiştir. Söz konusu verilerin 27 tanesi değerlendirmeye uygun bulunmadığı için elenmiştir. Kalan 193 veri ile çalışmaya devam edilerek verilere sırasıyla güvenilirlik, geçerlilik, çoklu normal dağılım, çoklu doğrusal bağlantı ve faktör analizleri yapılmıştır. Analizlerin ardından AMOS 24 programı aracılığıyla Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kurulmuştur. Çalışma sonucunda; iş yükü fazlalığının psikolojik sermayenin alt boyutları olan umut, öz yeterlilik, iyimserlik ve psikolojik dayanıklılığa negatif yönde etki edip etmediği incelenmiştir. YEM sonucunda p (anlamlılık) değeri düşük çıkan psikolojik dayanıklılık boyutu ve diğer boyutlara ait 7 soru analizden çıkarılarak model iyileştirilmiştir. Modelin uyum iyiliği değerleri; CMIN/df: 1.467, GFI: 0.839, NFI: 0.851, CFI: 0.942 ve RMSEA: 0.048 olarak elde edilmiştir. Elde edilen bulgular yazında yer alan diğer çalışmalarla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa Birliği Göç ve Sığınma Politikası Perspektifinde Ceas</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59424</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59424</guid>
      <author>Beril HAKVERİR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dünyanın her yerinde pek çok etkisi görülen göç hareketleri, toplumlar arası etkileşimlerde belirleyici bir rol üstlenerek bulunduğu yerden ayrılan toplulukların, sahip oldukları maddi ve manevi ögeleri yeni yerleşim yerlerine taşımasını sağlamıştır. Özellikle köle ticaretinin yasaklanması sonucunda işgücü ihtiyacını göçmenler ile karşılayan Avrupa ülkeleri, tarih boyunca büyük göç akımlarının hedefi olarak sömürge ülkeler ile göç trafiği yaşamıştır. Hakkında pek çok teori ve görüş olan göç kavramı, insanlar üzerindeki sosyolojik ve psikolojik etkilerinin yanı sıra zaman içinde ülke politikalarına da etki ederek, ülke politikalarını evrimleştirmiştir. Avrupa Birliği topluluk ismini almadan önce karşılaşılan göç akımları, her devlet tarafından farklı politikalar uygulanmıştır. Fakat yine de bu dönem içerisinde ortak politikalara ilişkin bazı adımlar atılarak; devletlerarasında çeşitli uzlaşmalar sağlanmış, sığınmacı ve mülteciler için çeşitli düzenlemeler yapılmaya çalışmıştır. Ülkeler Birlik çatısı altında toplandıktan sonra ise diğer konular gibi göç konularının da zamanla birlik yönetimine devri gerçekleşmiştir. Avrupa Birliği’nin kurulmasıyla da göç politikaları kurucu antlaşmaların kapsamına girmiştir. İlerleyen süreçte antlaşmalar kapsamında ele alınan sığınma ve göç hareketlerine ilişkin politikalar, yeni ölçütlerin tanınması ihtiyacını doğurmuştur. Böylece Dublin Tüzüğü ile mültecilerin durumuna resmiyet kazandıran Avrupa Birliği, sınır kontrollerini artırırken aynı zamanda sığınma sistemlerini de gözden geçirmeye başlamıştır. Bu yöndeki çalışmalar yeni bir ortak eğilime ihtiyaç olduğunu ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla sığınma konusunda asgari ölçütlerin belirlenmesine ilişkin ihtiyaç sebebiyle 1999 yılında Avrupa Birliği Ortak Sığınma Sistemi (Common European Asylum System &amp;ndash; CEAS) kurulmuştur. 1999-2005 yıllarında tamamlanan CEAS’ın ilk aşamasıyla asgari standartlar belirlenmiş; ikinci aşamasında ise mültecilerle ilgili yapılacak yasal düzenlemelerde Birlik üye devletlerinin tam işbirliği amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Turizm Gelirlerinin Makroekonomik Değişkenler Üzerindeki Etkisi: Türkiye Örneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59426</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59426</guid>
      <author>Mehmet Ali POLAT,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;1980’li yıllarla birlikte Türkiye’de hızlı bir gelişim süreci içine giren turizm sektörü, 1982 yılında yürürlüğe giren 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile birlikte önemli bir sektör haline gelmiştir. Bu dönemde, turizm sektörünü düzenli hale getirip geliştirmek amacıyla Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), Turizmi Geliştirme Vakfı (TUGEV), Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) ve Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) gibi önemli sivil toplum kuruluşları kurulmuş ve bu bağlamda, sektörden elde edilen gelir artmaya başlamıştır. Çalışmanın amacı; turizm potansiyeli yüksek olan Türkiye’de elde edilen turizm gelirlerinin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH), ekonomik büyüme ve cari işlemler dengesi gibi makroekonomik göstergelere olan etkilerini ortaya koymaktır. Turizm gelirlerinin GSYH’ye ve cari işlemler dengesine etkisi; TCMB, Worldbank ve TÜİK’ten alınan güncel verilerle oluşturulmuş grafik ve tablolar yardımıyla incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda anlaşılmaktadır ki; turizm sektörü, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sanayinin alternatifi, ekonomik gelişmenin ve kalkınmanın lokomotifidir. Bu bağlamda, turizm gelirlerini artırmak adına, turizm işletmelerinin kapasitesi ve sayısı, Türkiye’de özellikle 1992 yılından itibaren hızlı bir şekilde artış göstermeye başlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cultural Heritage In Regional Plans : Regional Development Agencies’ 2014-2023 Plan Reports</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59428</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59428</guid>
      <author>Gökçe ŞİMŞEK,</author>
      <description>&lt;p style="margin-left:-5.4pt"&gt;Kültürel mirasın kalkınmadaki yeri ve önemi son yıllarda giderek vurgulanmaktadır. Kalkınmayı kültürel mirasın bozulması ve zarar görmesinde tehdit olarak gören yaklaşımın yerini, kültürel mirası kalkınmanın itici gücü olarak kabul eden yaklaşım almaktadır. Sözgelimi, Paris Deklarasyonun’da kültürel miras kalkınma sürecinin bir parçası olarak görülmekte ve kültürel mirasın sosyal uzlaşma, refah, yaratıcılık ve ekonomik çekicilik değerleri bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır (ICOMOS, 2011). Bölgesel kalkınmada kültürel mirasın etkileri, Rusya, Almanya, İngiltere ve Türkiye gibi bazı ülkelerde uygulanan projelerle deneyimlenmiştir. Uygulamada, kültürel miras iş dünyasında büyüme, özel yatırımların artması ve kültürel altyapının gelişmesi gibi katkılarıyla bölgesel kalkınmayı olumlu etkilemektedir (Menteş, 2006; Abankina, 2013). Öte yandan, sosyal yapıdaki değişimler ve yaşam giderlerindeki artış bölgesel kalkınma politikalarının uygulandığı bazı bölgeler için dezavantaj olarak kabul edilmiştir (Abankina, 2013). &lt;p style="margin-left:-5.4pt"&gt;Türkiye&amp;#39;de, 2006 tarihli 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun ile NUTS2 Düzeyinde yirmi altı (26) bölgede kalkınma ajansı kurulmuştur. Buna göre, Bölgesel Kalkınma Ajansları (BKA) bölge planlamadan sorumludur ve bölgesel kalkınma için temel stratejileri belirlemektedir. BKA’nca ilk bölge planları 2010-2013 dönemi ve ikinci bölge planları 2014-2023 dönemi için hazırlanmıştır. Böylelikle, kültürel mirasın ülke genelinde daha önce değerlendirilmediği bir mekânsal ölçekte, yani bölge ölçeğinde değerlendirilmesi söz konusu olur. &lt;p style="margin-left:-5.4pt; text-align:justify"&gt;Çalışmada, Bölgesel Kalkınma Ajansları’nca 2014-2023 dönemi için hazırlanan bölge plan raporlarında kültürel mirasa ne içerikte yer verildiğinin saptanması ve değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yirmi altı (26) Bölge Kalkınma Ajansının web sayfasında yayınladığı bölge plan raporları altı başlık altında incelenmiştir; mevcut durum analizi, vizyon, gelişme eksenleri, öncelikler, tedbirler ve performans göstergeleri. Sonuç olarak, kültürel mirasın sürdürülebilirliğini sağlamak için kültürel mirasa ilişkin bölgesel politikaların “alan yönetimi” yaklaşımıyla ele alınması gerekliliği vurgulanmaktadır. Özellikle Kalkınma Ajanslarınca hazırlanan planların dayanağı olacak nitelikte ve kültürel mirasın yönetimini, korunması ve gelişimini gözeten kültürel miras yönetim planlarının geliştirilmesi önerilmektedir. Buna ek olarak, belirtilen yönetim planının hazırlanması ve uygulanmasını sağlamak, bu alanlarda iştigal eden yerel ve bölgesel aktörler arasında koordinasyon ve işbirliğini sağlamak ve kalkınma ajanslarına bu konuda rehberlik etmek üzere yetkili bir kurumun kurulması tavsiye edilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'de Avrupa Birliği Karşıtlığının Kökenleri</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59429</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59429</guid>
      <author>İbrahim Çağrı ERKUL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türkiye’nin 1959’da Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) yaptığı üyelik başvurusu ve 1963’de imzalanan Ankara Antlaşması öncesinde, Türkiye’nin gündeminde yeterince yer alamayan AET konusu, özellikle 1963 sonrasında ülke gündemine daimî olarak girmiştir. Fakat Avrupa’daki bu benzersiz oluşumun Türkiye’de hem halk, hem de siyasilerce iyi anlaşılamaması, ilişkilerde birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Çalışma bu savı da dikkate alacak şekilde, 1959 ve 1990 yılları arasında Türkiye’de AB karşıtlığını ekonomik, siyasi, egemenlik, tarihi, dini, kültürel ve milliyetçi temelde inceleyecektir. Ayrıca AB’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı çifte standardın sebep olduğu karşı çıkış ve Türkiye’de AB’ye ve üyelik sürecine karşı oluşan tepkisel yaklaşım da çalışmada ele alınacak konular arasındadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yerel Ekonomik Kalkınmada Devletin Kobilere Yönelik İhracat Teşviklerinin Rolü: Kayseri Uygulaması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59430</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59430</guid>
      <author>Erdinç TUTAR,, Nihal AKNUR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Son yıllarda sanayileşme sürecinde hem iç hem dış pazarlar için üretim yapan iller, ülke ihracatının geliştirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Kayseri de önemli derecede ihracat yapan illerden biridir. Kayseri’de KOBİ’ler ihracat hacmi olan ancak, bilgi eksikliği, kaynak yetersizliği, rekabet, gümrük kısıtlamaları ve kotalar gibi konularda birçok sorunlarla karşılaşmakta ve bu gibi sorunlar ihracatçı firmaların ihracat başarısını olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada Kayseri de faaliyet gösteren KOBİ niteliğindeki firmaların devlet destek ve teşvikleri konusunda bilgi düzeyleri ve yararlanma eğilimleri, karşılaşılan sorunlar öncelikle literatürde yapılmış çalışmalarla irdelenmiş bir sonraki aşamada ihracatçı firmalarla anket formu çalışılmış, toplanan veriler SPSS programı yardımlarıyla analiz edilmiştir. Elde edilen veriler bölgesel kalkınma ve Kayseri’nin ihracattaki yerel önemi bakımından değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kanser Hastalarına Yönelik Psikoonkoloji Uygulamaları</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59404</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59404</guid>
      <author>Deniz DOĞAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı, kanser hastalarının biyopsikososyal açıdan bütüncül bir yaklaşımla psikoonkoloji çerçevesinde değerlendirmesinin yapılmasıdır. Araştırma Onkoloji Ünitesine ayaktan başvuran kanser tanılı 151 hasta/hasta yakını katılımcıyla yapılmıştır. Veriler; Hasta/Hasta Yakını Anamnez ve Eğitim Formu, Ruhsal Durum Muayenesi (RDM) kriterleri, Stres Termometresi, Hasta/Hasta Yakını Randevu Kartı, Eğitim Materyalleri ile yüz yüze yapılan görüşme seanslarından elde edilmiştir. Bu araştırmanın analizinde “İstatistik Paket Programı (SPSS) 22.0” programı kullanılmış, sayısal veriler sayı-yüzde dağılımı, ki-kare ve ve spearman korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmadaki 151 hasta populasyonun % 68,9 (n:104)’ü kadın, % 31,1 (n:47)’si erkek olup, yaş ortalaması 51,6&amp;plusmn;26,6’dir. Bulgulara göre; hastaların kanseri olumsuz bir stres faktörü olarak değerlendirdikleri, kanser algılarının ölümle özdeşleştirildiği, kaygılarının kanser tanı ve tedavi gidişatıyla (prognoz) ilgili olduğu, kanser olgusunun fiziksel hastalığa bağlı tedavi yanıtındaki belirsizlik nedeniyle yaşam dinamiklerini sarstığı ve değiştirdiği, en çok uyum bozukluğu yaşadıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak, kanser hastalarına yönelik psikonkoloji uygulamalarında bireye özgü psikolojik destek ve tedavilerin hastalığa yüklenilen anlam ve hastalık kabulüyle sürece uyum sağlamada etkili olduğu, pozitif iyilik halinin iyi hissetmeye, umut kavramının tedavi yanıtına olumlu katkı sağladığı söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nazal Cerrahide Kompleks Septoplasti Sürecinin Görsel Anlatımı: Medikal İllüstrasyon</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59409</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59409</guid>
      <author>Sefa Ersan KAYA,, Sevgi Soylu KOYUNCU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sanat çağlar boyunca doğrudan veya dolaylı olarak toplumlara yön vermiştir. İnsanoğlu basit görseller kullanarak ilk iletişim biçimi oluşturmuştur. İlk ve en doğal görsel iletişim biçimi olan bu basit çizimler, yazının gelişmesi, kaydedilecek ve paylaşılacak bilgi ve tecrübelerin artması yeni biçimlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu sebeple insanoğlu kitap formunu oluşturmuş ve bu platformda yeni düzen arayışlarına girmiştir. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak, ortaya çıkan boşluğu doldurmak için illüstrasyona duyulan ihtiyaç günden güne artmıştır. Tıp bilimi Mısır papirüslerinin üzerine çizilen illüstrasyonlardan, Batı’da Rönesans sonrası medikal illüstrasyonlara kadar çağlar boyunca görsellerin kullanıldığı bir alan olmuştur. Bu dönemlerde birçok tıp hekimi, bilgin ve sanatçı deneysel anatomik çalışmalar yapmıştır. Fakat medikal illüstrasyon alanında dönüm noktası 19. Yüzyılda Max Brödel ile gerçekleşmiştir. Brödel hem medikal illüstrasyon alanın kurumsallaşması hem de illüstrasyonlardaki ifade gücü bakımından modern medikal illüstrasyon sürecinin en önemli yenilikçisidir. Geleneksel teknikler kullanılarak yapılan bu illüstrasyonlar, günümüzde modern grafik yazılımları ile illüstratöre aynı anda birçok farklı çizim katmanını kullanarak çok kompleks anatomi sunumları yapması için imkân vermiştir. Bu yazıda, nazal septoplasti cerrahisinde kronolojik süreç medikal illüstrasyonlar ile adım adım analiz edilmiştir. Yazara ait olan bu bir dizi illüstrasyon aracılığıyla, makale kapsamlı bir cerrahi vakanın görsel özetini sunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Jeopolitik Teoriler ve Stratejik Derinlik Analizi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59418</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59418</guid>
      <author>Tugay ÇİÇEK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;“Stratejik Derinlik”, Ahmet Davutoğlu’nun 2001 sonrası Türkiyesi’nin reçetesi olarak ortaya koymuş olduğu bir kaynaktır. 2010 sonrası Türkiye’nin “Komşularla Sıfır Sorun” politikası bu jeopolitik tahayyül üzerinden oluşturulmaktadır. Biz çalışmamızda Stratejik Derinlik’i, Klasik ve Eleştirel Jeopolitik teoriler ekseninde; Klasik ve Eleştirel Jeopolitik farkını ortaya koyarak açıklamaya çalıştık. Bunu yaparken de Stratejik Derinlik’i eleştirel teorilerle birlikte ele aldık. Jeopolitik teorilerin ortaya çıkışını özetle ele aldıktan sonra zıt durumları bir arada var ederek çözümleme başvurduk. Bu hususta, “Tarihin Sonu”, “Medeniyetler Çatışması” ve “Stratejik Derinlik” birbirlerine karşılıklı atıfta bulunarak bize, çalışmamızda bilimsel zemin hazırlamış olmuşlardı. Stratejik Derinlik, Soğuk Savaş sonrası süreçte uluslararası sistemdeki değişimi çok iyi okuyabilmiş ve bu neticede Türkiye’ye önemli veriler sunmuş olan bir düşüncenin ürünüdür. Soğuk Savaş sonrası dinamik uluslararası sistem, küreselleşmenin de etkisi ile etkileşimi arttırmış; yeni aktörler ve faktörler meydana getirmiştir. Bu karmaşık ilişki ağları, ulusları kaçınılmaz bir şekilde karşılıklı bağımlı duruma getirmiştir. Soğuk Savaş sonrası sistem analizini iyi yapabilmiş olan Ahmet Davutoğlu Türkiye’nin, ülke dışında statik halde bulunan Osmanlı bakiyesi unsurları; uluslararası sistemin dinamikliğini kullanarak yeniden canlandırmayı düşünmektedir. Buradan hareketle Stratejik Derinliğin verileri ışığında “Yakın Kara Havzası” “Kafkaslar Bölgesinin” stratejik analizini yaparak çalışmamızı sonlandırdık.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Astronomiye Yönelik Tutum Ölçeği Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59420</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59420</guid>
      <author>Nagehan DEMİR,, Fulya ÖNER ARMAĞAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada astronomiye yönelik tutumları tespit etmek amacıyla geçerli ve güvenilir bir tutum ölçeği geliştirmek amaçlanmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kayseri ilinde öğrenim gören 430 ortaokul öğrencisi ile yürütülmüştür. Ölçeğin geliştirilmesinde alan yazından yararlanılarak ve kapsam geçerliği bakımından da uzman görüşü alınarak 43 maddelik bir havuz oluşturulmuştur. Ölçeğin yapı geçerliğini test etmek amacıyla öncelikle açımlayıcı faktör analizi (AFA), ulaşılan yapının doğruluğunu tespit etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizi (DFA) gerçekleştirilmiştir. AFA için SPSS-20 paket programı, DFA için AMOS programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizlerinin yorumlanmasında. 05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. AFA sonucunda, ölçeğin Kaiser-Meyer-Olkin KMO değeri. 828 olarak, Bartlett’s testi ise anlamlı (p&lt;.05) bulunmuştur. Ölçeğin toplam varyansın % 58,62’sini açıklayan üç faktöre sahip olduğu tespit edilmiştir. DFA sonucunda elde edilen uyum indeksleri &amp;chi;2/sd = 3.161; RMSEA = .71; GFI =.87; AGFI = .84; CFI =.91 ve NFI =.875 olarak saptanmıştır. Ölçeğin madde analizi yapılarak alt ve üst gruplara göre ölçekteki maddelerin madde ayırt edicilik indeksleri (r) ve madde güçlük indeksleri (P) hesaplanmıştır. Uygulanan ölçeğin ortalama madde ayırt edicilik indeksi. 57 ve ortalama madde güçlük indeksi .52’dir. Ölçeğin güvenirlik katsayısı (Cronbach alpha değeri) &amp;alpha;=.956’dır. Sonuç olarak, AFA, DFA, güvenirlik analizi ve madde analizi sonucunda ulaşılan değerler ölçeğin, astronomiye yönelik tutumları belirlemek için geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir. Çalışmanın bulguları alan yazın ile karşılaştırılarak tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Basın Konseyi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59434</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59434</guid>
      <author>Ahmet ÇİFTCİ,, Gözde DAL</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Özdenetim, gazeteciler tarafından oluşturulan meslek içi kurallarla, yine gazetecilerin kendilerini denetleme sistemidir. Özdenetimin amacı, mesleğin daha saygın ve güvenilir hale gelmesini sağlamak ve Devletin basına müdahalesini en aza indirmeye çalışmaktır. Böylece basın-yayın, hak ve hürriyetlerini sınırları dâhilinde müdahalesiz bir şekilde kullanan bir meslek örgütü haline gelmiş olacaktır.Oluşturulan ilkelerin uygunluk denetimi ise Basın Konseyi yapmaktadır. Özdenetim sisteminin en önemli ve etkin faaliyet organı Basın Konseyi’dir. Gazetecileri ve toplumun belirli kesimlerinden insanları bir araya getiren Basın Konseyi özdenetimin gelişmesi ve etkin hale gelmesini sağlar.Basın Konseyi’nin amacı basın-yayın yoluyla ortaya çıkan her türlü olumsuzluğu engellemektir. Bu sayede dış müdahale olmadan kendi içinde sorunları çözmeye çalışır. Türkiye’de özdenetim sistemini geliştirmek adına oluşturulan Basın Konseyi’nin etkili olup olmadığı tartışma konusudur. Basın Meslek İlkeleri ile etkinliği artırılmaya çalışılan sistemin alanadaki etkisi üzerinde durulacaktır.Makalenin konusunu özdenetim ve Basın Konseyi oluşturmaktadır. Özdenetim kavramının ne olduğu, Basın Konseyi’nin tarihçesi ve günümüzdeki durumu değerlendirilecektir. İdeal olan özdenetim sistemi ve Basın Konseyi uygulamaları çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kuzey Mezopotamya’da Younger Dryas Dönemin İnsan Yaşamına Etkileri</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59435</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59435</guid>
      <author>Okşan BAŞOĞLU,, Mevlude SEVGİN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu tez günümüzden önce yaklaşık 11700 ila 10500 yıl öncesinde insanoğlunun Epi-paleolitik Dönem avcı-toplayıcı/konar-göçer yaşam tarzından üretim ekonomisine dayalı Neolitik Döneme geçişe sebep olduğu düşünülen iklimsel ve çevresel koşulları incelemektedir. Çalışmamız Kuzey Mezopotamya Bölgesi’nde (Kuzey Suriye, Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu) Çanak Çömleksiz Neolitik Döneme tarihlenen merkezlerin yerleşim karakterleri, mimarileri, gündelik yaşamı yansıtan bulguları, Arkeo-botanik ve Arkeo-zoolojik verileri esas alarak incelemektedir. Kuzey Mezopotamya bölgesindeki yerleşik avcı-toplayıcı topluluklarının gündelik yaşamları ve besin ekonomileri hakkında bilgi edindiğimiz arkeolojik kültür materyalleri temel alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın sonucu olarak Neolitik Döneme geçişte gerçekleşen Genç Kuruluk (Younger Dryas) iklimsel krizi döneminde besin ekonomisini oluşturan bitkisel ve hayvansal verilerde azalma olduğu görülmüştür. Bu durum insanların yaşamsal kaynakları koruyarak ya da müdahale ederek tüketmelerine neden olmuştur. Görece ani gerçekleşen iklime bağlı değişen çevresel koşullara karşı verdikleri bu mücadele ve hayatta kalma çabaları Sosyo-ekonomik ve Kültürel yaşamlarında değişim ve dönüşümün tetikleyicisi olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Core Antrenmanın Futbol Becerileri Üzerine Etkisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59427</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59427</guid>
      <author>İsmail ALPŞAHİN,, Bekir MENDEŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada, 8 haftalık core kuvvet antrenman 13-14 yaş arasındaki erkek futbolcuların futbol becerilerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmaya 13-14 yaş arasında Çalışma Grubu (ÇG, n=20), ve Kontrol Grubu (KG, n=20) oluşturulmuştur. ÇG’na 8 hafta boyunca haftada 2 gün 30 dakika, antrenmanlarına ek olarak core antrenmanı uygulanırken, KG’nun sadece antrenmanlarına devamı sağlanmıştır. Gruplara çalışma öncesi ve sonrası; vücut yağ yüzdesi, sürat, çeviklik, dripling ve pas testi testleri yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizlerinde Tekrarlanan Ölçümlü Denemelerde Varyans Analizi Tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışma sonunda, vücut ağırlıkları ve vücut yağ yüzdeleri ÇG lehine anlamlı bulunmuştur. Sürat(30m), çeviklik(zikzak) ve dripling bakımından istatistiksel olarak anlamlılık bulunmazken, pas testi ÇG lehine anlamlı bulunmuştur. Sonuç olarak core kuvvet antrenmanları sonucunda sürat ve çeviklik performans değerleri ile dripling becerisinde anlamlı değişikliğin olmadığı, ancak pas becerisinde anlamlı bir değişimin olduğu tespit edildi. Konu ile ilgili olarak farklı denek gruplarında yapılabilecek daha geniş tabanlı çalışmaların yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


