






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2019 Sayı 31</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1947</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Innovative Jacquard Weaving Fabric Design: Suleiman Ottoman Sultan’ Life Story As The Cultural And Sustainable Ground For Creativity</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59194</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59194</guid>
      <author>Pınar ARSLAN,; Hatice Feriha AKPINARLI , Ana Margarida FERREIRA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;A society’s distinctive values and characteristics in its history, cultural experiences and authentic art products which it produced in that period can be observed. Ottoman Empire period which has multinational structure left a significant mark in history in terms of life style and art-design field. Various sultans came to the throne during the Ottoman Period. Ottoman Sultans who undertook various tasks, took place in the history stage full of wars, conquests, successes during their reigns prevailed in the palace and contributed to the creation and development of the Turkish fabric art. In line with the laws introduced by Sultans, Turkish textile art during the Ottoman Period put important and unique products. Besides the production of woven fabrics of good quality, methods, patterns and designs were required to be authentic to be produced. Although jacquard weaving technology is intensely used in the textile sector, updating fabric designs through an innovative perspective has become an obligation. It should be handled that new design understanding where cultural experience is reflected instead of ordinary designs in the conditions of changing era. Innovative jacquard weaving fabric designs created by getting inspired by the life story of Suleyman, the Magnificent Ottoman Sultan will be touched upon in this study.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sivas İli Zara İlçesi Becekli Köyü Halı Yastıkları</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59280</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59280</guid>
      <author>Birnaz ER,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dokumacılık, Anadolu’nun birçok yöresinde kendine özgü renk desen ve motifleriyle yörelerin kültürel simgesi haline gelmiştir. Sivas ili de geleneksel el dokumacılığında kendine has kimliğini oluşturan bir yerdir. Sivas ili Zara ilçesinde dokunan halı yastıklar yöredeki yaygın dokuma türleridir. Yörenin yaşam şeklinin kullanılan dokumalar üzerinde etken olduğu bir gerçektir. Evlerde bulunan geniş odaların makatlarla çevrili olması ve bu sedirlerin üzerine konan halı yastıklar yöredeki zengin halı yastık dokumalarının en büyük gerekçesidir. Bu araştırmanın amacı, Sivas ili Zara ilçesi Becekli köyünde inceleme yaparak tespit edilen halı yastıklarını motif, desen karakteri ve renk yönünden inceleyerek yörenin halı dokuma kültürü hakkında bilgi vermek ve elde edilen örnekleri belgeleyerek bu kapsamdaki araştırmalara katkı sağlamaktır. Araştırma kapsamında, Sivas halısı ile ilgili literatür taramaları yapılmıştır. Örneklerin tespiti ve yerinde incelenmesi amacıyla Zara ilçesi Becekli köyüne gidilerek, dokuma yapan kadınlarla sözlü görüşmeler yapılmıştır. Tespit edilen halı yastıklarının fotoğrafları çekilmiş ve ürünün hangi amaçla yapıldığı, dokuma şartları, yastıkların boyutları, kullanılan iplikler ve boyamada kullanılan renkler ile yastıklarda kullanılan motif isimleri ve kompozisyon özelliklerine yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kurumsal Sosyal Sorumluluk</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59282</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59282</guid>
      <author>Gülay TAMER,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Öz Son yıllarda hem bilimsel çevrelerin hem iş dünyasının hem de genel olarak tüm toplum kesimlerinin ilgisini çeken kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) kavramı, taşıdığı potansiyel ve önemden ötürü gelişimini sürdürecektir. Konunun farklı sektör ve disiplinleri ilgilendirmesi sebebiyle kavram üzerinde uzlaşılan bir tanım olmadığı gibi başta yönetim bilimleri, pazarlama, muhasebe ve uluslararası ticaret olmak üzere yapılan araştırmalar çevre bilimlerine ve sosyal bilimlere değin uzanmaktadır. Bu çalışmada, öncelikle kurumsal sosyal sorumluluk kavramının çeşitli tanımları verildikten sonra yapılan literatür incelemesinde konunun farklı boyutlarını vurgulayan örnekler seçilmiştir. Kurumsal Sosyal Sorumluluk kavramı, çok yönlülüğü ve farklı kesimleri farklı açılardan ilgilendirmesi sebebiyle hem dünyada hem de Türkiye’de halen akademisyenler tarafından yoğun bir şekilde araştırılması gereken bir konudur. Diğer yandan ticari işletmelerin günümüzde toplumlar ve çevre üzerindeki etkilerinin ulaştığı boyutlar ve toplumların da ticari işletmelere verdikleri tepkiler bağlamında; kurumsal sosyal sorumluluğun işletmelerce kapsamının tüm boyutlarıyla iyi anlaşılması zorunluluğu doğmuştur. Çalışmada bu ihtiyaca yönelik olarak kurumsal sosyal sorumluluğun tarihsel gelişimi, teoriler ve yaklaşımlar, sorumluluk alanları, avantajlar ve dezavantajlar, değerlendirme ölçüm ve raporlama başlıkları altında konu olabildiğince geniş perspektiften ortaya konmaya çalışılmıştır. İşletmeler açısından uygulamada taşıdığı önem nedeniyle değerlendirme, ölçüm ve raporlama daha kapsamlı ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>H. 1254- H.1265 (M.1839-1849) Tarihleri Arasında Yapılan ve 03542-03543-03545-03546 Numaralı Nüfus Defterlerine Göre Kırşehir Konur Kazası ve Konur Kazası’nın Köyleri ve Sayılan Nüfusun Özellikleri</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59285</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59285</guid>
      <author>Ahmet GÜNDÜZ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu makale dört adet nüfus defterinden istifade edilerek hazırlanmıştır. Konur kazasına ait defterlere doğrudan bir giriş yapılmayarak ilk önce Kırşehir ve Konur kazası arasında bağlantı kurularak Kırşehir’in idarî yapısı hakkında bilgiler verilmiştir. Günümüzde Kırıkkale iline bağlı olan Keskin ilçesinin Osmanlılar devrinde Kırşehir’e bağlı olduğu, 1647 tarihinde Kırşehir Sancağına bağlı merkez kazanın dışında Dinekkeskin, Süleymanlı, Yüzdeciyan ile birlikte Hacı Bektaş ve Konur kazalarının var olduğu görülmektedir. Yapılan bu çalışmada Konur kazasına ait ve M.1839-1849 yılları arasında yapılmış olan dört adet nüfus defterlerinden faydalanılarak köyler ve bu köylerde nüfus defterlerine kayıtlı nüfusun özellikleri hakkında bilgiler verilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geçmişe Dönük Aile Öngörülemezliği Ölçeğinin Türkçeye Uyarlama Çalışması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59286</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59286</guid>
      <author>Fatma OKTAY,, Sait ULUÇ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Aile öngörülemezliği, aile davranışlarında ve düzenleyici sistemlerinde süregiden tutarsızlık olarak tanımlanmaktadır. Görgül çalışmalar, aile öngörülemezliğinin çoğu zaman çocuklar üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğini göstermektedir. Bu çalışma, Geçmişe Dönük Aile Öngörülemezliği Ölçeğini Türkçeye uyarlamayı amaçlamaktadır. Ölçek uluslararası araştırmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır ve bireylerin içinde büyüdüğü öngörülemeyen aile ortamını geçmişe dönük olarak değerlendirmektedir. Katılımcılar Hacettepe Üniversitesi&amp;#39;nden 284 genç yetişkinden (144 kadın, 140 erkek) oluşmaktadır. Katılımcılara demografik bilgi formu, Geçmişe Dönük Aile Öngörülemezliği Ölçeği ve Belirti Tarama Listesi (SCL-90-R) verilmiştir. Ölçeğin Türkçe versiyonunun faktör yapısı değerlendirilmiş ve alt ölçeklere ilişkin psikometrik değerlendirmeler yapılmıştır. Kriter geçerliliğinin bir parçası olarak, çocukluğa ait farklı öngörülemezlik deneyimlerinin mevcut psikolojik belirtilerle ilişkisi değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, Geçmişe Dönük Aile Öngörülemezliği Ölçeğinin Türkiye&amp;#39;de kullanım için uygun olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kurumlar Vergisi Mükellefıyetınde İktisadi İşletme Kavramı</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59289</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59289</guid>
      <author>M. Ezhan DOĞRUSÖZ,, Nergis Feride KAPLAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kurumlar Vergisi Kanununun 1. maddesinde elde ettikleri kazançları itibariyle kurumlar vergisine tabi mükelleflerden biri de, dernek veya vakıfların iktisadi işletmelerdir. Kanunun 2. maddesi dikkate alınırsa, dernek veya vakıflara ait veya bağlı olan, faaliyetleri devamlılık arz eden ve sermaye şirketi ve kooperatif mahiyetinde olmayan ticari, sınai ve zirai işletmeler, dernek veya vakıfların iktisadi işletmeleridir. İktisadi işletme kavramının ortaya çıkmasında unsurlardan biri de, yapılan faaliyetin devamlılık göstermesi gereğidir. Bu hususta devamlılık unsurunun tespitinde, faaliyetlerin devamına ilişkin gerçek niyetin tespiti de önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Effect of Exercise Habits of University Students on Sleep Quality</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59291</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59291</guid>
      <author>Ali COŞKUN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Aim: This study aimed to investigate the effect of exercise habits on sleep quality among university students. Method: A total of 139 university students, 65 females and 74 males, aged from 17-25 years participated in the study. The Pittsburgh sleep quality index was used to assess quality of sleep in the research. Students were asked whether they exercised regularly at least three days per week to learn their exercise habits. Research data were analyzed with the t test. Results: The mean sleep quality points for those who exercised were 6.41 &amp;plusmn; 3.60, with mean sleep quality points in the non-exercise group 7.28 &amp;plusmn; 3.07 among students participating in the research. The mean sleep quality points for female students were identified as 7.56 &amp;plusmn; 3.50 and the mean sleep quality points for male students were 6.01 &amp;plusmn; 3.21. Conclusion: According to our research results, it appears exercise does not cause a difference in sleep quality among university students. The sleep quality of female students who exercised was not different from those who did not exercise. The sleep quality of male students who exercised was similar to male students who did not exercise. Male university students had better sleep quality than female university students.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ergenlerin Çiftler Arası Şiddeti Kabul İle Boyun Eğici Davranış Düzeyleri Arasındaki İlişki</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59293</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59293</guid>
      <author>Yavuz Emre YAVUZ,, Hacı ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, ergenlerin çiftler arası şiddeti kabul ile boyun eğici davranış düzeyleri arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Bu doğrultuda ergenlerin çiftler arası şiddeti kabul ve boyun eğici davranış düzeylerinin cinsiyete, sınıf düzeyine, anne baba eğitim durumuna, anne baba arasındaki sözel/fiziksel şiddet durumuna, çocuklukta ve şimdi sözel/fiziksel şiddete maruz kalma durumuna, anne baba tutumuna ve aile tipine göre anlamlılık düzeyinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Samsun İli Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet okullarında lise öğrenimine devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu evrenden uygun örnekleme yöntemiyle seçilen ve Bafra Şehit Erkut Yılmaz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Bafra Anadolu Lisesi’nde öğrenimine devam eden 351 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin 179’u erkek (%51), 172’si (%49) kızlardan oluşmaktadır. Araştırma verileri Çiftler Arası Şiddeti Kabul Ölçeği, Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 17.00 paketi kullanılmış, analiz sonuçları bulgular bölümünde verilmiş, tartışma ve sonuç bölümünde ise tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>An Analysis Of A Landscape Garden Shaped With Multi Layered Art-Trust Nature And Modern Physics Science: Peterhof Royal Garden (Russia)</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59325</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59325</guid>
      <author>Parisa GÖKER,, Aysun TUNA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;The historical gardens and parks of St. Petersburg, Russia, are valued as monuments of landscape architecture and components of the city’s urban ecosystems. They date back to the early 18th century, when Peter the Great (1672-1725) oversaw the construction of the city (his ìVenice of the Northî) on the marshy delta of the Neva River. After World War II, intensive restoration and reconstruction was begun in almost all of St. Petersburg’s historical parks. One of these is the Peterhof Palace Gardens, a world class palace that provides a very worthwhile experience for anyone interested in architecture, art, or history. Peter I (the Great) founded Peterhof in 1709 as a country estate. After visiting the French court in 1717, he decided to make Peterhof into an imperial residence that would rival Versailles. The Baroque Grand Palace (1714&amp;ndash;28) was designed by Domenico Trezzini and the palace’s gardens by Alexandre Le Blond; Bartolomeo Rastrelli enlarged the structure in 1752. Peterhof subsequently became the most lavish and popular of the Russian royal summer residences (Britannica, 2019). In 1918 Peterhof became a museum although during World War II it was occupied by the German troops and suffered severe damage and was destroyed by fire. The reconstruction began almost immediately after the war and continues to this day. In the scope of this research; Besides the historical development of the palace gardens in Peterhof, Space organization, structures in palace gardens, water elements, characteristic elements and structures/overall planning will be discussed.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İbrahim Alimoğlu Müzik Müzesi Çalgı Sesli Rehberi: Ses Kayıt-Konvolüsyon ve Sanal Çalgı Geliştirme</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59309</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59309</guid>
      <author>Seyhan CANYAKAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı İbrahim Alimoğlu Müzik Müzesinde bulunan 298 adet çalgının ses kayıt, edit, mix aşamalarının betimlenmesidir. Çalgı sesleri kaydedilirken bir taraftan da çalgıların sergilendiği alanın konvolüsyon yöntemiyle yansışım değerleri modellenmiştir. Bu sayede müzenin internet sitesine giren bir bireyin, çalgıyı müzenin içerisindeki koridorlar da çalınıyormuş gibi duyması sağlanmıştır. Bu anlamda bu çalışma, ülkemizde yapılan ilk çalışmadır. Literatür taramasında ülkemizde tek seferde bu kadar sayıda dört kıtaya ait çağdaş ve otantik çalgı ses kaydı yapan, bu ses kayıtların kendi ortamındaki konvolüsyon yöntemiyle efektlendirilmesinin sağlandığı, çalınamayan çalgıların ise sanal çalgı haline getirilip tınısının ziyaretçilere duyurulmasının sağlandığı bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu anlamda çalışmanın özgün bir çalışma olduğu düşünülmektedir. Çalışmanın yöntemi nitel ve betimlemeye dayalıdır. Çalışma kapsamında 298 adet çalgıdan 480 adet ses kaydı, 498 adet Türkçe ve İngilizce Seslendirme (dublaj kaydı) kaydı, 498 adet müzik arka planlı seslendirme kaydı yapılmıştır. Toplamda 1476 adet ses dosyası stüdyoda edit aşamasında kayıt altına alınmıştır. Çalışma ses kayıt aşaması 25 günde 18 saat çalışılarak, edit aşaması günde 14 saat çalışmayla 60 günde, Türkçe seslendirmeleri 14 gün, İngilizce seslendirmeleri ise 15 günde tamamlanmıştır. 1476 ses dosyasının ortaya çıkma aşaması toplamda 128 gün sürmüştür. Çalışma sonucunda başarılı bir şekilde Müzik Müzesi için Sesli Bir Rehber geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pozitivizm, Görecelik ve Sosyal İnşacılığın Sosyal Bilimlere İlişkin Epistemolojik Yaklaşımı: Çözüm Eleştirel Gerçekçilik mi?</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59296</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59296</guid>
      <author>Pınar FAYGANOĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dünyayı daha iyi anlamak amacıyla bilgi üretmek ve bilim yapmak insanoğlunun temel amaçlarından biri olmuştur ve bilimsel faaliyetin nasıl ve ne şekilde yapılması gerektiğine dair tarih boyunca farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Uzun bir süre doğa bilimleri olarak nitelendirilen bilimlerde kullanılan ve salt gözlem ile görgülcü bir tavra dayanan Pozitivist yaklaşımların, toplum ve bireyleri inceleyen sosyal bilimler içinde geçerli bir reçete olabileceği varsayılmıştır. Bu varsayıma karşı çıkan görüşlerden olan görecelik dışsal gerçekliğin var olmadığını ve toplumsal bilimlerde söz konusu metotların kullanılamayacağını belirtmekte iken sosyal inşacılık ise gerçeğin toplumsal olarak oluşturulan betimlemelere dayandığını öne sürmektedir. Fakat, sözü edilen yaklaşımların tümünün sosyal bilimlerdeki epistemolojik durumu tam olarak yansıtmadığı değerlendirilmekte olup bahse konu düşünce bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışmada, ‘Eleştirel Gerçekçilik’ yaklaşımının, sosyal bilimler çerçevesinde hem pozitivizmin gerçekliğini hem de görecelik ve sosyal inşacılığın bağlamsallığını belirli yönleriyle içerebileceği ve sosyal bilimlere bütüncül bir pencereceden bakmaya olanak sağlayabileceği düşüncesi çeşitli önermeler ile ortaya koyulmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şirket Kurucuları Tarafından Yönetilen İşletmelerin Yapı ve Karakter Analizi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59298</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59298</guid>
      <author>Ahmet Ferda SEYMEN,, Mert Seymen</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İşletmeler insanların kurdukları kurumlardır. İnsan hayatı ile sınırlı olmamakla birlikte kurulmaları ile birlikte çocukluk, ergenlik-gençlik evreleri, büyüme dönemleri, olgunlaşma evreleri ile yaşlanma süreçleri tıpkı insanların yaşam şekline benzemektedirler. Tartışmasız olarak kurucuların şirketleri üzerine etkileri çok yüksek olup onlarının karakter ve kültürünün oluşmasında büyük payları vardır. Doğru yönetilip büyüdüklerinde insanlara ve dolayısıyla toplumlara örnek kurumlar halini alırlar. Bu başarı hikayesinin sağlanabilmesi için şirket kurucuları başta olmak üzere, çalışanlarının davranış kalıpları, değer yargıları, psikolojik ve ruhsal yapıları, yönetimsel becerileri ile insan ilişkileri analiz edilmeli ve şirketin ihtiyacı olduğu sağlıklı büyüme ile gelişmesini sağlayacak mekanizmaları kişileri bilinçlendirerek sisteme entegre etmek gerekmektedir. Bu yazıda kısaca; şirketin kuruluş amacı, en yaygın şirket tipi, insan davranışları, şirket yapısı, yönetim şekilleri, şirket performansına negatif etki eden durumlar, değişime ayak uydurma ve şirketlerin yüksek önem arz eden birimlerine değinilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Azerbaycan Petrol Tüketimi ve Ekonomik Büyüme Arasındaki Nedensellik İlişkisinin Araştırılması Ve Hollanda Hastalığı</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59300</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59300</guid>
      <author>Hüseyin Naci BAYRAÇ,, Fatih ÇEMREK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Geçiş ekonomisi niteliğinde olan Azerbaycan’ın ihracatında petrol ve petrol ürünleri önemli bir yere sahiptir. Petrol sektörü büyümenin temel kaynağı niteliğinde olup, sanayi üretiminin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu durum Azerbaycan’ın “Hollanda Sendromu-Hastalığı” olarak adlandırılan, petrol sektörünün hızlı gelişimi karşısında diğer sektörlerin gelişmemesi veya çöküşüne neden olması şeklinde ifade edilen bir sorun yaşadığını göstermektedir. 1994 yılında imzalanan “Asrın Anlaşması” sonrasında petrol sanayisine yapılan yatırımların ülkenin GSYİH artışına etkisi, diğer sanayi dallarına oranla daha fazla olmuştur. Bugün ülkede en çok tartışılan konu, petrol gelirlerinin nasıl harcanması gerektiği ve hangi petrol dışı sektörlerin geliştirilmesine kanalize edileceğidir. Bu çalışmada Azerbaycan’ın bağımsızlık dönemi sonrası, uyguladığı enerji politikaları ve petrol tüketimi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiler ele alınmaktadır. 1990-2016 dönemi arasındaki yıllık veriler kullanılarak, kişi başı petrol tüketimi (kg) ile kişibaşı GSYİH (ABD doları ile 2010 sabit fiyatları ile) arasındaki nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Bunun için Granger iki değişkenli eşbütünleşme analizi uygulanmış ve iki değişken arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Yapılan analiz sonucunda petrolün ekonomik büyümedeki hızlandırıcı etkisi belirlendikten sonra, Azerbaycan’ın içinde bulunduğu Hollanda Hastalığının ekonomide yarattığı etkiler ele alınacak ve sorunun çözümü konusunda uyguladığı politikalar ile elde edilen sonuçlar değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hemşirelik ve Tıp Öğrencilerinin Etik Duyarlılıkları ve Eleştirel Düşünme Eğilimlerinin Karşılaştırılması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59301</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59301</guid>
      <author>Serap PARLAR KILIÇ,; Gülendam KARADAĞ; Cihat DEMİREL , Nermin KILIÇ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmada hemşirelik ve tıp öğrencilerinin etik duyarlılıkları ve eleştirel düşünme eğilimlerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu araştırma; 2016-2017 akademik yılı bahar döneminde Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde ve Tıp Fakültesinde eğitim gören 231 hemşirelik ve 110 tıp öğrencisi ile yürütülmüştür. Veriler; 17 sorudan oluşan anket formu, Ahlaki-Etik Duyarlılık Ölçeği ve California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ile toplanmış ve Shaphiro Wilk testi, Student t testi ve Ki-kare testi ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin %67.4’ünü hemşirelik ve %32.6’sını tıp öğrencisi oluşturmuştur. Her iki grupta da öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerinin düşük (Tıp=212.02&amp;plusmn;29.34; Hemşirelik=203.74&amp;plusmn;30.62) olduğu ancak tıp öğrencilerinin hemşirelik öğrencilerine göre eleştirel düşünme eğilimi puanlarının daha yüksek olduğu ve aralarında istatistiksel farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir (p&lt;0.05). Öğrencilerin ahlaki etik duyarlılıklarının orta düzeyde olduğu (Tıp=87.1&amp;plusmn;24.26; Hemşirelik=95.5&amp;plusmn;23.92), ancak tıp fakültesi öğrencilerinin ahlaki etik duyarlılık ölçeğinden gerek toplam gerekse alt ölçeklerden aldıkları puanların hemşirelik öğrencilerine göre daha düşük olduğu aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p&lt;0.05). Her iki öğrenci grubunun da eleştirel düşünme eğilimlerinin düşük, etik duyarlılıklarının ise orta düzeyde olduğu, ancak tıp öğrencilerinin hemşirelik öğrencilerine göre daha yüksek eleştirel düşünme eğilimine ve daha yüksek etik duyarlılığa sahip oldukları belirlenmiştir. Geleceğin hemşire ve hekim adaylarının meslek bilincinin farkında olmaları, için mezuniyet sonrası sürekli eğitim programlarının düzenlenmesi son derece önemlidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Transfer Fiyatlandırmasında Kullanılan Yöntemler ve Karşılaşılan Sorunların Örneklerle Açıklanması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59303</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59303</guid>
      <author>Hüseyin YAKUPÇEBİOĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ekonomik hayatımıza 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunuyla giren transfer fiyatlandırması, vergi güvenlik müesseslerinden biri olarak günümüzde küreselleşen dünyada önemini bir kat daha artırmıştır. Kanunda yapılan düzenlemeyle ilişkili kişilerle olan ekonomik faaliyetlerin emsallere uygunluk prensibine göre yapılması ve ona göre hareket edilmesi temel amaç olarak görülmektedir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 13.maddesi “Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı” başlığı altında OECD uygulamaları ve günümüz gelişmeleri esas alınarak bu soruna çözüm getirilmek istenmiştir. Çalışmamızın konusu, transfer fiyatlandırmasında kullanılan yöntemleri örneklerle ele alarak kurumların ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı bedelleri, işlemin mahiyetine göre en uygun yöntemi seçerek tespit etmeleri ve bu yöntemi seçerken dikkat edeceği huşular ile transfer fiyatlandırmasındaki diğer temel hususlar olan KDV’nin indirimi, belgelendirmenin önemi, peşin fiyat sözleşmelerine ve ortaklara borç para kullandırma işlemine ve uygulamada karşılaşılan sorunlar incelenmektedir. Yöntemlere ilişkin bilgi ve açılamalar için 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ve 1995 yılında yayımlanan ve 2010 yılında güncellenen OECD Uluslararası Girişimciler ve Vergi İdareleri için Transfer Fiyatlaması Rehberi esas alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Makroekonomide Yatırım Kararı Aşamaları Ve Türkiye Örneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59305</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59305</guid>
      <author>Oğuz BAL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Milli geliri oluşturan değişkenlerden biri de yatırımdır. Genel olarak yatırım; kamu ve özel sektör yatırımları olmak üzere iki kategoride ele alınır. Kamu tarafında yatırım kararı, hükümet tarafından belirlenir ve amaç kar kazanmak değildir. Özel sektör tarafında ise, yatırım yapma kararını firma yöneticileri üstlenmiştir. Günümüz ekonomilerinde yaygın olarak yaşanmakta olan serbest piyasa ekonomisinde yatırım, bütünüyle özel sektörce gerçekleştirilir. Yatırımların gerçekleşmesinde ülkelerin makroekonomik yapıları önemli bir kısıttır. Diğer taraftan; ülkelerin makroekonomik gelişiminde etkili olan politika yapıcıları, yatırımları etkilemede ağırlıklı bir paya sahiptir. Son olarak; ülkenin dışa açık veya dışa kapalılığı da yatırımları etkileyen bir diğer önemli etkendir. Yatırımlar; doğrudan ve dolaylı olarak ayrıldığında bunların birbirini besleyen iki ayrı konu olduğunu da belirtmek gerekir. Ancak; ülke ekonomisinde sonuç olarak istihdamı sağlayanın doğrudan yatırımlar olduğu bilinmelidir. Rasyonel beklenti içerisinde olan bir yatırımcı doğrudan yatırımlarda kar, dolaylı yatırımcılar ise rant elde ederler. Yatırımcı, marjinal getirisi hangisinde artıyorsa ona yönelir. Hem kamu hem de özel sektör girişimcileri, yatırım kararı alırken fayda- maliyet, kar- zarar ve risk analizleri gibi pek çok analizler yapmak zorundadır. Bu analizlerin sonucunda alınan kararların uygulanmasıyla sermaye birikimi sağlanırken, istihdam ve iktisadi büyüme sağlanır. Bu çalışmanın amacı; makroekonomiyle ilgilenenlere yatırım kavramının kapsamı ve yatırım kararlarının aşamaları hakkında bilgi sunmaktır. Çalışmada tümdengelim yöntemi çerçevesinde, betimleyici analiz yaklaşımı uygulanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fransız Cumhurbaşkanı Macron Uluslararası Hukuku ve Fransız Hukukunu Yok Sayıyor</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59308</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59308</guid>
      <author>Ömer Lütfi TAŞCIOĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;17. Yüzyıldan itibaren Osmanlı Ermenilerini kışkırtmaya ve Ermenilere bağımsızlık fikrini aşılamaya başlayan Fransa Anadolu’nun işgali sırasında da Osmanlı Ermenilerini kullanmıştır. Cumhuriyet kurulduktan sonra da Ermenilere verdiği desteği sürdüren Fransız parlamentosu bugüne kadar Türkiye’yi soykırımla suçlayan çok sayıda karar çıkartmıştır. Ancak Fransız Anayasa Mahkemesi Fransız Parlamentosunda alınan bazı kararları iptal etmiştir. Ayrıca AİHM Büyük mahkemesi de Perinçek davasında Ermeni göçünün soykırım olarak nitelendirilemeyeceğine ve bu konuda AİHM’nin yetkisinin bulunmadığına, bu konuda Türkiye’deki mahkemeler ile Uluslararası Ceza Mahkemesinin yetkili olduğuna hükmetmiştir. Bütün bu kararları görmezden gelen Fransa 24 Nisan tarihini Ermeni soykırım günü olarak kabul etmiştir. Makalede Fransa’nın geçmişten günümüze Ermenilere verdiği destek ile son alınan kararın Fransız Anayasa Mahkemesinin ve AİHM’nin kararları kapsamında değerlendirilmesi yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>The Factors Affecting The External Debt: Case Of Turkey</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59310</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59310</guid>
      <author>Erdal ARSLAN,, Basheer,AL ATHWARI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;This study aims to examine the most important factors affecting the external debt in the Turkish economy. The relationship between the external debt and GDP, exports, imports, debt service to exports, foreign direct investment, reserves of foreign exchange and official exchange rates is estimated during the period 1980-2017, based on a number of standard studies in this field. In analyzing the time series, the study applies Johansson&amp;#39;s co-integration test and Granger&amp;#39;s Causality test within the VAR model. The study concluded to the following results: 1.There is a co-integration relationship between the study variables. That&amp;#39;s, that there is a long-term equilibrium relationship between the external debt and its determinants. 2. There is a directional causal relationship from the foreign reserve to the external debt. 3. There is a directional causal relationship from the external debt to the exports. 4. The results of estimating regression model in the long-term showed that GDP, FDI, debt service to exports and foreign reserves are the most important factors affecting the external debt.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A Scientific Research On An Ottoman Superstition: Do The Celadons Change Their Color When Touched By A Poison ?</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59311</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59311</guid>
      <author>İrem PALA ÇALIŞICIİrem PALA ÇALIŞICI,, Ungsoo KİM</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada popüler bir bilgi olan seladonların zehiri belli etmesine dair olan inanışın bilimsel bir gerçekliğinin olup olmadığını araştırmak hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Dünya’daki benzer inanışlar araştırılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun Dünyadaki en önemli üç seladon koleksiyonlarından birine sahip olması nedeni ile Osmanlı Döneminde kullanılan bazı zehirler, seladon bünye üzerinde denenmiştir. Ulaşılabilen ilgili yayınlardan, çalışmanın konusu olan seladonların Uzakdoğu da, en değerli taş olan yeşim taşına benzediği ve yeşim taşının zehiri belli ettiğine dair, inanışın olduğu anlaşılmıştır. Bilerek ya da bilmeyerek zehirlenmenin sınıf ayrımı olmaksızın herkesin başına gelebileceği için dikkat ile ilgi uyandırdığı ve bu ilginin, ürünlerini daha değerli kılmak için 16. yy’da Uzakdoğu’dan ürün getiren tüccarlar tarafından değerlendirildiği görülmüştür. Osmanlı Döneminde makyaj malzemesi gibi günlük yaşamda kullanılan, aynı zamanda zehirleme silahı olan kimyasal bileşikler, seladon bünye ile denendiğinde, herhangi bir renk değişimi olmamıştır. Ayrıca bu deneylerle seladonların, ataların düşündüğü gibi zehirlerden korumadıkları anlaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğrencilerin Kitap Okuma Alışkanlıkları Üzerine Şanlıurfa Teknik Meslek Lisesinde Bir Çalışma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59314</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59314</guid>
      <author>Ayşe GÜR,; Esra Berfin KURT; Merve AÇAR; Rokan ABBAS , Mehmet MİMAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Çalışma Şanlıurfa’da erkek lise öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarını ve tutumlarını belirlemeye yönelik olup, öğrencilerin genel olarak kitap okumanın öneminin farkında olduklarını fakat kendi kütüphanelerini oluşturmak için pek gayret göstermediklerini ortaya koymaktadır. Sözel bölümdeki lise öğrencilerinin kendi kütüphanelerini oluşturmada daha gayretli oldukları göstermektedir. Veriler kitap okuma alışkanlığı konusunda farkındalık ve bilinç oluşturmada kullanılabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rol Stresinin İş Tatminine Etkisinde İş-Aile Çatışmasının Aracılık Rolü</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59315</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59315</guid>
      <author>Çağlar DOĞRU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Son yıllarda iş hayatında yaşanan gelişmeler ile çalışanlar yöneticileri veya etkileşimde bulunduğu diğer kişiler tarafından daha fazla taleple karşılaşmaktadır. Klasik örgüt kuramının kumanda birliği ve yönetim birliği ilkesinin ihlal edildiği ve birbiri ile uyumsuz taleplerin mevcut olduğu durumlarda rol çatışması gündeme gelmektedir. Ayrıca çalışanların sahip oldukları rolde, yetkilerinin ve görevlerinin muğlak olması durumunda rol belirsizliği de oluşmaktadır. Bu araştırmanın amacı rol çatışması ve rol belirsizliğinin birlikte oluşturduğu rol stresinin, çalışanların iş tatminine olan etkilerini ortaya koymak ve bu etkide iş-aile çatışmasının aracı rolünün olup olmadığını belirlemektir. Bunun için farklı işletmelerde çalışan 141 katılımcı ile nicel bir araştırma yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre, rol belirsizliği, rol çatışması ve iş-aile çatışması ile iş tatmini arasında anlamlı ve negatif yönlü ilişkiler bulunmaktadır. Ayrıca hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre, rol stresinin iş tatminini negatif yönde etkilediği ve bu ilişkide iş-aile çatışmasının kısmi aracılık rolü üstlendiği belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Okuryazarlık Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59316</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59316</guid>
      <author>Süleyman Erkam SULAK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dijital teknolojilerin eğitime etkileri incelendiğinde; eğitim ortamları, öğretim materyalleri, yöntem ve tekniklerinin farklılaştığı gözlenmektedir. Bu durum dijital okuryazarlık kavramını gündeme getirmiştir. Dijital okuryazarlık becerisi, içinde bulunduğumuz yüzyılda bireylerin sahip olması gerektiği önemli beceriler arasında sayılmaktadır. Öğrenciler okuma yazma öğrenmeden dijital araç gereçlerle tanışmakta ve kullanabilmektedir. Öğretmenler ise yeni neslin bu hızına ayak uyduramamakta, geri kalmaktadır. Bu nedenle öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının dijital araç gereçleri etkili kullanması ve dijital okuryazarlık becerilerine sahip olması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı öğretmen adayları, öğretmenler ve eğitimcilerin dijital okuryazarlık becerilerini ölçmek için bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırmanın katılımcılarını 2017-2018 akademik yılı güz döneminde bir eğitim fakültesinde öğrenim gören ve uygun örnekleme ile seçilmiş, çalışmaya gönüllü olarak katılan 424 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Tarama modelinde gerçekleştirilecek çalışmada, ölçeğinin geliştirilmesi sürecinde Ng(2012) ve Noh (2017) çalışmaları temel alınmıştır. Geliştirilen ölçek 5’li likert tipi bir ölçek olup üç faktör (öğretim teknolojileri, bilgi ve iletişim, teknik) ve 44 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin yapı geçerliği için açımlayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. Birinci faktörde toplam 18 madde yer alıp bu maddelerin faktör yükleri 0.367 ile 0.803; ikinci faktörde toplam 15 madde yer alıp bu maddelerin faktör yükleri 0.482 ile 0.675; üçüncü faktörde toplam 11 madde yer alıp bu maddelerin faktör yükleri 0.509 ile 0.742 arasında değiştiği gözlenmiştir. Birinci faktördeki Cronbach Alfa katsayısı 0.92; ikinci faktörün 0.90; üçüncü faktörün ise 0.91 olarak belirlenmiş ve yüksek bir iç tutarlılık elde edilmiştir. Sonuç olarak “Dijital Okuryazarlık Ölçeği”nin öğretmen, öğretmen adayları ve eğitimcilerin dijital okuryazarlık becerilerinin belirlenmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Haber, Haber Değeri, Haberin Hukuka Uygunluk Unsurları ve Basın-Yayında Haber Yoluyla Kişilik Hakkının İhlâli</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59317</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59317</guid>
      <author>Ahmet ÇİFTCİ,, Eylül Duygu ERGÜN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Hürriyetçi parlamenter rejimle yönetilen demokratik toplumlarda, ifade hürriyeti ve basın-yayın hürriyeti ile kişilik hakkı hukuken düzenlenen ve korunan temel hak ve hürriyetlerdir. İdeal toplum düzeninde vatandaşlar, hak ve hürriyetleri ile ödev ve sorumluluklarını bilen ve bunları başkalarına zarar vermeyecek şekilde kendilerinin ve toplumun refahı için kullanan kimselerdir. Basın-yayın hürriyeti ise haber (olay), bilgi, fikir, düşünce ve kanaatleri çeşitli vasıtalar kullanarak kişilere ve topluma aktarabilme yolu, ifade hürriyetinin kullanılma biçimidir. Kitle iletişim araçları (basın-yayın organları) toplum adına, toplum için haber verme, kamuoyu oluşturma, eleştirme, yorumlama ve kamuya mâl olmuş kişileri ve bütçeyi denetleme gibi önemli görevler icra ederler. İfade hürriyeti ve kitle iletişim hürriyeti dahi hiçbir temel hak ve hürriyet, demokrasinin gereği olarak, sınırsız kabul edilemez. İfade hürriyeti ve kitle iletişim hürriyeti (haber veya fikir verme hakkı dâhil) kişilik hakkı ve kişisel menfaatlerle çatışabilmektedir. Bu çalışmada, toplumsal sorumluluk teorisi bağlamında haber, haber değeri ile haber verme hakkı-kişilik hakkı çatışmasında haberin hukuka uygunluk unsurları incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’deki Kaçakçılık Suçlarının Ülke Ekonomisi Üzerindeki Etkileri (2015-2018)</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59304</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59304</guid>
      <author>Zeynep Müjde SAKAR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kaçakçılık terimi farklı şekillerde tarif edilmektedir. Genel olarak varılan ortak nokta şu ki; Kaçakçılık suçu, bir devletin yasalarına karşı gelerek yapılan ticaret olarak değerlendirilirken sonrasında kaçakçıların gizli olarak sezdirilmeden yaptıkları kaçırma işi olarak addedilmektedir. Daha sonra değişen tanımlar ile vergi vermeden, düzen kullanarak yasalarca alım satımı yasak edilen nesneleri yurda sokma, yurttan çıkarma, gizlice alıp satma ve bundan bir kazanç sağlama eylemi olarak tarif edilmektedir. Çeşitlilik ve işleniş yöntemleri açısından geniş bir yelpazeye sahip olan kaçakçılık suçları, düşük maliyetle yüksek kazanç sağlaması sebebiyle organize suç ve terör örgütlerinin faaliyet alanı içerisinde yer almaktadır. Ayrıca, kaçakçılık suçlarından elde edilen gelirlerin yasadışı örgütlerin faaliyetleri için finans kaynağı olarak kullanıldığı bilinmektedir. Güvenlik politikaları çerçevesinde kaçakçılık suçlarından elde edilen suç gelirlerine el konulmasına ve terör örgütlerinin finansmanının önlenmesine yönelik olarak kurumlar arası bilgi paylaşımının ve koordinasyonu gerçekleştirilmesi suçla mücadelenin yapısına uygun nitelikte ortak stratejilerin oluşturulabileceği bir mekanizmanın olduğunu göstermektedir. Bu kapsamda suç türleri ile mücadelede kullanılan yöntemlerin stratejik derinliğinin sorgulanması ve beraberinde yeni yöntemler geliştirilerek, uluslararası işbirliği kanallarının mutlak surette açık tutulması kaçakçılık suçlarında azalmanın olabileceği gerçeğini göstermektedir. Toplumun sosyal, ekonomik ve siyasi bakımdan gelişmişliği, kaçakçılık suçlarının oluşumunu doğrudan etkilemektedir. Öyle ki bazen kaçakçılığa konu olan varlığın sağlayacağı kazanç kaçakçıyı harekete geçirirken bazen de coğrafi yapı, güçlü sosyal ağlar ya da kaçırılacak varlığın taşınabilirliği de suçun oluşumunda etkili olabilmektedir. Elde edilen haksız kazancın büyüklüğü ve suç organizasyonlarının fonksiyonel yapısı dikkate alındığında ekonomik suç olgusunun Ekonomik Suçların biçimleri ve bu suçlara irtikap eden organizasyonların faaliyet alanları içinde hızla küreselleşen dünya devletleri görülmektedir Bu çalışmanın ilk kısmında kaçakçılık kavramının tanımı ve kapsamı açıklanırken Kaçakçılık kavramının tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. İkinci kısmında Kayıt dışı ekonomi kavramının üzerinde durulurken üçüncü kısımda ekonominin mali yapı üzerindeki etkisi değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmeler içişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlığından alınan bilgi ve belgelere dayalı olarak Türkiye’de Suç ekonomisi kapsamında kaçakçılık suçlarının 2015-2018 yıllarına ait verileri ışığında hazırlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Planlı Fırsatçılık Perspektifiyle Geleceği Şekillendirmek</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59326</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59326</guid>
      <author>Nermin KİŞİ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüz iş dünyasında yaşanan değişimler birçok fırsat ve tehdidi beraberinde getirmektedir. İşletme faaliyetlerinin sürdürülebilirliği, bu fırsat ve tehditlerin etkin şekilde değerlendirmesiyle yakından ilgilidir. Dolayısıyla, yöneticilerin iş başarısında teknolojik, politik, ekonomik ve sosyal boyutları içeren değişimleri öngörme ve stratejik yaklaşımlarla geleceği şekillendirme yetenekleri kritik bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, yöneticiler enerji, zaman ve kaynakları dengeli bir şekilde kullanmak için karar verme süreçlerinde bugün, geçmiş ve gelecekten oluşan stratejik bir yapı çerçevesinde hareket etmelidir. Planlı fırsatçılık olarak adlandırılan yönetim yaklaşımı sayesinde yöneticiler zayıf sinyalleri takip ederek değişen çevre şartlarına cevap verebilir ve yeni pazar alanlarına girmeye çalışabilir. Proaktif bir yaklaşımla gelecekle ilgili olası değişimleri öngörme ve sistematik olarak yeni fırsatlar belirleme süreci olan planlı fırsatçılık, yöneticilerin geleceği kontrol altına alması için bir yol haritası çizer. Literatürde planlı fırsatçılık konusunda yapılan çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Keşfedici bir araştırma niteliğinde olan bu çalışmanın amacı, stratejik yönetim yaklaşımlardan biri olan planlı fırsatçılığa ilişkin kavramsal bir çerçeve sunmaktır. Elde edilen bulgular, planlı fırsatçılığın yenilikçi bir bakış açısıyla gelecek senaryoları planlayarak işletmelerin geleceğini şekillendirmede uygun bir yaklaşım olacağını göstermektedir. Ayrıca, bu yaklaşımın uygulanması için uzun dönemli vizyoner bir bakış açısı, değişim sinyallerine açık olma, rasyonel bir karar verme mekanizması, etkin liderlik, esnek ve uyumlu bir örgüt yapısı gibi faktörlerin gerekli olduğu ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarının stratejik yönetim ve planlama alanında araştırma yapanlara ve uygulayıcılara fayda sağlaması beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İnsani Gelişme Endeksleri ve Ülke Karşılaştırmaları</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59302</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59302</guid>
      <author>Metin YILDIRIM,, Özge ARPACIOĞLU ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Gelişme kavramı ülkelerin sahip oldukları ekonomik gücün yanı sıra başka bir takım sosyal göstergelerin de hesaba katılmasını gerekli kılar. Zira, gelişme büyümeden farklı olarak ülkelerin yaşam kalitelerini, erişebildiği olanakları ve sahip olduğu hakları belirleyen ve insan odaklı göstergelerle desteklenen bir kavramdır. Ülkelerin sahip oldukları sosyal ve ekonomik farklılıklar ülkeler arasında dengesiz gelişmeye sebep olmaktadır. Ülkelerin gelişme düzeylerinin belirlenerek mevcut durumunun diğer ülkelerle kıyaslanabilmesi, yapısal ve insani gelişmeyi içine alan ve ölçülebilen tüm sosyal değişkenleri kapsayan insan odaklı ölçme tekniklerinin kullanılmasını gerektirir. Birleşmiş Milletler tarafından geliştirilen ve 1990 yılından bu yana her yıl yayınlanan insani gelişme raporlarında, ülkelerin sosyoekonomik gelişmişlik değerlerinin yanı sıra, insani gelişmeyi kadın ve erkekler için ayrı ayrı belirleyen, insani gelişme sonucu elde edilen kazanımların bireyler arasındaki dağılımını ortaya koyan ve ulusal insani gelişme başarılarının toplumsal cinsiyet eşitsizliği açısından ne derece zarar gördüğünü ortaya çıkaran endeks verileri yayınlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı BM’in raporlarından elde edilen verilerle, Türkiye ve seçilmiş ülkelerin sosyo-ekonomik göstergelerini ortaya koymak, çalışmaya konu olan ülkelerin gelişmişlik düzeylerini karşılaştırmak ve belirlenen dönem içerisinde Türkiye’nin de içinde bulunduğu seçili ülkelerin toplumsal cinsiyet eşitliğindeki konumunu analiz etmektir</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Jesus On Non Violence And Violent Response To Conflict Situation</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59290</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59290</guid>
      <author>Mfonobong David UDOUDOM,; Nelson Robert ENANG , Samuel Akpan BASSEY</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Violent stories are often sale outs on local news outlets, while many locals longs to hear it. However, experiencing violence increases our fears and becoming a victim results heightens our mistrust of others. This phenomenon has lead many philosophers to speculate on how to reaction and manage conflict. Some answers we seek for on how to respond to violence are grounded in the praxis of Jesus as depicted in different historical books. There is, however, a tension in the account of Matthew, between Jesus’ teaching in the Sermon on the Mount and the violent endings of some of the parables, some of His actions and speeches. This paper seeks to expose Jesus non violence and violent response to conflict situations.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İnsan Kaynakları Muhasebesinin Tam Set Türkiye Muhasebe ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (Tms/Tfrs) Kapsamında İncelenmesi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59330</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59330</guid>
      <author>H. Arif TUNÇEZ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüzde insan kaynakları, işletmenin amaçlarına ulaşması için en önemli stratejik unsurlardan biri olmakla birlikte işletmelerde bir ihtiyaç olarak kabul görmektedir. İşletmeler faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereksinim duyduğu insan kaynaklarını artık bir maliyet unsuru olarak değil, işletmenin sahip olduğu bir varlık olarak düşünmektedir. Bu çalışmanın amacı Kamu Gözetimi Muhasebe Ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından yayınlanan TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı, TMS 26 Emeklilik Fayda Planlarında Muhasebeleştirme ve Raporlama Standardı ve TFRS 2 Hisse Bazlı Ödemeler Standardı kapsamında insan kaynakları faaliyetlerinin muhasebeleştirilmesine yönelik inceleme yapılmasıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>The Relationship Between Circular Economy And Sustainable Development</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59228</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59228</guid>
      <author>Yasin Galip GENCER,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;The main purpose of this study is to clarify the basic but strong relationship between the circular economy and sustainability. By the increase in the world population, the globalization rate has increased and the global economy has grown rapidly. As a result, short-term economic policies focused on issues such as growth in economies, reducing unemployment and accelerating economic development, especially in the second half of the 20th century, have been given priority. However, as all of this was realized, criticism of the development economy began to increase, and the increase in population growth and industrialization, as well as the demand for natural resources and the pressure on these resources, highlighted the need for questioning about the continuity of global wealth and production-consumption activities. At this point, instead of the economic evaluation of the continuity of the development of societies, a more comprehensive evaluation is carried out, which includes economic, social and environmental factors. The aim of this study is to enlighten the relation between circular economy and sustainability.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dilthey ve Gadamer’de Hermeneutik Yöntem: Anlamanın Tüm Koşullarının Felsefi Olarak Değerlendirilmesi Ya Da Bilimsel Bir Yöntem Olarak Hermeneutik</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59338</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59338</guid>
      <author>Hüseyin ÇALDAK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada hermeneutik kavramını farklı şekillerde anlayan iki filozofun yaklaşımları değerlendirilecektir. Dilthey ve Gadamer’in hermeneutik kavramını nasıl ele aldığı iki bölümde sunulacaktır. Tüm tin bilimlerini anlamak için bilimsel bir yöntem olarak hermeneutiği ela alan Dilthey’in aksine Gadamer’in Hermeneutiği bütün bir anlama etkinliğinin felsefi yönden araştırması olarak yorumlaması detaylandırılacaktır. Dilthey hermeneutiği bilimsel bir yöntem olarak ele almış ve epistemolojik temellerini sunmaya çalışmıştır. Anlama, yaşantı, yaşam kavramları zemininde bir yaklaşımla hermeneutiği bilimsel bir çaba olarak görmüştür. Gadamer ise hermeneutiği tarihsellik ve geleneksel bağlamda ele almış deneyime dayalı bir bilme tavrı olarak değerlendirmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>What Are The Competitive Environmental Strategies And Their Implications For Five-Star Hotels’ Performance?</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59337</guid>
      <author>Mihaela PODUBNII,, Eren DURMUŞ,ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, Antalya&amp;#39;da faaliyet gösteren beş yıldızlı otellerin ekolojik rekabet stratejilerinin performansa yansıyan etkilerini araştırmaktır. Bu araştırma için belirlenen soru beş yıldızlı otellerin performansı ile ilişkili ekolojik rekabet strateji boyutları hakkındadır. Araştırma sorusu 9 adet beş yıldızlı otelin kalite yöneticileri ile derinlemesine görüşmeler yapılarak sorgulanmıştır. Görüşme, gözlem ve dokümanlardan elde edilen veriler NVIVO programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular hem ekolojik maliyet stratejisi hem de ekolojik farklılaşma stratejisinin beş yıldızlı otellerin performansını etkilediğini göstermiştir. Bir başka ifade ile beş yıldızlı otellerin su ve enerji yönetimi, ekolojik-markalaşma ve ekolojik eğitim uygulamaları ile ortalama üzerinde bir performansa ulaştığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>18. Yüzyıl Osmanlı Donanmasında Tersane Emini</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59328</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59328</guid>
      <author>Mehmet TAŞ,, Muhammet Nuri TUNÇ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Osmanlı Donanması, 1770 Çeşme Baskını&amp;#39;na kadar kendi döneminin diğer donanmalarıyla Akdeniz ve Karadeniz gibi iç denizlerde boy ölçüşebilecek bir güce sahipti. Kendine ait kanunları, gelenekleri, tersaneleri ve insan kaynakları olan bu donanma, düşman şehirlerine akınlardan, düşman donanmalarıyla mücadeleye, Osmanlı ordusunun ağırlıklarını taşımaktan düşmana ait şehirlerin deniz ya da nehir yoluyla kuşatılarak fethine kadar birçok görevleri yerine getirmekteydi. 18. yüzyılda Osmanlı donanması, 1715-1718 Osmanlı-Venedik savaşında, 1736-1739 Osmanlı Rus savaşında ve yine 1774 Küçük Kaynarca Anlaşması ile biten Osmanlı Rus Savaşlarında önemli vazifeler ifa etti. Bu yüzyılda donanmada görev alan gemiler esas olarak kalyonların başı çektiği yelkenli gemiler olmakla birlikte kadırga, şayka, uskuna ve kalyete türü gemiler de bulunmaktaydı. Bu gemiler ise başta İstanbul tersanesi olmak üzere Varna, Silistre, Rusçuk ve Gelibolu gibi tersanelerde inşa edilmekteydi. Osmanlı donanmasının komutanı Kaptan Paşa idi ama onun dışında Tersane-i Amire&amp;#39;de görev yapan Tersane Emini, Tersane Ağası, Liman Reisi ve Tersane Kethüdası ile mahzen eminleri gibi başka görevliler de vardı. Bunların gözetim ve emirleri altında çok sayıda işçi Tersane-i Amire sahasında gemi inşa ve tamiri için çalışmaktaydı. Bu işçilerin arasında marangozlar, demirciler, halatçılar, urgancılar ve yelkenciler bulunmaktaydı. Bunları denetlemek ve bunların ücretlerini ödemek Tersane emininin sorumluluğundaydı. Kaptan Paşa&amp;#39;nın askeri işleri bir kenara bırakarak bu kadar insanlar ilgilenmesi mümkün olmadığından Tersane emini bu görevi yerine getirmekteydi. 18. yüzyılda Tersane eminlerinin görevleri önceki yüzyıllara göre artmıştı. Çünkü bu yüzyılda kalyon çağına geçilmekle beraber kereste, üstüpü, halat, urgan, demir, çivi, tel vs. malzemelere ihtiyaç artmıştı. Bunların temin edilerek zamanında Tersane&amp;#39;de hazır bulundurulması büyük emek ve dikkat gerektiren bir işti. Ayrıca Tersane harcamaları da önceki dönemlere göre çok yükselmişti. Bu değişimin yükünü üslenen asıl kişi Tersane eminiydi.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çalışanlarda İş Stresi ve Tükenmişlik İlişkisi: Bankacılık Örneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59333</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59333</guid>
      <author>Mehmet ŞAHİN,, Aykut BEDÜK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İş stresi ve tükenmişlik günümüzde iş hayatında birçok kişinin yaşamış olduğu durumlardır. Çalışanları olumsuz etkileyen bu iki kavram birçok araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmanın amacı çalışanlarda iş stresi ve tükenmişlik ilişkisini belirlemektir. Araştırma Konya ilinde faaliyet gösteren bankalarda çalışanlar üzerinde yapılmıştır. Araştırma kapsamında Konya ilinde faaliyet gösteren bankalarda çalışan 379 personele anket uygulanarak istatistiksel analizler yapılmıştır. Verilerin analizinde, faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre çalışanların iş stresi düzeyleri yüksek çıkmıştır. Banka çalışanlarının duygusal tükenme düzeyleri çok yüksek, duyarsızlaşma düzeyleri yüksek, düşük kişisel başarı hissi düzeyleri ise normal olarak belirlenmiştir. Ayrıca iş stresi ile tükenmişlik alt boyutları arasında anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve düşük kişisel başarı hissi, iş stresi ile ilişkilidir. İş stresi ve genel tükenmişlik düzeyi arasında da kuvvetli pozitif anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sonuçlar yorumlanarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İş Motivasyon Araçlarının ve Eğitim-Geliştirme Faaliyetlerinin Çalışanların İş Üretkenliğine Etkisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59336</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59336</guid>
      <author>Abdülkadir AKÇAY,, Gaye ATİLLA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İş motivasyon araçlarının ve işletmelerin çalışanlarına yönelik gerçekleştirdiği eğitim-geliştirme faaliyetlerinin çalışanların iş üretkenliği üzerindeki etkisinin belirlenmesi bu araştırmanın amacıdır. Bu çalışmada, iş motivasyon araçlarının ve insan kaynakları yönetiminde eğitim-geliştirme faaliyetlerinin çalışanların iş üretkenliğine etkisini ölçmek için Konya ilinde özel sektörde faaliyet gösterip eğitim-geliştirme faaliyetinin gerçekleştirildiği üç işletmede 386 çalışana ulaşılarak yapılan ve üç farklı ölçekten oluşan anket çalışması değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler IBM SPSS 22 ve LISREL 8.8 paket programları kullanılarak istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Araştırmanın analizinde; doğrulayıcı faktör, keşfedici faktör, korelasyon, regresyon, t-Testi ve tek yönlü ANOVA analiz yöntemlerinden faydalanılmıştır. Analizler sonucunda, genel iş motivasyon araçlarının istatistiksel olarak 0,05 anlam düzeyinde iş üretkenliğine etkisinin anlamlı olduğu, aynı şekilde genel eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin de istatistiksel olarak 0,05 anlam düzeyinde iş üretkenliği üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca iş motivasyonunun ve insan kaynaklarında eğitim-geliştirmenin tüm alt boyutları ile iş üretkenliği arasında anlamlı pozitif bir ilişkinin olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Finansal Krizlerin Borsa İstanbul Üzerine Etkisi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59320</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59320</guid>
      <author>Aslı KAVAS,, Gülümser ÜNKAYA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tarihsel süreçte birçok kriz yaşanmıştır, ancak 1990’lı yıllardan başlayan ve etkisini birçok ülkede gösteren küresel krizler piyasa ekonomilerinde istikrarsızlıklara ve ülke ekonomilerinde sarsıntılara sebep olmuştur. Özellikle krizlerin küresel boyut kazanması ile bir ülkede oluşan kriz kelebek etkisi ile yayılarak tüm dünyayı etkiler duruma gelmektedir. Bu durum ise finansal serbestleşme, makroekonomik istikrarsızlıklar finansal zayıflıklar sonucu oluşan finansal kırılganlık uluslararası yatırımcıların panik yapması ve spekülatörlerin saldırması ile sermaye akısının yön değiştirmesine sebebiyet vermektedir. Bir Ülkenin gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli kriterlerden biri ise finansal piyasalarının derinlik kazanmış olmasıdır. Sermaye dağılımı surecinde önemli rol oynayarak ekonominin sürekli olarak yapılandırılması ve ekonomik büyümenin sağlanmasına katkıda bulunması sebebi ile finansal sistem borsanın en önemli işlevidir. Bu nedenden dolayı borsalar ülkelerin finansal derinliğini ve gelişmişlik düzeyini ortaya koyan en önemli göstergedir. Ülke içinde veya dışında gelişen krizlerin küreselleşme etkisi ile kendilerini ilk olarak artan bir şiddetle hissettirdikleri yerler borsalardır. Türkiye, 1990’dan 2000-2001 krizine kadar istikrarlı olmayan bir ekonomik yapıya sahip olduğu için bu dönemlerde oluşan krizlerden etkilenmiştir. 2000-2001 krizi bankacılık sektörünü etkisi altına almış ve Türkiye bu krizden sonra doğru bir ekonomik yapılanma ile sağlam bir kurulu yapı geliştirmiştir. Geliştirilen sağlam yapı sonucunda 2008 küresel krizinde diğer krizlere oranla daha az etkilenmiştir. 2018 yılında ise siyasi sebeplerden dolayı oluşan yaptırımların YTL’nin döviz karşısında değer kaybetmesi ve kısa bir süre ekonomik bunalım yaşamasına sebep olmuştur. Merkez Bankasının aldığı önlemler ile daha önce yaşanılan krizlere kıyasla kolay atlatılmıştır. Bu çalışma ile krizlerin Borsa İstanbul, yatırım araçları, yatırımcı sayısı ve ülke üzerindeki makroekonomik etkilerin nerede başladığı, ne şekilde geliştiği tablo, grafikler ve veriler yardımı ile açıklanmaya çalışılmıştır</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Görsel Sanatlar Eğitiminde Görsel Kültür Kuramının Uygulanması</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59339</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59339</guid>
      <author>Hatice Nilüfer SÜZEN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu yüzyılda teknolojinin hızla gelişmesiyle önce fotoğraf makinesinin, ardından sinema ve televizyon gibi hareketli görüntüleri saptayan araçlarla, dünya görsel-işitsel bir dilin kendine özgü kurallarıyla açıklanabilecek hızla akıp giden bir sürecin içine girmiştir. Toplumsal iletişimde işitmeye ve görmeye dayalı görsel kültür giderek yazılı kültürün önüne geçmektedir. İmgeler, temsil ettikleri gerçeklerinden daha fazla ilgi çekmektedir. İnsanlar görmek istediklerini görürken, imgeler görmek istemediklerimizi de gözler önüne sererler. İmgenin mutlak egemenliğindeki bu yüzyılda ev ve sokak mobilyaları, trafik işaretleri, moda, mimari tasarımlar, reklam, kişisel, kamusal veya popüler imgeler, film, televizyon, bilgisayar ortamları ve oyunlar, internet, gazete ve dergi tasarımı gibi çok geniş yelpazedeki ürünleri içine almaktadır. Bu çerçevede görünenin nasıl yorumlandığı, ya da görüntüyü nasıl anlamlandırdığımız, nasıl gördüğümüz, ne gördüğümüz, ne görmediğimiz ya da görmemize izin verilmeyenin ne olduğunu anlamamız önem taşımaktadır. Görsel sanatlar öğretmenlerinin görsel kültür kodlarını ve anlamlarını sorgulayan nesnelerin ve görüntünün anlam dizgisini farklı bakış ve yorumlarla anlamlandıran eleştriel düşünme becerileri oluştarabilmek adına öğrencilerine görsel algılama, görsel okuma ve anlama yetilerini kazandırmalarında etkin rol üstlenmeleri beklenmektedir. Bu araştırmanın amacı görsel imgeleri değil gerçeğini araştırmak için, görüntüler yoluyla elde edilen estetik deneyimlerin, öğrencilere bir dünya görüşü ve kimliği kazandırması açısından, görsel kültür uygulamalarının öğretim programlarında zenginleştirilerek verilmesini vurgulamaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>III. Ahmed’in Kerîmesi Zeyneb Sultan’ın Eminönü’ndeki Külliyesine Ait 1183/1770 Tarihli Vakfiye</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59307</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59307</guid>
      <author>Hanife ÇOBAN SEYMEN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Lâle devri padişahı III. Ahmed’in kızı olan Zeyneb Sultan, Eminönü semti Alemdar caddesi üzerinde bulunan arazisine 1769 yılında camii, sıbyan mektebi, sebil ve türbeden oluşan küçük bir külliye yaptırmıştır. Zeyneb Sultan, yalnızca bahsi geçen yapıları inşa ettirmekle kalmamış; caminin, sıbyan mektebinin ve sebilinin giderleri, çalışanların ücretleri ve diğer masrafların karşılanması için bir de vakıf kurmuştur. Araştırmamızın konusu olan vakfiye, vakıf için hazırlanan 1183/1770 tarihli ilk vakfiyedir. Sonraki tarihlerde ilk vakfiyeye iki zeyl eklenmiştir. Zeyneb Sultan’ın biyografisi ve vakfedilen eserlerin tarihçesi verildikten sonra vakfiye, şekil ve içerik bakımından incelenecektir. Bunun yanı sıra hem vakfın görevlileri hem de sunulacak hayır hizmetlerinin devamlılığını sağlamak amacıyla vakfa tahsis edilen gelirler ayrıntılı biçimde sunulacaktır. Vakıf sahip olduğu mal varlığı, yönetim biçimi, sunduğu hizmetler açısından analiz edilerek diğer selatin vakıfları ile benzerlikleri ve farklılıkları karşılaştırılacaktır. Bu ilk vakfiyenin tahlili, külliye için tesis edilen vakfın tarihi sürecini anlamada bir başlangıç noktası olacaktır. Ayrıca XVIII. yüzyılın vakıf kültürünü yansıtması ve bir hanım sultana ait olması sebebiyle önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Konaklama İşletmelerinde İnteraktif Sosyal Medya Kullanımına Yönelik Çalışma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59322</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59322</guid>
      <author>Emre ERGÜN,, Birol ÖZTÜRK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnternetin ve sosyal medyanın günümüzde geniş kitlelerce kullanılması, turizm işletmelerinde önemli bir yere sahip olan konaklama işletmelerine internet ve sosyal medya kullanımı konusunda baskı yapmaktadır. Konaklama işletmeleri müşterileriyle iletişimlerinde internet ve sosyal medyayı kullanarak, turistlerin istek ve şikayetlerini öğrenmekte, ürün ve hizmetlerini turistlerin beklentilerine göre şekillendirmektedirler. Bu çalışmanın amacı; konaklama işletmeleri yöneticilerinin turistlerle interaktif etkileşim sonucu elde ettiği bilgiler sonucunda, pazarlama kararlarına ve markalarına ilişkin görüşlerinde farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Çalışmada frekans analizi, t testi, tek yönlü anova testi, ve faktör analizi yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, yöneticilerin verecekleri pazarlama kararlarında, demografik özelliklere göre farklılıklar tespit edilmiştir. Söz konusu farklılıklar; 12 ay çalışan konaklama işletmeleri ve sezonluk çalışan konaklama işletmeleri yöneticilerinde ve tatil köyü yöneticileri ile 3 yıldızlı otel yöneticilerinin görüşlerinde ortaya çıkmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Facebook'ta Ekonomik Gözetim</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59327</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59327</guid>
      <author>Ezel Sultan DEMİRHAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dünyanın en çok kullanılan sosyal medya platformu olan Facebok’un 2018 sonu itibariyle 2,32 milyar aktif kullanıcısı vardır. Ancak Facebook, yalnızca kullanıcıların sosyalleştiği bir platform değil aynı zamanda kâr amacı olan ticari bir şirkettir. Kullanıcılar, Facebook’a üye olurken imzaladıkları gizlilik sözleşmesiyle beğenilerinin ve kullanım davranışlarının Facebook tarafından depolanıp karşılaştırılma ve değerlendirilmesine izin vermektedirler. Facebook’un gizlilik anlayışı, kullanıcıların mahremiyetini yalnızca diğer kullanıcılar açısından ele almaktadır. Çünkü Facebook’un gizlilik anlayışında kullanıcı bilgilerinin başka hangi kulanıcılara görünür olup olmadığı seçilebilirken reklamverenlere hangi bilgilerin görülüp görülemeyeceği seçilemez. Kullanıcıların beğenileri ve zevkleri, büyük reklam şirketlerinin hedef kitlesi haline gelerek Facebook tarafından satılır. Yani Facebook, kullanıcı bilgilerini birer metaya dönüştürüp onlar üzerinden milyonlarca dolar kazanır. Bu çalışmada Facebook’un sadece kullanıcılar yönünden değil, yöneticiler ve reklam verenler açısından ne amaçla kullanıldığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, Facebook ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde ele alınmıştır. Ulus ötesi bir ara yüz olan Facebook’un sahiplik ilişkileri ve kar elde etme yöntemleri incelenmiştir. Çalışmanın başında kapitalizm ve neoliberalizmin medyanın dönüşümü üzerindeki etkisi üzerinde durulduktan sonra, yeni iletişim teknolojilerine ekonomi politik yaklaşım üzerinden Facebook’un ekonomi politiği ele alınmıştır. Eleştirel ekonomi politik yaklaşıma göre, yeni iletişim teknolojileri, ekonomik ve sosyal bağlamına yerleştirilerek küresel bir sistem olan kapitalizmin toplumsal ilişkileri ve çelişkileri çerçevesinde analiz edilmelidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gümrüklerde İşe Alım Süreci Ve Nitelikli Personel İstihdamına Yönelik Öneriler</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59321</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59321</guid>
      <author>Veysel KAYAÖZ,, Özgen ÖLEKLİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Eskiden tek görevi vergi toplamak olan gümrük idareleri günümüzde, gümrük işlemlerinin hızlı ve güvenilir şekilde yapılması ile dış ticaret firmalarının avantajlı hale gelmesine katkı sağlayıp dış ticareti şekillendiren bir konumda yer almaktadır. Günümüzde Uluslararası ticaretin özel sektör aracılığıyla yürütüldüğü düşünüldüğünde ülkelerin avantajlı hale gelebilmesi için Kamu Yönetiminin çeşitli enstrümanları ile Dış Ticareti destekledikleri görülmektedir. Gümrük İşlemlerinin hızlı ve güvenli bir şekilde yapılabilmesi, gerekli olan teknolojik alt yapının kurulmuş olmasına, Gümrük Mevzuatının sadeleştirilip hızlı uygulanabilir hale getirilmesine ve gerek teknolojinin kullanımını gerekse de mevzuatın uygulanmasını sağlayacak nitelikli gümrük personelinin mevcudiyetine bağlıdır. Çalışmada hali hazırda Türkiye Gümrük İdarelerinde istihdam edilen personelin işe alım süreçleri, eğitim durumları incelenmiş, kamu ve özel sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli gümrük ve dış ticaret personeli ihtiyacının karşılanması için öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kültür Miraslarımız Üzerinden Türk Yönetim Düşüncesinin Gelişimine Yönelik Bir Araştırma: Kutadgu Bilig Örneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59306</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59306</guid>
      <author>Soner TASLAK,, Utku DEMİRCİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Yusuf Has Hacib tarafından Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a atfen yazılan Kutadgu Bilig, ilk Türk-İslam eserlerinden biridir. Türk tarihi ve kültüründe önemli bir yere sahip olan ve dönemin yönetim zihniyetini en iyi yansıtan tarihi belgelerden birisi olan Kutadgu Bilig’te, aslında 20. yüzyılın başından itibaren incelediğimiz yönetim biliminin tarihsel gelişim süreci içerisinde günümüze gelene kadar elde edilen yönetim bilgisine ait izleri görmek mümkündür. Bu çalışma, Türk yönetim düşüncesinin temellerini Türk kültür miraslarından biri olan Kutadgu Bilig’de aramaktadır. Çalışmanın amacı, Türk tarihi ve kültürünün günümüze kadar nakledilen bilgilerini Kutadgu Bilig örneği üzerinde inceleyerek Türk yönetim düşüncesinin temellerini ortaya koymak; yönetim alanındaki bilgi birikimine kendi tarihimiz ve kültürümüzden bir pencere açmaktır. Çalışmada, ele alınan eser üzerinde nitel inceleme yapılmış, içerik analizi ile yapılan kodlama çalışmasıyla Türk yönetim düşüncesini karakterize eden beyitler Klasik, Neo-Klasik ve Modern yönetim döneminin fikir ve dayanakları da dikkate alınarak belirlenmiş ve kategorilendirilmiştir. Var olan yönetim düşüncesinin fikir ve dayanaklarının Klasik dönemi karakterize eden formel ilişkiler, otorite, merkezileşme, kontrol alanı, yetki devri, emir-komuta zinciri ve kurmay örgüt yapısı; Neo-Klasik dönemi karakterize eden liderlik, motivasyon, örgütsel bağlılık, örgütsel adalet, farklılıkların yönetimi, enformel ilişkiler ve örgütsel ifşa konuları üzerinde yoğunlaştığı; Modern yönetim dönemi ile ilişkili olarak vekalet yaklaşımının ileri sürdüğü görüşlerin ele alındığı görülmüş; kurumsal sosyal sorumluluk ve kurumsal itibar gibi olguların temellerine rastlanılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Participation İn National Lottery And Games Of Chance: A Research On Middle And Lower Income Groups</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59312</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59312</guid>
      <author>Rüştü YAYAR,, Mahmut ÖZBEK , Öznur ÖZBEK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada, Tokat ilinde orta ve alt gelir grubunda yer alan bireylerin şans oyunu oynama davranışları belirlenmeye çalışılmıştır. Analizlerde istatistiksel yaklaşımların yanı sıra ekonometrik yöntemler de kullanılmıştır. Bireylerin şans oyunu onama davranışlarını belirlemek için Ordered Probit Model kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; cinsiyet, yaş, şans oyunlarına aylık gelirden ayrılan harcamalar, daha önce ikramiye kazanmış olma, değer yargıları, medeni durum, çocuk sayısı ve gelirin şans oyunu oynama eğilimi üzerinde etkili faktörler olarak belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İslami Feminist Konca Kuriş Üzerine</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59313</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59313</guid>
      <author>Hacı ÖZDEMİR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, genel kapsamıyla İslami Feminizmin ortaya çıkışını, amaçlarını, temsilcilerinin söylemlerini ortaya koyarak Türkiye’de ilk İslami Feminist olarak kabul edilen Konca Kuriş’in yaşamı ve söylemlerinin İslami Feminizmle kesiştiği noktaları tespit etmektir. Bu amaç kapsamında Konca Kuriş’in hayatı ve söylemleri üzerine odaklanılmıştır. İbadetin Türkçe yapılabileceği, kadınların regl dönemlerinde namaz kılıp oruç tutabileceği, Kur’an’da çarşafın olmadığı, Kur’an’da kadın ve erkeğe eşitlikçi yaklaşımın olduğu, kadınların da erkekler gibi cuma ve cenaze namazına katılabileceği, erkeklerle birlikte namaz kılabileceği yönündeki söylemlerinin İslami Feminizmin söylemleriyle kesişerek İslami Feminizmin ideolojisine denk düştüğü tespit görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Esnek Uzmanlaşma</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59323</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59323</guid>
      <author>Gökçe ŞENGÖNÜL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kapitalizm, nasıl ki kendinden önceki üretim süreçlerinin evrilmesinden ortaya çıktıysa zaman içerisinde kendini de evriltmektedir. Üretim süreçleri, kapitalist sistemin güçlendirilmesi veya krizlerinin reçetesi olarak günümüze kadar değişik süreçlerden geçmiş ve geçmektedir. Kapitalizmin gelişim sürecinde oldukça önemli bir yer tutan Fordist üretim sistemi 1970’li yıllara gelindiğinde değişimeye başlamıştır. Yerine geliştirilen üretim süreçleri; Fordizm sonrası, Neo Fordizm, esnek üretim rejimi, Post-fordizm ve esnek uzmanlaşma gibi isimlerle anılmaktadır. Post-fordizm ile fordizm arasındaki farkları ortaya koyan, anlamaya, anlatmaya yönelik pek çok akademik çalışma yapılmıştır. Post-fordism, Fordizm’den farklı bir üretim yapısına sahiptir. Fakat pek çok yapılan akademik çalışma post-fordizmin, Fordism’den bir kopuş değil aksine onun üzerinden şekillenen, değişen bir üretim yapısı olduğunu göstermiştir. Üretim yapısının değişmesi beraberinde yeni kavramları getirmiştir. Esneklik, Esnek uzmanlaşma, Yalın Üretim gibi pek çok yeni yapılar ve kavramlar Post-fordizm ile birlikte hayatımıza girmiştir. Esnek uzmanlaşmanın ortaya çıkışı İtalya olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple, bu çalışmada esnek uzmanlaşma ile tanımlanan dönemin analizinde, “Üçüncü italya” modeli ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Taşeron Çalışmadan Kiralık İşçiliğe Emeğin Durumu: Daha Fazla Güvencesizlik</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59324</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59324</guid>
      <author>Gizem MANSUROĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türkiye ekonomisi 1980 yılından başlayarak neoliberal iktisat politikalarının etkisi altına girmiştir. Neoliberal islamcı politikalar Ak Parti hükümetinin iktidara geldiği ilk günlerden bu yana üretilen emek politikaları, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve işgücü piyasaları gibi geniş bir düzlemde ele alınmakta, güvencesizleştirme ve piyasalaştırma olgularına bağlı olarak her geçen gün siyasal ve ideolojik temelde yeni politiklarla şekillenmektedir. Bu çalışmada ilk olarak taşeron çalışmanın (Altişverenlik) Türkiye&amp;#39;de tarihsel gelişimine, kamu ve özel sektörde yaygınlaşmasına bakılacaktır. İkinci bölümde ise "despotik emek rejimi" olarak taşeron çalışma incelenecektir. Üçüncü bölümde ise günümüzde , örgütsüz ve kolayca ikame edilebilir işgücü yaratmayı hedefleyen kamuoyu tarafından "kiralık işçilik" olarak adlandırılan tartışmalarına değinilecektir. Kanun tasarı taslağı incelenecek, güncel tartışmalar yapılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Oyunlar Üzerinden Karşı İstihbarat Toplama ve Bilgi Edinme: Assassin’s Creed Örneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59331</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59331</guid>
      <author>Sercan TIRNOVALI,, Hüseyin KAZAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;11 Eylül 2001 saldırılarından sonra dijital oyunlar, yaratıcıları ve yaratılmalarını sağlayanlar tarafından insanların bilinçaltını etkilemek, ideolojilerini yaymak, yaptıklarını, yapmak istediklerini ve yapacaklarını göstermek adına Hollywood yapımı filmler kadar önemli bir araç olmuştur. Özellikle dijital oyunların, çocuklar ve gençler üzerinde bağımlılık yaptığı ve etkili olduğu göz önüne alındığında içlerinde barındırdığı bilinçaltı mesajlarla kişisel gelişimi ve sosyal hayatı etkilediği görülmektedir. Dijital oyunlardan özellikle aksiyon, aksiyon-macera, strateji türünde olanlarıyla savaş, korku, bilim-kurgu, tarih içerikli olanları sahip olduğu sinematikler, bilgiler ve aktardıkları nedeniyle devletlerin güvenlik ve bekaları için önem arz etmektedir. Bu tür ve içerikteki oyunlar, ideolojik, siyasi, teknolojik, biyolojik, askeri, sağlık gibi alanlar hakkında birçok bilgi sunmaktadır. Sunulan bu bilgiler ise, günümüzde ya gerçekleşmiş ya da gerçekleşmek üzere olmaktadır. Bu sebeplerle ele alınan bu çalışmanın amacı, dijital oyun-istihbarat ilişkisini ve dijital oyunların istihbarat kaynaklı kullanılmasının önemini göstermek, dijital oyunların devletler açısından bir karşı istihbarat toplama kaynağı olabileceği kanıtlamaktır. Ayrıca savaş içerikli dijital oyunların gelecekle ilgili ideolojik, siyasi, teknolojik, askeri bilgileri önceden gösterdiğini ve devletlerin istihbarat toplarken dijital oyunları da göz önüne alması gerektiğini ortaya koymak olmaktadır. Bu çalışmanın amacına ulaşmak için teorik ve uygulamalı aşamalardan geçilmiştir. Teorik kısımlarında niteliksel araştırma yöntemi kullanılarak literatür taraması; uygulamalı kısmında ise, bir kısım dijital oyun oynanıp içerik analizi yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dış Politikasının Oluşum Sürecinde Uluslararası Örgütlerin Rolü</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59348</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59348</guid>
      <author>Gunel SHAMİYEVA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bağımsızlık kazandıktan sonra Azerbaycan dış dünyayla ve uluslararası organizasyonlarla ilişkiler kurmak için uygun dış politikalar belirlemiştir. Zengin ekonomik potansiyeli ve elverişli jeopolitik konumu, dış politik ilişkilerin güçlendirilmesinde Azerbaycan&amp;#39;a büyük üstünlük sağlamıştır. Azerbaycan’ın dış politika faaliyetlerinin öncelikli yönlerinin oluşturulması ve tanımlanması Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in adıyla ilişkilendirilmiştir. İlham Aliyev&amp;#39;in cumhurbaşkanlığı döneminde devlet çokkültürlülük ve medeniyetlerarası diyaloğun merkezine, siyasal, ekonomik, medeniyet alanlarında küresel meselelerin tartışıldığı mekana çevrilmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti iç ve dış politikası ile mevcut güvenlik durumuna yönelik tehditleri kontrol altına almaya ve ortadan kaldırmaya devam etmenin yanı sıra, ülkenin ulusal çıkarlarını sağlamaya yönelik ulusal güvenlik politikası oluşturmaya ve uygulamaya devam etmektedir. Azerbaycan&amp;#39;da sosyo-ekonomik gelişimi, siyasi kalkınmayı teşvik eden küresel ekonomik projelerin uygulanması için atılan tutarlı adımlar devam etmektedir. Bugün modern Azerbaycan, bölgede ve dünyada meydana gelen temel ekonomik, politik, kültürel olay ve süreçlerde oldukça iyi temsil edilmektedir. Bu çalışma, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin dış politikasının gelişim sürecinde mevcut önceliklerini tespit etmekte, bölgedeki politik, ekonomik, kültürel işbirliği alanlarını karakterize etmektedir ve uluslararası örgütlerin Azerbaycan&amp;#39;ın dış politikasındakı rolü meselelerine odaklanmaktadır. Burada, Haydar Aliyev ve İlham Aliyev&amp;#39;in yönetim dönemlerinde uluslararası örgütlerin faaliyetleri de incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Stres Çalışmalarında Başetme Yaklaşımlarının Analizi</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59332</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59332</guid>
      <author>Selahattin AVŞAROĞLUSelahattin AVŞAROĞLU,, Asem İDAYEVA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Stres, insanların kendileri için tehdit oluşturan her türlü zorluğa karşı gösterdiği bedensel ve ruhsal tepki olarak tanımlanmaktadır. Stres etkilerini kabul edilebilir düzeyde tutabilmek adına bireyin gösterdiği ve uyum sağlamaya yönelik bilişsel ve davranışsal çaba ve yöntemlerine stresle başa çıkma stratejileri ismi verilmektedir. Bu çalışmada, stres ile ilgili bir literatür taraması denemesi yapılmıstır. Çalışmada, stresin olgusal açıklamaları, stresin kaynakları, fiziksel, duyusal, davranışsal ve psikolojik belirtileri, stres ve hastalık ilişkileri, stresin olumlu ve olumsuz sonuçları ele alınmıştır. Ayrıca problem odaklı, duygu odaklı başaçıkma ve doğrudan başaçıkma ve savunucu başaçıkma teknikleri üzerinde durulmustur. Bununla birlikte, stresle başaçıkma ile ilgili yapılan çalışmalara yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Unesco Dünya Kültürel Miras Alanları ve Koruma Sorunları: Konya Çatalhöyük Örneği</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59356</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59356</guid>
      <author>Elmas ERDOĞAN,, Merve ÇETİNKAYA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Toplum yaşamının ve gelişiminin izlerini taşıyan kültürel çevreler, toplumsal yaşam ve yerleşim kültürü ile mekân gelişiminin önemli bilgi kaynakları olarak kent kültürü ve toplumsal yaşam biçimlerinin sürdürülebilirliği açısından tarihi ve kültürel çevrelerin korunması önemli bir olgudur. Tarihi ve kültürel değerlere sahip yerleşim alanları süreç içinde işlevlerini yitirerek bugün kullanılmayan ancak salt koruma gerekçesi ile soyutlanmış alan ve mekânlara dönüşmektedir. Bu alanlar, sahip oldukları özgün ve belgesel değerler ile turizm odağı olan ve taşıma kapasitesi üzerinde bir ziyaretçi yoğunluğu nedeni ile kolaylıkla tahribata uğrayan alanlardır. Ancak gerek kent içindeki gerekse kırsal alanlarda yer alan bu ayrıcalıklı yerleşim dokuları uygarlık ve toplumların tarihi yaşam biçimlerini ve kültürünü gelecek kuşaklara aktaracak alan ve mekânlar oldukları için sürdürülebilirlikleri zorunlu olan koruma alanlarıdır. Korumanın kültürel odaklı olarak yapı ölçeğinden alan ölçeğine taşınması ve koruma anlayışının Dünya Kültürel Miras alanları kapsamında değerlendirilmesi koruma sorunlarının global anlamda tartışılmasını da gündeme taşımaktadır. Bu anlamda UNESCO tarafından 1972 yılında Paris’te toplanan 16. Genel Konferans’ta hazırlanmış olan Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Hakkında Sözleşme (1972) mekânsal koruma konusundaki ilk önemli belge niteliğindedir. Bu sözleşme kapsamında miras alanları için üstün evrensel değer taşıma ölçütleri belirlenmiştir. Konya Çatalhöyük 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmış bir Neolitik Dönem yerleşmesidir. Çatalhöyük yaşam mekânlarına çatılardan erişimin sağlandığı konutlardan oluşan ve sokak dokusu bulunmayan özgün dokuya sahip bir yerleşim yeridir. Neolitik Dönem’e ait başka yerleşimler de bulunmasına karşın Çatalhöyük; yerleşimin boyutu, yoğun bir toplumsal yaşam alanı izleri taşıması, sanat, kültür ve gelenekleri yansıtması ile özgün evrensel değer taşıyan bir kültürel miras alanıdır. Kültürel mirasın ve doğal mirasın sadece geleneksel bozulma nedenleri ile değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik koşullar nedeni ile de zararlanma tehdidi altında olduğu bilinmektedir. Mevcut yasal düzenlemelerin yetersizliği, alanın sosyal ve fiziksel çevresinin yeterli ve doğru analiz edilememiş olması bugün belli bir dönemin yapı kültürünü yansıtan mekânsal korumanın karşısındaki en önemli engelleri oluşturmakta ve beraberinde yerleşim dokusunun özgün karakterinin ve kimliğinin yitirilmesine neden olmaktadır. Değişen iklim koşulları, doğal afetler, kontrolsüz ve yoğun ziyaretçi potansiyeli ise alanın korunması karşısındaki diğer önemli tehditler olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı üstün evrensel değer taşıyan ve bu niteliği ile UNESCO Dünya Kültürel Miras Listesi’nde yer alan ancak bugün koruma sorunları ile karşı karşıya kalan ve özgün yerleşim dokusu ve mekânsal biçimlenmesinin korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için özel önlemler gerektiren miras alanlarının koruma sorunlarının Konya Çatalhöyük Neolitik Dönem yerleşimi örneğinde tartışılmasıdır. Bu kapsamda öncelikle bir Dünya Kültür Miras Alanı olarak Çatalhöyük tanıtılmış; koruma sorun ve olanakları tartışılarak Çatalhöyük ve yakın çevresi için öneriler geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


