






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal), Yıl 2018 Sayı 27</title>
    <link>https://sssjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1943</link>
    <description>SOCIAL SCIENCES STUDIES JOURNAL (SSSJournal)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ADLİ SOSYAL HİZMET VE ETİK</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59121</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59121</guid>
      <author>Eda PURUTÇUOĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Adli sosyal hizmet kavramı son dönemlerde sıklıkla kullanılan bir terim haline gelmiştir. Adli sosyal hizmet, hem cezai hem de medeni yasaları içeren hukuki konular ve davalar ile ilgili sosyal hizmet uygulamalarını, ayrılma, boşanma, ihmal, ebeveynlik haklarını sonlandırma ile çocuk koruma konularını, çocuk ve partner istismarını, çocuk ve yetişkin adalet hizmetlerini, sosyal yardımlaşma haklarını içeren bir kavramdır. Bu noktada, adli sosyal hizmet, sosyal hizmet uygulamalar ile hukuk sisteminin kesişimi olarak tanımlanmaktadır. Sosyal hizmet uzmanları, adli vakaların karmaşıklığı ve çok yönlülüğü nedeni ile bir takım ikilem ve çelişkiler yaşamakta ve hareket tarzını belirleyememektedir. Sosyal hizmet mesleği, bir disiplin olarak belli kural, ilke, kaide, mesleki standartlar, bilimsel alt-yapı ve etik değerler doğrultusunda çalışmaktadır. Bu nedenle sosyal hizmet ve hukuk, kendi etik kurallarını belirleyen etik standartlara dayalı mesleklerdir. Bu noktada sosyal hizmet uzmanlarının sosyal hizmet mesleğinin etik ilkelerine duyarlı davranma sorumluluğu bulunmaktadır. A.B.D. Ulusal Adli Sosyal Hizmet Uzmanları Örgütü (1987) yayınladığı etik kurallarla, adli sosyal hizmet uzmanının uygulamada karşılaştığı ikilemleri ortaya koymuştur. Böylece her bir adli sosyal hizmet uzmanı iyi oluşu teşvik edecek, potansiyel zararları en aza indirecek ve adli sosyal hizmetin herkes için eşit kalitede verilmesini teşvik edecektir. Bu çalışmanın amacı, adli sosyal hizmette etik konusu irdelemek ve adli sosyal hizmet uzmanının etik kurallara uygun olarak A.B.D.Ulusal Adli Sosyal Hizmet Örgütü’ne meslektaşlara ve işverenlere, müracaatçıya ve topluma yönelik etik sorumluluklarını özetlemektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL DÜZEYİNDE KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ VEREN EĞİTİMCİLERİN ÖZEL EĞİTİM ÖĞRENCİLERİNİN SORUNLARINA YAKLAŞIMI -KIRIKKALE ÖRNEĞİ-</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59124</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59124</guid>
      <author>Sıtkı YILDIZ,, Sabriye ÇETİNKAYA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı, Kırıkkale il merkezinde ilkokulda kaynaştırma eğitimi alan engelli öğrencilerin ilgi, istek, yeterlilik ve yetenekleri doğrultusunda özel eğitim hizmetlerinden yararlanmaları sürecinde ortaya çıkan problemlerin belirlenmesidir. Çalışma kapsamında; sınıf öğretmeni, rehber öğretmen ve idarecilerden oluşan toplam 61 eğitimciyle yüz yüze yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Bulgular fiziksel, eğitimci, aile, engelli öğrencinin kendisi, akran, ders araç-gereçleri ve müfredat konu başlıkları altında gruplandırılmıştır. Çalışmada eğitimcilerin görüşleri cinsiyet ve engelli öğrenciyle çalışma süresi değişkenlerine göre sınıflandırılmış, bu verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; engelli öğrencilerin yaşadıkları sorunların engel tür ve derecelerine göre farklılık gösterdiği ve öğrencilerin ihtiyaç duydukları eğitimi gerektiği biçimde alamadıkları görülmektedir. Yapılan t testti sonuçlarına göre ise; eğitimcilerin engelli öğrencilerin eğitim yaşantılarını etkileyen toplam 26 maddeden oluşan sorunlara ait görüşlerinin cinsiyet değişkeninden bağımsız olduğu, fakat bu sorunlardan 5 tanesi ile engelli öğrenciyle çalışma süresi değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EXPO KENTLERİ: GÖRSEL STRATEJİLERLE KENTLERİN TANITIMI</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59125</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59125</guid>
      <author>Bahar SOĞUKKUYU DİNÇAKMAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsanların ekonomik, sosyal ve kültürel yaşam alanı olarak kent, yoğun nüfusun ihtiyaçlarını ve isteklerini düzenlemek adına işlevsel veriler içermektedir. Expo, dünyayı daha iyi bir yaşam alanı haline getirmek amacıyla oluşturulmuş dünyanın tarih, kültür, eğitim etkinliğidir. Bunun yanı sıra Expo, çeşitli teknikler ve görsel stratejilerle dünyaya tanıtmak için büyük bir şanstır. Tanıtım videolarında, billboardlarda ve posterlerde Expo kentinin tarihsel, sosyo-kültürel, tanınmış görsel detayları ve manzaralarıyla tasarlanması, dünya çapında dikkat çekme açısından hayati önem taşımaktadır. Bu bağlamda, bir Expo kentinin nasıl temsil edileceği ve görsel stratejilerle dünyayla nasıl bağlantı kurulabileceğiyle ilgili yöntemler hakkında bilgi edinmek amacıyla, Expo’ya ev sahipliği yapmış kentlerden seçilen örneklerden yola çıkılarak Expo’yla ilgili tanıtım ve sanat çalışmaları incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A REVIEW ON THE OTTOMAN’S TANZIMAT REFORMS</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59126</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59126</guid>
      <author>Sedat KANAT,</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK KÜLTÜR COĞRAFYASINDA OĞUZ KAĞAN DESTANI</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59128</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59128</guid>
      <author>Murat TANRIKULU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türk ulusunun binlerce yılı bulan uzun, renkli ve hareketli geçmişi, köklü bir destan geleneğine sahip olmasını sağlamıştır. Bu geleneğin en önemli ürünlerinden biri Oğuz Kağan Destanı’dır. Oğuz Kagan Destanı’nın Milattan önceki yüzyıllara ait olduğu kesin olarak bilinmekle birlikte hangi yüzyıla ait olduğu konusu belirsizliğini korumaktadır. Oğuz Kagan Destanı’nın biri Uygurca, diğeri de Farsça olmak üzere, iki farklı yazılı nüshası vardır. Uygurca Destan, Milattan sonra XIV. yüzyılda Uygur alfabesiyle yazıya geçirilişmiştir. Bu nüsha manzum ve ünik (tek, eşi olmayan)’tir. Nüsha Paris Bibliyotheque National’de muhafaza edilmektedir. Nüshanın baş ve son bölümleri eksiktir. Farsça destan, Reşîd-üd Dîn tarafından kaleme alınmıştır. Oğuz Kagan Destanı’nın Uygur Türkçesiyle yazılmış nüshası üzerindeki ilk çalışmalar Wilhelm Radloff’un ondokuzuncu yüzyılın ortalarındaki araştırmalarıyla başlamıştır. Radloff, 1864’den sonra Orta Asya’da Türkler arasında yaşamıştır. 1890 yılında Oğuz Kagan Destanı’nı tıpkıbasım olarak basmış, 1891 yılında bunun Almanca tercümesini yapmıştır. Aynı konuda Almanların çalışması Alman Türkolog Bang ile başlar. Bang tarafından “Oğuznâme” 1935’te Almanca olarak yayınlandı. Atatürk’ün girişimleriyle aynı yıl Türkiye’ye davet edilen Bang, 33 yaşında iken İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne profesör olarak tayin edildi. Bundan bir sene sonra da Almanca yayının Türkçe çevirisi yapıldı. Bu çalışmada 1936 yılında ilk, 1970 yılında da tekrar basımı yapılan Bang W. ve Rahmeti G. R.’nin Oğuz Kağan Destanı temel alınmıştır. Ulusların tarih sahnesine çıkışı, ilk yurtları, diğer uluslarla savaşları, zaferleri, yenilgileri, doğal felaketler (kuraklık, kıtlık, deprem, sel, yangın, salgın hastalıklar), beşeri felaketler (isyanlar, istilalar, devletin bölünmesi ve parçalanması sonucu egemen olan kaos ve anarşi ortamı, törenin uygulanamayışı, göç vb.), birliği sağlayan kağanın savaşta, pusuda ya da hastalık sonucu aniden ölmesi gibi durumlarda yaşanan duygu yoğunluğunun sözlü ve/veya yazılı olarak dile getirildiği eserlerin başlıcaları kronikler ve destanlardır. Yaşanan acılar ve sevinçler ulus üzerinde binlerce yıl süren derin izler ve unutulmayan çok değişik hatıralar bırakır. Bu iz ve hatıralar ozanlar tarafından derlenir ve destanlaştırılır. Anlatımlar olağanüstülük ve abartı içerebilir. Bununla birlikte destanlar gerçek bir olayın etrafında şekillenirler ve kültürel değer taşırlar. Bu anlamda yeni kültürel coğrafyanın araştırdığı konular arasında yer alır. Olaylar tarihsel bir yöntem ve yaklaşımla ele alınmış ve açıklamalarda hermeneutik (yorumsal)’ten yararlanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ KARİYER YAKLAŞIMLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59090</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59090</guid>
      <author>Akyay UYGUR,, Fulya ALGÜL</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüzde bilgi ve teknoloji alanındaki gelişmeler, beraberinde yaşanan küreselleşme etkileriyle eski kavramları içerik bakımından yetersiz kılmaktadır. Bu durum, günümüz koşullarına uygun, kavram içeriklerini zenginleştirme, geliştirme, uyumlaştırma ya da yeni kavram oluşumlarını zorunlu hale getirmektedir. Birçok alanda olduğu iş yaşamında ve mesleki kavramlarda da çeşitli içerik farklılıkları meydana gelmektedir. Daha önce kullanılan kavramların içerik bakımından yetersiz kalışı, kariyer yaklaşımlarındaki değişim ve gelişmeler ‘Yeni Kariyer Yaklaşımlarını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmanın amacı, kariyer kavramını ve beraberinde yeni kariyer yaklaşımlarını yerli ve yabancı literatürdeki farklı tanımlamalarla açıklamaktır. Yapılan çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Kariyer kavramı açıklanmış ve kariyerle ilgili çeşitli tanımlamalara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Yeni Kariyer Yaklaşımları alt başlıklar halinde açıklanmıştır. Yeni kariyer yaklaşımları; günümüz koşullarına daha da uyumlaştırılarak, çalışanlar ve örgüt için en uygun tanıma ulaşmaya çalışmıştır. Yaşanacak gelişmelerle birlikte kavramların içeriklerinin yeniden şekillenebileceği ve her zaman koşullara uygun faaliyetleri içermelerinin daha uygun olacağı da düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DEKİ ULAŞTIRMA ALTYAPILARININ EKONOMİK BÜYÜMEYE ETKİSİ: ARDL SINIR TESTİ YAKLAŞIMI</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59111</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59111</guid>
      <author>Anıl LÖGÜN,, Abdullah TÜZEMEN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ulaştırma, ülkelerin gelişiminde ve ekonomik faaliyetlerin işleyişinde önemli bir role sahiptir. Ulaştırma, malların üretiminde ve dağıtımında oldukça önemlidir. Ulaştırma altyapısı ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin belirlenmesi, büyüme odaklı bir ekonomide, ulaştırma politikalarının etkili tasarımı ve uygulanmasında büyük bir öneme sahip olacaktır. Ulaştırma altyapısının geliştirilmesi ekonomik büyümeye yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada, Türkiye’deki lojistikteki gelişimin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ekonomik büyümenin göstergesi olarak ekonomik büyüme oranı(growth); lojistik gelişimin göstergeleri olarak ise kara(road) ve demir yolu(rail) uzunlukları, toplam ulaştırma(railroad) ile gayrisafi sabit sermaye oluşumu(gfcf) değeri kullanılmıştır. Çalışmadaki veriler OECD ve TÜİK veri tabanından elde edilmiştir. Veri aralığı olarak 1984-2016 dönemi aralığında yıllık veriler kullanılmıştır. Bu kapsamda analizde kullanılacak serilerin durağanlıkları birim kök testleriyle incelenmiştir. Birim kök testleri analizi sonucunda, growth değişkeni I(0) (düzeyde) durağan; road, rail ve gfcf değişkenleri ise I(1) (birinci farkta) durağan olarak bulunmuştur. Çalışmada farklı dereceden durağan olan değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin incelenmesine olanak sağlayan ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. Uygun ARDL modeli seçimi önemlidir ve bu amaçla AIC(Akaike Information Criterion) bilgi kriterinden yararlanılmıştır. ARDL modeli tahmini sonucunda değişkenler arasında eşbütünleşme olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Modelin otokorelasyon, değişen varyans, tanımlama hatası ve normallik varsayımlarına bakılmıştır. Yapılan testler sonucunda modelde otokorelasyon ve değişen varyans sorunlarının olmadığı görülmüştür. Ayrıca, modelin fonksiyonel biçiminin doğru şekilde tanımlandığı ve normallik varsayımını sağladığı yapılan sınamalar sonucunda elde edilmiştir. Değişkenler arasındaki kısa dönemli ilişkilerin olup olmadığını görmek için hata düzeltme modeli kurulmuştur. Bu modelde yer alan hata düzeltme katsayısı negatif ve istatistiksel olarak anlamlı olarak bulunmuştur. Diğer ifadeyle, uzun dönem dengesi bulunun değişenler, herhangi bir şokun ardından eski dengesine ulaşacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEŞİR FUAD YA DA “BİR İLİM MİSTİĞİ”NİN İNTİHARI</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59129</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59129</guid>
      <author>Abdulhalim AYDIN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Her bir intihar vakası, fail için karmaşık pek çok ruhsal, mental, düşünsel ve sinirsel uyumsuzluk ve problemin habercisi iken geride kalanlar için de bir yanda derin bir üzüntü kaynağı, öbür yanda da suçluluk duygusuyla yüklü bir kendini sorgulama sürecini beraberinde getirir. Belki de kendi varlığına son verme iradesine sahip tek varlık olan insanın bu niteliği, intiharın her anlamda bir yıkım ve kaosla eşdeğer olmasını açıklamaktadır. Aşağıda belirttiğimiz gibi intihar psikolojik, felsefi, maddi veya gündelik nitelikli olabilir. Birey, bu sorunlarla baş edemediği, onları yaşantısının orta yerine koyup olduğundan asla hak etmedikleri ölçülerde önemseyip büyüttüğü, dahası bunları bir obsesyona dönüştürüp tüm varlığıyla onların objesi durumuna geldiğinde kaos ve ardından yıkım kaçınılmaz olur. Bu çalışmamızda, Beşir Fuad vakasını intiharın belli başlı nedenlerine başvurarak bir anlamlandırma denemesine gireceğiz. Bunu yaparken yaşadığı sıkıntıların her birini bu ölçütler ışığında değerlendirirken, yazarın özellikle dünya görüşünü göz önünde tutup ona daha çok uyan materyalist &amp;ndash; pozitivist- egzistansiyalist görüş bağlamında “iç ben”i üzerinde duracağız. Bilinç ve iradenin tavrına bağlı olarak “eyleyen süje” ve “eylenen süje” şeklinde benlik kırılması / bölünmesi yaşanır ve belki de son tahlilde intiharın kapısını açan veya kapatan bu aşamadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEMOKRATİKLEŞME VE TÜRKİYE’DE DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KARŞILAŞILAN TEMEL SORUNLAR</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59130</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59130</guid>
      <author>Hüseyin AKSU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Demokrasinin uzunca bir tarihi olsa da demokratikleşme 20. Yüzyıl’da otoriter yönetimlerden demokratik yönetimlere geçiş sürecinin artışı ile birlikte gündemi meşgul eden önemli konulardan biridir. Bu çalışma, demokrasi, demokratikleşme ve Türkiye’de demokratikleşme sürecinde karşılaşılan temel sorunlar etrafında demokratikleşmeye ilişkin tartışmalara katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede ilk olarak demokrasinin tarihsel gelişim süreci ve anlamı ele alınmaktadır. Daha sonra demokratikleşme tanımlanarak demokrasiye geçiş ve demokrasinin yerleşmesi sürecine yönelik demokratikleşmenin çeşitli aşamalarından bahsedilmektedir. Son olarak Türkiye’de demokrasiye geçiş süreci ve demokratikleşme sürecinde karşılaşılan temel sorunlar incelenmektedir. Genel olarak demokrasiyi ve demokratikleşmeyi, özel olarak ise Türkiye’de demokratikleşme sürecinde ortaya çıkan sorunları konu edinen bu çalışmanın demokratikleşmeye ilişkin yapılan araştırmalara önemli bir kaynak olacağı düşünülmektedir. Türkiye’de 1946’da başlayan demokrasiye geçiş süreci sonrası askeri darbeler ve darbe sonrası hazırlanan anayasalarla getirilen vesayetçi kurumlar 2000’li yıllara kadar demokratikleşmenin önünde engel olmuştur. 2000’li yıllarda demokratikleşmeye ilişkin önemli düzenlemeler hayata geçirilmişse de siyasal iktidarı denetleme görevi olan muhalefetin işlevsizliğinin demokrasinin yerleşmesinde önemli bir eksiklik olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>21. YÜZYILDA KÜRESEL TİCARETİ YÖNLENDİRMEDE YENİ ARAYIŞLAR</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59131</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59131</guid>
      <author>Orhan CENGİZ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Küreselleşme ile birlikte küresel ticaretin seyri zaman zaman farklı eğilimler gösterse de genellikle işleyiş kurallarını ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin birçoğu kendi lehlerine olacak şekilde dizayn etme çabası içerisine girmişlerdir. 21. yüzyılda küresel ticareti yeniden yapılandırma arayışlarının esasında 2001 yılındaki Doha Görüşmelerinin tıkanmasından sonra ABD öncülüğünde başladığı söylenebilir. Bu arayışların hız kazanmasında genel olarak Asya ülkelerinin dünya ticaretinde aldıkları payların giderek artış göstermesi, özelde ise Çin’in ABD’ye en önemli rakip olarak görülmesi ve neomerkantilist politikalar sonucu Çin’in ABD’ye karşı ticarette ve döviz rezervinde üstünlük sağlaması etkili olmuştur. Bununla birlikte dünya ekonomisinin ağırlık merkezinde yaşanan eksen kaymasının Atlantik ve Batı’dan Asya’ya doğru gerçekleşmesi küresel ticaretin ABD önderliğinde yeniden yönlendirilmesi arayışlarını güçlendiren bir diğer kritik unsur olmuştur. Bu sebeple Çin’in dünya ticaretindeki hâkimiyetini kırabilmek için ABD, Avrupa Birliği (AB) ile Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) ve Pasifik Okyanusu’na kıyısı olan on bir ülke ile de Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) projelerine yönelmiştir. Her iki mega küresel ticari oluşum, dünyada yaşanan gelişmelerle birlikte dikkate alındığında dünyanın en liberal ülkelerin kendi amaçları gerçekleşirken serbestleşme yanlısı, tam tersi durumda ise müdahaleci ve özünde küreselleşme öğretisi ile çelişen uygulamaları benimsemeleri açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu amaçla çalışmada ABD ile Avrupa Birliği arasında görüşmeleri devam eden, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) ile ABD’nin 2017 başlarında ayrıldığı; fakat yeniden müdahil olma çabalarının gündeme geldiği Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP)’nın küresel ticareti yeniden biçimlendirme stratejileri karşılaştırmalı biçimde ortaya konulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEMATİK AKVARYUM DENEYİMİ: TRİPADVİSOR YORUMLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59099</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59099</guid>
      <author>Semra AKTAŞ POLAT,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, turistik deneyimin psikolojik etkisinin ortaya çıkarılmasıdır. Turistik deneyimin psikolojik etkileri, deneyimin duygusal, bilişsel, deneyimsel ve dönüşümsel etkisiyle açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırma kapsamında, 2013-2017 tarihlerinde farklı ülkelerden gelerek Tematik Akvaryum ziyareti gerçekleştiren ve deneyimlerini TripAdvisor.com’da paylaşan ziyaretçilerin yorumları içerik analizi ve frekans analizi ile irdelenmiştir. Bu çalışmada deneyimlerin psikolojik yönü duygusal, bilişsel, deneyimsel ve dönüşümsel olarak adlandırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, tematik akvaryum deneyiminin duygusal etkisinin, bilişsel, deneyimsel ve dönüşümsel etkisinden daha fazla hissedildiği sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal etkiyi ise sırasıyla deneyimsel, bilişsel ve son olarak dönüşümsel etkinin takip ettiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“YOU’RE ON EARTH, THERE’S NO CURE FOR THAT!”: THE DYSTOPIAN FUTURE OF NATURE IN SAMUEL BECKETT’S ENDGAME</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59113</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59113</guid>
      <author>Kevser ATEŞ,</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SATIŞ ELEMANLARININ CİNSİYET KİMLİĞİNİN SATIŞ PERFORMANSI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ VE BİYOLOJİK CİNSİYETİN DÜZENLEYİCİ ROLÜ: PERAKENDECİLİK SEKTÖRÜNDE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59114</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59114</guid>
      <author>Gamze AKÇAY,, Erkan ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Satış elemanlarının performansında sadece biyolojik cinsiyetleri değil, aynı zamanda kadınsılık veya erkeksiliği ifade eden cinsiyet kimliği de önemlidir. Literatürde satış elemanlarının performansı üzerinde biyolojik cinsiyetin etkilerini ele alan çalışmaların bulunduğu, ancak satış elemanlarının cinsiyet kimliğinin satış performansı üzerindeki etkisini ve bu etki üzerinde biyolojik cinsiyetin düzenleyici etkisini araştıran çalışmaların oldukça kısıtlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, satış elemanlarının cinsiyet kimliğinin satış performansı üzerindeki etkisini ve biyolojik cinsiyetin düzenleyici etkisini araştırmaktır. Araştırma verileri perakende sektöründe çalışan satış elemanlarından yüz yüze anket yönetimiyle toplanmıştır. Elde edilen veriler, doğrulayıcı faktör analiziyle incelenmiş ve daha sonra cinsiyet kimliğinin satış elemanlarının performansı üzerindeki etkisi yapısal eşitlik modellemesiyle değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda, satış elemanlarının cinsiyet kimliği rollerinin satış performansını olumlu yönde etkilediği bulunmuştur. Araştırmada ayrıca biyolojik cinsiyet açısından da analiz yapılmıştır. Analiz sonucunda erkeklere göre, kadınsı cinsiyet kimliği satış performansı üzerinde etkili olduğu; kadınlara göre ise erkeksi cinsiyet kimliğinin satış performansı üzerinde etkili olduğu bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK BAĞLAMINDA ARNAVUT ETNİSİTESİ; NİKSAR(TOKAT) ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59120</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59120</guid>
      <author>Recep CENGİZ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dünyada homojen bir toplumdan söz etmek mümkün değildir. Bu anlamda çok kültürlülük, tüm toplumda grubun kendi kültürel ve fiziksel mekânlarında, bölümlerinde veya toplumsal katmanlarında bulunması demektir. Bu bağlamda çok kültürlülük, alt kültür, göç, iskan, diaspora ve kültürel değişim gibi sosyolojik olguları içine alan bir yaklaşım içermektedir. Osmanlı toplum yapısı, ABD, Almaya ve Fransa belirgin tipik çok kültürlü toplum örneklerini oluşturmaktadır. Toplumların çoğunda kültürlerin çeşitliliğinden kaynaklanan sorun, ideolojik bazı çevrelerin kışkırtmalarından kaynaklanabileceği gibi münferit bir olayın manipülasyonu ile gerçekleşebilmektedir. Ancak çoğu zamanda bir sorun oluşturmadan varlık karakterini de sürdürebilmektedir. Örneğin Türkiye’de &amp;ndash;Niksar- yerleşik etnik ve dini grupların sahip olduğu çok kültürlülük, bir çatışma değil bir bütünleşme kriteri bir kültürel yoksulluk değil bir zenginlik olarak varlığını sürdürmektedir. Çalışmanın konusu, çok kültürlülüğün tipik bir örneği olan Niksar/Tokat’ta çok kültürlülüğün nasıl algılandığıdır. Araştırmanın amacı, Arnavut etnik grupların düşünceleri ve eylemleri hakkında sosyolojik analiz yapmaktır. Bilgi toplama tekniği ise Arnavut etnik gruba mensup bireylerce kurulmuş ve sürdürülen sivil örgütlerin yönetici ve üyeleri ile ya da etnik gruplara mensup bireylerle yapılan mülakatlardan oluşmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİCİLER AÇISINDAN ELEKTRONİK TİCARET</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59123</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59123</guid>
      <author>Arzu ŞENER,, Alper COŞKUN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde internet, hemen hemen her eve girmekte, insanlar birçok işini internet ile yapabilmektedir. Küreselleşme neticesinde hayatımızda bulunan ekonomik, kültürel ve sosyal sınırlar zayıflamış, bilgiye ulaşmak kolaylaşmış ve küresel ticaretin önündeki engeller azalmıştır. Bu bağlamda internetin hızlı gelişimi ve dünya genelinde yaygınlaşması ile ön plana çıkan e-ticaret hem işletmelere hem de tüketicilere sağladığı avantajlar sebebi ile tercih edilir hale gelmiştir. Çalışmada e-ticaretle ilgili temel kavramlar ve e-ticaretin kapsamı ile avantajları ele alınmış olup ayrıca elektronik ticaret sözleşmeleri ve mesafeli sözleşmeler arasındaki ayrıma, bu kapsamda ülkemizde tüketicilere sağlanan yasal haklara, yapılan mevzuat değişikliklerine ve mevzuat değişikliği önerilerine yer verilmiştir. Çalışmada e-ticaret konusu ele alınırken ağırlıklı olarak günümüzde yaygın olarak kullanılan internet siteleri aracılığıyla yapılan üreticiden tüketiciye yönelik e-ticaret ve uzaktan iletişim araçları ile akdedilen mesafeli sözleşmeler üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE PANSİYONLARINDA KALAN ÖĞRENCİLERİN MESLEKİ OLGUNLUK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59132</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59132</guid>
      <author>Ata PESEN,, Metin ÇELİK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Mesleki olgunluk, içinde bulunduğu gelişim döneminde kendisinden beklenen mesleki gelişim görevlerini başarıyla yerine getirmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Bu araştırmanın amacı ortaöğretime bağlı pansiyonlarında kalan öğrencilerinin mesleki olgunluk düzeyini cinsiyet, sınıf ve yaş değişkenleri açısından incelemektir. Araştırma, betimsel tarama modellerinden ‘genel tarama modeli’ şeklinde desenlenmiştir. Araştırma, Siirt ilinde dört farklı ortaöğretim kurumunun pansiyonlarında kalan 150’si erkek, 100’ü kız olan 11. ve 12. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kuzgun ve Bacanlı (2005) tarafından geliştirilen Mesleki Olgunluk Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesi amacıyla bağımsız örenklemler t-Test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda pansiyonda kalan lise öğrencilerinin mesleki olgunluk düzeyi ortalamasının düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mesleki olgunluk düzeyleri açısında cinsiyet değişkeninde kızlar lehine, sınıf değişkenine göre mesleki olgunluk düzeyi açısından 12. sınıflar lehine ve yaş değişkeni açısından 19 yaş lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNİN ÖĞRETİM ELEMANLARININ DIŞ GÖRÜNÜŞLERİNE DAİR GÖRÜŞLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA: UŞAK ÜNİVERSİTESİ ULUBEY MESLEK YÜKSEKOKULU ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59133</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59133</guid>
      <author>Emine BAKAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İletişim türlerine bakıldığında sözsüz iletişimin rolü yadsınamaz. Gerek konuşmadan iletişim kurmaya, gerekse de beden diline bakıldığında karşıdaki kişinin “ne söylediğinden” ziyade, “nasıl söylediği” ile ilgilenilmektedir. İnsanların dış görünüşü kendileri hakkında karşısındaki kişinin gözünde bir ön mektup anlamı taşır. Buna göre karşımızdaki kişinin aklında iyi veya kötü, temiz veya pis, disiplinli veya rahat, sorumlu veya sorumsuz, renkli veya renksiz, enerjik veya enerjik değil şeklinde izlenimler oluşturabiliriz. Bu çalışmada sözsüz iletişimin elemanlarından görülen insanların dış görünüşünün, öğretim elemanları kategorisinde, öğrenci gözüyle değerlendirmesi yapılmaya çalışılmıştır. Araştırmada anket tekniği kullanılmış olup, anketler öğrencilere elden dağıtılmış ve toplanmıştır. Uşak Üniversitesi Ulubey Meslek Yüksek Okulundaki öğrencilere uygulanan bu anket çalışmasında veriler SPSS 22.0 istatistiksel veri analiz paket programına geçirilmiş, analizleri yapılmış ve değerlendirilmiştir. Burada anketi uygulayan öğrencilerin Öğretim Elemanlarının resmi veya şık giyinmesinden, saç renklerine kadar, kullandığı aksesuarlardan, sürekli aynı kıyafeti giymesine veya öğrencilerin tarzında giyinmesine dair görüşleri alınmış ve genel ortalamaları değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE UYGULANAN SINAİ STRATEJİ VE POLİTİKALARIN TÜRKİYE İMALAT SANAYİNE OLAN ETKİLERİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59134</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59134</guid>
      <author>Hilal KUVVETLİ YAVAŞ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;2008 küresel krizinin ardından dünyada, sürdürülebilir büyümenin sağlanabilmesi için sanayileşme ve sanayi politikaları yeniden önemli bir ekonomik ve politik gündem haline gelmiştir. Bunun en somut örneklerinden biri Avrupa Birliği’nin 2020 Stratejisi ile AB’de imalat sanayinin ulusal hasıla içindeki payını, 2013’teki yüzde 15 seviyesinden yüzde 20’ye çıkarmayı hedeflemesidir. Nitekim Sanayi 4.0 ismi ile anılan yeni teknolojik gelişme gündeminde Almanya başı çeken ülkelerden biridir. Bu bağlamda, küresel sınai ve teknolojik rekabet ve belirsizlik ortamında Türkiye gibi henüz olgun bir sanayi ülkesi olamamış ülkelerin geçmiş sanayileşme serüveninin ele alınması, hangi koşullar altında hangi politika uygulamalarının ne gibi sonuçlar ürettiğini irdelemek, geleceğe dönük etkin sınai politika çıkarımları yapabilmek için kuşkusuz bir gerekliliktir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren hangi sınai strateji ve politikaların uygulandığını, uygulanan sınai strateji ve politikaların imalat sanayinde ne gibi değişimler meydana getirdiğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, sınai politika değerlendirmeleri, Türk imalat sanayi açısından kritik tarihsel olay ve dönemeçler, önemli sınai strateji ve politika değişiklileri gözetilerek belirlenmiş dönemler çerçevesinde ve önemli ulusal belgelerin incelenmesine dayalı olarak yapılacaktır. Türkiye’de sınai politika değerlendirmelerinin ardından, belirli parametreler çerçevesinde Türk imalat sanayine ilişkin istatistiki verilere ve çalışmalara dayanan analizlere yer verilecektir. Böylece Türkiye imalat sanayinin mevcut durumu, Türkiye’nin sanayileşme serüveninin geldiği son aşama değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EKİM DEVRİMİ VE DEVRİM’İN SİLMEYE ÇALIŞTIĞI İNSAN TİPİNİN KARAKTERİSTİK RUS ÖRNEĞİ: OBLOMOV</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59135</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59135</guid>
      <author>Mehmet Nazım UYGUR,, İlker İŞLER</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dünyanın en önemli devrimlerinden biri olan Ekim devrimi feodal düzene, üretimsizliğe ve tembelliğe karşı bir başkaldırıdır. Ekim devrimine kadarki Rusya’da kısmen feodal ve kapitalist bir düzen görülür. Atalarının bıraktıkları mülk ile rahatça yaşayan derebeyleri mutluluğun işsizlikte olduğunu düşünmüşlerdir. Bu feodal düzenin tipik karakteri de Oblomov’dur. Rus derebeylik sınıfını temsil eden Oblomov olağanüstü uyuşuk bir karakterdir. Rusya’da toprak köleliğinin son bulmaya yüz tuttuğu bir dönemde bu yeni yaşama uyum sağlayamayan derebeylerin iki yaşam arasındaki sıkışmışlığının tanımıdır Oblomovluk. Bu çalışmanın amacı, Ekim Devriminin özelde Rusya topraklarından, genelde ise dünya üzerinden silmeyi amaçladığı insan tipinin en çarpıcı örneği sayılabilecek Oblomov’un, aslında yok edildiği sanıldıkça karşımıza yeniden çıkan insani bir durumun temsilcisi olduğunu ve en büyük devrimlerin bile onu tamamen silmeyi başaramadığı ibretlik bir karakter olduğunu gösterebilmektir. Oblomov, kendi döneminde tembellik ve çalışkanlık, üretim ile üretimsizliğin merkez karakterlerinden biri olurken, sonraki dönemde gerçekleşen Ekim Devriminin de referans karakterlerinden biridir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAPISALCILIĞIN ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN GEOMETRİ DERSİNDEKİ ÇOKGENLER KONUSUYLA İLGİLİ BAŞARILARINA VE GEOMETRİYE YÖNELİK TUTUMLARINA ETKİSİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59136</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59136</guid>
      <author>Şükrü İLGÜN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Yapısalcılık temel olarak matematiksel bilgi ve onun gelişimi hakkında düşünmek için farklı bir yol sunmaktadır. Bu çalışmada, yapısalcı öğrenmenin ortaöğretim geometri dersinde yer alan çokgenler konusundaki öğrenci başarılarına ve öğrencilerin geometriye yönelik tutumlarına etkisi araştırılmıştır. Araştırma Erzurum ili Aşkale ilçesindeki Aşkale Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencileri üzerinden yürütülmüştür. Nicel verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma ve bağımsız grup t-testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir; yapısalcılığın ortaöğretim öğrencilerinin geometri dersinde çokgenler konusundaki başarılarına ve geometriye yönelik tutumlarına önemli bir etkisi vardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE EFFECT OF NEPOTISM ON ORGANIZATIONAL COMMITMENT: AN EXAMPLE OF BUSINESS PRIVATIZED VIA PROPERTY OWNERSHIP OF EMPLOYEES</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59137</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59137</guid>
      <author>Polat YÜCEKAYA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, nepotizmin örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışına etkisini incelemektir. Araştırmanın evreni, çalışanların mülkiyet sahipliği yolu ile özelleştirilen bir ağır sanayi işletmesi çalışanlarından oluşmaktadır. Evrenin büyük olması nedeni ile örneklem yöntemlerinden kolayda örneklem yöntemi kullanılmıştır. Nepotizmin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini belirlemek için, 28 Ocak - 15 Nisan 2016 tarihleri arasında anket aracılığı ile veri toplanmıştır. Araştırmada kullanılan anketteki ölçekler Meyer, Allen ve Smith (1993) tarafından hazırlanmış olan 18 ifadeli örgütsel bağlılık ölçeği yer almaktadır. Abdalla, Maghrabi ve Raggad, (1995) tarafından hazırlanan ve 14 ifadeden oluşan nepotizm ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilere frekans analizi, faktör analizi, güvenilirlik analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi ve t testleri yapılmıştır. Çalışanların mülkiyet sahipliği yolu ile özelleştirilen işletme çalışanlarının nepotizm algıları ile örgütsel bağlılıkları arasında negatif bir ilişki olduğu ve ters yönde etkilediği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUKLARDA EMPATİK EĞİLİM, UMUT VE ÖZ YETERLİĞİN OKULA BAĞLANMAYI YORDAMA DÜZEYLERİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59140</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59140</guid>
      <author>Firdev SAVİ ÇAKAR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı çocuklarda empatik eğilim, umut ve öz yeterliğin okula bağlanmayı yordama düzeylerinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen çalışmanın bağımlı değişkeni okula bağlanma; bağımsız değişkenleri ise empati, umut ve öz yeterlik olarak belirlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları ilkokul 4. sınıfa devam eden 189 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Çocuk ve Ergenler İçin Okula Bağlanma Ölçeği, KA-Sİ Empatik Eğilim Ölçeği (Çocuk Formu), Çocuklarda Umut Ölçeği ve Çocuklar İçin Öz-Yeterlik Ölçeği ile toplanmış; verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonunda, empatik eğilim, öz yeterlik ve umut değişkenlerinin okula bağlanmayı anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Buna göre, çocukların empatik eğilimleri, öz yeterlik ve umut düzeyleri arttıkça okula bağlanma, öğretmene bağlanma ve arkadaşa bağlanma düzeyleri artmaktadır. Okul psikolojik danışma ve rehberlik çalışmaları kapsamında çocukların okula bağlanma düzeylerinin artırılmasında, empatik eğilim, umut ve öz yeterlik düzeylerinin geliştirilmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir. A</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞLETMELERDE DIŞ KAYNAK KULLANIMININ NEDENLERİ VE RİSKLERİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59141</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59141</guid>
      <author>Beyza ERER,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüzde küreselleşmenin ve teknolojinin giderek artış gösteren gelişimi ve işletmelerin sınır tanımayan büyüme istekleri rekabet ortamının etkin bir yapı kazanmasına neden olmuştur. Böylesi bir ortamda birçok işletme faaliyetlerini sürdürebilmek, dünya pazarında yerini alabilmek ve bu pazarda rekabet edebilmek için farklı yönetim stratejilerinden yararlanmaktadırlar. İşletmelerin yararlandıkları bu farklı stratejilerden biri de dış kaynak (outsourcing) kullanımıdır. Dış kaynak kullanımı, işletmelerin temel yeteneklerine odaklanmasına ve temel yeteneklerinden olmayan faaliyetlerini ise alanında uzmanlaşmış başka işletmelere devretmesine dayalı bir yönetim stratejisidir. Başlangıçta yalnızca maliyetleri düşürmek amacı ile yararlanılan dış kaynak kullanımı daha sonraları çeşitli nedenlere bağlı olarak giderek daha yaygın kullanılan bir yönetim stratejisi olmuştur. Her geçen gün önemi daha da artan dış kaynak kullanım stratejisi önemli avantajlar sağlarken bir takım risklerinin de olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda, bu çalışma ile tüm dünya genelinde uygulama alanı bulan dış kaynak kullanım stratejisinin nasıl gelişme gösterdiği, işletmelerin bu stratejiyi neden kullandıkları ve bu stratejinin taşıdığı olası risklerin neler olduğu konularına açıklık getirme amaçlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE EFFECTS OF INTERACTIVE APPLICATIONS ON VISITORS’ EXPERIENCE: A CASE OF GOBEKLITEPE, TURKEY</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59138</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59138</guid>
      <author>Mustafa DOĞAN,; S. Emre DİLEK , Gulriz KOZBE</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2019 YEREL YÖNETİM SEÇİMLERİ ANKETİ: KONYA</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59058</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59058</guid>
      <author>Mehmet BÜYÜKÇİÇEK,; Hasan HAKSES; Servet SAY , E. Fazıl ÇÖLLÜ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada, 9 Mayıs 2018-4 Haziran 2018 tarihleri arasında Konya’nın 3 merkez ilçesi olan Karatay, Meram ve Selçuklu’da ikamet edenlere internet üzerinden gerçekleştirilen bir anket çalışması ele alınmakta ve bu ankete verilen cevaplar değerlendirilmektedir. Anket çalışmasına 1014 kişi iştirak etmiştir. Ankette, katılımcılara 2019 Yerel Seçimleri öncesi beklentilerini ölçmeye dönük sorular yöneltilmiştir. Bu kapsamda ankete katılanlara ilçe belediyesi hizmetleri memnuniyetinden büyükşehir belediyesi hizmetleri memnuniyetine, bir önceki yerel seçimdeki tercihlerinden 2019’daki yerel seçimlerde kullanacakları oya varıncaya kadar geniş bir yelpazede sorular yönetilmiştir. Bu çalışmayla ankete katılanların cevapları değerlendirilerek bu kapsamda Konya’da ikamet edenlerin ilçe ve büyükşehir belediyesi seçimlerindeki algısı ölçülmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK GELİŞİMİ PROGRAMI ÖĞRENCİLERİNİN GELECEĞE DAİR UMUTSUZLUK DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59171</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59171</guid>
      <author>Mehmet Şaban AKGÜL,, Nagehan AKGÜL</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırma ile Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Gençlik Hizmetleri ve Çocuk Bakımı Bölümü, Çocuk Gelişimi Programı öğrencilerinin geleceğe dair umutsuzluk düzeylerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında nicel veri toplama yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçek 20 madde ve üç alt boyuttan oluşmaktadır. Bu alt boyutlar, “gelecekle ilgili duygular ve beklentiler”( 1-3-7-11-18. maddeler), “motivasyon kaybı” (2-4-9-12-14-16-17-20. maddeler) ve “umut” (5-6-8-10-13-15-19. maddeler) olmak üzere belirlenmiştir. Yapılan araştırmanın evrenini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Gençlik Hizmetleri ve Çocuk Bakımı Bölümü, Çocuk Gelişimi Programı’nda öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 2018&amp;ndash;2019 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Gençlik Hizmetleri ve Çocuk Bakımı Bölümü, Çocuk Gelişimi Programı’nda öğrenim gören toplam 177 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi kısmında SPSS paket programı kullanılmıştır. Kullanılan ölçme aracının geçerlilik ve güvenirlik seviyeleri kabul edilebilir değerler arasındadır. Öğrencilerin yaşamlarının çoğunu geçirdikleri yerleşim birimi durum değişkenine göre anlamlı farklılıklar diğer değişkenlere oranla daha fazla çıkmış olup, ilden daha küçük yerleşim biriminde yaşayanların umutsuzluk düzeylerinin daha fazla olduğu belirlenmiştir. Toplam ölçek puanına göre, araştırmaya katılan öğrencilerin geleceğe dair umutsuzluk düzeylerinin hafif düzeyde olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE ÇALIŞAN AKADEMİSYENLERİN ÖRGÜT KÜLTÜRÜNÜN ÖRGÜTSEL VATANDAŞLIK DAVRANIŞLARINA ETKİSİNİN YAPISAL EŞİTLİK MODELİ İLE ANALİZİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59156</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59156</guid>
      <author>Mine ŞENEL,, Orhan NAKIŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bulunduğumuz çağdaki rekabet ortamındaki hızlı gelişme ve değişmeler, örgütleri bir yandan en iyi insan kaynaklarına nasıl ulaşılabileceği üzerine çalışırken, diğer yandan da örgütlerin ellerindeki mevcut işgücü imkanlarından azami ölçüde yararlanmaya yöneltmektedir. Özellikle ister kamu isterse özel işletmeler, çalışma ortamının düzenlenmesi, çalışma saatleri ve ücretleri, performans çalışmaları, gibi daha birçok konu üzerine farklı yöntemler bulmak için zaman harcamaktadır. Bu noktada bu çalışmada ise, Türkiye’de bulunan 206 üniversite içinde Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan üniversitelerde çalışan akademisyenlerin bulundukları üniversitelerdeki örgüt kültürünün, örgütsel vatandaşlık davranışlarına olan etkileri araştırılmıştır. Araştırmada, veri toplama yöntemi olarak anket yöntemi kullanılmış olup, elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modeli ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, oluşturulan yapısal eşit modeli incelendiğinde akademisyenlerin örgüt kültürü ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERZURUM YEREL GAZETELERİNDE KULLANILAN SLOGANLARIN GÖSTERGEBİLİMSEL ANALİZİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59155</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59155</guid>
      <author>Gökhan BAK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Halkın isteklerine tercüman olan yerel basın, aynı zamanda yöre halkına kendilerine değer verildiğini gösterir. Her türlü gelişmelerden haberdar ederek; sunduğu haberlerde, fotoğraflarda, sıkıntılarda, etkinliklerde bir nevi yöre halkına yaşadığı yerin her gün bir hatırlatmasını yapar. Gazetelerde sunulan haberler, okuyucuların bakış açılarını yönlendirir. Bu yönlendirme ise gazetenin kullandığı sloganla başlar. Basın İlan Kurumu’nun resmi internet sayfasında yer alan Erzurum yerel gazetelerinde kullanılan sloganlar, araştırma kapsamında göstergebilimsel olarak çözümlenmiştir. Sloganlarda; hedef kitleyi etkilemek amacıyla görsel ve dilsel iletilerin olduğu, bunlar sayesinde anlamlar yüklendiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞLETMELERDE KADIN YÖNETİCİLERDE CAM TAVAN SENDROMU VE KARİYER ENGELLERİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59115</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59115</guid>
      <author>Reyhan KARAOĞLAN,, Sefer GÜMÜŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Son yıllarda nitelikli kadın işgücünün çalışma yaşamına dâhil olma oranı giderek artmaktadır. Ancak üst düzey yönetim kademelerinde kadınların yeterince yer bulamadıkları, daha çok alt kademe yöneticilik görevlerinde çalıştırıldıkları, Türkiye ve dünyadaki araştırmaların sonuçlarından anlaşılmaktadır. Kadınların kariyer hedeflerine ulaşabilmek için birçok engelle karşılaştıkları bilinmektedir. Ataerkil toplum yapısının kadına ve erkeğe biçtiği roller gereği, toplumlarda güçlü liderlik gerektiren konumlarda kadının yer almasının önüne geçilmektedir. Üst düzey yöneticilik de güçlü liderlik gerektirdiğinden, kadınların sosyal ilişkilere önem vermesi, duygusal olmaları gibi nedenlerle başarılı olamayacaklarına olan inanç, toplumların uzun yıllar genel kabul görmüş yargılarını oluşturmuştur. Günümüzde de üst düzey yöneticiliğin erkeklere atfedilen bir görev olduğu düşüncesinin oldukça yaygın olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan, daha çok kadın yöneticilerin kariyer engellerini ifade etmek kullanılan bir kavram olan, cam tavan sendromu incelenmiştir. Çalışmanın uygulama bölümü, İstanbul ilinde kamu iletişim hizmet (PTT) sektöründe çalışan kadın ve erkek yöneticiler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma tarama modeli ve nicel bir betimleme çalışmasıdır. Araştırma kapsamında PTT’de çalışan 66 kadın 116 erkek olmak üzere toplam 182 yöneticiye, cam tavan sendromuna ilişkin algılarını ölçmek amacıyla 50 soru yöneltilmiş ve çıkan verilerin analiz edilmesinde SPSS-21 istatistik programı kullanılmıştır. Cam tavan engelleri olarak nitelendirilen “çoklu rol üstlenme, kişisel tercih ve algılar, mesleki ayrım, cinsiyete dayalı kalıp yargılar, kraliçe arı sendromu, örgüt kültürü, resmi olmayan iletişim ağlarına katılamama ve mentor-rol model eksikliği” engellerinin PTT’de çalışan kadın yöneticileri büyük ölçüde etkilediği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN ETKİLEŞİMLİ TAHTA KULLANIMINA YÖNELİK TUTUMLARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59142</link>
      <guid isPermaLink="true">https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=59142</guid>
      <author>Seyit ULUGÖL,, Murat GENÇ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Fatih projesi kapsamında 2012&amp;ndash;2013 eğitim öğretim yılında Anadolu Liselerinde kullanılmaya başlanan Etkileşimli Tahta daha sonraki yıllarda ortaokullarda da kullanılmaya başlanmıştır. Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin etkileşimli tahtaya yönelik tutumları çeşitli değişkenler açısında incelenmiştir. Araştırmaya Düzce ilinde bulunan 4 merkez ve 3 taşra okulunda öğrenim gören 329 kadın ve 324 erkek olmak üzere 653 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere Etkileşimli Tahta Tutum Ölçeği (Çelik ve Atak, 2012) uygulanmıştır. Ölçek beşli likert tipi seçenekler içermekte, 15 olumlu ve 9 olumsuz olmak üzere 24 maddeden oluşmaktadır. Uygulama sonucu elde edilen veriler SPSS 24. Paket program kullanılarak analiz edilerek ortaokul öğrencilerinin etkileşimli tahtaya yönelik tutumlarının sınıf düzeyine, cinsiyete, kullanım sıklığına, şehir merkezi ya da taşrada ikamet etmelerine ve öğrenim gördükleri okullara göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma sonucunda cinsiyet ve kullanım sıklığı değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p&gt;0.05). Sınıf düzeyi ve şehir merkezi ya da taşrada ikamet etme değişkenleri açısından ise anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p&lt;0.05).</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


